(926 S. K. m. 118, 119)
Davacı 23 Haziran 1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 31 Temmuz 1978 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan ve GATA' da gördüğü askeri tüm eğitimlerden sonra, Ağustos 1979 yılında Tbp. üsteğmen nasbediIip, Eylül 1979 tarihinde TCG Muavenet Muhribi tabip subayı statüsüyle göreve başladığını, takiben Mayıs 1990 tarihinde TCG Piyale Paşaya atandığını bu görevde iken 1981 yılında katıldığı Plastik ve Rekonstrüktif cerrahi ihtisası sınavını kazanıp, ihtisas yapmak üzere GATA emrinde görevlendirildiğini, 30 Ağustos 1980 tarihinde yüzbaşı rütbesine nasbedilip önce Genel Cerrahi Anabilim Dalında, 1981-1986 tarihleri arasında eğitim görüp bu ihtisas eğitimini 1986 tarihinde tamamladığını, Mart 1986 tarihinde de Genel Cerrahi Uzmanı olarak Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Ana Bilim Dalında Uzman asistan statüsünde ikinci aşama ihtisasa devam edip, 3.3.1988 tarihinde Plastik Rekonstrüktif Cerrahi uzmanı olmaya hak kazandığını, bu tarihten sonra atandığı 600 + 200 Yataklı Kasımpaşa Deniz Hastanesi Plastik ve Rekonstroktif Cerrahi K.liniği uzmanlığına 13 Haziran tarihinde başladığını, bu süreç içerisinde yurtiçi ve yurtdışı kongrelere katılıp, tebliğler verdiğini, göreve başladığı 13 Haziran 1988 tarihinden 14 Mayıs 1993 tarihine kadar toplam 1933 ameliyat ve 4449 Poliklinik muayenesi yaptığını, bu niteliklerine ve sorumluluğunu bilmesine rağmen, Mayıs 1993 tarihi Genel atamaları İle hiçbir gerekçeye sebep gösterilmeden Dz.K. K. lığı loj. Bşk. Sağ. D. Bşk. Sağ. Ve Rp. Ş. Md. V. Ankara'ya atandırıldığı, atandığı bu yerin mevcut bilgilerini, gördüğü kurs ve edindiği deneyimlerin, birikimlerin uygulanmasına olanak vermeyen, diğer bir deyişle edindiği ihtisas ve tecrübeyi gerektirmeyen bir görev olduğunu, bu atama ile çevrenin kuşkulu bakışlarına maruz kaldığını, yerine atama yapılmadığını, Yapılmasının da olanak dışı olduğunu, Zira Dz K. K. lığında, iki Dz. Hastanesinde iki kadro olduğunu, bu alanda kendisinden başka Uzmanın bulunmadığını, yeni atandığı görevde istihdam edilmesi halinde cerrahlık yeteneğini yitireceğini, dolayısıyla dava konusu atamada kamu yararı bulunmadığını amme yönünden hukuka aykırı olan bu işlemin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacı DZ. Tbp. Bnb. .................'ın (Dz. 1973/3), Kasım Paşa Deniz Hastanesi Plastik Cerrahi Kliniğinde plastik cerrah olarak görev yapmakta iken, Dz. K. K. lığı lojistik Başkanlığı Sağlık Dairesi Rp. Şb. Md. V. liğine atandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle AYİM. de işbu davayı açtığı görülmektedir.
Savunmasında davalı idare 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 118, 119 ve 119 ncu maddesine dayanılarak çıkarılan Türk Silahlı Kuvvetlerine Mensup Subay Ve Subayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri Hakkındaki Yönetmelikin 3, 12/9, 13 ve 24 ncü maddelerine dayanılarak davalı hakkında tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğunu belirtmiş ve davanın reddine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Bilindiği gibi, 926 sayılı TSK. Personel Kanunun Atamalara Dikkate Alınacak Hususlar başlıklı 118 nci maddesi; bölge ve garnizonların hangi kriterler göz önünde bulundurularak tespit olunacağı, tespit olunan bu garnizonlara hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak hangi hususlar dikkate alınarak subay ve astsubayların atanma ve yer değiştirmelerinin yapılacağı 4 bend halinde belirtilmiş olup, bu sebeplerden birisi olarak ta, idari, asayiş ve zaruri sebeplere yer vermiş bulunmaktadır.
Gene anılan yasanın 119 ncu maddesinde, atanma ve yer değiştirmelerde dikkate alınacak sair hususların yönetmelikle düzenleneceği de hüküm altına alınmıştır. Sözü geçen yasanın anılan hükmüne dayanarak Türk Silahlı Kuvvetlerine Mensup Subay Ve Astsubayların Atanma Ve Yer Değiştirmeleri Hakkında Yönetmelik çıkarılmış ve konuya ilişkin ayrıntılı hükümlere yer vermiş bulunmaktadır.
Bahsi geçen, yönetmeliğin 13 ncü maddesi idari sebeplerle bulunduğu garnizondaki vazifesinden alınmasına zaruret görülenler, aynı derecede diğer bir garnizona verilir. İmkan bulunmadığı takdirde evvelki safahatı nazarı itibare alınarak başka dereceli bir garnizona atandırılır hükmüne yer vermektedir.
Ancak, idari, asayiş ve zaruri sebeplerin bulunup bulunmadığının tespiti konusunda tam bir takdir yetkisine sahip bulunan idarenin, bu yetkisini kamu yararı hizmet gerekleri, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esaslarına göre objektif olarak hukuka uygun biçimde kullanması da hukuk devletinin ve yasal idarenin kaçınılması sonucudur.
Dosyada yer alan ve gizli zarf içinde davalı idarece gönderilen bilgilerin ve belgelerin tetkikinden, davacının 1988 yılı genel atamalarında Kasım Paşa Deniz Hastanesine atandığı, ancak bir takım özelliklerinin uygun olmadığı gerekçesiyle, gerek hastane Baştabipliğince, gerekse Kuzey Deniz Saha Komutanının yapmış olduğu teklif sonucunda Ankara'da bulunan yeni görevine atandığı ve davacının yerine yeni mezun olacak plastik cerrahi Uzmanının K. Paşa Dz. Hastanesine planlandığı açıkça görülmektedir.
Her ne kadar idari zaruretin tayini veya bulunduğu garnizondaki görevinden alınmasında zaruret bulunup bulunmadığının takdiri idareye tanınmış bir yetki ise de, atama işlemi yapılırken dikkate alınması gereken ilk hususun, hizmetin aksatılmadan yürütülmesinin temini ve kamu yararının gözetilmesi olduğu kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca mesleğini çok iyi bildiği tayin teklifinde bulunan hastane baştabipliğince dahi kabul edilen davacının yerine, henüz ihtisasın tamamlamamış bir plastik cerrahın planlanmasının, özellikle İstanbul gibi yoğun nüfuslu bir şehirde hizmeti aksatacağı konusunda kuşku bulunmamak gerekir. Özellikle ülkemizin koşulları da göz önüne alındığında mesleğinde yetişmiş kişilere duyulan gereksinmenin ne kadar büyük olduğu da herkesçe kabulü gerekli bir olgudur.
Ayrıca 5 yıl süreyle Haydarpaşa Deniz Hastanesinde hizmet sunan davacı hakkında 1993 yılına gelinceye kadar sicil amirlerince herhangi bir olumsuz kanaat belirtmemiş iken 1993 yılında görev yerinin değiştirilmesi önerisinin yapılmış olması, bu önerinin objektiflikten uzaklaşmak suretiyle düzenlendiği kanaatini uyandırmaktadır.
Kaldı ki, atama işlemi, mevzuatta belirtilen nedenlere dayanılmak suretiyle tesisi gerekli bir İşlem türü olup, dava konumuzda olduğu gibi anılan işlemin cezaya dönüştürülmesini hukukun genel ilkeleriyle, özelliklede hakkaniyet kuralı ile bağdaştırmak mümkün olmamak gerekir.
Bütün bunların yanında, bu konuda üzerinde hassasiyetle durulması gereken konu, süper ihtisas dalları arasında yer alan plastik cerrahi alanında ihtisas yapmış bir hekimin melekelerini kaybetmemesi için her halükarda hastane ortamında çalışmasının sağlanması doğrultusunda atama işlemi yapılmasına özen gösterilmesi gerektiğidir.
Gerçekten uzun sureli bir öğretim ve eğitimi gerektiren ülkeye büyük bağlara mal olan ve genel cerrahi üzerine inşa olunan plastik cerrahi ihtisasına sahip olan bir hekimin, hastane ortamından uzaklaşmasına ve kamu kuruluşunda masa başı görevlisi olarak çalışmasına neden olacak bir biçimde atamaya tabi tutulması, o hekimin uzun seneler içerisinde kazanmış olduğu melekelerini kaybetmesine ve ondan ileride plastik cerrah olarak yararlanma olanağının ortadan kalkmasına neden olur ki, bu uygulamanın toplumun çıkarları (kamu yararı) ile bağdaştığını iddia etmek mümkün değildir.
Kamu yararı ile ferdin çıkarları arasında bir denge kurulması gerektiğinden dava konusu olayımızda, kamu yararının her zaman ön planda tutulması gerektiği izahattan varestedir.
Böylece gördüğü Süper ihtisas itibariyle en fazla gereksinim duyulan ihtisas dalından birinde uzman olan davacının, ihtisas ve tecrübesinden, en etkin ve yoğun bir biçimde istifade edileceği bir yerde ve dönemde eski görevinden alınarak kadrosu itibariyle mütehassıs tabibe ihtiyaç göstermeyen idari bir göreve atanmasında kamu yararı ölçüleri içerisinde hareket olunmaması ve atamanın davalı idarenin ileri sürdüğü biçimde haklı bir idari zaruret nedenine dayandığının gene davalı idarece ispat edilememesi karşısında, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi prensibine göre kamu yararına uygun olmayan bu atama işleminde hukuka uygun bir yön bulunmamaktadır.
Netice olarak yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, dava konusu atama işlemi sebep ve amaç yönünden hukuka uygun bulunmadığından, yasal dayanaktan yoksun bu işlemin İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy