(1602 S. K. m. 42) (3713 S. K. m. 20)
Davacı 9 Haziran 1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle, Türk Silahlı Kuvvetleri Bünyesinde, 3.10.1970 16.4.1993 tarihleri arasında Askeri Hakim olarak görev yapıp, MSB. Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanı iken, Hak. Alb. Rütbesi ile ve kendi istemi ile 16.4.1993 tarihinde emekliye ayrıldığını, görev süresinin 12 yılını terör davalarına bakarak geçirdiğini, ezcümle, 1979, 1980 yıllarında Diyarbakır 7 nci Kol. K. lığı Skynt. Yrd. As. Savcılığı, 1982, 1989 tarihleri arasında Adana 6. Kor. K. Lığı 1, No'lu Skynt. As. Malı. Kd. Hak. liği, 1989-1992 tarihleri arasında Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi asil üyeliği ve zaman zaman Mahkeme Başkanlığı görevlerinde bulunduğunu, pek çok P.K.K. Tekoşin, Kuk, Kava, Rıagari Alarızgari v.s. bölücü/örgüt dosyaları, Devrim Savaşçıları, TİKKO, HD. Türkiye Hilalci, Koministler birliği, Dev Yol, TEEP, DHB vs. Sol örgüt dosyaları, Yargıtay bozmasından sonra Kahramanmaraş Toplumsal olayları dosyası, Tarsus Fevzi Çakmak Mahallesi toplumsal olayları dava dosyası ve diğer dava dosyalarının görülmesinde başkanlık görevini yaptığını, 20'nin üzerinde idam, müebbet Ağır Hapis vesair ceza kararı sayısının belirsiz olduğunu, Kıdemli Hakim olduğu dönemlerde bile bizzat dosyalar alarak yargılama etkinliklerine bizzat katıldığını, Mart 1992 başlarında terör suçlularının tutuklu bulunduğu özel tip Cezaevi Müdürü ................, DGM. Savcısı ................ ile gene DGM. Hakimi ................ ile birlikte bulundukları sırada kendisine tutukluların dışarıdaki arkadaşlarına yazdıkları mektupta Albayım bizim tutuklular yine sizin isminizi döşenmişler diyerek teröristlerin bir hedefi olduğunu, dikkatli olması gerektiğini ifade ettiğini, adı geçen hakim ve savcının başka yönlerden terörün açık hedefi haline geldiğini, bildiklerini, bu korumaya ilişkin, yargıç tarafından alman ifadelerinin dosyada yer aldığını, terörle Mücadele ve Sıkıyönetim bünyesinde hizmet edenlerin maruz kaldıkları tehlikeleri fark eden ve tedbir almadığı takdirde hizmetin yürümeyeceğini ve geleceğinin tehlikeye düşeceğini gene fark eden yasa koyucunun 3713 sayılı Terörle Mücadele yasası ile, sair yasa ve yönetmeliklerle bir dizi koruma tedbirlerini yürürlüğe koyduğunu, bu tedbirler meydanında, Ankara Garnizon Koruma Komisyonu tarafından kendisi hakkında (B) tipi koruma kararı alındığını, ilgili mevzuattan da anlaşılacağı üzere (B) tipi koruma kararı ile sıraya bakılmaksızın öncelikle lojmanda toplu koruma, 4 kişiye kadar varan araçlı koruma ve yakın koruma tedbirlerinin alınacağı, bu koruma kararına dayanarak, görevde iken Ankara Bahçeli evler Akdeniz Caddesi 45/R4'ds bulunan Kara Sınıfı Subay lojmanına girdiğini ve halen bu lojmanda oturmakta olduğunu, diğer koruma tedbirlerinden de bir kişilik koruma istediğini, korumanın halen de devanı etmekte olduğunu, Terörle Mücadelede de hizmet etmiş ve hedef haline gelen görevlilerin emeklerini koruma gereksinimi duyan yasa koyucunun, 20.3.1993 tarihinde 3713 sayılı yasanın 20/2 maddesinde 3871 sayılı yasa ile değişiklik yaparak Emeklilerden de koruması mutlak surette zorunlu bulunan personelin rayiç bedelle çalıştıkları Bakanlık lojmanlarından yararlandırılmaları hükmünü getirdiğini, görevli iken mutlak surette meskende korunmasına karar verildiğinden ve hakkındaki koruma kararı (bunu gerektirmesine ve bu durumda bir değişiklik olmamasına, aksine terörün tırmanmasına rağmen, 5.4.1993 tarihli bir dilekçe ile MSB. lığına başvurarak, halen oturmakta olduğu korumalı lojmanın emekliliğinde de raiç bedelle tarafına tahsis edilmesini istediğini, KKK. lığının konuya ilişkin verdiği cevabın MSB. lığınca kendisine 8.8.1993 tarihinde tebliğ olunduğunu, cevabi işlemde Lojmanların mevzuat gereği Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan subay, astsubay, sivil memur ve uzman erbaşlara tahsis edildiğini, bu durumda olan personelin ihtiyaçlarının dahi karşılanamadığı, emeklilik nedeniyle ilişik kesme tarihinden itibaren 2 ay içinde oturmakta olduğu Lojmanın boşaltılması gerektiğinin bildirildiğini, bu işlemin 3713 ve 3871 sayılı yasalar ve ilgili mevzuat ile bir ilgisi bulunmadığı, açıkça yasaya aykırı olduğunu, birçok kişinin 20.3.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3871 sayılı yasadan yararlandırıldığı hukuka aykırı bulunan işlemin iptaline, oturmakta olduğunu lojmanda oturma süresinin 16.6.1993 tarihinde dolacağından, mağduriyetinin önlenmesi bakımından öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dosyadan; MSB. Askeri Adalet Teftiş Kurulu Bşk. lığında görevini ifa etmekteyken, 16.4.1993 tarihinde isteği ile emekliye ayrılan davacının, uzun süren (12) yıl Sıkıyönetim. As. Svc. lıkları, Synt. As. Malı. leri ve DGM.'deki görevi dolayısıyla teröristlerin tehdit ve hedefi haline gelmesi dolayısıyla, 28.11.1932 tarihinde (B) tipi koruma altına alındığı, talebi üzerine (1) kişilik yakın koruma timinin görevlendirildiği, emekli olduktan sonra da, 4. Kor. K. lığının 29.4.1993 tarihli yazısı ile davacının emekli olmasına rağmen korunması faaliyetinin aksatılmadan sürdürülmesinin istendiği, davacının 5.4.1993 tarihli dilekçesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3871 sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesi uyarınca halen oturduğu ve koruma statüsünde bulunan konutunun (lojmanının) rayiç kira bedeli ile yeniden kendisine tahsis edilmesi isteminde bulunduğu, bu istemin davalı idarenin 5.5.1993 tarihli işlemi ile, emeklilik statüsündeki personele lojman tahsisini mümkün olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacı tarafından söz konusu menfi işlemin iptali amacıyla AYİM' de bu davanın açıldığı görülmektedir.
Konuya ilişkin 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 20. maddesinin ikinci fıkrası, 20.3.1993 tarih ve 21530 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 3871 sayılı Kanunla değişikliğe uğramış olup; getirilen yeni düzenleme ile korumaya alınmış emekli personelden meskende korunmaları mutlak surette zorunlu bulunanların, görev yaptıkları Bakanlık veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait konutlardan, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca rayiç kiralar dikkate alınarak saptanacak kira bedeli ile kiralama esaslarına göre yararlandırılacakları hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Bahsi geçen, yasa maddesine göre, herhangi bir emekli personelin, emekli olduğu Bakanlığın ya da kamu kuruluşunun Lojmanlarından istifade edebilmesi için, meskende korunmasının mutlaka gerekli olması, kanunun uygulanabilmesi için temel koşuldur. Dava dosyasındaki mevcut bilgi ve belgelerden, davacı emekli hakim albayın 12 yıl süreyle çeşitli sıkıyönetim askeri savcılıkları, askeri mahkemeleri ve Devlet Güvenlik Mahkemesinde terör örgütlerinin yargılanmasında bilfiil görev aldığı görülmektedir. Doğal olarak, devlet için bu tür bir hizmeti ifa etmiş kişilerin, yıkıcı ve bölücü terör örgütleri tarafından hedef alınması, kaçınılmaz bir durumdur. Özellikle davacı gibi emekli olan kamu görevlilerinin görevdeki gibi koruyamayacaklarını düşünen terör odaklarının, eyleme geçmek için bu kişilerin korunmadıkları zamanı kollayacakları bilinen bir olgudur. Terörle mücadele yasasında kendisinin ve ailesinin hedef olma pahasına, yasa dışı örgütlerle devletin ajanı olarak cansiperane mücadele etmiş kişilerin, emeklilik statüsünde yalnız bırakılmayarak kendilerinin konut tahsisi sureliyle korunması yasa koyucunun buyurucu iradesi olduğuna göre, bu amacı gerçekleştirecek yolda hareket etmekte davalı idareye düşen bir görevdir. Yalnızca çok üst düzey askeri ve sivil kamu görevlilerinin bu kapsamda mütalaa edilip, diğerlerinin anılan yasa hükmünden yararlandırılmaması hukuka aykırı bir yaklaşım teşkil etmektedir. Kaldı ki, bu tarz bir yaklaşımın şu anda aynı ibiğimde görev yapan veya ileride görev yapacak personel üzerinde de olumsuz etkide bulunacağı, kamu görevlilerini pasif bir davranış içerisine iteceği konusunda kuşku bulunmamakta gerekir.
Bu arada, davalı idare, davacı emekli olduktan sonra önce hakkında alman (B) tipi koruma kararının çağrı üzerine koruma kararma dönüştürüldüğünü, dolayısıyla davacının meskende korunması mutlak surette zorunlu bulunan personel kategorisinde mütalaa edilemeyeceğini ileri sürmekleyse de; davacının 5.4.1903 tarihinde konut tahsisi isteminde bulunması ve akabinde AYİM' de bu davayı açmasından sonra, 29.6.1993 tarihinde 11 özel Koruma Komisyonunca alınan çağrı üzerine koruma altına alınmış bulunması gerçeği yansıtmamaktadır. Davacının durumunda hiçbir değişiklik olmadığı halde, açtığı dava nedeniyle hakkında (B) tipi koruma kararının kaldırıldığı kanaati uyandığından bu yöndeki davalı idarece yapılan savunmaya itibar edilmemiştir. Kaldı ki, savunma ekindeki gizlilik dereceli belgeler arasında yer alan anılan kararın incelenmesinde hiç sıkıyönetim ya da DGM. de çalışmamış bir emekli askeri hakim ile buralarda 12 yıl bilfiil görev ifa eden davacının aynı kategoride mütalaa edilmesi de, alınan karana nedenli gerçeği yansıttığını ortaya koyucu niteliktedir.
Bunun yanında, davalı idarece ayrı Bir yazı ekinde gönderilen Korumaya Alınmış Emekli Personelinden Meskende Korunmaları Mutlak Surette Zorunlu Bulunanların Görev Yaptıkları Bakanlıklara Ait Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanlarından istifadeleri Hakkında Yönerge nin hem davacının dava açtığı tarihten sonra 23.7.1993 tarihinde yayınlanmış olması, hem de mahiyeti itibariyle bir hukuk normu teşkil etmeyip, Terörle Mücadele Kanununun 20 nci maddesinin üzerinde mütalaa edilebilmesinin mümkün olmaması dolayısıyla; davanın çözümünde bir hukuk kuralı olarak addedilmesine olanak yoktur. Anılan Yönergenin incelenmesinde, DGM. içinde yapılan hizmetin hiç değerlendirilmeye dahi alınmadığı açıkça görülmektedir.
Nitekim 10.2.1994 tarihinde, Ankara M Koruma Komisyonu 1 No'lu koruma kararı ile, davacı hakkında yakın korumaya alınma kararı verildiği, bu kararın icrası cümlesinden olacakta 1 Silahlı Özel Koruma Polis memurunun tahsis edildiği anlaşılmakla, davacının koruma itibariyle, sürekli koruma altında tutulması gerektiği konusu davalı idare tarafından da sonradan yeniden kabul edilmiş bulunmaktadır.
Özetlersek; Davacının konumu göz önünde bulundurulmak koşuluyla, halen oturmakta olduğu lojmanın tahsis edilip edilmemesinin takdiri davalı idareye ait olmak üzere, 3713 sayılı Terörle Mücadele yasasının 20 nci maddesinin 2 nci fıkrasını değiştiren 3871 sayılı yasa uyarınca Emekli Statüsünde iken rayiç kira bedeli karşılığı lojman tahsis edilmemiş olması işlemi sebep ve amaç yönlerinden hukuka aykırı bulunmaktadır.
Netice olarak yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, uzun yıllar süren Sıkıyönetim Askeri Savcılığı, Askeri Mahkeme Üyeliği ve Kıdemli Hakim ve DGM. asıl üyeliği görevleri dolayısıyla terör örgütlerinin potansiyel hedefi haline geldiği ve bu nedenle koroma altına alınması dosya kapsamından anlaşılan davacı emekli hakim albaya, koruma tedbiri olarak Terörle Mücadele Kanunu gereğince, oturmakta olduğu lojmanın yeniden tahsis edilip edilmemesi konusundaki takdir davalı idareye ait olmak üzere; emeklilik statüsünde TSK. ne ait konutlardan rayiç kira bedeli karşılığı yararlandırılmaması işlemi sebep ve amaç yönlerinden hukuka aykırı görüldüğünden, İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy