(5434 S. K. m. 31, 47) (926 S. K. m. 128)
Davacı vekili 7 Mayıs 1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 21.3.1990 tarihinde yapılan kalp ameliyatından sonra tedavisine devam edilmiş, hava değişimleri verilmiş ise de GATA. nın 2.4.1992 tarih ve 1869 sayılı ve TSK de görev yapamaz kararlı Sağlık Kurulu raporunun kesinleşmesi üzerine K.K.K. ca yürütülen işlemler sonunda 15.1.1993 tarifti ve 77 sayılı kararla 26.3.1992 tarihinden geçerli adi malûl olarak emekliye şevkine karar verildiğini, fiilen ilişiğinin 28.1.1993 tarihinde kestiğini, Emekli Sandığı Sağlık Kurulunun 12.10.1992 tarihli kararıyla da adi malûl olduğuna karar verilmiş olduğunu, Emekli Sandığınca 21.3.1990 tarihinde ameliyat olduğu güne ptöre sıhhi izin süresinin 26 Mart 1992 tarihinde dolduğu gerekçesiyle ilişiğini kestiği, Ocak 1993 tarihindeki katsayı değil de Nisan 1992 tarihinde yürürlükte olan katsayı esas alınarak ikramiyesi ödendiği için mağdur edildiğini, bu uygulamanın 5434 sayılı kanunun 31 nci maddesinde de aykırı olduğunu iddia ve Emekli ikramiyesinin 1993 yılı katsayısı ile ödenmemesi işleminin iptaline ve yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davaya konu uyuşmazlık, davacının hastalığının türü itibariyle 3 yıllık sıhhi izin süresine tabi olmasının gerektiği ile bu sıhhi izin süresi iki yıl sayılsa bile hastanede yatar durumda geçirilen sürenin mahsup edilmesinin gerektiği konularında oluşmaktadır.
TSK. personelinin sıhhi izin sürelerine ilişkin düzenleme getiren 926 sayılı Kanunun 128 nci maddesinde Subayların ve astsubayların sıhhi izin süresi aşağıdaki gibidir:
a) Barışta ve savaşta hizmet yapamayacak şekilde hastalanan subaylar ve astsubaylar, hastalıkları geçici ise veya geçici olup sekel bırakan hastalıklardan ise, aynı rütbede ay ve gün hesabı ile her çeşit hastalıkları için toplam olarak ve fiilen iki yılı geçmemek üzere (Hastanelerde geçen teşhis ve tedavi süreleri hariç) nekahet tedavisi, istirahat ve hava değişimi işlemine tabi tutulurlar. Bu gibiler hakkındaki raporlar sağlık kurulunca verilir.
b) Kanser, verem, akıl ve ruh hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviyi ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlar, sağlık kurulları raporlarında gösterilecek lüzum üzerine aynı rütbede toplam olarak ve fiilen üç yılı geçmemek şartıyla tedavi, istirahat veya hava değişimine tabi tutulabilirler.
c) Sağlık durumundan dolayı (Yurdun alçak veya alçak mutedil bölgelerinde faal görev yapar) veya (Muayyen bölgelere gidemez) veya (Denizin kara teşkillerinde çalışır) şeklinde iklim değiştirme raporları alanlar ile, kıta veya diğer görevlerde çalışması sağlık kurulu raporu ile kayıt ve şarta bağlı olanların bu durumlardaki sıhhi izin süreleri dört yıl olarak hesaplanır. Geçici olarak sağlık durumları sebebiyle uçucuların yer hizmetine verilmeleri ve denizaltı, dalgıç ve kurbağa adam, sualtı komando birliklerinde ve denizdeki patlayıcı maddeleri zararsız hale getiren personelden hizmetlerini yapamaz kararı alanların diğer görevlere verilmeleri sıhhi izin süresinden sayılmaz... denmektedir.
Görüldüğü üzere, sıhhi izin süresi kanunda, söz konusu olan hastalığın türüne göre saptanmıştır. Davacının kalp ameliyatına yol açan ve TSK. de görev yapamaz kararlı sağlık kurulu raporunda tanısı yapılan, kalp hastalığının anılan maddenin (a) bendinde öngörülen 2 yıllık sıhhi izin süresine mi yoksa (b) bendinde sayılan uzun süreli tedaviye ihtiyaç gösteren bir hastalık mı olduğu hususu, sorununun niteliği açısından dairemizce ara kararıyla sorulmuş, GATA profesörler Kurulunun 27.5.1994 tarih ve 29 sayılı raporunda davacının hastalığının 926 sayılı Kanunun 128 (a) bendinde öngörülen 2 yıllık sıhhi izin süresine tabi olduğu belirtilmiştir.
Aydınlatılması gerekli görülen konunun niteliği ve kararı veren sağlık kurulunun organik yapı ve işlevi açısından davacının hastalığının türüne göre 2 yıllık sıhhi izin süresi kapsamında olduğu tartışma konusu olmaktan çıkmıştır.
Davacının 2 yıllık sıhhi izin süresini doldurduğu konusuna gelince; ara kararıyla getirtilen belgelerden sırasıyla 7.2.1990 gün ve 812 sayılı sağlık kurulu raporuyla üç ay, 14.5.1990 gün ve 2815 sayılı sağlık kurulu raporuyla dört ay, 28.9.1990 gün ve 6828 sayılı raporuyla iki ay, 5.12.1900 gün ve 8213 sayılı raporuyla üç ay, 8.3.1991 gün ve 1208 sayılı sağlık kurulu raporuyla 6 ay, 25.9.1991 gün ve 4585 sayılı sağlık raporuyla 6 ay sıhhi izin (istirahat) alan davacının iki yıllık sıhhi izin süresinin Mart 1992 tarihinde dolduğu, yine GATA Sağlık Kurulunun 2.4.1902 tarih ve 1869 sayılı raporuyla TSK. de görev yapamaz kararı verildiği bu süre içinde 926 sayılı Kanunun 128 nci maddesi uyarınca sıhhi izin süresinden düşülecek olan hastahanede yattığı gün sayısının toplam 62 gün olduğu ve istirahat sürelerinde bu günlerin hesaba katılmadığı görülmüştür.
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunun 47 nci maddesi birinci fıkrası Vazifelerini yapamayacak derecede hastalığa uğrayanların hastalıkları kanunlarında tayin edilen müddetlerden fazla devam edenler, hastalıklarının mahiyetlerine ve doğuş sebeplerine göre (Adi malûl) veya (Vazife malûlü) sayılırlar... hükmünü amirdir.
Sıhhi izin süreleri dolmuş olanlar hakkında uygulanacak olan 5434 sayılı Kanunun Bk. 212 nci maddesinde ise Sıhhi izin sürelerini dolduranlardan bu süreleri doldurdukları tarihleri takibenden aybaşından itibaren her ne sebeple olursa olsun kurumlarınca görevleri ile ilgileri kesilmeyerek aylıkları ödenenlerin, bu suretle geçen süreleri fiili hizmet müddeti sayılmaz ve bu süreler için kesenek ve karşılık alınmış ise geri verilir.
Şu kadar ki, bağlanan aylıkları; görevlerinden ayrılarak görev aylıklarının kesildiği tarihi takip eden aybaşına kadar ödenmez. denmektedir. Ki bu hüküm, dava somutundaki uyuşmazlığı açık bir şekilde çözümler niteliktedir. Bu itibarla davacı vekilinin, 3 yıllık sıhhi izin süresinin tanınması gerektiği, hastahanede yatılan sürenin mahsup edilmediği, sıhhi izin süresinin ameliyat tarihinden itibaren hesaplanacağı yolundaki iddialarına itibar edilmemiş ve davacının fiilen ilişiğinin kesildiği tarihi değil de 2 yıllık sıhhi izin süresinin dolduğu tarihi takibenden ay itibariyle emekli statüsüne geçirilmesine ilişkin işlemin hukuka aykırı bir unsur içermediği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hukuki dayanağı bulunmayan davanın REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy