(765 S. K. m. 47)
Davacı vekilinin, 31 Ağustos 1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmakta alan müvekkilinin % 50'den aşağı sicil alması halinde görev yerinin ve sicil amirinin değiştirilmesi gerekirken değiştirilmemesi ve olumsuz bir davranışının görülmemesine rağmen, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmiş olması hukukta ve mevzuata aykırı bulunduğundan iptaline karar verilmesi dava ve talep edilmiştir.
Dosyadan 30.8.1991, tarihinde Dz. AstJsb. Çvş.luğa nasbe dilen davacının, TOG. Savaştepe Gemi K. lığında, görev yapmakta iken sıralı sicil üstlerince 11.11.1992 tarihinde Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir sicili düzenlenerek başlatılan ayırma işleminin, MSB. lığının 22.6.1993 tarihli onayı ile tekemmül ettirilmesi sonucu, 7.7.1993 tarihinde disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutularak TSK. ile ilişiğinin kesildiği görülmektedir.
Gene davacının dava dosyası, özlük ve sicil dosyası kapsamına göre, TCG. Savaştepe de görev yaptığı yaklaşık bir yıllık süre içersinde ilki 7.11.1991 tarihinde sonuncusu ise 14.1.1993 tarihinde olmak üzere bir yıllık dönemde 13 kez disiplin cezası ile tecziye edildiği yine bu süre içerisinde gemide polis astsubayına karşı işlediği üste fiilen taarruz suçundan dolayı Don. K. lığı As. Mah. nin 22.12.1992 gün ve 1992/510-420 Esas ve Karar sayılı kararı ile üç ay hapis cezasına mahkum edildiği, ayrıca bu süre içinde baş gösteren psikolojik rahatsızlığı nedeniyle sevk edildiği Gölcük Dz. Hst. Sağ. Krl. nun 2.10.1992 tarih ve 548 sayılı raporu ile Psikonevrotik reaksiyon (karışık tip) teşhisiyle C/16 Bir yıl süre İle denizin kara birliklerinde görevlendirilmesi uygundur kararı verildiği ve bu raporun usulüne uygun olarak 18.11.1992 tarihinde onaylanması üzerine gecikmeli olarak 14.1.1993 tarihinde gemi ile ilişiğinin kesilerek Kara Filosu K. lığı emrinde Karada göreve başladığı, işlemiş olduğu üste fiilen taarruz suçundan dolayı mahkemece sevk edildiği Gölcük Dz. Hst. Sağlık Krl. nun 23.11.1992 gün ve 4203 sayılı raporu ile TCK. 47. maddesi kapsamında olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Böylece davacı hakkında düzenlenen her iki sağlık kurulu raporunun bulgular bölümünde, davacının gemide duramadığı, huzursuz ve sıkıntı içinde olduğu, biçimin, de şikayetlerinin bulunduğuna işaret edilmiş ve nitekim bu nedenle de bir yıl süre ile kara birliğinde görevlendirilmesinin uygun atacağı belirtilmiştir. Bu bakımdan, yaklaşık bir yıllık astsubaylığı döneminde psikolojik rahatsızlığından kaynaklanan disiplinsizliklerine dayalı ayırma işleminde hukuki isabet bulunmamaktadır. İşin asıl ilginç yönü, davacının 2.10.1992 tarihinde bir yıllık kara görevine ilişkin hastaneden rapor aldığı gemi' komutanlığınca bilinmesine rağmen; sıralı sicil üstlerinin 11.11.1992 tarihinde davacı hakkında Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir biçiminde sicil düzenlemeleridir. Böylelikle, davacının kara birliğinde bir yıl süre ile denenmesi ve mevcut ruhi rahatsızlığını işlediği disiplinsizliklerde etkili olup olmadığının saptaması olanağı da peşinen engellenmiş olmaktadır. Bu tür bir yaklaşımın hukuk kurallarıyla bağdaştığını iddia etmek olanağı bulunmamaktadır.
Bunun yanında, davacının 14.1.1993 tarihinde gemi ile ilişiğinin kesildiği gün dahi disiplin cezasına çarptırılması, amirlerinin davacı hakkındaki ayırma düşüncesini bariz olarak ortaya koyucu mahiyettedir. Diğer taraftan, davacının 14.1.1993 günü katıldığı kara birliğinde ilişiğin kesildiği, 7.7.1993 tarihine kadar herhangi bir disiplin cezası olmaması ve 2.5.1993 tarihinde yeni 1. sicil üstünün düzenlediği olumlu sicille birlikte psikolojik denemenin düzenlemesine paralel olarak disiplin, görev ve sorumluluk duygusunda belirgin bir gelişme vardır. Uyum sağlamaya, görev ve sorumluluk almaya istekli, bu doğrultuda çaba gösteren bir astsubaydır II. sicil üstünün ise Bir süre kara birliğinde görev yaparak Silahlı Kuvvetlerde kalıp kalmayacağının denenmesi uygun mütalaa edilmektedir biçiminde yazılı kanaat belirtmeleri de, davacının disiplinsizliklerinin gemide geçirdiği ruhi rahatsızlıkla ilgili olduğunu ortaya koyucu bir görünüm arz etmektedir.
Ancak davalı idare, bu belge ve bulgulara da itibar etmemiş; salt 118 gün oda hapsi, 12 gün izinsizlik ve askeri mahkeme kararı ile 3 ay hapis cezası alması biçiminde harice yansıyan görüntüyü esas alarak disiplinsizliğe dayalı ayırma işlemini tesis etmiş bulunmaktadır.
Ayrıca, konunun dikkat çekici diğer bir yanı, bu denli disiplinsiz olduğu belirtilen davacı astsubaya, gemide ayrı sicil üstlerince 1992 yılında sicil tam notunun % 70'i civarında sicil verirmiş olmasıdır. Bu durumda ya bu sicil gerçeği yansıtmamaktadır ya da sicille esas alman disiplin cezaları gerçek anlamda hak edilmemiş, ya da ruhi rahatsızlığa bağlı cezalardır. Tesis edilen işlemi bu yönüyle de hukuka uygun bulmak mümkün değildir.
Netice olarak, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacının aldığı ruhi rahatsızlığına dayalı rapora göre, kara birliğinde bir yıl süre ile denenip, disiplinsizliklerinin rahatsızlığının etkisi sonucu olup olmadığı denenmeden tesis edilen ayırma işlemi sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı bulunduğundan İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy