(353 S. K. m. 220) (765 S. K. m. 146) (1803 S. K. m. 1/A, 2/A)
Ankara Sıkıyönetim K.lığı 3 Nolu As. Mahkemesi Kıdemli Hakimliğince As.Yargıtay Başkanlığına gönderilen 3 Ocak 1975 tarih ve 1975/21 sayılı yazıda; As.Yargıtay 4 ncü Dairesinin 3.12.1974 gün ve 1974/1034-1032 sayılı ilamı ile As.Yargıtay Drl.krl.nun 28.6.1974 gün ve 1974/11-52 sayılı ilamı arasında aykırılık olduğu ileri sürülerek, bu farklı içtihatların birleştirilmesi talep edilmiştir.
Bu talebin gerekçesi aşağıdaki hususlara dayanmaktadır:
1- 18 Şubat 1971 günü vuku bulan ve kamuoyunda (Hacettepe olayları diye bilinen) dava sanıkları hakkında düzenlenen iddianamede ve esas hakkındaki mütalaada, davaya konu olan fiiller (vazifeli memura silahla mukavemet), (6136 sayılı kanuna muhalefet), (patlayıcı madde bulundurma ve kullanmak), (yaralamaya sebebiyet vermek) şeklinde tavsif edilmiştir. Ancak, yargılama sonucunda bu fiiller mahkemece TCK. nun 146/3 ncü maddesinin unsurlarını oluşturan bir bütün olarak değerlendirilmiş ve bu yönde uygulama yapılmıştır. Sanık müdafileri tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine, As. Yargıtay 1 nci Dairesinin 27.2.1973 gün ve 1973/1-21 sayılı ilamı ile noksan soruşturma yönünden hüküm bozulmuş fakat, mahkemenin eski hükümde direnmesi nedeniyle As. Yargıtay Drl.Krl.nca gerekli inceleme yapılmıştır.
As. Yargıtay Drl.Krl.nun 28.6.1974 gün ve 1974/11-52 sayılı ilamında ise,dava konusu olayların TCK.nun 146/3 ncü maddesindeki suçu oluşturacak bir düzeye erişmediği ve dolayısiyle iddianamede belirttiği şekilde tavsif edilmelerinin gerekeceği kanaatine varılmış ve suçun işleniş tarihi de göz önüne alınarak 1803 sayılı af kanununun 1/A ve 353 sayılı As.Yargılama Usulü K.nun 220/C maddesi gereğince kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
2- Hukuk Fakültesi olayının sanıkları hakkında açılan kamu davasında da, Uğur ALACAKAPTAN için TCK. nun 312,266/3 ve 80 nci maddeleri ile 5680 sayılı Basın Kanununun 16/1 nci maddesi gereğince; diğer sanık Uğur MUMCU hakkında ise TCK. nun 142/1-5, 80, 173 ve 312 nci maddeleri gereğince iddianame düzenlenmiş, ancak yargılama sonunda, TCK. nun 312 nci maddesi gereğince tavsif olunan fiillerin TCK. nun 146/3 ncü maddesinin sumülüne girdiği kabul olunarak mahkemece bu yönden uygulama yapılmıştır.
Sanık Müfafileri tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine As. Yargıtay 4 ncü Dairesinin 15.2.1973 gün ve 1973/77-110 sayılı ilamı ile, her iki sanık hakkında TCK. nun 146/3 ncü maddesi gereğince yapılmış olan uygulama; sübut, vasıf ve noksan soruşturma noktalarından bozulmuş, ancak eski hükümde direnilmesi nedeniyle As. Yargıtay Drl.Krl.nca yapılan inceleme sonunda 2.4.1974 gün ve 1974/6-10 sayılı ilamı ile, 4 ncü Dairenin bozma sebepleri doğrultusunda hüküm bozulmuştur.
Bu bozmaya uyan mahkemece, sanıkların iddianamede yazılı suç vasıfları esas alınarak haklarında 1803 Sayılı Af Kanununun 1/A maddesinin uygulanmasına karar verilmiştir. Bu hükmünde sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine As. Yargıtay 4 ncü Dairesince yapılan inceleme sonunda, sanıkların iddianamede gösterilen ve Af Kanununun kapsamına giren suçlar hakkında mahkemenin verdiği (Kamu davasının ortadan kaldırılmasına) ilişkin karar onaylanmış ancak, fiilleri TCK. nun 146/3 ncü maddesine uyduğu iddiası ile yargılananlar hakkında yargılamaya devam olunarak mahkumiyetleri halinde 1803 Sayılı Af Kanununun 2/A maddesinde belirtilen ölçülere göre cezalarının çektirilmemesi ve suçsuzluklarının tesbiti halinde ise beraetlerine hükmolunması gerekeceğinden bahisle hükmü bozmuştur.
Bu duruma göre: As. Yargıtay Drl.Krl. (Hacattepe Olayları) diye bilinen davada, fiilin TCK. nun 146/3 ncü maddesinde gösterilen suçu oluşturmadığına ve fiilin iddianamade belirtilen vasıflara uygun olduğunu kabul ederek 1803 Sayılı Af Kanununu re'sen uygularken, mahkemenin yaptığı vasıf değişikliğinin değil iddianamedeki tavsifin esas alınması görüşü ile hareket etmiş; sanık Uğur ALACAKAPTAN ile sanık Uğur MUMCU haklarındaki davaya ilişkin 4 ncü Dairenin yukarıda anılan kararında ise, duruşmaya devam olunması ve sonuca göre Af Kanununun uygulanması ve beraate hükmedilmesi gerektiği kabul olunmak suretiyle, içtihatların birleştirilmesini gerektiren bir durumun ortaya çıktığı ileri sürülmektedir.
İçtihatların birleştirilmesine ilişkin bu talebin 1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanununun 32 nci maddesinde belirtilen (...diğer merci ve kişilerden) sadır olması nedeniyle, bu başvurmanın görüşülüp görüşülmemesi hususu, İçtihatları Birleştirme Kurulunun oyuna sunulup görüşülmesinin kabul edilmesi üzerine, konu hakkında sözcü üye Orhan ERTOSUN dinlenilmiş ve yapılan görüşme sonunda aşağıdaki karara varılmıştır:
As. Yargıtay Drl.Krl.nun 28.6.1974 gün ve 1974/11-52 sayılı ilamında, dava konusu olayların TCK.nun 146/3 ncü maddesindeki suçu oluşturacak bir düzeye erişmediği ve bu nedenle müstakil ve münferit fiiller olarak değerlendirilmeleri, gerektiği ve bunun sonucu olarak da, iddianamedeki tavsif itibariyle 1803 sayılı Af Kanununun 1/A maddesi gereğince uygulama yapılmasına karar verilmiş ve 353 sayılı As.YUK. 220/A maddesi gereğince kamu davasının re'sen ortadan kaldırılması yoluna gidilmiştir.
353 Sayılı Kanunun 220 nci maddesinin (a) bendinde (vak'anın) daha ziyade aydınlatılmasının gerekli olmadığı hallerde) ve aynı maddenin (c) fıkrasında (Ceza kovuşturmasını düşünen sebeplerden) birinin varlığı halinde, Askeri Yargıtayca esasına hükmedileceğini kabul etmiş bulunduğuna göre; TCK. nun 146/3 ncü maddesinin ihlali sayılabilecek bir düzeye ve vahamete erişmemiş olan ve nitelikleri itibariyle Af Kanununun şumulüne giren müstakil ve münferit fiiller hakkında As. Yargıtayca re'sen uygulama yapılmış olması halini; diğer davadaki olayların vasıf ve nitelikleri itibariyle TCK. nun 146/3 ncü maddesinin şumulüne girip girmediklerinin tesbiti için yargılamaya devam olunması ve varılacak sonuca göre uygulama yapılması gereğini belirten bozma sebepleri ile kararlaştırmamak gerekir.
Sonuç: Bu itibarla, benzer ve eşdeğerli olmayan ve gerek usul gerekse Af Kanununun 1/A ve 2/A maddeleri yönünden ayrı ayrı sahalara ilişkin bulunan iki karar arasında, içtihatların birleştirilmesini gerektiren bir farklılık bulunmadığına ve dolayısıyla içtihatların birleştirilmesini gerektiren kanuni ve hukuki bir durumun mevcut olmadığına 28.04.1976 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy