(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekilinin 6.5.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yakını ..................'ın Somali Türk Birliği 2 nci Takımında Askerlik görevini yapmakta iken 9.5.1988 tarihinde saat 22.45'de elektrik çarpması sonucunda görevi başında şehit olduğunu, veraset ilamına göre mirasçıları anne ve babası gözükmekte ise de, müteveffanın kız kardeşi .................. sakat olup şehit erin maddi ve manevi desteğine muhtaç olduğunu, davacı baba ..................'ın çalışarak hayatını kazanamayacağına dair Ordu Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu raporunun bulunduğunu, davacı babanın muhtaç olduğuna dair muhtaçlık belgesi bulunduğunu, ayrıca Birleşmiş Milletler emrinde Somali'de görev yaparken şehit olan veya sakat kalanlar için talep edilen maddi ve manevi tazminatların yine Birleşmiş Milletler tarafından ödeneceğine dair Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğince Genelkurmay Başkanlığına bilgi gönderildiğini, öğrenmiş bulunduklarını tazminat taleplerinin bu yolmada karşılanmasını müvekkillerinin bugüne kadar hiç aranmadığını, komutanlıkça da kendilerine hiçbir para ödenmediğini, müvekkillerine toplam 1.850.000.000 TL. maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren % 60 faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının askerlik hizmetini ifa etmekte iken Somali'ye gönderilen Türk Birliği içerisinde görev aldığı, Birliğin Somali'ye intikalinden sonra birlik üssünde koğuş ve yemekhane olarak kullanılmak üzere kurulan çadırların aydınlatılmasının jenaratörle sağlandığını, yemekhane olarak kullanılan çadıra çekilen hatta antigron kablo bulunmadığından mevcut olan daha az vasıflı bir kablo kullanıldığı, zamanla bu kablonun izolasyonunun soyulduğu ve bu nedenle kablodan çadır direğine elektrik akımı geçmeye başladığı, bu durumun fark edilmediği 9.5.1993 tarihinde cadın temizlemekle meşgul olan P. Er H. ..................'ın direğe dokunması ile elektrik akımına maruz kalarak yaşamını yitirdiği, olay nedeniyle davacı anne ve babaya Yurtdışında Görevli Personele Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca 278.815.000 T5L. Nakdi Tazminat ödendiği, T.C. Emekli Sandığınca maluliyet aylığı bağlandığı, müteveffanın kız kardeşi ..................'ın hafif derecede dahiline hastası olduğu, davacı babanın kroner arter hastalığı + kroner bronşit teşhisi ile çalışarak hayatını kazanamaz raporu bulunduğu anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir Zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacının askerlik hizmetini ifa etmekte iken elektrik akımına maruz kalarak öldüğü sabit olup bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bu nedenledir ki davacı anne ve babaya nakdi tazminat ödenmiş ve maluliyet aylığı bağlanmıştır. Yemekhaneye çekilen hatta imliamlan kablonun uygun vasıfta bulunmaması, kablonun izalasyonunun eskimesinin fark edilmemesi, zamanında değiştirilmemesi, personelin bu hususta uyarılmaması sonucu zararlı sonucun doğduğu, hizmetin kurulması ve işletilmesinde bir aksaklık olduğu anlaşıldığından davacıların zararının hizmet kusuru esaslarına göre idarece karşılanması gerekeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacılardan 1677 doğumlu müteveffanın kız kardeşi .................. destekten yoksun kalma tazminatı istemiş ise de; davacının hafif derecede debilite (geri zekalı) olması, anne ve babası ile birlikte kalması, anne babasına nakdi tazminat ödenmiş, aylık bağlanmış bulunması, ihtiyacının ebeveyni tarafından karşılanmakta olması, diğer taraftan mütevaffanın hayatta iken kardeşine fiilen bakmakta olduğu ayrıca ölenin refah halinde yaşadığı hiç değilse ilerde refaha erişmesinin kuvvetli bir ihtimal içinde bulunduğu ispat edilmediğinden müteveffanın bu kardeşinin desteği olarak kabul edilmemiştir.
Davacı anne ve babanın maddi zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişi tarafından tanzim edilip Mahkememize ibraz edilen 5.6.1995 tarihli bilirkişi raporunda bu davacıların maddi zararlarının sağlanan yararlardan sadece maluliyet aylığı ve tütün ikramiyesi ile fazlasıyla karşılandığı ayrıca 188.315.622 TL. nakdi tazminat yararlarının bulunduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar vekili tarafından; raporun yasal dayanağının bulunmadığı, rapor hazırlanırken Amerikan doları üzerinden hesap yapılmaması, müteveffanın Türk toprakları dışında Birleşmiş Milletlerin kontrolünde olan bir savaş alanında şehit olması, maddi tazminatın Birleşmiş Milletler Kuruluşlarınca hazırlatılması gerektiği, raporun en az üç kişilik uzman bilirkişi kurulunca hazırlanmasının gerektiği, tazminat taleplerinin Mahkemece T.C. Devletince Birleşmiş Milletler Teşkilatına iletirlerde fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından karşılanması, tazminatın olay tarihindeki Amerikan dolan üzerinden ödenmesi, olaydan T.C. Devleti kadar Birleşmiş Milletlerin sorumluluğu olduğu, müteveffa Somali'ye gitmeseydi ölmeyebileceği, müteveffanın yaşlı ve hasta anne babası ile sakat kız kardeşinin desteği olduğunun nazara alınmadığı gerekçesiyle itiraz etmiştir.
Davacıların yakını Somali'de Türk Birliği içerisindeki görevi sırasında bir kaza sonucu vefat etmiş ise de, müteveffa ölmese idi en geç terhisi müteakip yurda döneceği ve yurtiçinde Türk parası olarak gelir elde edeceği gelirler Türk parası olarak hesaplanmış, hesap bilirkişisinin Birleşmiş Milletler Kuruluşlarından en az üç uzmandan oluşturulması gerektiği yolundaki davacı vekilinin istemi mesnetsiz bulunduğundan itibar edilmemiş davacıların tazminat istemlerinin Mahkemece Birleşmiş Milletler Teşkilatına iletilmesi istemi ise Mahkemenin böyle bir aracılık görevinin bulunmaması, davacı vekilinin doğrudan doğruya istemini ilgili teşkilata bildirmesinin mümkün olması nedeniyle davacı vekilinin bu istemi de yerinde görülmemiş, ilmi verilere ve Mahkememizin Yerleşik içtihatlarına uygun bulunan bilirkişi raporu Kurulumuzca da kabul görerek bu yönde tatbikat yapılmıştır.
Davacıların yakınları olan P. Er H. ..................'ın yurtdışında ölmesi olayı nedeniyle duydukları ve yaşamları boyu duyacakları üzüntülerini kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş ancak anne ve babaya 2453 Sayılı yasa ile sağlanan 278.815.000 TL. yarar maddi ve manevi zararların karşılığı bulunduğu, bu davacıların maddi zararlarının sağlanan diğer yararlarla fazlasıyla karşılandığı, nakdi tazminatın ise emsal kararlarda takdir olunan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacılar manevi tazminat talebine olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmiş ise de, takdir edilen manevi tazminat miktarı paranın karar anındaki alım gücü esas alınarak tespit edildiğinden davacıların talebinin reddi cihetine gidilmiş ancak karar tarihinden ödeme: tarihine kadar yasal faiz verilmesi kabul edilmiştir.
Dava duruşman görülmüş ise de, davanın açıldığı tarihte davacılara henüz T.C. Emekli Sandığı Gn. Md. lüğünce maluliyet aylığı bağlanmamış bulunması, maddi zararın bağlanacak aylıkların miktarına göre belirleneceği nazara alınarak Mahkememizin yerleşik kararları uyarınca reddedilen maddi tazminat mutan üzerinden davalı idare lehine ücreti vekalete hükmedilmemiştir. Ancak reddedilen manevi tazminatla ilgili olarak ücreti vekalete hükmedilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat nazara alınarak Davacı anne .................. ile davacı baba ..................' in MADDÎ VE MANEVÎ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
2. Davacı kardeş ..................'ın MADDİ TAZMİNAT İSTEMÎNÎN REDDİNE,
3. Takdiren davacı kardeşler .................., .................., .................., .................., ..................'a ayrı ayrı 16.000.000'şar TL. (ONALTIŞARMİLYON TL.) MANEVÎ TAZMİNAT VERİLMESİNE, FAZLAYA AİT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
4. Hükmedilen manevi tazminat miktarına yasal faiz yürütülmesine mahal olmadığına, ancak karar tarihi olan 5 TEMMUZ 1995 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (YÜZDE OTUZ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy