(926 S. K. m. 94) (Astsubay Sicil Yönetmeliği m. 53, 54)
Davacı vekili 4 Ekim 1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Astsubay Kd. Çvş. ..................'in Disiplin bozucu hareketlerde bulunduğu ikaz ve cezalara rağmen ıslah olmadığı, hizmetin gerektirdiği biçimde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzeltmediği gerekçesiyle 926 sayılı yasanın 94/b Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53/a,b ve 54/e maddelerine göre Hv. K. K.lığının teklifi ve Milli Savunma Bakanlığının 29.7.1993 gün ve 12/132 sayılı onayı ile TSK.'den ayrılmasına karar verilip, gıyabında ilişiğinin kesilerek 17.9.1993 tarihinde durumun kendisine tebliğ olunarak ilişiğinin kesildiğini, disiplinsizlik yoluyla yapılan ilişik kesme işleminin hukuka ve mevzuata uygun bulunmadığını zira; jet uçaklarında teknisyenlik görevi yapması nedeniyle gürültü nedeniyle ruhen rahatsızlanması üzerine 24.3.19912 - 14.10.1993 tarihleri arasında tedavi gördüğünü bu süre içerisinde hiçbir disiplinsizliğinin görülmediğini, ayrıca dikkat çeken hususun bu tarihten önce terfi edip kademe ilerlemeleri yaptığını buna rağmen görevine son verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yasal dayanaktan yoksun işlemin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dosyadan 3. Ana Jet Üs Komutanlığı emrinde görevli astsubay iken disiplinsizlik nedeniyle Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemine tabi tutulan davacının bu işlemin iptali istemiyle işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Astsubayların Silahlı Kuvvetlerden ayırma nedenleri ve haklarında yapılacak işlemler 926 sayılı Kanunun 94. maddesinde belirtilmiş olup; yetersizlik sebebi ile ayırma ve disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma halleri olarak iki grupta düzenlenmiştir. Bu maddenin (b) fıkrasında disiplinsizlik ve ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ifade edildikten sonra bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkındaki sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman düzenleneceği, nerelere gönderileceğinin Astsubay Sicil Yönetmenliğinde gösterileceği ve bu gibi astsubaylardan durumlarını Yüksek Askeri Şura tarafından incelenmesi, Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin Yüksek Askeri Şura karan ile yapılacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Anılan bu hüküm gereğince, Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53 ve 54 ncü maddelerinde belirtilen hususlar düzenlenmiş ve 54. maddenin (a) fıkrasında sıralı sicil üstlerimce ayırma işleminin başlatılabileceği ve bunun ne şekilde olacağı gösterilmiştir. Buna göre zaman söz konusu olmaksızın her zaman sicil üstleri niteliklere not vermeden, kendilerine ait kanaat hanelerine disiplinsizlik ve ahlaki durumlardan hangisine kesin kanaate vardıklarını belirttikten sonra Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir kanaatini yazarak gerekli belgeleri eklemek suretiyle, sıralı sicil üstlerinin tümünün kanaatinin yazılmasını sağlayarak Kuvvet Personel Başkanlıklarına gönderilirler. Sıralı sicil üstlerinden bu kanaate katılmayanlar var ise kendi kanaat hanesine gerekçeli olarak Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir katılmıyorum kanaatini yazarak imzalar. Kuvvet Komutanlığına gelen bu siciller ilgili şubelerce dosya ve belgelerle karşılaştırıldıktan sonra bu konudaki işlemleri değerlendirmek için kurulmuş bulunan komisyona sevk edebilirler. Komisyonda inceleme ve değerlendirme sonucunda aldığı kararı bir tutanakla Kuvvet Komutanının onayına sunar. Kuvvet Komutanının emekli edilmesini uygun görmediği astsubay hakkında bir işlem yapılmaz. Ancak uygun görülenler hakkında Kuvvet Komutanı tarafından Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir sicili düzenlenerek Genelkurmay Başkanlığına gönderilir. Bunların Yüksek Askeri Şura kararına olup sunmaması Genelkurmay Başkanının yetkisinde olup Şuraya sunulmayanlar Kuvvet Komutanlığına iade edilir ve bunlar hakkında Kuvvet Komutanlığının evvelce vermiş olduğu kararı doğrultusunda işlem yapılır. Şuraya sunulanlar hakkında ise Şura kararı gereğince işlem tesis edilir denilmektedir.
Nitekim davacı hakkındaki ayırma işlemi de yukarıda belirtilen usule uygun olarak Kuvvet Komutanının görüşü doğrultusunda tesis edilmiş bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, kamu hizmetlerinin iyi bir biçimde yürütülebilmesi için bir vasıta olalı idarenin bu hizmetin iyi yürütülmesi için gerekli tedbirleri alma, yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu itibarla, hizmeti yürütecek olan elemanları alırken bir takım vasıflara sahip olmasını araması tabi olduğu gibi alındıktan sonra da bunları verimli biçimde kullanması, yararlanma olanağı kalmamış ise ya da çok sınırlı ise bunların birikerek idare mekanizmasının felce uğratmasını engellemesi de tabidir. Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi bunu sağlayabilmesi amacıyla idareye tanınmış bir yetkidir. Ancak bu yola başvurulurken çok dikkatli olunması kriterlerin titizlikle saptanması ve değerlendirilmesi gerektiği konusunda kuşku bulunmamak gerekir.
Gene dava dosyasının tetkikinden; bazı suçlardan disiplin cezaları ve askeri Mahkemece hapis cezaları bulunan davacının 24.3.1.992 tarihinden, hakkında arma işleminin tesis olunduğu 17.9.1093 tarihine kadar, anksiyete reaksiyon teşhisi ile istirahatlı olduğu görülmektedir. 16 ay boyunca kıtası ile ilgili olmaksızın duçar olduğu ruhi rahatsızlık nedeniyle istirahatlı iken, son aldığı istirahatın süresi dahi dolmadan, sıralı sicil üstlerince hakkında Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir şeklinde sicil düzenlenerek ayırma işlemi başlatılan davacının hakkında tesis edilen bu işlemin hukuka uygun olduğunu kabul etmek mümkün değildir.
Davacının durumu ile tam bir benzerlik gösteren bir başka ayırma işlemi ile ilgili olarak AYİM.1. Dairesince verilen 3.3.1992 tarih E. 91/ 198, K. 92/5196 sayılı iptal kararında da belirtildiği gibi, idarenin, müdebbir bir idare olarak; kendi ajanın hakkını koruma yükümü nedeniyle, ruhi rahatsızlığı ve raporları ard arda teselsül eden personelinin sağlık durumunu takip altına alması ve sonucunu beklemesi, ilgili hakkında askeri hastanenin vereceği kesin raporun alınmasından sonra duruma göre gereken işlemi tesis etmesi gerekirken; bu hukuki yola uyulmayıp, kısa ve kolay yolun tercihi suretiyle kişinin özlük haklarının ihlaline sebebiyet verildiği, dolayısıyla tesis edilen ayırma işleminin kişi yararı, kamu yararı denin bozarak hukuka aykırı şekilde ortaya çıktığı açıkça görülmektedir.
Netice olarak, karada ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, tedavi aşamasında bulunan davacı hakkında tedavi sonucu beklenilmeden veya hastanenin hakkında vereceği kesin rapor beklenip duruma göre bir işlem tesis edilmesi gerekirken davacı hakkında tesis edilen disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemi sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka aykırı bulunduğundan İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy