(765 S. K. m. 95, 245) (5434 S. K. m. 15, 31)
Davacı 20 EKİM 1992 günü kayda geçen dava dilekçesinde ve dilekçelerin teatisi aşamasında vekaletini ibraz eden davacı vekilinin 25 Aralık 1992 günü kayda geçen dilekçesinde özetle; Türk Ceza Kanununun 245/1 maddesini ihlal etmekten mahkumiyetine dair kararda verilen hapis cezası paraya çevrilip ertelendiği halde, hakkında düzenlenen iddianamede suç vasfının hatalı olarak işkence yapmak olarak nitelenmesi sonucu bir süre tutuklu ve açıklı kalması gerekçe gösterilerek bu süreye ilişkin emekli keseneğini tamamlamasına ve sürenin tamamının fiili hizmetinden sayılmasına dair isteminin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, zira cezalandırıldığı suçun tutuklanmayı ve açığı gerektirmediği gibi, cezanın ertelenmiş olması ile ertelemenin hiç suç işlememiş sonucunu doğuran bir durum yarattığının göz ardı edildiğini ve mağdur edildiğini, iddia ile olumsuz işlemin iptalini talep etmişlerdir.
5434 sayılı kanunun dava konusu uyuşmazlığa ilişkin düzenleme getiren 3650 sayılı kanunla değişik 15/c. maddesi Görevden uzaklaştırılan, görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan kanunları gereğince tam veya eksik aylığa müstahak bulunanların emeklilik keseneğine esas aylık ücretlerinin yarısı; Kanunlarına göre bu müddetler için sonradan görevlerine iade edilerek tam aylığa hak kazananların ise emeklilik keseneğine esas aylık veya ücretlerinin tamamı, yine aynı kanunla değişik 3l/son maddesi 15 nci. maddenin (g) fıkrasının birinci bendinde yazılı olanların fiili hizmet müddetleri yarım hesaplanır. Hükmünü amirdir. Emekli Sandığı Kanununa 3650 sayılı kanunla eklenen geçici 95 nci maddesinde ise Bu Kanunun yayımı tarihinden önce görevden uzaklaştırılan, bakanlık emrine alınan, herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlarla kadro dolayısıyla açıkta olanlardan, kanunlarına göre sonradan görevlerine iade edilerek tam aylığa hak kazandıkları halde 15 nci maddenin (g) fıkrası ile 31 nci maddenin son fıkrası gereğince fiili hizmet süreleri yarım hesaplananların istekleri üzerine, kesenek farkları kendileri, karşılık farkları ise kurumlarınca ödenmesi suretiyle fiili hizmet süreleri tam olarak hesaplanır denmektedir.
Bu hükümlerin topluca değerlendirilmesi halinde bir iştirakçinin yargılanma sırasında tutuklulukta ve/veya açıklıkta geçirdiği sürelerin tamamının fiili hizmetinden sayılabilmesinin ön koşulu yargılandığı suçtan beraat kararı verilmesi veya davanın, kanunda öngörülen nedenlerden biriyle ortadan kaldırılmış olmasıdır somut olayda ise davacı hapis cezasına mahkum edilmiştir. Hürriyeti bağlayıcı ceza paraya çevrilmiş, bu nedenle 647 sayılı kanunun değişik maddeleri karşısında asıl mahkumiyet para cezasına dönüşmüş ve bu ceza da ertelenmiş ise de sonuçta verilen kararın mahkumiyet niteliği değişmiş değildir. Ancak mahkumiyetin türü değişmiş olmaktadır. Keza ertelenme infazına yönelik etkisi dışında işlenen fiilin suç olmadığı, sanığın cezalandırılmamış olduğu anlamına gelmez. Belki koşullarda kanunda öngörülen sürenin geçmesi ile (TCK. 95) ertelenmenin mahkumiyetin vaki olmamış sayılmasına müncer olması kural olarak ceza hukuku alanında ve özellikle tekerrür müessesinde sonuçlar doğurur salt ertelemenin cezanın idari sonuçlarım da erteleme anında kendiliğinden kaldırdığı söylenemez.
Davacı mahkum edilmiştir. Yani beraatına karar verilmediği gibi hakkındaki kamu davası ortadan kaldırılmış da değildir. Bu açıdan tutuklu ve açıkta geçirdiği sürelerin tamamının fiili hizmetten sayılması hukuken mümkün olmayıp bu yolda tesis edilen işlem mevzuata uygun bulunmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hukuki dayanağı bulunmayan davanın REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy