(211 S. K. m. 91) (1412 S. K. m. 127) (285 S. KHK. m. 5) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 622)
Davacı, 11.8.1992 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1992 yılı genel atanmaları sırasında Kayseri Garnizonundan Diyarbakır V.Kor. Merkez Komutanlığına atandığını, Diyarbakır İlinin olağanüstü hal bölgesi içinde kalması nedeniyle 285 sayılı KHK. nin 5 nci maddesi uyarınca Kayseri ilindeki lojmanda ailesinin oturmaya devam etmesinin sağlanmasını istediğini, ancak görevi itibariyle genel kolluk kuvveti sayılamadığı gerekçesi ile isteminin reddedildiğini, oysaki İç Hizmet Yönetmeliğinin değişik 622 nci maddesine göre Merkez Komutanlığı görevinin kolluk kuvveti olarak anılan kararnamenin kapsamında kabul edilerek Kayseri Garnizonundaki lojmanda oturmasına izin verilmesinin gerektiğini, aksine tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia ve iptalini talep etmiştir.
Kamu personelinin görev mahalleri dışındaki lojmanlardan da yararlanmalarına imkân veren 285 sayılı olağanüstü hal bölge Valiliği ihdası hakkındaki kararnamenin 5 nci maddesi son fıkrasında ... Görev alanına giren İllerde görevli kolluk kuvvetleri personeli ile emre, harekât kontrol una verilen birliklerin mensuplarına mahallinden veya talepleri halinde diğer illerden lojman tahsis edilir ya da lojman karşılığı kira bedeli gayrimenkulün bulunduğu ildeki ilgili kuruluşun merkez teşkilâtı bütçesinden karşılanır, denilmektedir.
Anılan Kararnamenin 3 ncü maddesinde Diyarbakır İlinin olağanüstü hal kapsamında olan illerden sayılması davacının da bu İlin Merkez Komutanlığına atandığının tartışmazlığı karşısında uyuşmazlığın çözümü Merkez Komutanlığının ve esas itibariyle Askeri inzibat kuvvetlerinin konumunun saptanmasına ve kolluk kuvveti olarak nitelendirilip nitelendirilmemesine bağlıdır.
Kuruluş görev ve yetkisinin hukuki dayanağını 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri iç Hizmet Kanununun 91 nci maddesinin oluşturduğu askeri inzibat kuvvetlerinin disiplinin muhafazası ile birlikte önleyici zabıta ve adliye vazifesinin de olduğu aynı maddenin l nci fıkrasında vurgulandıktan sonra bu vazifelerin merkez komutanlıkları marifetiyle yürütüleceği öngörülmüştür. Bu açıdan askeri inzibat kuvveti mensuplarının esas itibariyle kolluk kuvveti niteliği açıktır. Nitekim İç Hizmet Yönetmeliğinin 622 nci maddesi 3 ncü fıkra (c) l alt bendindeki hallerde asker veya sivil kişileri yakalamakla, 8 nolu bentte ise polis ve jandarmanın vaki yardım taleplerini yerine getirmekle görevli olduğu belirtilmektedir. Aynı maddenin değişik son bendinde 2935 sayılı olağanüstü hal kanunu ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunun uygulandığı ve genel güvenlik kuvvetlerinin de yeterli olmadığı halde tefrik edilecek inzibat kuvvetlerinin polis ve jandarma yetkilerini haiz olarak görev ifa edecekleri belirtilmektedir.
Öte yandan CMUK. nun 127 nci maddesinde herkese tanınan ağır cezalı suç üstü hallerinde müdahale ve yakalama yetkisinin önleyici ve adli zabıta görevi de bulunan askeri inzibat kuvveti için öncelikli derecede kabulü söz konusudur.
Davacının Merkez Komutanlığına atandığı Diyarbakır İlindeki fiili durumun olağanüstü hal ilanına neden olan hallerin en yoğun biçimde yaşandığı şekilde olduğu da bilinen bir gerçektir. Ve hemen her gün ağır cezalı suçüstü olayları cereyan etmekte özellikle güvenlik kuvvetlerini hedef alan ve ölümle sonuçlanan terör eylemleri süregelmektedir. Askeri inzibat kuvvetlerinin olağan görevlerinin gerekleri ve koşulları çerçevesinde dahi bu terör eylemlerinin doğrudan veya dolaylı olarak hedefi veya en azından takipçisi olmak durumundadır. Terör olaylarının yer ve zaman bakımından herhangi bir ölçüte bağlanamaz nitelikteki cereyan tarzı inzibat kuvvetlerine bu alanda ihtiyaç duyulduğu veya duyulmadığı dönem saptamasını da imkânsız kılmaktadır.
Olağanüstü Hal Valiliği ihdası hakkındaki KHK. nin 5 nci madde son fıkrasında Lojman tahsisine ilişkin tanınan ayrıcalığın terör odaklarının eylemlerine birinci dereceden engel saydıkları kolluk kuvveti mensuplarım şahsen ve aile bireyleri ve ikametgâhlarıyla hedef almaları gerçeğine karşı bir önlem ve güvence anlamında öngörüldüğü kuşkusuzdur.
Bu hukuki durum ve fiili gerçeklik karşısında Diyarbakır Garnizonunda Merkez Komutanlığı görevim yürüten davacının anılan kararnamenin 5 nci maddesi kapsamında kabul edilerek görev mahalli dışındaki Kayseri garnizonundaki Lojmandan yararlandırılmasının gerektiği, aksine tesis olunan işlemin özellikle sebep ve amaç öğeleriyle hukuka aykırı düştüğü sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının Kayseri Garnizonundaki Lojmandan yararlandırılmasına dair isteminin reddine ilişkin işlem hukuka aykırı görülüğünden İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy