(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21, 63)
Davacı 10 Eylül 1992 günü kayda gecen dava dilekçesinde özetle; Ordu Yardımlaşma Kurumu Genel Müdürlüğüne emeklilik sistemine kabulü için yaptığı başvurusunun anılan kurumca 29 Ağustos 1991 tarihinde reddedilmesi üzerine buna ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada AYİM. 1. Dairesince haklı bulunarak 5.5.1992 gün ve 1992/174819 sayılı kararla işlemin iptal edildiğini, bu iptal kararı uygulanarak emeklilik sistemine kabul edildiğini ve kendisiyle sözleşme yapıldığını, ancak emeklilik gelirinin, bu sözleşmeye dayalı olarak para yatırdığı tarihten itibaren 1 yıl geçtikten sonra ödenebileceğine dair tesis edilen yeni işlemin de hukuka aykırı olduğunu, zira böyle bir uygulamanın mahkeme kararlarının uygulanmasına ilişkin Anayasanın 125 ve 1602 sayılı kanunun 63 ncü maddesinin ihlali olacağını iddia ve iptal kararı doğrultusunda iptal edilen işlemin tesis tarihi olan 28.9.1991 tarihinden geçerli olarak OYAK emeklilik sistemine kabulüne ve emekli aylığının bu tarih itibariyle 1 yılın dolduğu 29.8.1992 tarihinden itibaren ödenmesine dair isteminin reddine ilişkin işlemin iptaline, ayrıca Ağustos-Eylül ayı maaşlarının karşılığı olarak 500.000 er (Beşyüzbin) TL. nin maddi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Kuram, idari iptal kararının etkilerinin geriye yürüyeceği yolundadır. Bu kabulün nedeni de iptal edilen işlemin sakatlığının (Hukuka aykırılığının) iptal kararı verildiğinden önce ve işlemin yapıldığı anda mevcut olmasıdır. Bu nedenledir ki hukuka aykırılığı idari yargı yerinde saptanarak iptal edilen işlem tamamlandığı andan itibaren yok sayılır ve iptal edilinceye tadar ki sürede vaki olan etki ve sonuçlan da geçersiz hale gelir. Ancak bu durum kuramsal olarak böyledir. Yargı yerinde idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceğinden, Anayasa Md.125/4 ve 1602 S.K. md.21(2) yargı yetkisinin, hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı bulunduğundan iptal kararına konu işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesi ilgili işlem merciince kararın uygulanması cümlesinden yeni bir işlem tesisine bağlıdır. Ne var ki bu sonucu eksiksiz sağlayacak yeni işlem tesisi için fiili ve hukuki imkânsızlık halleri söz konusu olmamak gerekir.
Bu hukuki esaslar çerçevesinde dava konusu uyuşmazlığın çözümüne gelince; davacının istem ve iddiası Ordu Yardımlaşma Kurumunun emekli maaş sistemine kabul edilmemesine ilişkin olup daha önce Dairemizce 5.5.1992 tarih ve 1992/174819 sayılı kararıyla iptal edilen işlemin tesis tarihi olan 29.8.1991 tarihinden itibaren sisteme girdiğinin kabul edilerek bir yılın dolduğu 29.8.1992 tarihinden itibaren emeklilik geliri ve aylık ödenmesi gerektiği şeklindedir ve teorik olarak dayanaksız bir iddia gibi görünmemektedir. Ancak ara kararıyla getirilip incelenen bağış karşılığı ölünceye kadar emekli geliri ödenmesi hakkında Yönetmeliğin 3 ncü maddesi (h) bendinde Fon un kurum emekli geliri sistemine bağışta bulunmak suretiyle katılan iştirakçilerden alınan paralardan oluştuğu, (1) bendinde nema'nın sistemdeki fon mevcutlarının işletilmesinden elde edilen gelirlerin brüt toplamı olduğu, (j) bendinde müracaat tarihinin sisteme iştirak etmek için bağışın yatırıldığı tarih olduğu, 7 nci maddesinde, fon mevcutlarının kurum mevcutlarından ayrı olarak işletileceği, FON MEVCUTLARININ HİÇBİR SURETTE Kurumun finansman ihtiyacında kullanılamayacağı gibi KURUM MEVCUTLARINDAN DA FONA AKTARMA YAPILAMIYACAĞI 14 ncü maddede ise ödemelere sisteme girdikten 1 yıl SONRA BAŞLANACAĞI hükme bağlanmıştır. Sözü geçen, davacı hakkındaki iptal kararı uygulanırken, bu hükümler göz ardı edilemez. Davalı Kurum davacıdan ilk müracaat tarihindeki bağış miktarını esas alarak sözleşme imzalanmak suretiyle iptal kararına ve kuramsal sonuçlarına da uymuştur. Davacıyı sisteme dahil eden sözleşmenin tarihi 6 Temmuz 1992 dir. Hal böyle iken bağış yatırmadığı, daha doğrusu sistemin fonuna dahil edilen ve nemalandırılan bir katkısının olmadığı geçmiş döneme ilişkin ödeme yapılması imkânı bulunmamaktadır. Çünkü sistemin yapı ve işlerliğini belirleyen ve az önce açıklanan yönetmelik hükümleri karşısında böyle bir ödeme, davacıdan önce sisteme girenlere yatırdıkları bağışların neması olarak ödenecek miktarın kendilerinden bir oranda kesilmesi dışında söz konusu olamaz, öte yandan karşılığında ödeme yapılması istenen bağış tutarının davacı tasarrufunda kaldığı ve doğal olarak bundan yararlandığı gerçeği de dikkatten uzak tutulamaz. Esasen sisteme girişten sonraki evrede iştirakçi ve kurum ilişkisinin sözleşmeye dayalı hukuki karakteri de bu hususta idari iptal kararlarının geriye yürür biçimde uygulanacağı kuramının mutlak manada uygulanmasına engeldir. Sonuç olarak davacıya, sözleşme ile sisteme girdiği Temmuz 1992 tarihinden önceye ait ilk başvuru tarihi esas alınarak ödeme yapılmasının imkânsızlığı yönünden istemi haklı bulunmamış aksi yolda tesis edilen işlemin herhangi bir sakatlığının olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hukuki dayanağı bulunmayan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy