(1803 S. K. m. 17, 19)
KONU: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 14.3.1975 gün ve 1975/285 sayılı yazısında; Cumhuriyetin 50 nci yılı nedeniyle bazı suç ve cezaların affı hakkındaki yasanın 17 nci maddesinin uygulamasında Askeri Yargıtay Daireler Kurulu kararları arasında uygunluk sağlanamadığının saptandığı, örneğin 1 nci Dairenin 10.2.1975 gün ve Esas 1975/27-26, 3 ncü Dairenin 14.1.1975 gün ve Esas 1975/2-4, 4 ncü Dairenin 18.2.1975 gün ve Esas 1975/36-31 sayılı kararlarında, 1803 sayılı af yasasının 17 nci maddesinin açıklığı karşısında suç, eğitim, tatbikat, atış ve diğer askeri hizmetlerin yapılması sırasında hizmete ilişkin taksirli ihmali fiillerden meydana gelmiş ve bunun sonucu hazine zarara uğramışsa, kamu davasının af nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi halinde hazine alacaklarının da takip ve tahsil edilmemesine karar verilmesi gerekeceği görüş ve düşüncesi belirtilmiş bulunmasına karşı 2 nci Dairenin 6.2.1975 gün ve Esas 1975/24-22, ve Daireler Kurulunun 5.7.1974 gün ve Esas 1974 36-32 sayılı kararlarında: 1803 sayılı af yasasının 19 ncu maddesi karşısında hazine zararına ilişkin olup mahkumiyetle sonuçlanmış bulunan suç eğitim, tatbikat, atış ve diğer askeri hizmetlerin yapılması sırasında hizmete ilişkin taksirli ve ihmali fiilden doğmuş olsa bile bu tür kararların kişisel hak davalarına ait bölümleri üzerinde Askeri Yargıtay'ca inceleme yapılamayacağı ve bu tetkik yetkisinin Yargıtay'ın görevli hukuk dairesine ait olduğu görüşü benimsendiği anlatılarak, sözü geçen değişik içtihatların 1 nci, 3 ncü, 4 ncü Dairelerin kararları doğrultusunda birleştirilmesinin 1600 Sayılı Kanunun 31 nci maddesine dayanılarak istendiği görülmüştür.
İNCELEME: Konuyu görüşmek amacıyla 2.4.1975 ve 4.4.1975 tarihlerinde toplanan Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunda Sözcü Üye Hâkim Albay Orhan ERTOSUN'un açıklaması dinlenip, Askeri Yargıtay 1, 3 ve 4 ncü Daireleri ile 2 nci Daire ve Daireler Kurulunun kararları ve Başsavcılığının İçtihatların Birleştirilmesine ilişkin istemi ve ilgili kanun hükümleri okunup incelenerek, farklı içtihatların birleştirilmesi gereğinde görüş birliğine varılarak konunun esas bakımından müzakeresine geçildi.
YAPILAN İNCELEME VE MÜZAKERE SONUNDA GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1803 sayılı af yasasının 17 nci maddesinde "7.2.1974 tarihine kadar eğitim, tatbikat, atış ve diğer askeri hizmetlerin yapılması sırasında hizmete ilişkin taksirli ve ihmali fiillerden meydana gelen hazine zararları, askeri bir suça bağlı olsun veya olmasın takip ve tahsil edilmez....." 19 ncu maddesinde de "Yargıtay ve Askeri Yargıtay'ca incelenmekte bulunan bir ceza davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi halinde, usulünce açılmış ve mahkumiyetle sonuçlanmış olan kişisel hak davalarına ait kararlar üzerinde Yargıtay incelemesi yapılmak üzere, dosya görevli hukuk dairesine gönderilir ......" hükümlerinin yer aldığı ve bu iki maddenin varlığı karşısında iki ayrı görüşün belirdiği: Askeri Yargıtay'ın 1, 3 ve 4 ncü Daireleri tarafından 1803 sayılı af yasasının 17 nci maddesi kapsamına giren hazine alacaklarının takip ve tahsil edilmemesine de karar verildiği, 2 nci Daire ile Daireler Kurulu kararında ise; Askeri Yargıtay'a intikal eden dosyalarda 17 nci maddeyi uygulama görevinin 1803 sayılı af yasasının 19 uncu maddesi hükmüne göre, Askeri Yargıtaya değil,Yargıtayın görevli hukuk dairesine ait olduğu düşüncesi ile dosyanın Yargıtay'ın görevli hukuk dairesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu açıklamalara göre çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, 1803 sayılı af yasasının 19 ncu maddesinde yer alan hüküm karşısında, aynı yasanın 17 nci maddesiyle getirilmiş bulunan hükmün Askeri Yargı organlarınca uygulanıp uygulanamıyacağına ilişkindir.
1803 sayılı af yasasının 17 ve 19 ncu maddeleri kişisel haklarla ilgili hükümler getirmekte ise de; anlamları tamamen değişiktir.17 nci madde kapsamına giren hazine zararları takip ve tahsil edilmiyecektir. 19 ncu madde de ise, takip ve tahsil gerekli kişisel haklar, bir ceza davasına bağlı olarak takip edilmekte iken 1803 sayılı af yasası nedeniyle ceza davasının düşmesinin sonucu, bu davada mahkumiyetle sonuçlanmış bulunan kişisel hakka ilişkin temyiz incelemesinin nasıl yapılacağı gösterilmektedir.
Bu hale göre 17 nci maddeye giren hazine zararları takip ve tahsil edilemiyeceğinden, 19 ncu madde de belirtilen kişisel haklar, 17 nci madde kapsamı dışında kalan ve dolayısıyla takip ve tahsili gereken kişisel haklardır. Bu nevi kişisel haklara ilişkin temyiz inceleme esaslarını af yasasıyla getirmek zorunludur. Çünkü tazmine ilişkin kararın kesinleşip kesinleşmemesi bu inceleme sonucuna bağlı olacaktır.
Mahkumiyetle sonuçlanmış bu nevi kişisel hakka ilişkin kararlar onaylandığı takdirde, kişisel hakkın tahsili mümkün olacaktır. Karar onaylanmadığı takdirde 19 ncu madde de belirtilen usule göre kişisel hakkın takibine devam edilecektir.
17 nci madde kapsamına giren hazine zararları takip ve tahsil edilmiyeceğinden, bu konuda 19 ncu maddede gösterilen usulün uygulanması gerekli ve hatta mümkün değildir. Yapılacak işlem hazine zararının 17 nci madde de belirtilen nedenlerle meydana gelip gelmediğini saptamaktan ibarettir. Özetlenecek olursa; 17 nci madde kapsamına giren hazine zararlarının takip ve tahsili söz konusu olmadığına göre, "takip ve tahsili gereken kişisel haklar için getirildiği anlaşılan" 19 ncu maddenin, 17 nci madde şumulündeki hazine zararlarına yönelik herhangi bir hükmü yoktur.
Ayrıca 17 nci maddenin koşullarını taşıyan bir davadaki kişisel hakkın mahkumiyetle neticelenmesi halinde bu maddenin Askeri Yargı Organlarınca uygulanmaması istenilmiş olsa idi, bu istek 17 nci maddede açıkça belirtilebilirdi. Maddede böyle bir hükmün bulunmaması da dikkate alındığında maddenin, hazine zararının takip ve tahsil edilemiyeceğine ilişkin hükmünün genel anlamda olduğu ve davanın her hal ve safhasında "hazine zararını takip, karar vermek ve temyiz incelemesi yapmak" la görevli organlar tarafından uygulanabileceğini kabul etmek gerekir. Bu şekildeki bir anlayış ve kabul yasa koyucunun amacına da uygun düşmektedir. Zira 17 ve 19 ncu maddeleri ayrı ayrı kapsamlı iki madde halinde düzenlenmiş olması ve hükümleri arasındaki farklılık da bunu gerektirmektedir. 1803 sayılı af yasasının 17 nci maddesinin kapsamı içinde kalan bir davada Askeri Yargıtay'ın görev yönünden bu maddenin uygulama olanağının bulunmadığını düşünmek mümkün olmıyacağı, sözü edilen af kanununun geniş kapsamlılık amaç ve karakterine de uygun düşmeyecektir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Askeri Yargıtay'ca incelenmekte olan bir ceza davasının 1803 sayılı af yasası nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi halinde, hazine zararı "7.2.1974 tarihine kadar eğitim, tatbikat, atış ve diğer askeri hizmetlerin yapılması hizmete ilişkin taksirli ve ihmali fiillerden meydana gelmişse...." takip ve tahsil edilemiyeceğinden, 17 nci maddedeki bu koşulları taşıyan hazine zararlarının takip ve tahsil edilmemesine de karar verilmesi ve eğer hazine zararı 17 nci madde de gösterilen hal ve durumlar dışında meydana gelmişse; aynı yasanın 19 ncu maddesi hükmüne göre kişisel hak davasına ilişkin karar üzerine Yargıtay incelemesi yapılmak üzere dosyanın görevli hukuk dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğine ve içtihatların bu yolda birleştirilmesine Başkan Sabri KİRİŞOĞLU, Üye Yusuf ERYILMAZ, Yaşar YÜCEDAĞ, Yaşar SARAÇ, Necdet DARICIOĞLU, Hakkı ERTAN, Sait DABAK, Naci TURANAY, Servet TÜZÜN, Kemal ORHON, Hamdi ÖNER, Bahattin SIZIROĞLU, Akdemir AKMUT, Bahattin ÖZYENER ve Hasan ÇELİKKALE'nin karşı oylarıyla ve OY ÇOKLUĞU ile 4.4.1975 günü karar verildi.
AYRIŞIK OY GEREKÇESİ: Hukuk Muhakemeleri Usulü ve gerekse ceza muhakemeleri ve askeri mahkemeler kuruluşu ve yargılama usulü kanunlarına göre, genel kurul kişisel hak davalarına görevli ve yetkili hukuk muhakemelerinde bakılacağı şeklindedir. Genel kurul ve uygulama yukarıda açıklandığı şekilde olmakla beraber, Ceza Usulü ve Ceza Kanunlarında istisnaen suçlardan doğan istirdat ve tazminat davalarına ceza mahkemelerinde bakılabileceğine dair hükümlere yer verilmiş bulunmaktadır. Ezcümle TCK. nun 38, As. C.K.nun 17 ve 353 sayılı Askeri Mahkeme Kuruluş ve Yargılama Usul K.nun 16. maddelerinde kamu davası ile birlikte istirdat ve tazminat davalarına ceza mahkemelerinde bakılabileceğine dair hükümler mevcut olduğu cihetle, Ceza Mahkemelerince kamu davası ile birlikte kişisel hak davalarının ikame edilmesi halinde, ceza ile birlikte istirdat ve tazminata hükmedilebilecektir.
Ancak, 353 sayılı kanunun 16/3. maddesinde belirtildiği veçhile, Askeri Mahkemelerde herhangi bir sebeple kamu davasının kovuşturulmasına imkan kalmaması halinde ise, hazineye ilişkin kişisel haklar özel kanunlara göre takip edilecektir. 1803 sayılı af kanunu ile maddi ceza hukukuna ilişkin hususlar tedvin edilmiş olduğuna nazaran, işbu kanunun 1. maddesinde olduğu gibi tazminatla ilgili hususları saptayan 17. maddeyi uygulayacak yetkili ve görevli adli merciler, usul kanunları hükümleri nazarı itibare alınarak tanin ve tesbit olunacaktır. Suçlardan doğan istirdat ve tazminat davalarına, ceza mahkemelerince ancak kamu davası ile birlikte bakılabileceği şeklindeki kural, 1803 sayılı af kanununda nazarı itibare alınarak bu husus 19. madde de aynen Yargıtay ve Askeri Yargıtayca incelenmekte bulunan bir ceza davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi halinde, usulünce açılmış ve mahkumiyetle sonuçlanmış olan kişisel hak davalarına ait kararlar üzerinde Yargıtay incelemesi yapılmak üzere, dosyanın görevli hukuk dairesine gönderilebileceği şeklinde açıkça hükme bağlanmıştır.
353 sayılı As. Mah.Krlş. ve Yrgl. Us. K.nun 16/3 ve 1803 sayılı af kanununun 19. maddesindeki amir hükümler, ceza hukuku ile medeni hukuk arasındaki ilişkiyi saptayan borçlar K.nun 53. maddesindeki Ceza Mahkemesi kararlarının kusurun takdiri bakımından, hukuk mahkemelerini bağlayamıyacağı ve görev hususunun kamu nizamına taalluk etmesi sebebiyle af kanununun uygulamasından önce nazarı itibare alınması gerekeceği şeklindeki kurallar karşısında tekrar 1803 sayılı af kanununun 17 nci maddesinin eleştirilmesine döndüğümüzde maddenin birçok unsurları ihtiva ettiğini görmekteyiz. Eğitim, tatbikat, atış ve diğer askeri hizmetlerin yapılması sırasında hizmete ilişkin taksirli ve ihmali fiillerden meydana gelen hazine zararları af kapsamına alındığına göre ceza davası af nedeniyle ortadan kaldırıldığı ve müstakil bir hazine alacağı sorunu ortada kaldığı halde Askeri Savcı veya Askeri Mahkeme hazine zararının meydana gelişinde yukarıdaki koşulların mevcut olup olmadığı hususunda soruşturma yapmak zorunluluğun da kalacaktır.
Askeri Mahkemelerin görevlerinin hudut ve şumulü 353 sayılı kanunun 9 ncu maddesinde, aynı kanunun 34 ncü maddesinde de askeri savcıların görev ve yetkileri gösterilmiştir. Savcı ve mahkemenin bu yetkilerine ilaveten 353 sayılı kanunu 16 ncı maddesi, suçlardan doğan istirdat ve tazminat davalarına da bu makamlarda bakılacağı hükmünü getirmiş bulunmaktadır. Ancak, bu istirdat ve tazminat davalarına kamu davası ile birlikte bakılacağı aynı maddenin amir hükmü gereğidir. Af kanunu Askeri Mahkeme ve askeri savcıların görevlerini genişletir nitelikte bir hüküm getirmediğine, kamu davaları af kanunu nedeniyle ortadan kalktığına göre askeri savcıların ve askeri mahkemelerin hazineye ilişkin zararları af kanununa girip girmediğini ceza davasından ayrı olarak soruşturma ve eleştirme yetkileri olmadığı görüşü ile çoğunluk kararına katılmamaktayız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy