Davacının getirilen özlük sicil ve işlem dosyalarının incelenmesinde; Davacının Sincan Askerlik Şubesinde görev yaptığı sırada I. Sicil amiri olarak kendisine Sincan Askerlik Şubesi Başkanının, II. Sicil amiri olarak da Ankara Askerlik Dairesi Başkanının sicil düzenledikleri, her iki sicil amirinin düzenledikleri sicillerin tüm hanelerinin istisnasız 60 not olarak değerlendirildiği ve böylece ortalamasının da doğal olarak 60 şeklinde oluştuğu, I. sicil amirinin düşüncesi hanesinde görevine bağlı değildir. Sık sık istirahat alır. Çeşitli bahaneler ile işini gereği şekilde yapmaz. Amirleri hakkında dedikodu yapar. Disiplinsiz bir memurdur kanaatini yazdığı, keza II.Sicil amirinin de gelir düzeyi ile mütâsıp olmayan giyim ve yaşam standardına sahiptir. Disiplin dışı davranışları vardır şeklinde düşünce yazdığı görülmüştür.
Hemen ifade olunmalıdır ki günlük yaşantıda sıkça kullanılan istirahat alma tabirine katılmak mümkün değildir. Zira istirahat doktorun gerekli görmesi halinde doktor tarafından verilir alınmaz. Verilen raporun sahteliği ispat oluncaya kadar gerçek olduğuna herkesin, bu arada âmirlerinin de itibar etmesi yasal zorunluluğu bulunmaktadır. İşini gereği gibi yapmayan memuru ise amirin sözlü ya da yazılı şekilde uyarması ve bu uyarı belgelerini sicil ve özlük dosyasına koyması zorunludur. Aksi takdirde herhangi bir uyarı yapmadan ve bunları belgelendirmeden bir ast hakkındaki disiplinsizlik iddialarının idari yargı denetimi olanağı olamayacaktır.
Özellikle II. Sicil Amirinin yazdığı gelir düzeyi ile mütasıp olmayan giyim ve yaşam standardına sahiptir şeklindeki i. kanaati yazılması için amirin elinde önemli bazı belgelerin bulunması zorunludur. Kaldı ki böyle bir kanaat ile neyin ifade olunmak istendiğinin de açıklanması zorunluluğu bulunmaktadır. Diğer yandan sicil belgelerine bu kanaatin yazılmasının o kişi hakkında daha sonraki yıllardaki sicil amirlerinin kanaatlerinin peşinen olumsuz yönde etkilenmesine yol açacağı yadsınamaz. Nitekim olayımızda bu durum yaşanmış ve davacının bir başka kuruma naklen atanması engellenmiş bulunmaktadır.
Sicil belgelerinde yazılabilecek kanaatlerin kişileri zan altına sokacak, aşağılayacak ve geleceklerini karartacak, atanma (yurtiçi ve yurtdışı), naklen atama, kurs (yurtiçi ve yurtdışı) işlemlerini kesin önleyecek türden olmaması gerekir. İlgili personelin herhangi bir menfi hali varsa bunu mutlaka belgelendirmesi koşulu ile karar hanesine düşünce yazılması olanağı doğar. Aksi takdirde sicil amirlerinin objektifliklerinden her an uzaklaşmaları olanaklı hale gelir. Bu hukuk kuralı astına sicil düzenleyen sicil amirinin sicil düzenlenmesi anında da uyulması zorunlu bir hukuk kuralıdır ve bu kural geneldir.
Davacının daha önceki yıllara ait sicillerinin genellikle çok yüksek notlarla ve olumlu kanaatlerle dolu olduğu Kurulumuzca görülmüştür. Hal böyle iken 1990 yılında I ve II Sicil Amirlerinin davacıya sicil belgesinin tüm hanelerine sıradan 60 not takdir etmeleri ve çok daha önemlisi kanaat hanelerine verilen 60 nottan çok daha menfi etki uyandıracağı kesin olan bir kanaat yazmalarının somut herhangi bir belgeye dayandırılmamış olması işlemi sebep, konu ve amaç unsurları yönünden esaslı surette sakatlamış bulunmaktadır.
Başsavcılığın kanaatleri iptaline ancak notların iptal edilmemesine ilişkin görüşüne de katılmamıştır. Zira her iki sicil amirini objektiflikten uzaklaştıran kanaatlerin varlığım kabulü pek doğal olarak bizi de adı geçen sivil memura verilen sicil notlarının da asgari seviyeye inmesine neden olan sübjektif değerlendirmelerin mevcut olduğuna götürecektir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı hakkında 1990 yılında düzenlenen I.(birinci) ve II. (ikinci) Sicil Amiri tarafından verilen notları ve kanaatleri içeren sicillerin tümünün İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy