(1602 S. K. m. 62) (3466 S. K. m. 15)
Davacı vekili 17.11.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin idarenin tasarrufu ile ve sicil yoluyla emekliye sevk edildiğini, müvekkilinin tutuklanmasına konu olan olay dışında disiplin cezası almadığını, ayrıca hiçbir biçiminde uyarılıp ikaz edilmediğini, menfaatine düşkün olduğunu gösterir hiçbir olay olmadığını, emekliye sevk kararının tümüyle belgesiz olduğunu, müvekkilinin müsnet suçtan tutuklu olarak yargılanmakta olduğunu ve hakkında kesinleşmiş bir cezalandırılma kararı bulunmadığını, bir kimsenin aynı eylemden dolayı iki kez cezalandırılamayacağını işlemin tümüyle soyut olduğunu; tesis edilen işlemin maksat ve konu bakımından hukuka aykırı olduğunu belirterek yürütmenin durdurulmasını ve işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile davalı idarece gönderilen belgelerin incelenmesi sonucu: KOCAELİ İl J. K. lığında Uzm. J. Çvş. olarak görevli davacının 11.7.1994 tarihinde iki tutuklunun İSTANBUL'a duruşmaya götürülüp getirilmesi için tim komutanı olarak görevlendirildiği, duruşma dönüşü iki tutuklunun kaçmasına sebebiyet verdiğinden adli soruşturma başlatılıp tutuklandığı, bu olaydan sonra sıralı sicil üstlerince 19.7.1994 tarihinde Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir sicili tanzim edilerek ayırma işlemi başlatıldığı, hukuki prosedür izlendikten sonra J. Gn. K. lığının 7.10.1994 tarih 1994/35 sayılı ONAY emri ile ilişiğinin kesilmesine karar verildiği, işlemin davacıya 21.10.1994 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra davacının vekili marifetiyle süresinde işlemin iptali istemiyle dava açtığı belirlenmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması yönündeki talebi 1602 sayılı yasanın 62 nci maddesindeki yasal unsurları taşımaması nedeniyle reddedildikten sonra esasa yönelik yapılan incelemede Kocaeli İl J. K. lığı emrinde Uzman. J. Çvş. olarak görevli davacının 11.7.1994 tarihinde KOCAELİ Kapalı Cezaevinde adam öldürmek suçundan tutuklu bulunan iki sanığı İSTANBUL Sultanahmet Adliyesine duruşmaya götürmek üzere beraberinde (3) J. eri olduğu halde devriye komutanı olarak görevlendirildiği, kendisine sevk esnasında uyulması gereken talimatlar tebliğ edilmesine rağmen duruşma sonunda cezaevine dönmek üzere yola çıkıldığında ring aracına tutuklulardan birinin arkadaşını aldığı, yolda talimata aykırı olarak Gebze-Dilovası mevkiinde yemek molası verdiği, burada tutukluların yakınları ile birlikte yemek yedikleri yemek esnasında görevli erlerin silahlarının ring aracına bırakıldığı, yemek sonrası tutuktu yakınlarından birinin araçtaki silahlardan birini alarak iki tutuklunun kaçmasını sağladığı bu olay nedeniyle davacının erlerle birlikte adli makamca tutuklandığı, soruşturmasının halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu olaydan sonra davacı hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi başlatılmış olup Uzman J. Atama ve Sicil Yönetmenliğinin 43 ncü maddesinin 2 nci fıkrası gereğince ilişik kesilmesi toplanan komisyonda karar altına alınmıştır.
Konuya ilişkin hukuki düzenlemede; 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun 15 nci maddesinde, disiplinsizlik ve ahlaki durumları nedeniyle Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir sicili düzenlenen uzman jandarmaların meslekten hemen çıkarılacakları hüküm altına alınmış, Uzman Jandarma Atama ve Sicil Yönetmeliğinin 43 ncü maddesinde de disiplinsizlik veya ahlaki durumları gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları son rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyen Uzman Jandarmaları hakkında emeklilik işlemi yapılacağı belirtilmiştir. Bu maddenin 2 nci bendinde aynen Hizmetin gerektirdiği tavır ile hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi denilmektedir.
Davacının iki tutuklunun kaçmasına sebebiyet vermesi eyleminin 43 ncü maddenin 2 nci bendinde yer alan nedene dayandırılarak ayırma işlemi tesisinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. İşlem hukuki düzenlemelere uygun olarak başlatılmış ve sonuçlandırılmıştır. Davacı vekilinin iddialarının aksine, 2 nci bende sayılan hal gerçekleşmiş bulunmaktadır. Jandarma sınıfına mensup olan davacının tutuklu sevki gibi önemli bir görevin şüphesiz bilincinde olmak zorundadır. Kendisine bu konuda yeterli eğitim verildiği gibi görevden önce de gereken uyarılar yapılmış ve özel talimat tebliğ edilmiştir. Ayrıca hizmetin kağıdında Dikkat Kaçar ibaresine yer verilmiş ve gidiş - dönüş güzergahı belirlenmiş olmasına rağmen davacı bu hususlara uymada gereken hassasiyeti göstermediği gibi yol güzergahına da uymayıp kaçma olayına sebebiyet vermiştir. Dolayısıyla Yönetmeliğin 43 ncü maddesinin 2 nci bendindeki sebep gerçekleşmiş bulunmaktadır. Davacı hakkında kesinleşmiş bir cezalandırma kararı bulunup bulunmaması, eylemin ceza hukuku yönünden değerlendirilmesine bağlı olup bu hal davacı hakkında maddi alemde var olan olay nedeniyle idari işlem tesisine engel değildir. Davacı hakkında tesis edilen emekliye sevk işleminde unsurları itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy