(5434 S. K. m. 44, 45, 49) (375 S. KHK. m. 2)
Erzurum'da konuşlandırılmış bulunan 29.P.Tüm.Komutanlığı Merkez şubede Mu.Astsubay Bşçvş. rütbesi ile görev yapmakta iken Devlet Yabancı Dil Sınavı'na katılmak amacıyla, birlik Komutanından izin almak suretiyle Ankara'ya gelip sınava katıldıktan sonra, asli görev yeri bulunan Erzurum'a dönmek üzere bindiği ve sivil bir şirkete ait bulunan otobüsün Erzincan Refahiye İlçesi yakınlarında şarampole uçması sonucu sakatlanarak sınıfı görevini yapamayacak hale gelen ve 5434 sayılı yasanın 44/2 maddesinde öngörülen sınıf değiştirme hakkını kullanma yerine malulen emekliye ayrılma seçimlik hakkını kullanan davacının, istemine uygun olarak adi malul olarak vasıflandırılıp malulen emekliye sevk edilmesi üzerine görev malulü sayılması için 5434 sayılı yasanın 49 ncu madde 2 nci fıkrası uyarınca yaptığı başvurunun T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce red edilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununun 44 ncü maddesi 1.fıkrasında genel anlamda malûllük tanımlanmış, 45 nci maddede ise görev malûlünün tanımına öğelerini saymak suretiyle yer verilmiş bulunmaktadır.
Gerçekten 44 ncü maddede malûllük, Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında basılı olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkânsız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (malûl) denir.. biçiminde tanımlanmış; Görev malûllüğünü ise 45 nci maddede aynen 44 ncü maddede yazılı malûllük; a. İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa, b. vazifeleri dışında kurumların verdiği, herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c. Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla); ç. Fabrika, atölye ve benzeri işyerlerinde işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da Vazife malûlü denir, demek suretiyle belirlemiştir.
O halde 5434 sayılı Kanuna tabi bir kamu ajanına görev malûllüğü hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle ajanın malûl olması, sonra da bu malûllüğün görevin sebep ve etkisinden kaynaklandığının başlangıçta idarece, yargı yerine başvurulması halinde ise yargı yerince saptanması gerekmektedir.
5434 sayılı yasaya tabi kamu ajanı olan davacının katıldığı Devlet Yabancı dil sınavından dönmekte olduğu sırada Fazıl Meral yönetimindeki 34 JDC 04 Plâkalı otobüsle seyir halinde iken otobüsün Refahiye ile Erzincan arasında uçuruma yuvarlanması sonucu sakatlanmak suretiyle malûl olduğu Gülhane Askeri Tıp Akademisi Sıhhi Kurulunca düzenlenen 10.5.1991 tarih ve 2325 sayılı rapor ile T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Sağlık Kurulunun 19.6.1992 tarihli raporu ile teyit edilmiş bulunduğundan davacının malûl olduğu konusunda uyuşmazlık ve kuşku bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, Davalı Kurumun 31.7.1992 tarih ve 63752 sayılı kararı ile 15.8.1992 tarihinden geçerli olmak üzere adi malûl olarak emekliye sevk olunan davacının görev malûlü olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda da açıklandığı üzere vazife malûllüğü 5434 sayılı yasanın 45 nci maddesi uyarınca iki halde mümkün olabilmektedir. Birincisi malûllük görevin yapıldığı sırada ve vazifenin sebep ve etkisinden kaynaklanmış olmalı, ikinci halde ise, kurumların yararını korumak amacıyla bir iş yaparken, bu işlerden doğmuş olmak gerekmektedir.
Davacının görev malulü olup olmadığının saptanabilmesi için, malûllük ikinci hale girmediğinden ikinci hal üzerinde durulmaya gerek görülmemiştir. Ancak malûllük daha çok birinci halle ilgili bulunduğundan anılan durum üzerinde durmak suretiyle davayı sonuca bağlamakta yarar bulunmaktadır.
Bu durumda, davacıda saptanan malûllük halinin görevi sırasında ve görevin sebep ve etkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştırmak gerekmektedir.
30.6.1989 gün ve 20211 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmak suretiyle yürürlüğe girmiş bulunan 375 sayılı KHK. nin 2 nci maddesi ile 926 sayılı TSK. leri Personel Kanununa tabi bulunan subay ve astsubaylardan yabancı dil bilenlere dil tazminatı verileceği hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Davalı idare Yabancı dil bilgi seviyesinin yeterli düzeyde olup olmadığım saptamak için yazılı sınav yöntemini getirmiş ve kamu yaran amacıyla da sınav yerlerini ve sınav tarihlerini belirlemiştir.
375 sayılı KHK Kamu Kurumlarında görevli kamu ajanlarından yabancı dil bilenlerin yabancı literatürü takip ederek çağın gelişmelerine ayak uydurup yenilikleri, hizmet sundukları kamu kuruluşlarına da yansıtmak suretiyle onlardan daha fazla yararlanmak amacına matuf olarak çıkarılmış bulunmaktadır. Bir başka deyişle yabancı dil öğrenmeyi teşvik eder bir görünüm arz etmektedir. Gerçekten yabancı dil öğrenen kamu ajanına yabancı dil tazminatı verilmesi de bu KHK. ile hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Dikkat edildiği üzere 375 sayılı KHK. Kamu Kurumlarında görev almayan Türk vatandaşlarını ayrık tutmak suretiyle; sadece kamu kurumlarında görev alan ve yabancı dil bilen personele anılan dil tazminatını vermek suretiyle, yabancı dil öğrenmenin ne denli kamu hizmetinin verimliliği ile ilişkili bulunduğunu göstermek istemiştir.
Açıklanan durumlar karşısında yabancı dil bilen personelin yabancı dil öğrenme ve yabancı dil seviyesinin saptanmasına ilişkin uygulamaların kamu hizmeti ile bütünlük içinde olduğunu kabul etmek adalet ve hakkaniyet ilkeleri ile bağdaşır bir konum içine girmek demektir.
Böylece, davacının Kamu Personeli yabancı dil değerlendirme sınavına katılmak üzere Erzurum'dan yola çıktığı andan asli görevine katılmasına kadar geçen süre içerisinde, sınavla sıkı sıkıya ilintili bulunan tüm işlem ve eylemlerinin görevle bağlantılı olduğunu ve bu sırada meydana gelen maluliyeti de görevin sebep ve etkisinden kaynaklanan arıza hali olarak kabul etmek hakkaniyete ve kamu hizmetinin niteliklerine ve kamu yararına uygun bulunmaktadır.
Nitekim, benzer bir durum olan Türk Silahlı Kuvvetleri Yabancı dil sınavına tertip olunan Askeri şahısların bu cümleden olarak yolda ve öğrenimde geçen sürelerinin hizmetten sayıldığı konusunda bir kuşku bulunmamaktadır.
Kaldı ki gene benzer bir durum iş mevzuatına göre işçilerin araçla görev yerine gidip gelmeleri sırasında geçen süreler hizmetten sayıldığım da göz ardı etmemekte yarar vardır.
Davalı idarece iddia olunduğu üzere, davacının hakkında izin kağıdı düzenlenmek suretiyle Devlet Yabancı Dil sınavına gönderilmiş bulunması, davacının yolda geçen sürelerinin hizmetten sayılmaması için bir neden olarak gösterilmesine de katılmak mümkün olmamak gerekir. Aksi halin kabulü biçimin öze tercihi anlamına gelirdi, bununda adalet ve hakkaniyet ilkeleri ile izahım yapmak mümkün olmamalıdır.
Netice olarak, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 926 sayılı TSK. leri Personel Kanununa tabi bulunan davacının 375 sayılı KHK. nin 2 nci maddesinde öngörülen hükümden yararlanmak amacıyla, Devlet Yabancı Dil seviye sınavına katılıp, asli görev yeri bulunan Erzurum'a dönmekte iken bindiği otobüsün kaza yapması sonucu duçar olduğu malûllük hali 5434 sayılı yasanın 44 ve takiben 45 nci maddesinde tanımını bulan görev malûllüğü olduğundan davacıya görev malûllüğü aylığı bağlanması gerekirken, adi malûl olarak emekli edilmesi yasaya ve mevzuata aykırı bulunduğundan yasal dayanaktan yoksun işbu İŞLEMİN İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy