(2709 S. K. m. 138) (2802 S. K. m. 4) (5434 S. K. m. 44, 45)
Davacı vekili 12 Nisan 1994 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; Manisa Kırkağaç 2/6 J. Kom. Er Eğt. Tfb. 6 ncı Bölük Komutanlığı da askerlik görevlini yapmakta iken müvekkili .................'in 15 Şubat 1988 tarihinde bölükler arasında yapılan bir koşu sırasında düşmek suretiyle, sağ bacağında kırık oluştuğunu, aynı gün revire kaldırılan müvekkilinde adale yırtılması olduğu kanaati ile bu yönde tedavi uygulandığı ve bölükte istirahatının uygun görüldüğü, bu nedenle de olayla ilgili bir tutanak düzenlenmediğini kısa süreli istirahatı sonucu iyileşemediği, acılarının artarak devam etmesi üzerine, müvekkilinin önce Soma Devlet Hastanesine gönderildiğini, bu hastaneden de İstanbul GATA hastanesine sevk edildiğini, bu hastanece iki kez ameliyat edilen müvekkiline askerliğe elverişli değildir biçiminde 28.12.1988 tarihli rapor düzenlendiğini, bu rapor üzerine terhis olunan müvekkilinin, 3715 sayılı yasa ile vazife malûllerine tanınan süre içerisinde yani 10.9.1991 tarihinde T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne başvurarak, kendisine vazife malûllüğü aylığı bağlanmasını istediğini, istemi Yönetim Kurulunun 27.1.1994 gün ve 288 sayılı kararı ile GATA Sağlık Kurulu Raporunun dışında vazife malûllüğünü tevsik edici belgelerin bulunmadığı belirtilerek reddedildiğini, müvekkilinin konuya ilişkin olmak üzere birlik komutanlığına verilen yanıtta, iddiaya ilişkin bir tutanak bulunmadığı, olay sırasında görev yapan rütbeli ve rütbesiz askeri şahısların kıtadan çeşitli nedenlerle ayrıldıklarını, bunların isimlerini vermek suretiyle tanık olarak dinletilmeleri halinde müvekkilinin eğitim sırasında sakat kaldığının anlaşılacağını, bu nedenlerle, görev malûlü aylığı bağlanmamasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dosyadan davacı, vekili vasıtası ile açtığı davada, Manisa, Kırkağaç 216 J. Komd. Er Eğt. Ttb. 6. Bl. K. lığında askerlik görevini yaparken 15 Şubat 1988 tarihinde bölükler arası yapılan bir koşu sırasında düşüp sağ bacağını kırdığını bu nedenle bir müddet tedavi gördüğünü ve en sonunda İstanbul GATA K. lığında ikinci kez ameliyatı müteakip 28.12.1988 tarihli ve 16 Mart 1989 tarihinde onay ile kesinleşen rapor ile D/50 Fi kategorisinde askerliğe elverişli olmadığının tespit edildiğini belirterek, kendisinin görev nedeni ile sakat kaldığı ve bu nedenle vazife malûlü aylığının bağlanmasının gerekeceği yolundaki müracaatının T. C. Emekli Sandığı tarafından 27.1.1994 gün ve 288 sayılı karar ile reddedildiğini beyan ile işbu işlemin iptaline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı kurum savunmasında, davacının düşmesi ile ilgili olarak sadece raporda bahsedilen 15.2.1888 tarihli düşme sonucunda sağ kalçasında ağrı oluşmuş şeklindeki bilginin bulunduğunu, başkaca herhangi bir belgenin ve bilginin bulunmaması nedeni ile olayın meydana gelmesinde görevin etkisinin saptanmadığını gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Olayın nasıl geliştiğini tespite yarayacak belge ve bilgilerin bulunabileceği amacı ile getirtilen Emekli Sandığı Tahsis dosyası ile şube şahsı dosyasında yapılan incelemelerde ve hastanelerdeki tedavi kayıtlarının değerlendirilmesinde, olayın tam olarak ne şekilde olduğuna dair herhangi bir belge elde edilememiş ayrıca düşmenin görev esnasında veya yolda görev ile ilgili bir konumda iken meydana geldiğine ilişkin bir belgeye de rastlanmamıştır. Davacıya ait askerliğe elverişli olmadığı kanaatli GATA' nın 28.12,1988 günlü raporda anlatıma göre düşme sonucu şeklinde ibareler mevcuttur. Yine GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin 22.11.1994 günlü yazısında sağ kalçasında ağrı şikayetleri başlamış 3 gün sonra eğitimlerde koşu esnasında sağ kalçasındaki ağrının artması üzerine İzmir Mevki Hastanesine sevk edilmiş şeklinde bilgi verilmiştir. Ancak kıta tabibince yazılan 15.2.1988 tarihli sevk yazısında da sağ kalça travması nedeni ile şevkinin yapıldığı biçiminde bir bilginin bulunduğu saptanmıştır.
Bilindiği gibi, 2577 sayılı İYUK. ve 1602 sayılı Kanunun hükümleri incelendiğinde, idari davalarda yazılı yargılama usulünün kabul edildiği görülmektedir. Bu nedenle müspet hukukumuza göre idare mahkemece tanık dinlenebilmesi mümkün değildir. Ancak olayımızda olduğu gibi dava konusu sorunun nasıl cereyan ettiğini tespit etmenin yazılı delillerle mümkün olmadığı hallerde durum ne olacaktır? sorusuna yanıt aranmak gerekecektir. Anayasamızın 138. maddesine ve Hâkimler ve Savcılar Kanununun 4. maddesine göre hâkimler hukuka, Anayasa ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vereceklerdir. Vicdani kanaatin oluşması için eğer yapılı birtakım bilgi ve belgeler yoksa da, hâkimlerin sorunu vicdanların da tereddütsüz bir biçimde çözüme ulaştırmaları için, tanık ifadesini de dikkate almaları gerektiği uygulamada kabul görmektedir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığı altında mahkeme tanık dinlemeyecek ancak dosyaya ibraz edilen tanık beyanını sorunun çözümünde kullanılmak üzere değerlendirmek durumunda kalacaktır.
Gene bilindiği gibi, 5434 sayılı kanunun 45. maddesinde; 44. maddede yazılı malûllüğün iştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olması durumunda vazife malûllüğü sayılacağı belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan belgelerdeki bilgiler değerlendirildiğinde, davacının bilâhare sakat kalmasına neden olan rahatsızlığının düşme sonucunda meydana geldiği konusu kesin olmakla birilikte, şüphe arz eden durum bunun eğitimde olup olmadığı konusudur. Ancak Haydarpaşa Askeri Hastanesinin 22.11.1994 günlü yazısında eğitimde olmasa bile 3 gün sonra eğitimlerde koşu esnasında sağ kalçasındaki ağrının arıtması biçiminde bir bilgi verilmiştir. Öte yandan olay ile ilgili olarak tutanak ve ispata yarayacak diğer belgeleri düzenlemek idarenin görevidir. Bu hususun yerine getirilmemesinin menfi neticelerinden davacının etkilenmesi hakkaniyet ilkelerine uymamaktadır. Ayrıca idare mahkemesinde tanık dinlenememesi nedeni ile davacı vekili tarafından mektupla tespit olunan tanık beyanlarda düşmenin eğitim esnasında olduğu konusunu kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde desteklemektedir.
Ayrıca alınan ara kararı uyarınca İzmir Mevki Hastanesi Baştabipliğine yazılan ara kararma verilen 26 Ocak 1995 tarihli ve PER.: 912510195/1123 sayılı cevap ekinde yer alan hastane müsaade kâğıdında davacının eğitim sırasında düştüğü kaydı bulunmaktadır.
Netice olanak, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere askerlik görevini yapmakta iken düşmek suretiyle malûl kalan davacıya görev malulü aylığı bağlanması gerekirken aksine tesis olunan İŞLENİN İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy