(6136 S. K. m. 12, 13)
KONU: 1) Askeri Yargıtay Başsavcısı tarafından 22.11.1982 tarih ve U.Ev.No: 1982/3888 sayılı gerekçeli yazı ile Başkanlığa hitaben yapılan başvuruda; 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile diğer aletler hakkındaki Kanunun 12.6.1979 tarih ve 2249 sayılı kanun ile değişik 12 nci maddesinin bireysel silah ve mermi satışlarında ve elden çıkarmalarda uygulanıp uygulanmaması hususunda Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 16.9.1982 tarih ve 1982/164-161 sayılı kararı ile, 4.11.1982 tarih ve 1982/221-219 sayılı kararı arasında aykırılık bulunduğu ve ayrıca Daire kararları arasında da aynı şekilde çelişkilerin mevcut olduğu belirtilerek bu tereddütlerin tümünü ortadan kaldıracak tarzda belirtilen konu ile ilgili olarak uygulamada birlik ve beraberliğin sağlanması için bahis konusu içtihatların, silah ve mermi satmak fiillerinin hiçbir şart aranmaksızın 6132 sayılı Kanunun değişik 12/1. maddesine uygun suçu oluşturacağı görüşünü benimseyen İçtihat doğrultusunda birleştirilmesi istenmiştir.
2) Ayrıca, Askeri Yargıtay 1 nci Daire Başkanı tarafından da 17.11.1982 tarih ve 1982/104 sayılı gerekçeli yazı ile Başkanlığa hitaben yapılan başvuruda; Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 15.7.1982 tarih ve 1982/159-157 sayılı kararı ile, 4.11.1982 tarih ve 1982/221-219 sayılı kararında, bireysel silah satma eylemlerinin 6136 sayılı Kanunun değişik 12/1 maddesinde yazılı olan suçu oluşturduğu, 16.9.1982 tarih ve 1982/164-161 sayılı kararı ile 23.9.1982 tarih ve 1982/191-166 sayılı kararında ise, bu gibi eylemlerin 6136 sayılı Kanunun değişik 13 ncü maddesinde yazılı olan suçu teşkil ettiği yolunda ve yine Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin 14.7.1982 tarih ve 1982/481-546 sayılı kararında, tek silah satışı şeklinde subutü kabul edilen eylemin, 6136 sayılı Kanunun değişik 12/1 maddesinde yazılı suçu teşkil ettiği kabul edilmiş olmasına rağmen, aynı Dairenin 15.9.1982 tarih 1982/606-582 ve 6.10.1982 tarih 1982/539-626 sayılı kararlarında ise, bu gibi eylemlerin 6136 sayılı Kanunun değişik 13 ncü maddesinde yazılı suçu teşkil ettiği yolunda birbirinden farklı kararların verilmiş olduğu açıklanarak, bu birbirine tamamen aykırı bulunan Askeri Yargıtay Daireler Kurulu ve Daire kararlarının uygulamada beraberliğin sağlanması bakımından birleştirilmesinde zaruret hasıl olduğu belirtilmiştir.
İNCELEME: Bu istemler üzerine 11 Şubat 1983 tarihinde Genel Kurul Salonunda yapılan Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu Toplantısında; yukarıda bahis konusu Daireler Kurulu kararları ile 1 nci Daire kararları okunarak, benzer olaylarda İçtihat aykırılığı bulunduğu ve kararlar arasındaki bu aykırılığın 1600 sayılı Kanunun 30-31 maddeleri gereğince İçtihatları Birleştirme Kurulunda incelenip karara bağlanması gerektiği oybirliği ile kararlaştırıldıktan sonra Raportör Üyenin açıklamaları dinlenip ilgili Kanun maddeleri okunarak işin esası görüşüldü.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 16.9.1982 tarih ve 1982/164-161 sayılı kararında; bireysel satış veya elden çıkarmalarda sanığın amacı silah ticaretine veya yaymaya yönelik bulunmadıkça suça konu olan olay hakkında 6136 sayılı Kanunun 12/1.maddesinin değil 13 ncü maddesinin uygulanmasının Kanun Koyucunun amacına, Adalete ve 6136 sayılı kanunda yazılı biçimsel eylemlerin önem sırasına daha uygun düştüğü görüşü belirtilmiş olmasına rağmen 4.11.1982 tarih ve 1982/221-219 sayılı kararında ise, 6136 sayılı Kanunda 2249 sayılı kanun ile yapılan değişikliğin 22.6.1979 tarihinde yapıldığı, bu tarih ve öncesine bakıldığında Türkiye genelindeki anarşinin tırmanarak doruk noktasına ulaştığının görüldüğü, kanun koyucunun terör olaylarına engel olmak için öncelikle bu olaylarda kullanılan ateşli silahlarla bunlara ait mermilerin yasa dışı yollardan yurda sokulmasına ve yurt içinde yayılmasına engel olmak amacıyla 6136 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin kapsamını genişlettiği ve 2249 sayılı kanun ile yapılan değişiklik sırasında, bu kanunun kapsamına giren ateşli silah ve mermilerin yayılmasının engellemek ve elden ele geçmesini önlemek düşüncesiyle ticari amaç ve kişisel gereksinim için satmada ayırım gözetmeksizin 6136 sayılı Kanunun 13 ncü maddesindeki "satma" eylemini aynı kanunun 12 nci maddesine alarak daha ağır bir müeyyideyi öngördüğü, yapılan bu değişiklikten sonraki, 6136 sayılı Kanunun 13 ncü maddesi kapsamı içinde, silah satan ile satmaya aracılık edenler hakkında hiçbir kelime ve cümlenin bulunmadığı, bu itibarla kanunun açık hükmünün yorum yolu ile değiştirilemeyeceği gerekçe olarak gösterilmiştir.
Esasen; 6136 sayılı Kanuna aykırı olarak "Ateşli Silahlarla bunlara ait mermileri satanlar ile satmaya aracılık edenlerin" fiilleri 6136 sayılı Kanunun 13 ncü maddesinde müeyyideye bağlanmış iken, 2249 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile "bu kanun kapsamına giren Ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satanlar veya satmaya aracılık edenler veya bu amaçla yanında bulunduranların" fiilleri 12/1.madde kapsamına alınmak suretiyle, anılan madde kapsamının daraltıldığı anlaşılmakta ise de, 6136 sayılı Kanunun bazı maddelerini değiştiren 2249 sayılı kanunla ilgili olarak hazırlanan 28.6.1978 tarihli İçişleri Komisyonu raporunda "tasarının 7 nci maddesiyle değiştirilmekte olan 6136 sayılı Kanunun 1308 sayılı kanunla değişik 12.maddesine, yaygın bir şekilde devam eden silah ticaretinin önlenebilmesi amacıyla, silah satan, satmaya aracılık eden veya bu amaçla bulunduran kişiler için daha ağır bir cezanın uygulanması esası getirilmiş ve madde bu değişik şekliyle kabul edilmiştir." denmiş olması muvacehesinde yapılan bu değişikliğin asıl nedeni özellikle silah kaçakçılarının gizlice dışardan yurda soktukları silah ve mermileri onlar adına gizleyip bulunduranlarla, yayma amacıyla hareket edenlerin veya ticari amaçla silah ve mermi satanlarla bu amaçla evinde veya başka bir yerde bulunduranların fiillerini daha ağır bir müeyyideye tabi kılmaktır.
Nitekim tabanca ve mermilerin ticari gaye dışından kişisel ilişkiye dayalı olarak el değiştirmesi veya satışında, yayma ve tehlikeyi genişleterek çoğaltma amacı söz konusu olamayacağından bu kişilerin diğerlerine nazaran daha hafif bir ceza ile cezalandırılması yasa koyucunun amacına ve Adalet ilkelerine uygun düşmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6136 sayılı Kanuna aykırı olarak Ateşli Silahlarla bunlara ait mermileri satanlar veya satmaya aracılık edenlerin amacı, silah ve mermi ticaretine veya yaymaya yönelik bulunmadıkça eylemleri hakkında anılan yasanın 12/1.maddesinin değil 13 ncü maddesinin UYGULANMASI GEREKTİĞİNE, konu ile ilgili farklı içtihatların bu şekilde BİRLEŞTİRİLMESİNE 11 Şubat 1983 günü OY ÇOKLUĞU ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ: 6136 sayılı Ateşli Silahlar, Bıçaklar ile diğer Aletler hakkında Kanun'da 2249 sayılı Kanunla değişiklik yapılarak, ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satanların kanunun 12 nci maddesi bünyesine alınıp cezalarının attırılmasından sonra, bu maddenin ancak ticaret amacı ile ateşli silah veya bunlara ait mermileri satanlar hakkında uygulanacağı, bu amaç dışında satanlar yönünden kanunda boşluk bulunduğu ve bu sebeple 13 ncü madde gereğince cezalandırılmalarının uygun olacağı görüşünün benimsenmesi karşısında; konuya açıklık getirilmesi için, bu kanuna ve zaman zaman da kanunda değişiklikler yapılmasına neden gerek duyulduğunun incelenmesinde lüzum ve zaruret görülmüştür.
Memleketimizde yaşama hakkına karşı silahla işlenen suçların artması ve mevcut mevzuatın da bu suçları önlemeye yeterli bulunmaması yüzünden ateşli silahlarla bunlara ait mermilerin memlekete sokulması, imali, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulmasının hangi esaslara tabi olacağı ve aksine hareket edenler hakkında da ne gibi bir cezai müeyyide uygulanacağı 17.7.1953 tarih ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Kanun ile belirlenmiştir.
Tasarı gerekçesindeki "Memleketimizde silahla işlenen suçların çoğalması, şahıs emniyetini ciddi surette tehlikeye koyan ve bu bakımdan bir huzursuzluk kaynağı yaratan konu üzerinde önemle durmayı icabettirmiştir... Bir memleketin emniyet ve asayişini korumak ve vatandaşların huzur ve rahatlarını temin etmek için bu işlerin esaslı bir surette düzeltilmesinin zaruri bulunduğu izahtan varestedir.
Kama ve bıçaklarda olduğu gibi ateşli silahlara ait hükümler de memleketimizin bu günkü ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Bu günkü hükümlere göre silahlar memnu ve gayri memnu diye iki kısma ayrılmıştır. TCK.nun 265. maddesindeki memnu silahın tarifinde bilhassa namlu uzunluğunun esas ittihaz edildiği görülmektedir....
Binanaleyh, yukarıdan beri izah edilen bütün bu sebeplerden dolayı ateşli ve kesici silahların ithali, imali, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulması hususunda daha esaslı ve ciddi tedbirler alınmasına lüzum ve zaruret hasıl olduğundan bu tasarı hazırlanmıştır....
Bu tasarının kanuniyet kesbetmesi halinde, silahla işlenen öldürme ve yaralama vak'aları mühim miktarda azalacağı gibi memleketin emniyet ve asayişi, vatandaşların huzur ve rahatları da o nisbette mükemmel bir surette sağlanmış olacaktır. (T.B.M.M. Tutanak Dergisi, Cilt:24 S.Sayısı:
211) şeklindeki görüşlerle bu kanuna neden gerek duyulduğu açıklanmaktadır.
Kanunun konu ile ilgili 12 nci maddesi "Herkim, bu konunun şumulüne giren ateşli silahlarla bunlara ait mermileri ülkeye sokar, sokmaya aracılık eder veya bunların ülkeye sokulmasına aracılık eder veya 3763, 4374 ve 5591 sayılı Kanunların hükümleri dışında memlekette imal eder veya bu surette memlekete sokulmuş veya memlekette imal edilmiş olan ateşli silahları bir yerden diğer bir yere nakleder veya yollar veya nakletmeye bilerek tavassut ederse Ceza Kanununda daha ağır hükümler mevcut olmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 500.- liradan 5.000.- liraya kadar ağır para cezası alınır" ve 13 ncü maddesinde ise "Bu kanun hükümlerine muhalif olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satanlar, satmaya tavassut edenler, satın alanlar, taşıyanlar veya bulunduranlar 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 200.- liradan 1.000.- liraya kadar ağır para cezası hükmolunur" şeklinde ve hiçbir yoruma ihtiyaç duyulmayacak bir açıklıkta hükümleri ihtiva etmektedir.
Her iki madde metinlerinden de anlaşılacağı gibi ateşli silahlarla bunlara ait mermileri "Memlekete sokan, teşebbüs eden, tavassut eden, imal eden, nakleden, yollayan ve nakletmeye bilerek aracılık edenler" ile "Satanlar, satmaya tavassut edenler, satın alan, taşıyan veya bulunduranlar" arasında eylemlerindeki ağırlık gözönünde tutularak suçu hangi sebep veya saikle işlemiş olurlarsa olsunlar bu yönde bir ayrıma tabi tutulmadan, birbirlerinden farklı cezai müeyyideye tabi olmaları uygun görülmüştür.
Zamanla memleketimizde ateşli silah ve bıçaklarla işlenen adam öldürme ve yaralama suçlarında artış görülmesi, silah kaçakçılığının Münferit şahıslar tarafından olduğu gibi aynı zamanda teşekkül meydana getirilerek veya toplu olarak işlendiğinin tesbit edilmesi ve mevcut mevzuatın da bu gibi suçları önlemeye yeterli olmadığının anlaşılması üzerine 30.6.1970 tarih ve 1308 sayılı Kanunla 6136 sayılı Kanunda değişiklik yapılarak, bazı maddelerine fıkralar eklenmiş ve bazı maddelerindeki cezaların asgari ve azami hadlerinin yükseltilmesi cihetine gidilmiştir.
Tasarı gerekçesindeki "Son yıllarda memleketimizde işlenen adam öldürme, yaralama ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet ve silah kaçakçılığı suçlarında artış müşahade olunmaktadır.... Adam öldürme suçlarına tesir eden faktörler arasında....6136 sayılı Kanunun ihtiva ettiği müeyyidelerin müessiriyetini kaybetmiş olmasının da bu suçların artışında önemli rol oynadığı tesbit edilmiştir. Bu arada sözü geçen kanunun tatbikatında 6 ay süreli hapis cezalarının paraya tahvil edilerek infazı, müeyyidelerin müessiriyetini tamamen ortadan kaldırmaktadır...
Bu sebeple 6136 sayılı Kanunun ihtiva ettiği cezaların asgari ve azami hadlerinin yükseltilerek müeyyidenin müessir hale getirilmesi zarureti duyulmuştur.... tasarı bu sebeple hazırlanmıştır. "T.B.M.M. Tutanak Dergisi Cilt:6 S.Sayısı: 178) şeklindeki görüşlerle 6136 sayılı Kanunda değişiklik yapılmasına neden gerek duyulduğu açıklanmaktadır.
6136 sayılı Kanunun 1308 sayılı Kanunla değişik ve konu ile ilgili 12 ve 13 ncü maddeleri incelendiğinde; yine satanlar veya satmaya aracılık edenler arasında, suçu hangi sebep ve saikle işlemiş olurlarsa olsunlar, bir ayrım gözetilmediği, maddelerde yazılı cezaların asgari ve azami hadlerinin yükseltildiği ve 12 nci maddede belirtilen fiilleri işlemek için teşekkül vücuda getirenler ile suçu toplu olarak işleyenler hakkında maddeye fıkralar ilave edildiği görülmektedir.
Son yıllarda ise anarşi ve terör hareketlerinin gittikçe artarak tüm yurt sathına yayılması ve son derece gelişmiş olan ateşli silahlarla işlenen bu gibi olayların vehamet arzetmesi karşısında olayları önlemek, memlekette emniyet ve asayişi sağlamak ve vatandaşları huzur ve rahata ulaştırmak maksadıyla gelişen teknolojide gözönünde tutularak 12.6.1979 tarih ve 2249 sayılı kanunla 6136 sayılı kanunda yeniden değişiklikler yağılarak maddelere fıkralar eklendiği gibi maddelerde yazılı cezaların asgari ve azami hadlerinin yükseltilmesi cihetine gidilmiştir.
Genel gerekçedeki "....Şiddet eylemlerinin aracı genellikle silah veya silah yerine kullanılan gereçlerdir. Bunların yapımını, taşınmalarını, bulundurulmalarını ve yurda sokulmalarını düzenleyen ve aykırı davranışları yaptırımlara bağlayan ateşli silahlar ve bıçaklar hakkındaki kanun 1953 yılında yürürlüğe girmiştir. Kanun daha sonraki yıllarda birkaç kez değişikliğe uğramış ise de, bu değişiklikler bazı ayrıntılar ile ilgili olup şimdi duyulan gereksinmeleri karşılayabilecek nitelikte değildir. Bu nedenle sözü edilen kanunda hızlı bir tırmanma içinde bulunan şiddet ve saldırı eylemlerinde kullanılan silah, araç ve gereçleri bakımından günün değişen koşullarına ve gelişen teknolojiye uygun olarak kapsamının genişletilmesi, suçun önlenmesinde önemli öğe olan yaptırımların ağırlaştırılması ve suçların koğuşturulmasında yasal olanaklar elverdiğince ivediliğin sağlanması için köklü değişmeye gidilmesi kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir."
Madde gerekçelerindeki....7- Kanunun 13 ncü maddesi yeniden düzenlenmiş olup birinci fıkradaki hapis cezası olduğu gibi korunmuş, ancak para cezası günün koşullarına uygun olarak etkinliği sağlamak için arttırılmıştır. Yeniden eklenen 2 fıkra 12 nci maddenin 4 ve 5 nci fıkralarındaki hükümler ile paralellik kurmuştur... Bir makinalı tüfek veya tabanca taşıyan, bulunduran yahut satan kişi klasik tipte bir tabanca taşıyan, bulunduran veya satandan daha çok cezaya çarptırılır. Ayrıca silahın veya merminin çok sayıda olması nedeniyle "Vahim" bir durum olarak takdir edilmesi halinde de aynı ceza verilecektir. Her iki öğenin bir arada bulundurulması cezanın arttırılmasını gerektirmektedir."
İçişleri Komisyonu raporundaki "....6136 sayılı Kanunun 1308 sayılı kanunla değişik 12 nci maddesine yaygın bir şekilde devam etmekte olan silah ticaretinin önlenebilmesi amacıyla silah satan, satmaya aracılık eden veya bu amaçla bulunduran kişiler için daha ağır bir cezanın uygulanması esası getirilmiş ve madde bu değişik şekli ile kabul edilmiştir.." şeklindeki görüşlerle de 6136 sayılı kanunda tekrar değişiklik yapılması sebepleri gösterilmiştir.
6136 sayılı kanunun 2249 sayılı kanunla değişik 12 ve 13 ncü maddeleri incelendiğinde; evvelce 13 ncü madde bünyesinde yer almış olan "Satanlar ve satmaya tavassut edenlerin" bu maddeden alınarak "Satar veya satmaya aracılık ederse veya bu amaçla yayında bulundurursa" şeklinde 12 nci madde bünyesine alınmalarının uygun görüldüğü, maddelerdeki cezaların asgari ve azami hadlerinin arttırıldığı ve maddelere bazı fıkralar eklenerek ateşli silahın vasıflı veya miktar bakımından vahim sayılabilecek çoğunlukta olması halinde maddelerdeki cezaların arttırılarak uygulanması ilkesinin getirilmiş olduğu görülmektedir.
Gelişmesi yukarıda gerekçeleri ile belirtildiği gibi 6136 sayılı Ateşli Silahlar, Bıçaklar ve Diğer Aletler hakkında kanunun kabulü ve bu kanunda zaman zaman değişiklik yapılmasının ana gayesi, memleketimizde ateşli silahlarla işlenen suçların vehamet arz edecek derecede artması, anarşi ve terör hareketlerinin tüm yurt sathına yayılması yüzünden bozulan ve mevcut mevzuatın kıyafetsizliği nedeni ile de düzeltilemeyen emniyet ve asayiş ile vatandaşların huzur ve rahatlarının sağlanmasıdır.
Bu sebeplerle ateşli silahların ve bunlara ait mermilerin memlekete sokulması, imali, satılması, taşınması ve bulundurulması suç sayılarak müstakil bir kanunla cezai müeyyideye tabi tutulması gereği kabul edildiğinden 6136 sayılı kanunun tedvini cihetine gidilmiş ve bilahare gelişen koşullar ve teknolojik ilerlemeler de nazara alınarak kanunda aynı gaye ile değişiklikler yapılmıştır.
Görüldüğü gibi kanun yapıcı tarafından suç sayılan ve cezai müeyyideye tabi tutulan fiiller kanunda teker teker sayılmıştır. Ancak gerek kanunun, gerekse bu kanunda değişiklikler yapan kanunların görüşülmesi ve kabulü sırasında faillerin saikleri üzerinde durulmamış ve bu bakımdan bir ayrım gözetilmeyerek suç hangi saikle işlenmiş olursa olsun faile mahsus maddenin uygulanması gereği kabul edilmiştir. 2249 sayılı Kanunla yapılan değişiklik de genel prensibe ve ateşli silahlarla bunlara ait mermilerin her ne sebeple ve saikle olursa olsun el değiştirmesi suretiyle suç işleyecek şahıslara kadar bulaşmasının önlenmesi gayesine uygun ve istenerek yapılmış olan bir değişikliktir.
Bu gaye için "Satanlar, satmaya aracılık edenler veya bu maksatla bulunduranlar" ın bir ayrıma tabi tutulmadan 12 nci madde bünyesine alınmaları ve tabi oldukları cezai müeyyidenin arttırılması uygun görülmüştür. Nitekim madde gerekçesindeki "....Bir makineli tüfek veya tabanca ....satan kişi klasik tipte bir tabanca....satandan çok cezaya çarptırılır. Ayrıca silahın veya merminin çok sayıda olması nedeniyle vahim bir durum olarak takdir edilmesi halinde de aynı ceza verilecektir. Her iki öğenin bir arada bulunması cezanın arttırılmasını gerektirmektedir." şeklindeki açıklama, ayrımın sadece satılan silahın vasfı ve miktarı yönünden yapılmış olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Bu bakımdan 2249 sayılı kanunun genel gerekçe ve madde gerekçelerindeki açıklığa rağmen sadece İçişleri Komisyonu raporundaki ".....yaygın bir şekilde devam etmekte olan silah ticaretinin önlenmesi amacıyla.." cümlesi esas alınarak 12 nci maddede yer alan "Satan" fiilinin sadece ticari amaçla ateşli silah veya bunlara ait mermileri satanlara şamil olduğu, diğer satma eylemleri hakkında kanunda boşluk bulunduğu, bu sebeple de haklarında kanunun 13 ncü maddesinin uygulanması gerektiği; yolundaki bir yorum tarzına katılmaya olanak görülmemiştir.
Esasen yorum yapılırken sadece amacın gözönünde tutulmaması amacı gerçekleştirmek yönünden kanun koyucu tarafından yeterli görülerek getirilen hükümlerin de dikkate alınması gereklidir. Zira gerçek iradenin tesbiti ancak bu halde mümkün olabilecektir.
Kanun koyucunun, son yıllarda ülke çapında ve örgütsel biçimde seyredip, toplumun can ve mal emniyetini tehdit ederek güven ve huzurunu bozan terör ve anarşi eylemlerini önlemek amacıyla bir yasama tasarrufuna gittiği açıktır.
Ancak bu amacı gerçekleştirmek üzere getirilen yasal önlem, "ticari maksatla yapılan satış veya böyle bir satışa aracı olmak" gibi yeni bir suç ihdası şeklinde olmamış; münhasıran evvelden beri var olan, tatbikat ve uygulamalar ile mahiyet ve muhtevası belirginlik kazanmış bulunan "satmak veya satışa aracı olmak" suçlarını, 6136 sayılı kanunun 13 ncü maddesi bünyesinden çıkarıp, 12 nci madde içerisine ithal edilmesi suretiyle, daha ağır bir cezanın verilmesini sağlamaktan ibaret kalmıştır.
Belirlenen amaç ve yapılan tasarrufun içeriği itibariyle, kanun koyucu tarafından yaygınlaşma olgusunun, temelde "satmak" eyleminden kaynaklandığı; satışın ticari veya gayri ticari amaçlamı yapıldığı gibi, tamamen saike ilişkin hususatın, uygulamadaki tesbit güçlüğü dikkate alınmış, bu nedenlerle hiçbir ayırıma yer verilmeksizin 6136 sayılı kanuna tabi silah veya mermilerin, her türdeki gayri kanuni satış veya satışa aracılık fiillerine daha şiddetli ceza verilmesinin, amacı gerçekleştirme yönünden uygun ve yeterli bir önlem olarak kabul ve mütalaa edilmiş olduğu açıktır.
Kaldı ki; yargı fonksiyonunu yasama fonksiyonundan ayıran genel ilkeler nazara alındığında, kanuni unsurlara göre uygulama yapmak mecburiyetinde bulunan mahkemelerin 12 nci maddede yer alan "Satar" deyiminin ifade ettiği unsuru değiştirmeye yetkileri olmadığı gibi; malum ve muayyen bir anlamı olan bir fiili ifade eden "Satış" unsurunu, 13 ncü maddede yer alan ve keza malum ve muayyen başka bir davranış ifade eden "Bulundurma" unsuru içinde mütalaa etmeleri de yetki ve fonksiyon açısından mümkün değildir. Kanun koyucunun ayrı ayrı maddeler içerisinde düzenlediği "Satanlar" ve "Bulunduranlar" unsurlarını genellikle ve objektiflik ölçülerine de ters düşecek yorumla 13 ncü madde içerisinde mütalaa etmek (T.C.K.1.Md.ne) ve ceza hukuku ilkelerine aykırı olacaktır.
Bu itibarla ihtiyaçlarına binaen veya sair sebeplerle ateşli silahını veya buna ait mermileri satan failler hakkında; kanunda açık olarak belirtilen "Satma" fiilini işlemiş olduklarından, 6136 sayılı Kanunun 2249 sayılı kanun ile değişik 12 nci maddesinin uygulanması gerektiği kanaatinde bulunduğumuzdan, eylemlerinin "Bulundurma" suçunu teşkil ettiği ve 13 ncü maddeye göre cezalandırılmaları gerektiğine dair çoğunluk görüşüne muhalifiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy