(1600 S. K. m. 30)
1-KONU: Sömestr tatilinin firar suçunu kesmiyeceğine dair olan Askeri Yargıtay Genel Kurulunun 5.10.1962 gün ve 62/1930-87 sayılı kararı ile Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 12.12.1965 gün ve 65/21-2 sayılı kararı arasındaki mübayanetin giderilerek İçtihatların birleştirilmesinin, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 16.3.1965 gün ve 65/688 sayılı yazılarıyla talep edilmesinden ibarettir.
I- KONUNUN GÖRÜŞÜLMESİ: 127 sayılı kanunun 13 ncu maddesinin son fıkrasına göre yapılmış olan mezkur talebin kurulda görüşülmesi oybirliği ile kabul edilmiştir.
III- İNCELEME: 1- (.....sanığın 2 Ocak 1962 tarihinde firarından sonra 1.2.1962 tarihinde gelen sömestr tatilinin dahi firarı kesmemekte olmasına, zira mütemadi suçlarda bulunan firari ancak dehalet veya yakalanma halli kesebilmekte olup sömestr tatilinin kesmemekte olmasına, filhakika firar fiili dahi bir suç kasdı üzerine kanundaki unsurları itibariyle işlenerek sömestr tatili gibi sanığın iradesine tabi olmıyan bir olayın firar suçunu nihayetlendirmesinin kanunen mümkün bulunmamasına ve esasen bu halin kabulü halinde kanunen hassaten ya bizzat suçluların iradesine "dehalet etmek suretiyle" veya devletin yetkili mercilerindeki şahıslara "yakalama suretiyle" bırakılmış olan firar suçunu "kesme" nihayetlendirmenin, bu şahısların iradeleri dışındaki birtakım olaylara ve sebeplere bırakılması demek olacaktır ki bunun da açıkça kanun hükümlerine karşı bulunmasına binaen, savcılığın varid ve kabule şayan görülmeyen itirazlarının Reddine) dair olan Askeri Yargıtay Genel Kurulunun 5.10.1962 gün ve 1962/1930-87 sayılı kararı,
2 - (......1 Şubat 1964 tarihinde sömestr tatili başlamadan 2 gün evvel 30 Ocak 1964 tarihinde firar eden sanığın kasdı, sömestr tatiline kadar olan zamana münhasır olup bu kasıtla harekette bulunduğu sömestr tatilinin sona erdiği tarihten itibaren rapor almış olmasıyla da sübuta erdiğine ve sömestr tatili idarenin umumi bir izni mahiyetinde bulunduğuna göre, Başsavcılığın "1 Şubat 1964 tarihinde sömestr tatilinin başlamasından iki gün önce sanığın firar ettiği ve mütemadi bir suç olan firar suçunu sömestr tatilinin kesemiyeceği, sömestr tatilinin bitmesine rağmen dahi vazifesi başına dönmesi keyfiyeti sanığın vazifeye karşı lakaydisinin ve ahlaki redaatini gösterdiği yolundaki itirazı varid ve kabule şayan görülmediğinden oy çokluğu ile Reddine ) dair olan Daireler Kurulunun 12.2.1965 gün ve 65/21-2 sayılı kararı,
3 - (Sanığın firar etmesi, firar cürmünü herhangi bir tatilin kesmemesi, mütemadi bir suç olan firarın ya sanığın nedamet duyarak dehalet etmesi veya yakalanması ile nihayetlenmesi ve nitekim Başsavcılığın itiraznamesinde ve Askeri Yargıtay Hey'eti umumiyesinin 5.10.1962 tarihli ve 1962/1930-87 sayılı ve 1 nci D.nin 7.9.1964 tarih ve 1964/820-902 sayılı, 2 nci D.nin 22.2.1962 gün ve 1962/3191-2964 ve 4.2.1964 gün ve 64/918-977 sayılı kararlarıyla (vazifeleri başından firar eden Yd.Sb.Adayı Öğretmenlerin bu firarlarını sömestr tatili kesmeyip firari ancak dehalet veya yakalanma halleri kesebileceği) müstekar bir vaziyet alması karşısında, Daireler Kurulunun I nci Daire Kararını yerinde bulan bu kararına ayrışık kaldıklarına) Dair olan muhalefet şerhi,
4 - Raportör Üyenin konu ile ilgili muhturası okunup ilgili mevzuat ve gerekçeleri tetkik edildi.
IV- MÜZAKERE VE GEREKÇE: Her ne kadar Başsavcılık 16.3.1965 gün ve 65/688 sayılı yazısında, Genel Kurulun 5.10.1962 gün ve 1962/1930-87 sayılı kararı ile Daireler Kurulunun 12.2.1965 gün ve 65/21-2 sayılı kararı arasında mübayenet bulunduğundan bahisle İçtihatların Birleştirilmesini talep etmişse de, bu kararların mübayin olmadığı anlaşılmıştır. Şöyleki;
5.10.1962 tarihli Genel Kurul kararı ile (Sömestr tatilinin firar suçunu kesmiyeceği) prensibi vazedilmiştir. Bu prensip,12.2.1965 tarihli Daireler Kurulu kararı ile ihlal edilmiş değildir. Zira, daireler kurulunca, firar suçundan sanık Yd.Sb.adayı öğretmen Orhan Aba'nın evvel ve ahir savunması, bilhassa sömestr tatilinden sonra rapor almış olması ve 30.1.1964 ile 1.2.1964 günleri arasında çok kısa bir süre firarda kalması hususları nazarı itibare alınarak firar kasdının sömestr tatiline kadar olan zamana münhasır bulunduğu kanaatiyle hadisesine maksur olmak üzere karar verilmiştir. Şu halde bahis konusu prensip ne ihlal edilmiş, ne de zedelenmiştir.
V- SONUÇ VE KARAR: Yukarıda izah olunan sebepler muvacehesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sömestr tatilinin firarı kesemiyeceğine dair olan Askeri Yargıtay Genel Kurulunun 5.10.1962 gün ve 62/1930-87 sayılı kararı ile Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 12.02.1965 gün ve 65/21-2 sayılı kararı arasında herhangi bir mübayenet bulunmadığına oyçokluğu ile karar verildi. 14.5.1965
MUHALEFET SEBEBİ: Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 12.2.1965 gün ve 65/21-2 sayılı kararı, Askeri Yargıtay Genel Kurulunun 5.10.1962 gün ve 62/1930-87 sayılı kararı ile vazedilen ve sömestr tatilinin firar suçunu kesemiyeceğine dair olan prensibine aykırıdır.
Şöyleki ;
1 - Mütemadi bir suç olan firarın, As. C.K.nun 68 nci maddesine göre ancak sanığın "Kendiliğinden gelmesi" veya "yakalanması ile nihayetlenebileceğine dair olan Başsavcılık itirazinin daireler kurulunca reddedilmesiyle zimmen aksi kanaat kabul edilmiştir.
2 - Firar suçu aynı zamanda şekli bir suçtur. Firar tarihi ile yakalanma veya dehalet tarihleri arasında teşekkül eder ve firar kasdı da bu tarihler arasında mevcut olup, başka bir sebeple sonuçlanamaz. Hal böyle iken, sanığın sömestr tatilinden sonra rapor aldığının firar kasdı cürmisini tayin bakımından bir sebep olarak gösterilmesi kanuna ve tatbikata uygun değildir. Kısa süreli firar da As. C.K.nun 68 nci maddesine göre bir suç olduğundan, sanığın kısa bir süre firarda kalması da kasdi cürmisini tesbit için bir sebep olamaz.
3 - Sömestr tatilinin idarenin umumi bir izni olması, gerek sanığın kastının açıklanması ve gerekse firar suçunun sonuçlanması bakımından muhik bir sebep değildir. Zira bütün resmi bayram tatilleri sömestr tatilinden daha umumi ve kanuni olduğu halde firar suçunu kesememektedir. TSK. İç Hizmet Yönetmeliğine göre Askeri hizmet tatillerde de nöbetçi heyetleri vasıtasıyla devam etmektedir. Yd.Sb. öğretmenler içinde bu yönden bir ayırma düşünülemez.
4 - Daireler Kurulunun mevzubahis kararını hadisesine maksur olarak kabul etmekte doğru değildir. Çünkü kasdın mevcudiyetini gösteren firar süresini tesbit etmek hem zor hem de kanuna aykırı olduğu gibi kısa süreli firarlar da sömestr tatilinden sonra rapor almak her zaman mümkün bulunduğundan kararın çoğunlukla benzer olaylarda emsal teşkil edebileceği cihetle kanun ve vazedilen prensip daimi olarak ihlal edilecek ve uygulanamaz hale gelecektir. Bu sebeplerle mezkur kararlar arasında mübayenet bulunmadığına dair olan karara muhalifiz. 14.05.1965 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy