(334 S. K. m. 33)
KONU: As. C.K.nunda yazılı harp hükümlerinin Kıbrısta bulunan T.S.K. Mensupları hakkında 20.7.1974 tarihinden geçerli olmak üzere uygulanmasıyla ilgili Bakanlar Kurulunun 25.11.1974 gün ve 7/9089 sayılı kararı karşısında, uygulama yapılırken suçun işlendiği tarihte fiili muhasematın devam edip etmediğinin ilgili merciler den sorulmasına lüzum olup olmadığı, Askeri Ceza Kanununda yazılı harp hükümlerinin Kıbrısta bulunan T.S.K. Mensupları hakkında 20.7.1974 tarihinden geçerli olmak üzere uygulanması hususu Bakanlar Kurulunun 25.11.1974 gün ve 7/9089 Sayılı Kararı ile kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bu konu ile ilgili olarak Askeri Yargıtay'a intikal eden dava dosyaları üzerinde inceleme yapmış bulunan As. Yargıtay 4 ncü Dairesi, 9.3.1976 gün ve 1976/ 74-82 Esas ve Karar sayılı ilamında gerekçesi belirtilerek "Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararının uygulanabilmesi için, suçun işlendiği tarihte fiili muhasematın devam edip etmediğinin ilgili mercilerden sorulması ve sonuca göre işlem yapılması gerekeceğine" karar vermiştir.
Başsavcılıkça karara itiraz edildiğinden, Daireler Kurulunda durum incelenmiş ve Askeri Yargıtay Daireler Kurulu 7.5.1976 gün ve 1976 /28-31 Esas ve Karar sayılı ilamı ile "Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükte kaldığı sürece harp hükümlerinin uygulanması gerekeceği düşüncesiyle 4 ncü Daire Kararının Kaldırılmasına ve dolayısıyla suçun işlendiği tarihte fiili muhasematın devam edip etmediğinin ilgili mercilerden sorulmasına lüzum olmadığına" karar vermiştir.
Bunu müteakip As. Yargıtay 4.Dairesi 8.12.1976 gün ve 1976/296-332 Esas ve Karar sayılı ilamı ile "Bakanlar Kurulu Kararının Seferberlik Kanununun 4790 Sayılı Kanunla değişik 3 ncü maddesi uyarınca muhasematın fiilen başlamasından sonra alınmış olması dikkate alınarak, CEZA HUKUKU AÇISINDAN yürürlükte kalması, sadece fiili muhasematın devamına bağlı olmasını icap ettireceğinden; suç tarihinde muhasematın devam edip etmediğinin ilgili mercilerden soruşturulup buna göre işlem yapması gerekeceğine" karar vermiş olmakla, söz konusu Daireler Kurulu Kararı ile 4 ncü Daire Kararı arasında, fiili muhasematın devam edip etmediğinin ilgili mercilerden soruşturulmasına gerek olup olmadığı yönünden beliren farklılığın,
As. Yargıtay 4 ncü Daire Başkanlığınca giderilmesi isteminden ibarettir.
İNCELEME: As. C.K.nun 7 nci maddesinde:
"Bu Kanunda" Seferberlik tabiriyle takyit edilen ceza hükümleri (Harp Hükümleri) dir ve aşağıdaki hal ve vakitlerde caridir:
A) Umumi Seferberlik müddetince As. Şahıslar hakkında;
B) Kısmı Seferberlik ilan olunan mıntıkalarda, bunun devamı müddetince As.Şahıslar hakkında;
C) Örfi İdare ilan olunan mıntıkalarda harp hükümleri tatbik olunacağına icra vekilleri heyetince karar verildiği takdirde bunun devamı müddetince mezkur mıntıkada bulunanlar hakkında;
D) Fesat ve isyan halinde veyahut silah kullanılacak askeri bir hareket yapılması halinde, kumanda eden subay tarafından harp hükümleri mer'i olacağı resmen bildirilen askeri kıt'alar hakkında bu hallerin devamı müddetince;
E) Bulundukları mahalde en büyük rütbeli komutan tarafından harp hükümleri mer'i olacağı kendilerine resmen tebliğ olunan harp esirleri hakkında;
As. C.K.nun 8 nci maddesinde:
"1. Sefer tabiri harp hali ihtiva eden seferberliktir.
2. Ordunun veya bazı kısımlarının seferber olmasını amir olan emirde yazılı ve muayyen tarihten başlayarak ilgasına mübeyyin neşrolunan emirde yazılan tarihte biten haldir.
3. Hazarda Türkiye Cumhuriyeti hudut ve kara suları dışında yalnız dahi seyrü hareket eden her harp tayyare ve harp gemisi üssül hareketlerinden birine varıncaya kadar bu kanunun tatbikatında seferber sayılır.
1211 Sayılı Seferberlik Kanununun 3. Maddesinde:
1- Seferberlik icabına göre ya genel veya kısmı olur.
2- Olağanüstü hallerde seferberlik ilan edilmeksizin harp ilan edildiği veya muhasemat fiilen başladığı takdirde kanunlarda yazılı sefere ve seferberliğe ait hükümlerde yine kanunlarda harp hali, harp zamanı ve harp esnası gibi hallerde uygulanacağı yazılı hükümlerden hangilerini, nerelerde veya ne zaman uygulanacağı ve bunlardan ne suretle vazgeçileceği Bakanlar Kurulu Kararı ile belirtilir. Ve ilan olunur. Bu karar Büyük Millet Meclisine arzolunur.
3- Şu kadar ki harp halinin suçun asli unsurunu teşkil ettiği hallerde fiili muhasematın başlamasıyla bu hükümler salt olarak yürürlüğe girer."
Hükümlerinin yer aldığı görülmektedir.
25.11.1974 tarih ve 7/90-89 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararında ise; "Kıbrıs da girişilen Barış Harekatı dolayısıyle:
1- Kıbrısta bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına ilişik (1) sayılı,
2- 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunu kapsamına giren bütün hükümlüler hakkında da ilişik (2) sayılı, cetvellerde gösterilen kanun hükümlerinin 20.7.1974 tarihinde geçerli olmak üzere uygulanması; Milli Savunma Bakanlığının 20.11.1974 günlü ve Kanun: 824/1-74 sayılı yazısı üzerine, 1211 Sayılı Seferberlik Kanununun 4790 Sayılı Kanunla değişik 3 ncü maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 25.11.1974 tarihinde kararlaştırılmıştır.
25.11.1975 günlü ve 7/90-89 Sayılı Kararnamenin ekidir.
1 SAYILI CETVEL:
-As. C.K.nunda yazılı harp hükümleri,
-T.C.K.nunda harp hali, harp zamanı ve harp esnasında deyimleri yazılı ceza hükümleri.
-353 Sayılı As.Mah.Krlş. ve Yrg. Us. K.nun 14 ncü maddesiyle 160 ncı maddesi son fıkrası.
-926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel K.nun 58, 59, 60, 61, 100, 101, 102, 103 ve
188, 195 nci maddeleri.
-5434 Sayılı T.C.Emekli Sandığı K.nun 36 ncı maddesinin (a) fıkrası ile 64 ncü ve 69 ncu maddesinin (b) fıkrası,
2 SAYILI CETVEL: 1111 Sayılı Askerlik Kanununun 52, 58, 59 ,60 ve 69 ncu maddeleri 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar K.nun 3 ncü maddesinin (f) fıkrası, 13, 14 ve 15 nci Maddeleri ile 17. Maddesinin (B) fıkrası." şeklinde olduğu görülmektedir.
1211 Sayılı Seferberlik K.nun 4790 Sayılı Kanunla değişik 3 ncü maddesine göre alınan Bakanlar Kurulu Kararı ile "As. C.K.nunda yazılı harp hükümlerinin Kıbrısta bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları hakkında 20.7.1974 tarihinden geçerli olmak üzere uygulanacağı belirtilmiştir.
GEREKÇE: Bakanlar Kurulunun bu kararı yukarıda açıklandığı üzere 1211 Sayılı Kanun 4790 Sayılı Kanunla değişik 3. Maddesine istinaden alınmış olduğundan anılan madde ile Bakanlar Kurulu Kararının ceza uygulamasına etkisi yönünden birlikte tetkikinde zorunluluk olmaktadır.Maddede: Olağanüstü hallerde seferberlik ilan edilmeksizin;
a) Harp edilmesi veya
b) Muhasematın fiilen başlaması ön şartı yer almaktadır.
Bu hale göre; Bakanlar Kurulunun maddede yazılı hükümleri yürürlüğe koyabilmesi için olağanüstü hallerde seferberlik ilan edilmeksizin harp ilan edilmiş olması veya muhasematın fiilen başlamış olması gerekir. Bu durumda; Kanunlarda yazılı sefere ve seferberliğe ait hükümlerle yine kanunlarda harp hali, harp zamanı ve harp esnası gibi hallerde uygulanacağı yazılı hükümlerden hangilerinin;
a) Nerelerde
b) Ne zaman uygulanacağı,
c) Bunlardan ne suretle vazgeçileceği, Bakanlar Kurulu Kararında belirtilecektir.
1211 Sayılı Seferberlik K.nun 3. Maddesi tadilden evvel "Seferberlik icabına göre ya genel veya kısmı olur, şeklinde idi. Maddenin halen yürürlükte bulunan metni hakkındaki kanun tasarısının gerekçesinde (5 seneden beri devam eden olağanüstü hallerde seferberlik ilan edilmediği halde cezai ve hukuki mahiyetteki seferberliğe ait birçok hükümler hariç olmak üzere seferin birçok icapları yapılmıştır. Halen de resmen seferberlik ilan edilmediği halde kamutayca görülen lüzum üzerine 20 Şubat 1945 tarihinde Almanya ve Japonya'ya harp ilan edilmiştir.
Halbuki mevcut kanunlarımızda sefere ve harbe ait cezai ve hukuki hükümlerin tatbiki seferberliğe ve harp vukua geldiği zamana münhasır kalmıştır. Bugünkü durumda olduğu gibi olağanüstü hallerde veya olağanüstü hal içinde iken harp ilanı halinde sefere, seferberliğe ve harbe ait hükümlerin tatbik edileceğine dair kanuni bir sarahat olmadığı gibi bugünkü durumun icabı olarak herhangi bir yerde ve bir zamanda seferberlik ilan edilmeksizin dahi fiili bir çarpışma olabilir. Bu zamanda ise seferberliğe ait hukuki gerek cezai hükümlerinin tatbiki icap edebilir. İşte bu gibi zamanlarda Hükümetin Yüksek Kamutaydan aldığı yetkiye dayanarak seferi hükümlerle harp hükümlerinden hepsinin veya gerekli bir kısmının tatbiki sahasına konulması zarureti hasıl olabilir.
Ancak hadise bu şekilde mütalaa olunmakla beraber sefer ve seferberlikle olağanüstü hallerin harp halinden tamamıyla tefrik edilmesi uygun görülerek harp halindeki hükümler iki cepheden mütalaa olunmuştur. Birincisi; Kanunlarda esasen cürüm addedilipte harp hali teşdit sebebi olarak kabul edilen hallerdir. Bu hallerde yukarıdaki mucip sebeblere göre vaziyetin takdiri Bakanlar Kuruluna verilmiş bulunmaktadır. 2 nci hal; harp halinin teşdit sebebi olmayıp da cürmün asli unsurunu teşkil eden vaziyetlerdir. Bu hallerde fiilin büsbütün cezasız kalmaması düşüncesiyle 3 ncü fıkrada, tasarıda yazılı olduğu şekilde fiili muhasematın başlamasıyla harp hükümlerinin mutlak suretle tatbiki cihetine gidilmiştir denmek suretiyle 1211 sayılı Seferberlik K.nun 3. Maddesinin değiştirilmesine esas olan etkenler ve getirilen yeni hükümlerin amacı açık bir şekilde belirtilmiştir.
Esasen 1211 Sayılı Seferberlik K.nun 3 ncü maddesinin 4790 Sayılı Kanunla değiştirilmiş bulunan metni; kesin ifadelerle kapsam, anlam ve amacını belirleyecek hükümleri bünyesinde taşımaktadır.
Kanun maddesinde harp haline ilişkin hükümler iki cepheden mütalaa edilmiştir. Birincisi, kanunlarda esasen cürüm addedilipte harp hali, teşdit sebebi olarak kabul edilen hallerdir, ikinci hal ise harp halinin teşdit sebebi olmayıp da cürmün asli unsurunu teşkil eden vaziyetlerdir. Birinci halde harp hükümleri Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konacak, ikinci halde ise harp hükümleri, harp ilan edilmesi veya fiili muhasematın başlamasıyla mutlak olarak yürürlüğe girecektir.1211 Sayılı Seferberlik K.nun 4790 Sayılı Kanunla değişik 3. Maddesinin 2.Bendindeki "Şu kadar ki harp halinin suçun asli unsurunu teşkil ettiği hallerde fiili muhasematın başlamasıyla bu hükümler salt olarak yürürlüğe girer" hükmüne göre; Harp halinin suçun asli unsurunu teşkil ettiği hallerde; harp ilan edilmesi veya fiili muhasematın başlamasıyla harp hükümleri Bakanlar Kurulu Kararına gerek olmadan kendiliğinden yürürlüğe girecektir. Bu nev'i suçlara ilişkin olarak kanun maddesi Bakanlar Kuruluna bir takdir yetkisi vermemiş, harp halinin suçun asli unsurunu teşkil ettiği hallerde bu hükümlerin yürürlüğe girme şart ve zamanı kanun hükmü tüm boyutlarıyla düzenlenmiştir. 3. Maddenin anılan bu 3. Bend hükümleri ile salt olarak yürürlüğe giren harp haline ilişkin hükümlerin ne zaman yürürlükten kalkacağı hakkında kanun metninde bir ibareye yer verilmemiş veya gerek duyulmamıştır. Harp ilanı veya fiili muhasematın başlamasıyla salt olarak yürürlüğe giren hükümlerin yürürlükte kalma halinin ilanihaye devam edeceği düşünülemez. Bunun bir sınırı vardır. Bu sınır da maddedeki durumlarla kayıtlıdır. Harp ilanı veya fiili muhasematın başlamasıyla salt olarak yürürlüğe giren bu hükümler harbin sona ermesi veya fiili muhasematın bitmesi ile yürürlükten kalkacaktır. Harbin ya da fiili muhasemat halinin askeri yönden veya harp hukuku açısından bitmiş sayılabilmesi bir araştırma ve soruşturmayı gerektirebilir. Burada önemli olan nokta harp hükümlerinin harp ilanı veya fiili muhasematın başlamasıyla yürürlüğe girip harp veya fiili muhasematın bitmesiyle son bulduğu hakkındaki kuralın maddi ceza kanununun uygulanmasına esas tutulmasıdır.
1211 Sayılı Seferberlik K.nun 4790 Sayılı Kanunla değişik 3. Maddesinin 2. Bendinin hükmü ise; Kanunda esasen cürüm addedilipte harp halinin teşdit sebebi olarak kabil edildiği durumları kapsamaktadır.
Harp hali ya da fiili muhasemat şartlarına bağlı olarak yürürlüğe konabilecek olan bu hükümler; kanun maddesinin bu konudaki açık hükmüne göre; harp ilan edilmesi veya fiili muhasematın başlamasına rağmen yürürlüğe konmayabileceği gibi bu hallerin başlamasından bir süre sonra da yürürlüğe konabilir. Ayrıca harp hali ya da fiili muhasematın devam etmesine rağmen anılan hükümlerin daha önce yürürlükten kalkacağı belirtilebilir.
Ancak, maddi ceza kanunları yönünden önemli olan husus; harp ilan edilmesi ya da fiili muhasematın başlaması ile yürürlüğe konması mümkün olan bu hükümleri yürürlüğe koyan Bakanlar Kurulu Kararında; bunlardan ne suretle vazgeçileceğinin de belirtilmesi gerektiği halde, belirtilmediğine göre harp hali veya fiili muhasemat koşuluna bağlı olarak yürürlüğe konan harp hükümlerinin bu koşulların sona erdiği andan itibaren ceza hukuk açısından uygulanmasından safi nazar edilmesi gerekeceği sonucuna varılmıştır. Bir an için Bakanlar Kurulunun sonradan alacağı bir kararla "Bu hükümlerin uygulamasından ne suretle vazgeçileceğini" belirtmek yetkisi olduğu düşünülebilirse de, böyle bir anlayışın ancak idari nitelikteki işlerde uygulama olanağı bulunabilir. Ceza Kanununun kapsamına giren durumlarda ise uygulama ve vazgeçilme esaslarının bu hükümleri yürürlüğe koyan Bakanlar Kurulu Kararında belirtilmiş olması Anayasa'nın 33 ve 1211 Sayılı K.nun 3. Maddelerinin kesin bir gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklandığı üzere; 1211 Sayılı Seferberlik K.nun 4790 Sayılı Kanunla değişik 3. Maddesine göre alınmış bulunan Bakanlar Kurulu Kararı ile As. C.K.nun seferberliğe ilişkin hükümleri yürürlüğe konulurken, aynı kanun maddesinin açık hükmüne rağmen bunlardan ne suretle vazgeçileceği belirtilmemiş olduğundan; harp hali ya da fiili muhasemat koşuluna bağlı olarak Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren bu hükümlerin, anılan hallerin varlığının devam etmesi şartıyla yürürlükte kalabileceği sonucuna varıldığından, suç tarihinde, harp veya fiili muhasemat halinin devam edip etmediğinin, ilgili ve yetkili makamlardan araştırılması ve bu yönden soruşturma sonucuna göre uygulama yapılması gerektiğine ve bu konudaki farklı içtihatların aynı görüşü yansıtan 4 ncü Dairenin 8.12.1976 gün ve 1976/296-332 Esas ve Karar sayılı içtihadı doğrultusunda birleştirilmesine, 24.5.1977 tarihinde Hakim Tuğg.Sabri KİRİŞOĞLU, Hakim Alb.Nahit SAÇLIOĞLU, Hakim Alb.Necmettin ALKAN, Hakim Alb.Ahmet AKÇA, Hakim Alb.İsmail MURADOĞLU ve Hakim Alb.Akdemir AKMUT'un karşı oylarıyla OYÇOKLUĞU ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy