(2955 S. K. m. 5) (657 S. K. m. 76) (6283 S. K. m. 9)
Davacının İzmir'de bulunan Mevki Askeri Hastanesinde başhemşire olarak görev yapmakta iken EYLÜL 1990 tarihinde bu görevden alınarak aynı hastanede hemşireliğe atanması işleminin iptali istemiyle AYİM'de dava açtığı anlaşılmaktadır.
1971 yılında adı geçen hastaneye hemşire olarak atanan davacının 1975 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Yüksek Hemşirelik Okulunu bitirdikten sonra, 1979 yılında bu hastane başhemşireliğine atandığı, bilahare askeri hastanedeki başhemşirelik kadroları ile muvazzaf subay olarak tesbit edilmesi üzerine EYLÜL 1990 tarihinde davacının bu görevden alınıp yerine muvazzaf subay olan bir hemşirenin baş hemşire olarak atandığı görülmektedir.
Askeri hastanelerde önceleri başhemşirelik varsa bir yüksek hemşire yoksa diğer hemşirelerden birinin atanması şeklinde yürütülürken bilahare 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 5 nci maddesi (d) bendine dayanılarak 15.3.1985 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile Gülhane Askeri Tıp Akademisine bağlı olarak kurulan Hemşirelik Yüksek Okulunu bitiren ve Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hemşirelik Yüksek Okulu Yönetmeliğinin 62 nci maddesi gereğince muvazzaf subay olan hemşirelerin atanmasına karar verilmiş ve uygulamaya başlanmıştır.
İdarenin işin özelliklerine göre kadro durumunu ve bu kadrolarda uygun kişileri görevlendirmesi hizmetin daha iyi yürütülmesi için yasalarda belirtilen kaidelere aykırı olmamak üzere gereken tedbirleri alması tabiidir. Askeri bir kuruluş olan askeri hastanelerde rütbeli kişiler olan doktor ve idarecilerle rütbesiz kişiler olan hemşire, hastabakıcı, ebeler gibi personel arasında koordineyi sağlayacak olan başhemşirelerin rütbeli bir kişi olmasında fayda bulunduğundan idarenin bu kadrolara muvazzaf subay olan bir hemşire ataması hizmetin özellik ve gereklerine uygundur. Esasen bu idarenin takdirinde bulunan bir konu olduğundan idarenin takdir hakkını ortadan kaldıracak biçimde veya idari eylem ve işlem niteliğinde yargı kararı da verilemez.
Davacı kendisinin daha evvel bu kadroya atanmış bulunması nedeniyle müktesep hakkı bulunduğunu iddia etmiş ise de özde aynı nitelikleri taşıyan görevlerde görev yerinin değiştirilmesi durumu 657 sayılı Kanunun 76 ncı maddesi karşısında mümkün olup kazanılmış hak aylık dereceleri hariç bu durumda kazanılmış hak ilkesine aykırılıkta söz konusu olmaz.
296 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu, 3433 sayılı Askeri Hastabakıcı, Hemşireler Hakkında Kanun ve Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hemşirelik Yüksek Okulu Yönetmeliğinin incelenmesinden, davacının istemine dayanak teşkil edecek bir hükme rastlanmamıştır.
Her ne kadar 25 ŞUBAT 1954 tarih ve 6283 sayılı Hemşireler Yasasının 9 ncu maddesinde, Yüksek Hemşirelik Okullarından mezun olanların, kabiliyetlerine göre hemşire okulu öğretmeni, başhemşire ve idareci hemşire olacakları, hizmete ilk girdiklerinde hemşire olarak atanacakları, başhemşire olabilmeleri için ise, bir terfi süresinde çalışarak ehliyetlerini ispat etmeleri gerekmektedir, hükmü yer almakta ise de; anılan yasanın sivil kamu kuruluşlarında görev yapan yüksek hemşireleri kapsar nitelikte olması nedeniyle, bahsi geçen hükmün davacıya uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bir başka deyişle, gerek davacıya ve gerekse davacıdan boşalan hastane başhemşireliği kadrosuna atanan subay yüksek hemşireye 3433 sayılı Askeri Hastabakıcı, Hemşireler Hakkında Kanunun uygulanması gerekmektedir.
Kaldı ki, 5 MAYIS 1987 tarihinde de 600+200 Yataklı Askeri Hastane için düzenlenen TMK. da gerek hemşire ve gerekse servis yönetici hemşireliğine atanacak Yüksek Hemşirelerin subay olması koşuluna yer verilmiş bulunmaktadır.
Açıklanan durumlar karşısında, dava konusu yapılan işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy