(353 S. K. m. 243) (6183 S. K. m. 1)
KONU: 1- Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin 15 Kasım 1971 gün ve 1971/437 Esas, 1971/434 Karar sayılı ilamında özetle;
Dosyadaki belgelere göre 24.11.1969 tarihinde terhis edileceği bildirilen er hakkında tazminatla birlikte 492 Sayılı Harçlar Kanununun 1 Sayılı tarifesi gereğince nispi harca hükmolunması gerekirken bu lazımeye riayet edilmemiş olması kanuna aykırı ve M.S. Bakanlığının yazılı emirlerinde ileri sürülen hususat tamamen varit olduğundan hükmün 353 sayılı kanunun 243/3 ncü maddesi mucibince Bozulmasına karar verilmiştir.
2- Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 8.4.1971 gün ve 1971/169 Esas, 1971/167 Karar Sayılı ilamında özetle;
Harçlar Kanununun 136 ncı maddesi nazara alınmak suretiyle aynı kanunun 15 nci ve 1 sayılı tarife gereğince Harç matrahının ilk üç bin lirasının binde (20) ve geri kalan miktarının binde (30) üzerinden hesap edilmesi suretiyle nispi harca hükmedilmesi gerekirken Mahkemece matrahın tamamından binde (30) üzerinden ve 865, 50 lira harca hükmedilmesi kanuna aykırı ve M.S. Bakanlığının yazılı emir sebebi varit ve kabule şayan görüldüğünden hükmün bu kısmının 353 numaralı kanunun 243/3 ncü maddesine tevfikan Bozulmasına ve 835,50 lira nispi harç alınmasına karar verilmiştir.
3- Keza; Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 2.12.1971 gün ve 1971/472, esas 1971/467 karar sayılı ilamında özetle;
Terhis edilen sanığın Harçlar Kanununun 14 ncü maddesinden istifade etmesine imkan olamıyacağı cihetle tazminine karar verilen hazine zararına göre harca hükmedilmemesi kanuna aykırı ve M.S. Bakanlığının yazılı emrinde gösterilen bozma sebebi varit ve kabule değer görüldüğünden 353 Sayılı kanunun 243 ncü maddesine tevfikan hükmün sadece bu yönden ve kanun yararına Bozulmasına karar verilmiştir.
4- Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin 4 Mayıs 1971 gün ve esas 1971/198 esas, 1971/191 Karar sayılı ilamında özetle; 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/a maddesi düşünülmeden;
Terhisli Sanık Er hakkında hüküm altına alınan 86,95 lira tazminat karşılığı 15 lira nispi harca hükmedilmesi kanuna aykırı ve M.S. Bakanlığının bu hususa ilişkin yazılı emir ile bozdurma istemi varit görüldüğünden hükmün sadece bu sebepten ötürü 353 numaralı kanunun 243/3 ncü maddesine istinaden bozulmasına ve nispi harcın kaldırılmasına karar verilmiştir.
5- Yine; Askeri Yargıtay 3 ncü dairesinin 21 Eylül 1971 gün ve 1971/396 esas, 1971/397 karar sayılı ilamında özetle;
Tazminata hükmedildiğine göre Harçlar kanunu gereğince ayrıca nispi harçta alınması gerekirken bunda zuhül edilmesi kanuna aykırı olup, M.S. Bakanlığının bu hususa ilişkin yazılı emir ile bozma istemi varit görüldüğünden hükmün 353 sayılı kanunun 243 ncü maddesine istinaden ve kanun yararına bu cihetten bozulmasına karar verilmiştir.
6- Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesinin 16 Kasım 1971 gün ve 1971/462 esas, 1971/452 karar sayılı ilamında ise aynen;
"Kanun yollarının adaletin tahakkukunun birer teminatı olduğu izahtan varestedir. Normal kanun yollarının mevcudiyetine rağmen bir de fevkalade kanun yollarının kabul edilmiş bulunması karşısında, bu yol ile bir davanın incelenebilmesi için evvel emirde kanun vaazinin bundaki maksat ve gayesinin araştırılması gerekmektedir.
Normal Kanun yollarında kanuna aykırılık hükmün bozulmasını gerektirdiği halde, fevkalade kanun yollarında bozulacak hüküm bir muhkem kaziye olduğundan bunun basit sebeplerle zedelenmemesi ve ammenin mahkeme hüküm ve kararlarıyla ve özellikle muhkem kaziyelere itimadının sarsılmaması için, kanuna her aykırılığın, hüküm ve kararların bozulmasına yeter sebeb sayılmamıştır.
Ancak; davanın özüne ve telafisi gayri mümkün bulunan cezaya esaslı bir şekilde etkili olan hataların şahıs veya kanun nef'ine giderilmesini sağlamak amacı fevkalede kanun yollarının ihdas ve kabulüne yol açmıştır.
Nispi harç konusu, davanın özü veya Ceza ile ilgili bir keyfiyet olmayıp, tamamıyla şahsi hukuka müteallik bulunduğu cihetle, bununla ilgili hataların fevkalade kanun yollarına başvurmayı gerektiren sebebler meyanında mütaalasına imkan görülmemiştir.
Bu itibarla M.S. Bakanlığının yazılı emirlerinde belirtilen sebebler varit görülmediğinden 353 sayılı Kanunun 234/3 ncü maddesinin mefhumu muhalifine tevfikan Reddine" denmek suretiyle yazılı emir ile bozma istemi kabul edilmemiştir.
Milli Savunma Bakanlığınca Askeri Yargıtay Başsavcılığına hitaben yazılan 22 Ocak 1972 gün ve AD.378-3-72 Sayılı yazılarında 1 nci Dairenin 15.11.1971 gün ve 1971/437-434 sayılı kararı ile 2 nci Dairenin 2.12.1971 gün ve 1971/472-467 Sayılı ilamında nispi harca hükmedilmemesinin kanuna aykırı olduğu kabul edildiği halde 4 ncü Dairenin 16 Kasım 1971 gün ve 1971/462-452 sayılı ilamında nispi harç konusunun, davanın özü veya ceza ile ilgili bir keyfiyet olmayıp, tamamıyla şahsi hukuka taaluk ettiği cihetle, bununla ilgili hataların fevkalede kanun yollarına başvurmayı gerektiren sebebler meyanında mütalaa edilemiyeceğinin kaydedildiği ve 2 nci dairenin 8.4.1971 tarih ve 1971/169-167 sayılı ve 3 ncü dairenin 4.5.1971 gün ve 1971/198-191 sayılı ve 21.9.1971 gün ve 1971/396-397 sayılı ilamlarının bir birinden değişik mahiyette olduğu açıklanarak tatbikata belirli bir yön verilebilmesi için 127 sayılı kanunun 12 ve 13 ncü maddeleri gereğince durumun Askeri Yargıtay Başkanlığına iletilmesi istenmiştir.
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 9.2.1972 gün ve 1972/250 sayılı yazılarında da aynı hususlar tekrar edilip, uyuşmazlığın İçtihatları Birleştirme yolu ile çözümlenmesi talep olunmuştur.
İNCELEME: Bu istem üzerine 29 Mart 1972 günü toplanan Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunda Askeri Yargıtay 1 nci, 2 nci, 3 ncü, ve 4 ncü daire kararları okunup, nispi harç konusunda M.S. Bakanlığınca yazılı emir yoluna gelinip, gelinmiyeceği konusunda benzer olaylarda içtihat aykırılığı bulunduğuna ve 127 sayılı Askeri Yargıtayın Kuruluşu hakkındaki kanunun 13 ncü maddesinin (A) bendi muvacehesinde bu aykırılığın İçtihatları Birleştirme kurulunda incelenip karara bağlanması icap edeceğine Oybirliği ile karar verildikten sonra Raportör Üyenin açıklamaları dinlenip, ilgili kanun hükümleri okunarak işin esası görüşüldü.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: C. Mahkemeleri Usulü Kanununun 343 ncü maddesine mutenazir olan 353 numaralı kanunun 243 ncü maddesinde:
"Askeri Mahkemelerden verilen ve Askeri Yargıtayda incelenmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerde kanuna aykırılık bulunduğunu öğrenen Milli Savunma Bakanı o kararın veya hükmün bozulması için Askeri Yargıtay'a Başvurması için Askeri Yargıtay Başsavcısına emir verebilir" hükmü yer almış bulunmaktadır.
Yazılı emir kanun nef'ine açılmış ve kabul edilmiş bir yol olup, kanunların yurdun her tarafında aynı surette tatbikini sağlamayı ve hükmü bozulan mahkemeye karşı da yaptığı kanuni hatalardan dolayı bir nevi ihtari tazammun eder.
Yazılı emir yolu adalet ve umumi menfaat mülahazası ile tesis edilmiştir. Bu itibarla Hususi menfaatin yeri yoktur. Başka bir deyişle kanunlarımızda şahsi Hukuka taaluk eden kararların islahı hakkında yazılı emir verme yetkisi kabul edilmemiştir.
Bilimsel görüşler bu yolda olduğu gibi Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.9.1930 gün ve 148/157 sayılı ve Askeri Yargıtay Genel Kurulunun 6.10.1961 gün ve 959-35 sayılı kararlarında da Hukuku Şahsiyeye taalluk eden kararların islahı hakkında yazılı emir verilmiyeceği kabul edilmiştir.
Bu itibarla konunun açıklığa kavuşturulabilmesi için Harcın Şahsi Hukuka girip girmediğinin tayin ve tespitinde zorunluk vardır.
Türk Hukuk lügatine göre Harç;
"Mahiyetine göre idarenin yaptığı bazı hizmetlerden fayda görenlerin işlerini yaptırmak maksadıyla ve o işler amme hizmetlerinden ziyade ferdin şahsına muteallik olduğu için yalnız işle alakalı şahıslardan hizmetin formalite ve kirtasiye masraflarını temin gibi bir mülahaza ile alınan paradır" şeklinde tarif edilmiştir.
Hayat Büyük Türk Sözlüğüne göre ise Harç; Bir resmi iş için verilen resimdir.5887 Sayılı Harçlar Kanununun gerekçesinde;
Devlet varidatının en mühim unsurunu teşkil eden vergi ve resimler yanında vatandaşlardan
Harç namı altında da paralar alındığı, nazarı olarak maliye dilinde Harc'ın idarece amme hizmetlerinden ziyade fertlerin şahsi münasebetlerine mütaallik olarak yapılan hizmetler karşılığında, o hizmetle alakalı şahıstan alınan paralar olarak tarif olunmuştur.
Keza 492 sayılı Harçlar Kanunu gerekçesinde de vergi reform çalışmalarına muvazi olarak harçlarda da reform yapılmasının zorunlu olduğu,
Harcın, teorik bakımdan vergi karakteri taşımıyan; diğer bir deyimle vergi dışı kalan bir kamu alacağı katagorisi teşkil ettiği, teoriye göre Harcı doğuran olayın bir kamu hizmeti olduğu ve fertlerin özel menfaatlerine ilişkin olarak, kamu müesseseleri ve hizmetlerinden faydalanmaları karşılığında yaptıkları ödemeden ibaret bulunduğu kaydedilmiştir.
6183 sayılı amme alacaklarının tahsil usulü hakkındaki kanunun 1 nci maddesinde Devlete....... ait vergi, resim ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı gibi Harç hakkında da bu kanun hükümlerinin tatbik edileceği belirtilmiş ve Devletin akitten, Haksız fiil ve haksız iktisaptan doğan alacakları bunların dışında tutulmuştur.
Yine; Harçlar kanunu ile ilgili ceza ve usule mutealik hükümler 213 sayılı yeni vergi usul kanununa konmuştur.
Bütün bu haller vergi gibi harcın da esas ve asıl gayesinin devlet menfaatlarini temine muteveccih olduğunu göstermekte ve bu sebeple şahsi hukuk sahasına değil, kamu hukuku sahasına taalluk etmektedir.
Harcın yukarıda açıklanan mahiyeti muvacehesinde nispi harcın, şahsi hukuka ait bir hakkın karar altına alınması nedenine dayandığı ve dolayısıyla şahsi hukuk münasebetlerini ilgilendirdiği söz konusu edilemez.
Kaldı ki;
2503 Sayılı Adliye Harç tarifesi kanununun 67 nci maddesinde yer alan "Şahsi Hukuka ve tazminat kabilinden olan para cezalarına dair verilen hükümlerden Hukuk mahkemelerinde alınan nispi harç ödenir. Şeklindeki hüküm 5887 Sayılı Harçlar kanununun 20 nci maddesine aynen aktarılmış ve 492 sayılı yeni harçlar kanununun 2 nci maddesine ise "Ceza Mahkemelerinde Şahsi hukuka ait hakların alınması halinde de, celse harçları hariç olmak üzere 1 Sayılı tarifeye göre harç alınır" şeklinde intikal ettirilmiştir.
As. C.K.nun 17 nci maddesinde de Askeri mahkeme istirdat ve tazminata Türk Ceza kanununun koyduğu kaideler mucibince karar verir" hükmü yer almıştır.
Binaenaleyh tazminata hükmedilmesi ve buna göre nispi harç alınması ancak ceza mahkumiyetine karar verilmesi ile mümkündür. Başka bir deyişle 492 sayılı kanunun 2 nci maddesine göre alınacak nispi harç ceza mahkumiyetinin bir neticesi olmaktadır.
Bu itibarla mahkumiyet kararı aleyhine yapılacak temyiz, hükmün bir kısmını teşkil eden Harca da şamil olacak ve temyiz tetkikatına tabii tutulabilecektir.
Nitekim; Ceza umumi heyetinin 19.4.1965 gün ve 153/D-5-147 sayılı ilamı ile Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin 30.1.1968 gün ve 1968/94-125 ve 13-5-1969 gün, 1969/271-276 sayılı kararları;
Ceza hükümlerinin temyiz tetkikatı sırasında nispi harç yönünden re'sen incelenebileceğini ve bu yönden hükmün bozulup C.M.U. K.nun 322/4 ve 353 sayılı kanunun 220/i. maddeleri gereğince nispi harca hükmedileceğini göstermektedir. Hükmün Şahsi hukuka taalluk eden tazminat Kısmı hakkında ise Yargıtay ve Askeri Yargıtayın bu şekilde bir yetkisi bulunmamaktadır.
Ayrıca; C.M.U. Kanununun 289 ncu maddesine göre Savcıların şahsi hak noktasından hükmü temyiz etme yetkileri olmadığı halde, harç noktasından Re'sen temyize gelmeleri mümkün görülmektedir.
Askeri Yargıda Askeri Savcıların yetkileri ise daha geniştir.
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama usulü Kanununun 16 ncı maddesinde Ceza Muhakemeleri Usulü kanununda mevcut olmayan;
"Suçlardan doğan istirdat ve tazminat davalarına kamu davaları ile birlikte Askeri Mahkemelerde bakılır.
Askeri Savcılar hazineye ilişkin zararları tespit ve iddianameye yazarak Askeri Mahkemelerde kovuşturmak ve dava etmekle yükümlüdürler." 115 nci maddesinde "İddianamelerde varsa hazine zararı gösterilir.", hükümleri yer aldığından, hükme bağlanan hakkın "Hazinenin veya sanığın lehine" temyizen incelenmesini istemesi Askeri Savcıların vazifelerinin tabii neticesidir.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 12.2.1965 gün ve 1965/12 Esas, 1965/17 Karar, sayılı ilamında da Askeri Savcıların ve nezdinde Askeri Mahkeme Kurulan komutanın bir hükmün hazineye ait zararın tazmini ile ilgili kısmını dahi sanık lehine temyiz edebilecekleri kabul edilmiştir.
Harç'ın genel olarak kamu hukukunu ilgilendirmesi, Harç tarifesi kanununa göre alınacak nispi harcın ceza mahkumiyetinin bir neticesi olması yönünden re'sen temyiz tetkikatına tabi tutulabilmesi ve Askeri Savcıların Harç ile ilgili olarak temyiz yoluna baş vurabilmeleri muvacehesinde kesinleşen karar ve hükümlerde nispi harç yönünden kanuna muhalefet edilmesi halinde, bu hatadan dolayı M.S. Bakanının 353 sayılı kanunun 243 ncü maddesine tevfikan yazılı emir ile bozma isteminde bulunabileceği kanaatine varılmıştır.
Esasen;
Yargıtay'ın 13.1.1936 gün ve Esas 35/128, Karar 1 sayılı tevhidi içtihat kararında;Ceza davalarında Harç Tarife Kanununa tevfikan alınacak muhakeme masrafları ceza mahkumiyetinin neticesi olmasına ve bir ceza hükmüne karşı yapılan temyiz, hükmün cüz'ü mütemmimi olan muhakeme masraflarına da şamil olmakla bu kısma müteaalik kararlar da temyiz tetkikatına tabi olacağı gibi C. Müddeiumumilerinin re'sen bu kabil harç kararlarını da temyiz selahiyetleri bulunduğu tevhidi içtihat neticesi tekarrür etmesine göre kat'ileşen harç kararlarının kanuna muhalefetten naşi bozulması için Ceza M.U.Kanununun 343 ncü maddesine tevfikan Adliye Vekaletinin C.Başmüddeiumumuliğine yazılı emir verebileceği kabul edildiği gibi Askeri Yargıtay Genel Kurulunun 23 Ocak 1944 gün ve Esas 5361 karar 234 sayılı ilamında da ceza davalarına harç tarifesi kanununa tevfikan alınacak muhakeme masraflarının ceza mahkumiyetlerinin neticesi olmasına ve bunların mütemmim cüz'ü bulunmasına mebni re'sen yapılacak temyiz tetkikatının bunlarada şamil olacağı ve bu yol da vukua gelecek zuhullerden ötürü, Savcılığın adiyen ve Milli Savunma Bakanlığının yazılı emir yolu ile mütalaada bulunmaya hakları olduğu belirtilmiştir.
Mezkur kararlarda Harç yönünden "ceza davalarından alınan harç" veya "Nispi Harç" şeklinde bir ayırım yapılmamıştır. Her iki Harca da ancak ceza mahkumiyetinin neticesine göre hükmedildiğinden 492 sayılı harçlar kanunu ile ceza davalarından alınmakta olan harçların, harç mevzuu dışında bırakılması, adı geçen kararların nispi harç yönünden tatbik kabiliyetinin kalmadığını gösterememiştir.
Noksan veya fazla alınan harcın kontrolü ile ilgili olarak bir kısım mercilerin bulunduğu, fazla alınan harcın, olsa olsa sebepsiz bir iktisap konusu sayılabileceği şeklindeki görüşe; nispi harcın açıklanan mahiyeti nedeniyle itibar edilememiştir.
Hatta, Yargıtay ceza umumi Heyetinin 19.4.1965 gün ve 153/D-5-147 sayılı ilamında daha da ileri bir anlayışla "Nispi Harç" konusunda "kazanılmış hak" olabileceği görüşü benimsenmiştir. "Muhakeme masrafının Devletin Şahsi Hakkı olduğu aykırılıkları gidermek için yazılı emir yoluna gidilemiyeceği, kaldı ki üç beş liralık hata için çok istisnai bir yola müracaatta elbette isabet olamayacağı" şeklindeki görüşe, Harç'ın mahiyeti ve özellikle devletin akitten veya haksız fiil ve haksız iktisaptan doğan şahsi hakkından ayrı oluşu nedeniyle itibar edilememiştir.
Esasen yazılı emir çok istisnai ve olağanüstü bir yoldur.
Bu yola gidilme mecburiyeti de yoktur. Adalet Bakanı gibi Milli Savunma Bakanı da yazılı emir yolunun kabul ediliş nedenini, Askeri Yargıtayın iş durumunu ve sağlanacak kamu yararını dikkat nazara alarak yazılı emir yoluna müracaat edip, etmemeyi serbestçe tayin ve takdir edebilecektir.
SONUÇ: Yukarıda açıklandığı vechiyle; nispi harcın genel olarak kamu hukukunu ilgilendirmesi, ceza mahkumiyetinin bir neticesi olması ve re'sen temyiz tetkikatına tabi tutulması, Askeri Savcıların harç ile ilgili olarak temyiz yoluna başvurabilmeleri dikkat nazara alınarak kesinleşen karar ve hükümlerde nispi harç yönünden kanuna muhalefet edilmesi halinde, M.S. Bakanının 353 numaralı kanunun 243 ncü maddesine tevfikan yazılı emir yolu ile bozma istemine bulunabileceğine ve Askeri Yargıtay Daireleri arasında meydana gelen değişik İçtihatların bu şekilde birleştirilmesine Rafet TÜZÜN, Adil TÜZEMEN, Nahit SAÇLIOĞLU, Asım AYRAL, Necmettin ALKAN, Yusuf ERYILMAZ, Necdet DARICIOĞLU, Hakkı ERKAN ve Naci TURANAY'ın karşı oyları ile ve OY ÇOKLUĞU ile 29.03.1972 günü karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy