(1632 S. K. m. 132) (5237 S. K. m. 245) (1600 S. K. m. 30, 31) (AYGK. 05.07.1991 T. 1991/10 E. 1991/1 K.)
Konu: Askeri Yargıtay Dairelerinin, astının veya üstünün ya da arkadaşının bir şeyini çalmak (ASCK'nın 132'nci maddesi) ile banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (5237 sayılı TCK'nın 245'inci maddesi) suçlarının beraber işlendiği dava dosyaları ile ilgili olarak, Askeri suça bağlılık halinde görev konusundaki içtihatlarında aykırılıklar bulunduğuna, bazı daire kararlarında bağlılık kuralı uyarınca askeri mahkemelerin görevli olduğu belirtilirken, bazı daire kararlarında ise sanığın terhis olması ile birlikte askeri suç olmayan banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu yönünden askeri mahkemede yargılamayı gerektirir ilginin kesilmesi nedeniyle adliye mahkemelerinin görevli olduğunun karara bağlandığına, bu durum itibarıyla aykırı daire içtihatlarının uygulama birliğinin sağlanması açısından 1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu'nun 31'inci maddesi gereğince, sanık terhis olsa dahi askeri mahkemenin görevinin devam ettiğine dair olan içtihatlar doğrultusunda birleştirilmesi isteminden ibarettir.
Başvuruda Bulunan: Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkeme Kıdemli Hakimi
Başvuranın İstemi: Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 13.05.2009 tarihli ve 2009/496 Ü.G. sayılı yazısında; Ter.Hv.Er S.G. hakkında arkadaşının bir şeyini çalmak ve banka kartını kötüye kullanmak suçlarından Askeri Mahkemelerince verilen mahkumiyet kararlarının Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin 01.04.2009 tarihli ve 2009/725-718 E.K. sayılı kararı ile bozulduğunu, bozma ilamında sanığın terhis olması durumunda asker kişi sıfatının sona ereceği ve banka kartını kötüye kullanmak suçundan ilgi kesilerek askeri mahkemenin görevinin sona ereceğinin belirtildiğini,
Askeri Yargıtayın arkadaşının bir şeyini çalmak ve banka kartını kötüye kullanmak suçlarının beraber işlendiği suç dosyaları ile ilgili içtihatlarında aykırılıklar bulunduğunu, bazı daire kararlarında askeri mahkemelerin görevli olduğu belirtilmesine karşın, bazı dairelerin sanığın terhis olması ile birlikte askeri mahkemelerin görevsiz olduklarını ilamlarında belirttiklerini,
Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin 2008/2251-2256 E.K., 2009/725-718 E.K., 2'nci Dairesinin 2008/2174-2323 E.K., 3'üncü Dairesinin 2009/367-353 E.K., 4'üncü Dairesinin 2008/2405-2397 E.K. sayılı kararlarının sanığın terhis olması durumunda askeri mahkemenin görevsiz olduğu şeklinde olduğunu; buna karşın, Askeri Yargıtay 2'nci Dairesinin 2009/403-388 E.K., 3'üncü Dairesinin 2008/258-254 E.K., 2008/1918-1916 E.K. sayılı kararlarının sanık terhis olsa dahi askeri mahkemenin görevli olduğu şeklinde olduğunu,
Arkadaşının, üstünün veya astının banka kartını sahibinden habersiz olarak çalarak bu kart ile para çekerek kendisine menfaat temin eden sanıkların bu eylemlerinin iki ayrı suç olarak değerlendirildiğini, sanıkların her iki suçu çok kısa zaman aralığı içinde işleyebildikleri gibi birkaç gün sonra da işleyebilmekte olduklarını, çalınan kart ile çekilen para arasında mağdur bakımından doğrudan bağlantı bulunduğunu, her iki suçun mağdurunun da aynı kişiler olduğunu, aynı şekilde her iki suçun sanığının da bir kişi olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi halinde sanığın eylemlerinin bölüneceği ve yargılama yerinin de değişeceğinin açık olduğu, her iki suçla ilgili davalara askeri mahkemede bakılması halinde eylemleri faile ve fiile bağlı olarak değerlendirecek olan askeri mahkemenin adalete daha uygun karar vereceğini, cezayı kişiselleştireceğini, yargılamanın daha çabuk sonuçlanacağını, yargılamanın ekonomik olacağını ve sonuçta adil yargılamanın gerçekleşeceğini, sanığın savunma hakkına herhangi bir kısıtlama getirilmesinin de söz konusu olmadığını, sanığın eylemleri arasında hukuki bağlantı bulunduğunu, bu sebeplerle bu tür davalarda sanık terhis olsa dahi askeri mahkemenin görevinin devam etmesi gerektiği kanaatinde olduğunu,
Belirtildiği üzere, Askeri Yargıtay Daire kararları arasındaki içtihat aykırılığının giderilerek, uygulamada birliğin sağlanması açısından 1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu'nun 31'inci maddesi gereğince, içtihatların Askeri Yargıtay 2'nci Dairesinin 2009/403-388 E.K., 3'üncü Dairesinin 2008/258-254 E.K., 2008/1918-1916 E.K. sayılı kararları doğrultusunda birleştirilmesine karar verilmesi için başvurunun Askeri Yargıtay Genel Kuruluna sunulmasını talep etmiştir.
Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu, Başkanlığın 10.06.2006 tarihli ve GENSEK.:2037-629-09 sayılı Genel Kurul toplantı çağrısı uyarınca 26.06.2009 tarihinde saat: 09.30'da Askeri Yargıtay Başkanı Hak. Tuğgeneral Ahmet ALKIŞ'ın Başkanlığında Genel Kurul Salonunda toplandı.
Yapılan yoklamada 30 üyenin hazır olduğu ve Askeri Yargıtay Kanunu'nun 7'nci maddesinde öngörülen çoğunluğun bulunduğu anlaşılmakla, yapılan inceleme ve müzakere sonunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru Yetkisi ve Şartları: 1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu'nun 31'inci maddesinin 2'nci fıkrasında, diğer merci ve kişilerin de gerekçeye dayanan yazılı başvurmaları halinde, içtihatları birleştirme yoluna gitmenin gerekip gerekmeyeceğinin tespiti için Askeri Yargıtay Başkanının bu isteği kapsayan dilekçeyi İçtihatları Birleştirme Kuruluna vereceği, bu şekildeki başvurmaların görüşülebilmesi için mevcut üye sayısının salt çoğunluğu ile karar verilmesi gerektiği, belirtilmiştir.
Askeri Yargıtay İç Tüzüğü'nün 42/9'uncu maddesinde, Diğer merci ve kişilerin başvurulan halinde ise, ön sorun olarak içtihatların birleştirilmesi yoluna gitmenin gerekip gerekmediği hususları görüşülüp, mevcut üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verilir. Oylama içtihatların birleştirilmesi gerektiği yolunda sonuçlanırsa, sözcü üye esasa ilişkin görüş ve düşüncelerini açıklar. denilmektedir.
Bu duruma göre, Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkeme Kıdemli Hakiminin, diğer merci sıfatıyla, aykırı olduğunu ileri sürdüğü içtihatların birleştirilmesi için istekte bulunduğu, görülmektedir.
Değerlendirme: 1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu'nun İçtihatları birleştirme kararları başlıklı 30'uncu maddesinde, içtihat birleştirmesine hangi hallerde gidileceği, anılan Kanun'un İçtihatların birleştirilmesini istemek başlıklı 31'inci maddesinde de, içtihatların birleştirilmesini kimlerin isteyebileceği ve istek yapmaya yetkili olanların sıfatına göre değişen incelemenin yöntemi esaslarına yer verilmiş; Askeri Yargıtay İç Tüzüğü'nün 42'nci maddesinde de açıklanan Kanun hükümlerine uygun olarak Askeri Yargıtay'da uygulanacak usul ve yönteme ilişkin kurallar düzenlenmiştir.
Bu mevzuat hükümleri çerçevesinde, içtihatları birleştirme yoluna gitmenin gerekip gerekmeyeceğinin tespiti için Askeri Yargıtay Başkanının bu isteği kapsayan dilekçeyi İçtihatları Birleştirme Kuruluna vereceği, içtihatların birleştirilmesi kararını vermeye Askeri Yargıtay Genel Kurulunun yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Yine bu kapsamda bir karar verilebilmesi için, 30'uncu maddede sayma yöntemiyle belirtilen durumlardan birisinin gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Sözü edilen maddede içtihatların birleştirilmesini istemek için sayılan durumlar ise;
1- Askeri Yargıtay'ın bir dairesinin kendinin yerleşmiş bir içtihadından veya Daireler Kurulunun veya diğer bir dairenin yerleşmiş içtihadından ayrılmak istemesi,
2- Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun, kendisinin yerleşmiş bir içtihadından ayrılmak istemesi,
3- Bir daire ile Daireler Kurulunun kararları arasında aykırılık bulunması,
4- Daireler Kurulunun kararları arasında bir aykırılık bulunmasından ibarettir.
Öte yandan, yukarıda da belirtildiği gibi, içtihatların birleştirilmesi konusunda istek yapmaya yetkili olanların sıfatına göre incelemenin yöntemi değişmekte olup, Askeri Yargıtay Başkanının doğrudan doğruya istemi veya Askeri Yargıtay Başsavcısı ile Daire Başkanlarının gerekçeli bir yazı ile başvurusu üzerine içtihatların birleştirilmesine gelinmesi halinde bir ön inceleme yapılmadan konunun esası üzerinde görüşmelere başlanacak olmasına karşın, diğer merci ve kişilerin mutlaka bir gerekçeye dayanması gereken yazılı başvurulan halinde ise, ön sorun olarak içtihatların birleştirilmesi yoluna gitmenin gerekip gerekmediği hususunun oylanması ve oylamanın içtihatların birleştirilmesi gerektiği yolunda sonuçlanması halinde işin esasının görüşülmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede, inceleme konusunun, Askeri Yargıtay Başkanı, Başsavcısı ya da Daire Başkanları dışında kalan diğer bir merci ya da kişi tarafından yapılan istem kapsamında oluşu nazara alındığında, ön inceleme olarak, öncelikle, bu merci ya da kişinin konu ile ilgili istek yapmaya yetkili olup olmadığı, yetkili ise yapılan isteğin Askeri Yargıtay Kanunu'nun 30'uncu maddesinde sınırlı olarak sayılan durumlara uygunluğunun bulunup bulunmadığı, içtihat aykırılığının benzer hukuki meselelere özgü olup olmadığı, sözü edilen durumlara uyan bir istek söz konusu ise, mevcut aykırı kararların yerleşmiş içtihatlar karşısındaki durumu, konunun istikrar kazanmış olup olmadığı hususlarının esasa girilmeden görüşülüp tartışılması ve içtihatları birleştirmeye gerek olup olmadığının oylanması gerekmektedir.
Diğer taraftan, Askeri Yargıtay Kanunu'nun 30'uncu maddesinde sınırlı olarak sayılan durumlar arasında yer alan, bir dairenin kendinin yerleşmiş bir içtihadından veya Daireler Kurulunun veya diğer bir dairenin yerleşmiş içtihadından ayrılmak istemesi hali ile Daireler Kurulunun kendisinin yerleşmiş bir içtihadından ayrılmak istemesi hali, ancak bu kurulları temsil durumunda olan Askeri Yargıtay Başkanı, 2'nci Başkanı ya da Daire Başkanlarının başvuru yapabilecekleri bir konu olup, diğer bir merci ya da kişilerin ancak bir Daire ile Daireler Kurulunun kararları arasında aykırılık bulunması ya da Daireler Kurulunun kararları arasında bir aykırılık bulunması hallerine bağlı olarak istemde bulunabilecekleri açıkça ortaya çıkmaktadır.
Nitekim, 1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 08.07.1972 tarihinden sonra, diğer merci ve kişiler tarafından yapılan başvurulara ilişkin olarak tesis olunan Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08.04.1988 tarihli ve 1988/1-1 E.K. sayılı ve 05.07.1991 tarihli ve 1991/10-1 E.K. sayılı kararlarında, iki Dairenin kararları arasında mevcut aykırılık nedeniyle 1600 sayılı Kanun'un 30/1'inci maddesindeki içtihatların birleştirilmesi yoluna gidilmesini gerektiren şartların oluşmadığına karar verilmiştir.
Bu açıklamalara göre, Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkeme Kıdemli Hakimi tarafından yapılan 13.05.2009 tarihli ve 2009/496 Ü.G. sayılı yazılı başvuruda, konu ile ilgili olarak Askeri Yargıtay Dairelerinin kararları arasında içtihat aykırılığı bulunduğunun ileri sürülmesi ve başkaca bir gerekçe sunulmaması, keza Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun görev konusu ile doğrudan ilgili (Astının veya üstünün ya da arkadaşının bir şeyini çalmak ile banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarının beraber işlendiği hallere ilişkin) bir kararının da mevcut olmaması nazara alındığında, 1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu'nun 30'uncu maddesinde belirtilen tarzda, bir daire kararı ile Daireler Kurulu kararları arasında ya da Daireler Kurulunun kendi kararları arasında içtihat aykırılığı bulunmadığından, başvuranın isteminin esası incelenmeden reddedilerek, içtihatları birleştirme yoluna gitmeye gerek bulunmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sonuç: Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi Kıdemli Hakiminin 13.05.2009 tarihli ve 2009/496 Ü.G. sayılı ve aykırı içtihatların birleştirilmesine dair olan istemi ile ilgili olarak, adı geçenin Askeri Yargıtay Daire kararları arasında aykırılık bulunmasını Kurul önüne getirme konusunda yetkili olmaması nazara alınarak, 1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu'nun 30 ve 31, Askeri Yargıtay İç Tüzüğü'nün 42'nci maddesi uyarınca İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME YOLUNA GİTMEYE GEREK BULUNMADIĞINA,
26 Haziran 2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy