(5434 S. K. m. 74, 108)
Davacı, 14.11.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; babasının büyük harpte şehit olduğunu, buna dayanarak yaptığı kendisine aylık bağlanması yolundaki müracaatının Emekli Sandığı tarafından muhtaç olmaması nedeni ile reddedildiğini, kendisinin sadece Bağ-Kur'dan çok cüzi bir maaş aldığını, bunun da geçimine yetmediğini belirterek, hakkında muhtaç olduğunu belirten 30.6.1994 tarih ve 416 sayılı ilçe idare Kurulunun kararına istinaden işlem yapılarak şehit babasından aylık bağlanması ve davalı idarenin olumsuz işleminin iptalini dava ve talep etmiştir.
Davanın esasına girilmeden önce davanın konusuna göre hangi yargı yerinde görüleceğinin, bir diğer anlatımla görev sorununun çözümü yerinde olacaktır.
Şehit yetim aylıkları ile ilgili olarak çıkan uyuşmazlıklara askeri idari yargı yerinde bakılacağı Uyuşmazlık Mahkemesinin yerleşmiş içtihatları gereğidir. Bu nedenle işbu davanın görüm ve çözüm yerinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır.
5434 Sayılı Kanunun 74 ncü maddesi;
Ölüm tarihinde (18) yaşını, orta öğretim yapmakta ise (20) ve yüksek öğretim yapmakta ise (25) yaşını doldurmamış erkek çocuklara aylık bağlanır.
Ölüm tarihinde iyileştirilmesi olanaksız hastalıklarının veya sakatlıklarının çalışmalarına engel olduğu Sağlık Kurulunca onaylanacak raporlarda tespit edilenlere muhtaç olmaları şartıyla, ölüm tarihindeki yaşları ne olursa olsun ölüm tarihini izleyen aybaşından, sonradan bu şekil de malûl ve muhtaç duruma düştükleri anlaşılanlara kendileri veya veli veyahut vasileri tarafından Sandığa müracaat tarihlerini takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır.
... hükmüne amirdir. Dolayısı ile 5434 Sayılı Kanunun 74 ncü maddesinin 7 ve 8 nci fıkralarında şehit babadan dolayı reşit erkek evlada yetim aylığı bağlanabilmesi için malûl ve muhtaç olduğunun kanıtlanması gerekmektedir.
Rize Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından verilen 24.6.1994 tarih ve 1483 sayılı raporda ilgilinin çalışarak hayatını kazanamayacağı ve dolayısı ile malûl olduğu konusunda kuşku duyulmamaktadır. Çayeli ilçe idare Kurulunca düzenlenen 30.6.1994 tarih ve bulunmaktadır 416 sayılı muhtaçlık belgesi ile davacının muhtaç olduğuna, 10.10.1994 tarih ve 573 sayılı ve 23.11.1995 tarih ve 667 sayılı mazbata ile de muhtaç olmadığı yönünde görüş bildirildiği, dolayısı ile davanın görüm ve çözüm noktasının, muhtaçlık kavramından ne anlaşılması gerektiği hususunun ortaya konması gerekliğidir.
5434 Sayılı Kanunun 108 nci maddesi Muhtaçlık kavramını şöyle tanımlamıştır:
Kendisine,
Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre bakmaya zorunlu olduğu ailesi fertlerini,
Geçindirmeye yetecek; a) Geliri, :b) Malı, c) Kazancı,
bulunmayanlara bu kanun hükümlerinin uygulanmasında (Muhtaç) denir.
Geçimini sağlayabilmesi için taşınır veya taşınmaz malı bulunmadığı, başka bir ek geliri olmadığı saptanan kimse için bugünün ekonomik koşullarında ve paranın alım gücü de esas alınarak; aylık 1.400.000 TL. Bağ-Kur emekli aylığının geçimine yeteceğini söylemek olanağı bulunmamaktadır. Yaşamının devamı süresince kesintisiz bir aylığı alır olması başlı başına bir güvence sayılabilir ise de aylığın miktarına bakıldığında asgari ücretin bile altında kaldığı görülecektir. Bu miktardaki bir aylığın bugünün koşullarında salt bir kişinin geçimine dahi yeteceği iddiası gerçeklerden uzak görülmektedir.
Ayrıca, davalı Emekli Sandığı Müdürlüğünün 18.6.1992 tarih ve 1229 sayılı, 25.4.1991 tarih ve 746 sayılı Yönetim Kurulu kararlarında da, 5434 Sayılı Kanunun 108 nci maddesinde tanımlanan muhtaçlığın saptanmasında, asgari ücret tespit komisyonlarınca sanayi kesiminde çalışıp ta 16 yaşından büyük olanlar için belirlenen asgari ücretin ölçü alınacağı hükme bağlamıştır. Dolayısı ile şehit aylığı bağlanması talebinin reddi kararı en başta davalı idarenin Yönetim Kurulu kararlarına dahi ters düşmektedir.
Açıklanan nedenlerle, neden öğesi yönünden hukuka aykırı işlemin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy