(127 S. K. m. 13)
KONU: Ankara Barosu Avukatlarından M.Fahri DİNÇER 22.10.1968 tarihli dilekçesiyle; Mahkemelerce hükmedilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların 647 S.K.nun 4.maddesine istinaden para cezasına tahvil edilmesi halinde esas cezanın para cezası olmayıp tahvilden önceki hürriyeti bağlayıcı ceza olduğuna, fer'i ve mütemmim cezalarında bu cezaya göre tayin ve tatbik edilmesi lazım geldiğine ilişkin Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin 30-7-1968 tarih ve 1968/567-581 sayılı kararının; hürriyeti bağlayıcı cezaların 647 sayılı kanunun 4 ncu maddesine istinaden para cezasına tahvil edilmesi halinde esas ceza para cezası olup; tecilde, tekerrürde, zaman aşımında ve diğer kanuni hususlarda nazara alınacak cezanın bu ceza olduğuna ilişkin Yargıtay 4 ncü Ceza Dairesinin; 23.11.1965 tarih ve 7233/7422,28-12-1965 tarih ve 8276/8677; 7 nci Ceza dairesinin; 10-5-1967 tarih ve 3081/3223 sayılı kararlarına ve özellikle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.10.1967 tarih ve 3/194-276 sayılı kararına aykırı bulunduğundan bahisle, Askeri Yargıtay 3 ncü dairesinin bahis konusu İçtihadının Yargıtay Ceza Daireleri ile Ceza Genel Kurulu Kararlarındaki görüş ve düşünce istikametinde birleştirilmesi isteminde bulunmuştur.
İNCELEME: 11-12-1968 Tarihinde toplanan Askeri Yargıtay İçtihadları Birleştirme Kurulunda; Yargıtay Ceza Daireleri ile Ceza Genel Kurulunun ve Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin konu ile ilgili kararları ve ilgilinin dilekçesiyle kanun hükümleri okunup incelendikten ve Raportör Üyenin açıklamaları dinlendikten sonra; İsteme konu teşkil eden As. Yargıtay 3 ncü Daire kararının;
Mahkemelerce hükmedilen hürriyeti bağlayıcı cezaların 647 sayılı kanunun 4 ncü maddesine istinaden para cezasına tahvil edilmesi halinde, suça ve cezaya bağlı fer'i ve mütemmim cezaların uygulanmasında, esas ceza para cezası olmayıp, tahvilden önceki hürriyeti bağlayıcı ceza olduğuna;
Yargıtay Ceza Daireleri ile Ceza genel Kurulunun Kararlarının ise; tecilde,tekerrürde ve zaman aşımında nazara alınacak esas cezanın hürriyeti bağlayıcı ceza olmayıp, tahvilden sonraki para cezası olduğuna ilişkin bulunduğu anlaşılmış olmakla;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Askeri Yargıtay'ın Kuruluşu hakkındaki 127 sayılı Kanunun 13.maddesinin A ve B bentlerine göre; As. Yargıtay Dairelerinden birinin yahut Daireler Kurulunun, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun veya Büyük Genel Kurulunun bir karar ve İçtihadına aykırı karar vermesi halinde, uymak mecburiyeti olmamakla beraber, konunun, As. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunda incelenmesi mümkün ise de; bu husustaki istemin ancak; Askeri Yargıtay Daire Başkanları yahut II nci Başkanı tarafından yapılması gerekmektedir.
Filhakika; maddenin son fıkrasında Askeri Yargıtay'ın yetkili organları dışında bulunanlarında böyle bir istemde bulunmaları kabul edilmiş olmakla beraber bu husus sadece, Askeri Yargıtay İçtihadları Birleştirme Kurulunca verilmiş bir kararın değiştirilmesini yahut kaldırılmasını gerektiren bir durumun ortaya çıkması haline vabeste kılınmış bulunmaktadır.
Halbuki ilgili tarafından yapılan istem, maddenin A ve B bentlerini kapsamakta olup, bu hususda Askeri Yargıtay Yetkili organlarınca da herhagi bir istemde bulunulmamış olduğuna nazaran; istemin öncelikle yetki yönünde reddi gerekli bulunmuştur.
Kaldı ki; (istem yetki dahilinde bulunsa bile) Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin kararında " Esas Ceza kavramı; fer'i ve mütemmim cezaların uygulanması yönünden, Yargıtay Ceza Daireleriyle Ceza genel Kurulunun kararlarında ise; tecil, tekerrür ve zaman aşımı yönünden ele alınmış olup, bunlardan ilkinin; tahvilden öncesini, ikincisinin ise; tahvilden sonrasını kapsamış bulunması karşısında; bahis konusu kararlar arasında esasen konu ve uygulama itibariyle bir benzerlik bulunmadığı gibi Askeri Yargıtay Daireleriyle Kurulunun tahvilden sonrasını kapsayan tecil, tekerrür, ve zaman aşımı hususlarının nazara alınmasında para cezasının esas ceza olmadığına dair teessüs etmiş bir karar ve içtihadı da mevcut olmadığına göre; işin, bu itibarla dahi içtihatları birleştirme kurulunda incelenmesi mümkün görülmemektedir.
SONUÇ: Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin; 30.7.1968 tarih ve 1968/567-581 sayılı kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.10.1967 tarih ve 3/194-276 sayılı kararındaki görüş ve düşünce istikametinde birleştirilmesi yolundaki istemin; 127 sayılı kanunun 13 ncü maddesinin son fıkrası gereğince, istemde bulunanın yetkisizliği yönünden reddine; 11-12-1968 tarihinde, Üyelerden Hakim Albay Necmettin ALKAN'ın gerekçeye ilişkin karşı oyuyla ve oy çokluğu ile karar verildi.
AYRIŞIKLIK SEBEBİ: Ankara Barosu Avukatlarından Fahri DİNÇER'in 127 sayılı Kanunun 13 ncü maddesine dayanılarak bir Dilekçe ile ( Gerekçesini de göstererek ) İçtihadın Birleştirilmesi için Askeri Yargıtay Başkanlığına müracaatda bulunması ve Askeri Yargıtay Başkanınında bahsedilen Kanunun 13 ncü maddesine tevfikan işi içtihadi Birleştirme Kuruluna sevketmesi üzerine, müzakere sonunda adı geçen şahsın, evvelemirde bu 13 ncü madde (son fıkra) muvacehesinde, ancak Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kuruluna (İçtihatlari Birleştirme Kurulunca verilmiş bir kararın değiştirilmesi veya kaldırılması ) yolunda müracaatta bulunabileceği sonucuna varılmış ve böylece, dilekçinin dilekçesinde gösterdiği yönden (3.Daire kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı arasında ayrılık olduğu noktasından ) içtihadı Birleştirme için yetkili müracaatçı kişi olmadığı meydana çıkmıştır. Şimdi, 127 sayılı Kanunun 13 ncü maddesinin son fıkrası muvacehesinde, Avukat Fahri DİNÇER'in dilekçesinde gösterdiği ve bu maddenin A ve B fıkralarındaki duruma uyduğu içindir ki yetkisiz olarak Askeri Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kuruluna başvurduğu meydana çıkan bir meselede, artık sebeblere de inilerek, (Yetkisizlik Yanında) ayrıca sebebler yönünden de karara ulaşılmaması kanaatindeyim ve bu görüşledir ki, kararın bu noktasına (diğer bir deyimle gerekçesine) ayrışık olarak karara katılmış bulunuyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy