(765 S. K. m. 30) (353 S. K. m. 220)
I- KONU: T.C.K.nun 30 ncu maddesinin uygulanmasında mahkemelerce yapılan hatanın 353 sayılı kanunun 220 nci maddesine istinaden islahen tasdik yolu ile düzeltilip, düzeltilemeyeceği hususundaki mütebayin içtihatların birleştirilmesinin, Askeri Yargıtay Başsavcılığı tarafından taleb edilmesinden ibarettir.
II- İNCELEME: 1- Müteaddit firar suçundan sanık Er Zeki KILIÇER'in eylemine uyan As.C.K.nun 66/1-A maddesine tevfikan 6 şar aydan bir sene hapsini muhtevi ve 39 ncu TÜM.As.Mahkemesince müttehaz hükmün, Temyizen tetkiki sonucunda verilen ve subuta ilişkin itirazların reddine, (.....tebliğnamede resen ileri sürülen içtima esasında T.C.K.nun 30 ncu maddesine muhalefet hali bulunduğundan cezaların ay olarak cem edilip kalması icapettiğinden bu noktadan hükmün BOZULMASINA, ve fakat 353 sayılı Kanunun 220 nci maddesine tevfikan her iki firara ait cezalar As.C.K.nun 66/1-A maddesine göre 6 şar aydan cem'an 12 ay ettiğinden sanığın, 12 ay müddetle hapsine.........ve hükmün islahen tasdikine) dair olan 2 nci dairenin 7.6.1965 gün ve 1965/445-470 sayılı ilamı,
2- Müteaddit firar suçundan sanık er Cemalettin ALTINBÜKER hakkındaki 39 ncu Tüm. Askeri Mahkemesince müttehaz hükmün, temyizen tetkiki sonucunda verilen ve (......ay olarak tayin edilen cezaların cem'i sonucu seneye tahvili T.C.K.nun 30 ncu maddesi sarahatine aykırı bulunduğundan hükmün bu sebeplerden ötürü As.Mah.Krlş. ve Yrg. Us. K.nun 221 nci maddesine tevfikan resen BOZULMASINA, Bozma sebebine göre As. Mah.Krlş. ve Yrg. Us. K.nun 220 nci maddesine dayanılarak hükmün islahına kanuni mesağ bulunmadığı cihetle tebliğnamede bu noktaya müteallik dermeyan edilen müteala yerinde görülmediğinden REDDİNE,) dair olan 3 ncü Dairenin 14.6.1965 gün ve 1965/508-512 sayılı ilamı,
3- T.C.K.nun 30 ncu maddesinin uygulanması mevzuunda mahkemelerce yapılan hatanın 353 sayılı kanunun 220 nci maddesine istinaden islahen tasdik yolu ile düzeltilebileceği hususundaki As. Yargıtay Başsavcılığının 30.6.1965 gün ve 1965/1841 sayılı yazıları,
4- 127 sayılı Kanunun 13 ncü maddesi gereğince hazırlanan ve 2 nci Dairenin evvelki kararına aykırılığın nedenlerini ihtiva eden 3 ncü Daire Başkanlığının 5.10.1965 günlü raporu,
5- Raportör üyenin konu ile ilgili muhtırası okunup, ilgili mevzuat ve gerekçeleri tetkik edildi.
III- MÜZAKERE VE GEREKÇE: 334 sayılı Anayasanın 141 nci maddesine göre Askeri Mahkemelerce verilen karar ve hükümlerin son inceleme mercii olan Askeri Yargıtay, 353 sayılı As. Mah.Krlş. ve Yrg. Us. K.nun 221 nci maddesi gereğince prensip itibariyle kanuna aykırı gördüğü hükmün bozulmasına karar vererek davaya yeniden bakılmak üzere dosyayı Askeri mahkemeye göndermekle beraber, "Dava dosyalarının Askeri Yargıtay ile Askeri Mahkemeler arasında gidip gelmesi, zaman kaybı ve hükmün kesinleşmesinin gecikmesi"ne mani olmak maksadıyla vaz edilmiş bulunan 353 sayılı Kanunun 220 nci maddesi gereğince "kanunun hükme esas olarak tesbit edilen vakalara uygulanmasında yanlışlık yapılmasından dolayı hükmün" bozulduğu ve hükmü veren hakimin takdirine ihtiyaç göstermeyen ve madde de tadat olunan hallerde bizzat davanın esasına da hükmedilebilmektedir. Mezkur maddede tadat olunan hallerden D fıkrasına göre, "Artırma ve indirme sonunda ceza süresini veya miktarını tayinde maddi yanılma" olduğu taktirde, Askeri Yargıtay davanın esasına hükmedebilecektir. 220 nci maddenin D fıkrasındaki "Artırma ve indirme" tabirine cezaların içtimaıda girmektedir. T.C.K.nun 71nci maddesine göre yapılan toplama işlemindeki yanlışlıklarda bu fıkraya göre düzeltilebilecektir. Bu itibarla artırma ve indirme tabirinin geniş anlamda kabulü gerekir.
Bahse konu olan Askeri Mahkemenin müteaddit firar suçundan sanık Er Zeki KILIÇER hakkındaki mahkumiyet hükmünde, sanığın; fiiline uyan As. C.K.66/1-A maddesine tevfikan altışar aydan cem'an bir sene hapsine karar verilmek suretiyle yapılan uygulamada, hakimin taktirine ihtiyaç göstermeyen, Matematik anlamdaki bir işlemde yanılma yapıldığı aşikar olduğu cihetle, 2 nci Daire tarafından bu hükmün bozulmasından sonra mezkur yanılmanın da düzeltilerek, her iki cezanın toplamını müteakip (12) ay müddetle hapse ve böylece davanın esasına hükmedilmiş olması, kanun vazıının maksadına ve kanunun ruh ve anlamına tamamen uygun görülmüştür.
IV- SONUÇ VE KARAR: Yukarıda izah olunan sebepler muvacehesinde
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: T.C.K.nun 30 ncu maddesinin uygulanmasında yapılan ve hakimin takdirine ihtiyaç göstermeyen, maddi yanılmaların 353 sayılı Kanunun 220 nci maddesinin D fıkrasına istinaden Askeri Yargitay'ca düzeltilerek davanın esasına da hükmedilebileceğine ve bu konudaki mütebayin içtihatların bu suretle birleştirilmesine 6.11.1965 günü oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET SEBEBİ: Askeri Yargıtay'ın en esaslı fonksiyonu, mahkemelerden verilen hükümleri temyizen tetkik etmekten ibaret olup, temyiz tetkikatı neticesinde ileri sürülen temyiz sebeblerini kabule değer görmediği takdirde As. Yrg. Us. K.nun 217 nci maddesi mucibince REDDİNE, varid gördüğü takdirde ise aynı K.nun 221 nci maddesine tevfikan hükmün BOZULMASINA karar verir. Bozma üzerine yapılacak muameleler yine aynı K.nun 220 nci maddesinde tadat olunmuştur.
1- Dava dosyasını yeniden inceleyip sonuçlandırmak üzere hükmü veren As. Mahkemeye göndermek.
2- Dava dosyasını görevli kıldığı bir As. Mahkemeye tevdi etmek.
3- Kanunun, hükme esas olarak tesbit edilen vakıalara uygulanmasında yanlışlık yapılmasından dolayı hükmü bozmuş ise aşağıda yazılı hallerde bizzat davanın esasına hükmetmek.
Kanun (Askeri Yargıtay esasa hükmeder.) diye bir ibare kullanmakla zikrolunan şartların mevcudiyeti tahakkuk ettiği takdirde Askeri Yargıtay'ın hükmü bozacağı ve amir hüküm talâkkisi ile de mutlaka esasa hükmedeceği gibi bir mana taşımakla beraber mülga 1631 sayılı K.nun mütenazır 243 ncü maddesinde de aynen bu ibare gibi (bizzat davanın esasına hükmeder.) şeklinde amir bir hüküm mevcut bulunmasına ve esasa hükmedilmeyi gerektirecek üç şıktan C fıkrasındaki (Kanun yanlış tatbik edilmişse) tarzında kullanılan ifade ve ibarenin çok geniş bir bozma sahasını ihtiva eylemiş bulunmasına rağmen Askeri Yargıtay kanununa muhalefet hallerinden dolayı yaptığı bozmalarda (esasa hükmet.) diye bir zorlamaya sürüklenmemiş ve ahval ve şerait ve her türlü fayda mülâhaza ve tezekkür edildikten sonra islâhen tasdiki mümkün olabilecek bir hükmü bozmakla yetinerek dava dosyasını mahalline iade etmiştir. Bu hususta Askeri Yargıtay'ın takarrur eylemiş bir çok içtihadı mevcuttur. Bu suretle tekriri muhakemeye ve mahkemelerin direnme haklarına imkân verilmiş olacağı gibi hâkim bizzat hatasını görerek kanunun doğru tatbikatını yeniden tesis eyleyeceği bir hükümle anlamış bulunacaktır. Nitekim inançları birleştirmeye konu olan T.C.K.nun 30 ncu maddesinin mahkemece hatalı tatbik edildiği görülmüş ve hüküm bu yüzden bozulmuştur. Bilhassa yeni 353 sayılı Yargılama Usulü Kanunumuz mülga kanundan ayrılmış ve kanun yanlış tatbik edilmiş olarak değil kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise demek suretiyle bu hükmü kısıtlamış olduğu gibi cezanın artırılması ve indirilmesinde maddi ve hesap hatasına taallûk eylemediğinden ve bir cezanın inşası suretiyle hüküm tesisine de mütedair bulunmadığından ve 220 nci maddede derpiş olunan diğer fıkralar ahkâmını da kapsamadığından ve bu maddenin tefsir ve kıyas yoluyla genişletilmesi de mümkün olamayacağından Başsavcılığın itiraz yolu ile As. Yargıtay Dairelerini bu suretle bir karar tesisine mecbur etmesine kanuni mesağ bulunmadığı cihetle 3 ncü Daire Kararının Kanuni olduğu mütalâasındayız. Bu sebeple de ekseriyet kararına muhalifiz.(Bu tarihte yürürlükte bulunan 4 Aralık 1962 gün ve 127 sayılı Askeri Yargıtay'ın Kuruluşu Hakkındaki Kanunda, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararlarının, Resmi Gazetede yayımlanacağına dair bir hüküm bulunmadığından, Resmi Gazetede yayımlanmamıştır.) (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy