(334 S. K. m. 135) (353 S. K. m. 50)
KONU: T.C.K.nun 89 ve 647 sayılı Kanunun 6 ncı maddelerinde, erteleme isteminin kabulü halinde gerekçe göstermek zorunluluğuna işaret edilip, reddi halinde gerekçe gösterilmesinden söz edilmemiş bulunması ve red durumunda gerekçe göstermek zorunluluğunun kabulü halinde, sanığın geçmişteki hal ve ahlaki temayüllerinin teşhiri gibi cezadan daha ağır bir sonucun doğmasına imkan verilmiş olacağı düşüncesiyle, erteleme istemi reddedilirken gerekçe göstermeye yasal zorunluluk bulunmadığı görüşünde olan Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 10.6.1961 tarih ve 1961/1043 Esas, 1961/41 Karar, 10.4.1970 tarih ve 1970/26 Esas ve 1970/25 Karar, 17.4.1970 tarih, 1970/27 Esas ve 1970/26 Karar sayılı ilamları ile, T.C. Kanununun 89 ve 647 sayılı Kanunun 6 ncı maddelerinde, erteleme isteminin reddi halinde gerekçe gösterilmesini zorunlu kılan bir hüküm yoksa da; 1961 tarihli T.C.Anayasasının 135 nci maddesi her türlü kararların gerekçeli yazılacağını belirtmiş bulunması, C.M.U. K.nun 1696 sayılı Kanunla değişik 32 nci maddesinin de bu kuralı benimseyip açıkca yansıtmış bulunması karşısında, tartışmaya girmeden bu amir hükümlere uyulması gerekeceği düşüncesiyle erteleme isteminin reddi halinde de gerekçe göstermek zorunluğu bulunduğu görüşünde olan Askeri Yargıtay 2 nci dairesinin 16.9.1976 tarih, 1976/238 Esas ve 1976/232 karar sayılı ilamı arasındaki aykırılık nedeniyle 1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanununun 30 ncu maddesi gereğince bu konudaki içtihatların birleştirilmesi istemini kapsamaktadır.
İNCELEME: Konuyu görüşmek amacı ile 29.12.1976 tarihinde toplanan Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu, sözcü üye Orhan ERTOSUN'un açıklamasını dinleyip, As. Yargıtay Daireler Kurulunun ve As. Yargıtay 2 nci dairesinin ilgili ilamlarının da okunmasını müteakip, farklı içtihatların birleştirilmesi gereğinde görüş birliğine vararak, konunun esası üzerinde yapılan inceleme ve müzakere sonunda:
Erteleme isteminin reddi halinde gerekçe gösterilip gösterilmiyeceği konusunda, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun bu güne kadar ki kararlarının; kanunda hâkimi gerekçe göstermek zorunluluğunda bırakan bir hükmün bulunmaması ve istem reddedilirken sebep göstermek zorunluluğunun kabulü halinde sanığın geçmişteki hali ve ahlaki temayüllerinin teşhiri gibi, sanık için belki de cezadan daha ağır bir sonucun doğmasına imkan tanınmış olacağı düşüncesiyle; "erteleme istemini reddederken hâkimin gerekçe göstermek zorunda olmadığı" şeklinde belirdiği, Buna karşı, Askeri Yargıtay 2 nci Dairesi; erteleme müessesesinin cezanın şahsileştirilmesini amaçladığını, bu itibarla ceza, sanığın kişiliğine uydurulurken, erteleme için kanunda yazılı koşul ve nitelikleri sahip olup olmadığı araştırılır. Koşullar mevcutsa, bunlardan bahsedilerek, hangi sebeplerle cezasının ertelenmesine hak kazandığı hükümde açıklanır. Bu nedenledir ki ertelemeye karar verilirken gerekçe gösterilmesi tabiidir. Bunun gibi ertelemenin reddi halinde de, istemin neden reddedildiğinin belirtilmesi gerekir. Kanunda erteleme isteğinin reddedilmesi halinde gerekçe gösterilmesinden söz edilmemiş olmasının, gerekçe göstermeye mutlak mani bir sebepmiş gibi değerlendirilmemesi lazımdır. Zira, T.C.Anayasasının 135 nci maddesinin son fıkrası ve C.M.U. K.nun 32 nci maddesindeki açık hükümler bağlayıcı niteliktedir."denilerek, erteleme isteminin reddi halinde de gerekçe göstermek zorunluluğu bulunduğu fikrini kabul ettiği görülmüştür.
Askeri Yargıda; Askeri Ceza Kanunu 47. maddesinde belirtilen istisnalar göz önünde bulundurulmak suretiyle uygulama olanağı bulunan "erteleme" T.C.K.nun 89 ve cezaların infazı hakkındaki 647 sayılı K.nun 6. maddeleri ile düzenlenmiş bulunmaktadır.
"Erteleme"ilk planda, cezanın çektirilmemesini sağlamakta; kanunda yazılı süreler içinde belirli cezalardan biri ile mahkum olmama halinde ise ertelemeye konu olan mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılmasını öngörmektedir. Mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılması ya da belli süreler içinde T.C.K.nun 95.maddesinde yazılı cezalardan biri ile mahkumiyet halinde her iki cezanın ayrı ayrı yerine getirilmesi sonucunu doğuran "erteleme" ilk defa suç işleyenler diğer bir deyişle ilk defa suç işlemiş sayılanlar hakkında, kişi ve toplum yararı açısından önemli bir şahsileştirme müessesesidir.
T.C.K.nun 89 ve 647 sayılı K.nun 6.maddelerinde"Adliye Mahkemelerinde para cezasından başka bir ceza ile mahkum olmayan kimse, işlediği bir suçtan dolayı ağır veya hafif para veya 6 aya kadar ağır hapis veya 1 yıla kadar hapis veya hafif hapis cezalarından biri ile mahkum olur ve geçmişteki haliyle ahlaki temayüllerine göre cezasının ertelenmesi ilerde cürüm işlemekten çekinmesine sebep olacağı hakkında mahkemece kanaat edinilirse bu cezanın ertelenmesine hükmolunabilir. Bu halde ertelemenin sebebi hükümde yazılır" şeklindeki hükümlerin yer aldığı görülmektedir.
Anılan bu hükümlere göre cezanın yerine getirilmesini, sanığın kişiliği açısından değerlendirecek olan mahkeme, ceza yerine uygulanabilecek bir tedbir niteliğindeki ertelemeye, sanığın geçmişteki hali ile ahlaki temayülleri hakkında edindiği kanaate dayanarak cezanın ertelenmesi halinde ilerde suç işlemekten çekineceği sonucuna ulaşırsa karar verebilecektir.
Bu bakımdan; sanığın suçtan evvelki durumu, suçun işlenmesi ve hükme kadar olan süredeki hal ve davranışlarının değerlendirilmesi yapılacaktır.
Mahkemece, erteleme kararı verilirken, bunu gerekçesinin gösterilmesi anılan kanun hükümlerinin bir gereğidir. Ancak, aynı hükümlerde erteleme isteminin reddi halinde gerekçe göstermek zorunluluğundan söz edilmemiş olması yönünden, istemin reddi halinde gerekçe gösterilip gösterilmiyeceği konusu yukarıda açıklandığı üzere farklı içtihatlara neden olmuştur.
Bu açıdan yapılan incelemede: T.C.K.nun 89 ve 647 sayılı K.nun 6.maddeleri ertelemenin şartlarını ve hâkimin erteleme yetkisini düzenleyici hükümleri kapsamaktadır. Diğer bir deyişle anılan madde hükümleri, erteleme istemi hakkında yapılacak bütün işlemleri yani istemin kabul ya da reddi konusunda yapılacak tüm işlemleri değil, cezanın ertelenmesine olanak sağlayan hali düzenlemektedir. Bu itibarla, ertelemeye karar verilirken; esasında infazı gerekli olan bir cezanın yerine getirilmesine engel olan bu kararın gerekçesinin de gösterilmesi ilgili maddelerde öngörülmüştür.
Hiç kuşkusuz erteleme istemini red eden mahkeme, anılan kanun hükümlerinin kapsam ve amacını gözönünde bulundurarak yaptığı değerlendirme ile bu sonuca ulaşmış olacaktır. Bu şekildeki red kararının sebebinin hükümde yazılıp yazılamıyacağı, ertelemeye ilişkin maddelerde gösterilmediği için burada mahkeme yargılamaya dair genel hükümlerin koyduğu prensiplere göre işlem yapmak zorunluluğunda kalacaktır.
Bu konuyu düzenleyen genel hükümler tetkik edildiğinde;
T.C.Anayasasının 135.maddesinde "....bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır."
353 sayılı As. Mah.Krlş. ve Yrgl. Us. K.nun 50.maddesinde "Askeri Mahkemelerce verilecek her türlü kararlar gerekçeli olarak yazılır." hükümlerinin yer aldığı ve bu hükümlerde mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılacağının açık bir şekilde belirtildiği görülmektedir.
Erteleme istemi, ancak bu kararla reddedilebileceğinden, T.C.Anayasasının 135 ve 353 sayılı kanun'un 50.maddeleri gereğince bu kararın da diğer her türlü kararlar gibi gerekçeli olması gereği kendiliğinden belirlenmektedir.
SONUÇ: Yukarda belirtilen görüşler ve açıklamaların ışığı altında;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 135. maddesi ve 353 sayılı As. Mah.Krlş. ve Yrg. Us. K.nun 50.maddesinin açık hükümleri karşısında; erteleme isteminin reddi halinde de mahkemenin gerekçe gösterme zorunluluğunda bulunduğu görüşü uygun bulunarak bu konudaki farklı içtihatların aynı görüşü yansıtan Askeri Yargıtay 2.Dairesinin 16.9.1976 tarih ve 1976/238 esas,1976/232 kararı doğrultusunda birleştirilmesine OY ÇOKLUĞUYLA 29.12.1976 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy