(926 S. K. m. 50) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 99, 100)
Davacı vekilinin 18.01.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; söz konusu ayırma işlemine mesnet teşkil eden hukuki dayanaklar zikredildikten sonra, Subay Sicil Yönetmenliğinin 99 ncu maddesindeki şartların son rütbeye ilişkin olması gerektiği oysa iddia edilen hususlardan sadece elektrik borcu ve maiyetindeki teğmenin kefil olduğu kredi ilişkisinin bu şartları taşıdığını, davanın açıldığı tarih itibariyle de müvekkilinin savunmada bahsedilen hiçbir yere borcunun olmadığını bu hususun davacının çalıştığı yerden alınan bir yazıyla teyit edildiğini ve bu tür borçların hayatın normal ihtiyaçları olması dolayısıyla aşırı borçlanma olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek işlemin iptalini talep etmiştir.
Konu ile ilgili yasal metinler incelendiğinde 926 sayılı Kanunun 50/c maddesi: Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen subayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu Hükümleri uygulanır. Bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkında sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edileceği, nerelere gönderileceği inceleme ve sonuçlandırma ile gerekli diğer işlemlerin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı Subay Sicil Yönetmenliğinde gösterilir hükmüne amirdir.
Yine Subay Sicil Yönetmeliğinin 99 ncu maddesi: Bu maddenin b, c, d ve e fıkralarında belirtilen sebeplerden biri ile disiplinsizlikleri ve ahlaki tutumları gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları son rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılacağını amirdir.
Aynı yönetmeliğin 100/b maddesi ile ilgili Kuvvet Personel Başkanlıklarına bütün rütbelerdeki safahatı kapsayacak şekilde yapılan incelemeyi müteakip durumları 99 ncu madde de yazılı fiillerden birine birkaçına uyanlar hakkında sicil en resen emeklilik işlemi tesis edileceğini öngörmektedir.
Kanun ve yönetmelikteki bu hususların ışığı altında somut olaya baktığımızda; davacı hakkında üsteğmenliği döneminde İçel defterdarlığınca (11.12.1991 - 24.2.1992 - 21.4.1992 tarihlerinde) olmak üzere 3 adet icra karan ve ................. ile ................. isimli şahıslarca yazılmış iki adet olarak borç ilişkisi konusundaki şikayet mektubu, yüzbaşılığı döneminde ise Silifke İcra Müdürlüğünce (19.3.1993 tarihli yazıyla verilmiş bir icra kararı, elektrik borcunu ödememesinden kaynaklanan bir şikayet mektubu ve yine kullandığı kredi borcunu zamanında ödenmemesinden kefiline Kocaeli 2. nci icra müdürlüğünün 12.7.1003 tarihli ödeme emrinin mevcudiyeti görülmektedir. Ayrıca davalı idarece gönderilen belgelerin incelenmesi sonucunda borçlanmaya düşkün olduğu yönünde kanaatlerin varlığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin iddia ettiği gibi her ne kadar şikayet mektupları namuslu kişileri zan altında bıraktığından yalnız başlarına hukuki bir değer taşımasalar da, şikayetler incelendiğinde mesnetsiz iddialar olmadıkları ve davacı hakkındaki icra kararları ile belirtilen kanaatleri teyit eder nitelikte oldukları görülmektedir. Subay Sicil yönetmenliğinin 99/c fıkrası da Aşırı derecede borçlanmaya düşkün olmayı ilgili hakkında emeklilik işlemleri yapmak için yeterli saymıştır. Davacı, dosya münderecatından anlaşılan olaylar sonucu yalnız kendi itibarını zedelemekle kalmamış, Silahlı Kuvvetlerin de kamuoyu önündeki itibarını sarsmıştır. İdarenin tutum ve davranışları ile disiplini bozan, Silahlı Kuvvetlerin itibarını zedeleyen kişiler hakkında kendisine tanınan yasal önlemleri alması doğal, hatta zorunlu bulunmaktadır.
Davacının aşırı borçlanmaya düşkün olduğu gerek yukarıda zikredilen belgelerle gerekse sicil üstlerince belirlenen kanaatler doğrultusunda açıklığa kavuşmuş olduğundan, yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy