(1632 S. K. m. 131)
10 Haziran 1967 günü saat 9.30 da As. Yargıtay mahsus salonunda toplandı. Raportör üye Hakim Albay Necmettin ALKAN tarafından dosya üzerinde izahatta bulunuldu, işin müzakeresi sonunda aşağıdaki karara varıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Askeri Ceza Kanununun 131.maddesinde; Askeri erzak eşya ve hayvan çalmak veya zimmetine geçirmek, ihtilas etmek, satmak yahut, rehine vermek fiilleri bir arada ceza tehdidi altına konulmuş olup, Askeri Mahkemelerin suçun oluş ve işleniş şekline göre durumu takdir ve sonuca göre hüküm tesis etmelerine, Askeri Yargıtay Daireler veya Daireler kurulunun temyizen inceleme neticesi vardığı sonuçlar aynı şekilde belli olayların takdirine dair olup hadisesine maksur bulunmasına, aksi düşüncenin her olay özelliğine göre takdir yetkisini kısıtlayacağına nazaran bu düşüncelerin ışığı altında aralarında herhangi bir çelişme müşahede edilmeyen Daireler Kurulunun 10-12-1965 ve 10-2-1967 tarihli kararlarındaki içtihadlarin birleştirilmesine mahal olmadığına 10-6-1967 tarihinde OY ÇOKLUĞU ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ: İçtihatları Birleştirme Kurulunun 10.6.1967 tarihli ve Esas: 967/4, Karar: 967/5 sayılı kararına aşağıdaki sebepler altında ayrışık kalmış bulunuyoruz.
1- Askeri Yargıtay'ın kuruluşu hakkındaki 127 sayılı kanunun 13/B.maddesine göre, Askeri
Yargıtay Daireler Kurulu benzer olaylarda kendisinin bir karar veya içtihadına aykırı karar vermiş ise, iş, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunda incelenmek gerekmektedir.Şimdi ortada, Daireler Kurulunun benzer olaylarda, kendisinin kararına aykırı bir surette vermiş bulunduğu diğer bir kararı bulunduğu cihetle, işin İçtihatları Birleştirme Kurulunda incelenmesi kanunen lâzım gelmektedir.
2- Gerçekten, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 8 Ekim 1965 tarihli ve 965/94-105 ve 10 Aralık 1965 tarihli ve 965/141-147 sayılı kararları ile, bundan sonra Daireler Kurulunca verilen 10 Şubat 1967 tarihli ve 967/4-6 sayılı karar arasında (benzer olaylara ait olmalarına rağmen) açıkca bir aykırılık vardır. Çünki ilk iki kararda, Askeri eşyaya muhasip olarak vazülyed bulunan askeri şahısların, bu eşyayı satmaları halinde işledikleri suç Askeri Ceza Kanununun 131nci maddesine mümas askeri eşyayı zimmetine geçirmek suçu olacağı kabul edildiği halde, sonuncu kararda: Askeri şahsın, muhasip olarak vazülyed bulunduğu askeri eşyayı satması olayında (hususi kastinin askeri eşyayı satmak olduğu ve olayın bu kasıt altında cereyan eylemiş bulunduğu ve Askeri Ceza K.nun 131 nci maddesinin mahkemelerce kısıtlanmadan tatbiki icap etmesi itibariyle de mahkemelerin bu türlü olayları hususi kasitten hareketle tayin edebilecekleri) gerekçesi altında suçun askeri eşyayı satmak olacağı neticesine varılmıştır.
Şimdi bu kararların muhtevası aynı ve tecelli eden içtihadlar ise birbirine aykırı iken ve kaldıki gerek Askeri Temyiz Mahkemesi Umumi Heyetince, gerek Askeri Yargıtay Dairelerince bu güne kadar verilen kararlar dahi (askeri eşyaya muhasipliği, mutemetliği veya vazifesinden ötürü vazülyed olan askeri kişilerin o eşyaları satmaları halinde, satma fiilinin intifa ve temellük unsurunu gösterdiği ve böylece teslim alınmış bir askeri eşyayı satmanın zimmet suçundan başka bir suç olamıyacağı ve daha eşyayı teslim alırken-önceden-satmaya kastedmenin olayın zimmet vasfını değiştirmiyeceği) şeklinde tezahür eylemiş iken, İçtihadı Birleştirme Kurulunca, birbirine aykırı (Daireler Kurulu kararlarının) birleştirilmesine gidilmemesi uygunsuz olmuştur.
3- Kaldıki, İçtihatları Birleştirme Kurulunun mezkûr kararında, mahkemelerin, As.Ceza Kanununun 131 nci maddesi üzerindeki tatbikatta kısıtlanmaması gayesi güdülürken pek büyük bir mahzur doğmaktadır. Birbirine benzer olan olaylarda, özel kasıt aranması yolu açılarak, bilakis mahkemeler inan birliği dışında bir takım yeni engellere rastlamak durumu ile karşılaşmaktadırlar.
Zira, bir askeri eşyayı vazülyed olan askeri şahsın bunu satması halinde suça bazen zimmet, bazen askeri eşyayı satmak denilebilecek ise asıl mahkemeleri kısıtlama bu halde var demektir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy