(5434S. K. m. 32, Geç. m. 15, Geç. m. 19) (1683 S. K. m. 60)
Davacı vekili 8.2.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin babasının Ordu'da üstçavuş olarak görev yapmakta iken 8.6.1950 tarihinde vefat ettiğini, ölüm üzerine eşi ve çocuklarına toptan ödeme yapıldığımı müvekkilinin babasının fiili hizmet süresinin 8 yıl 1 ay 3 gün ise de, 5434 sayılı kanunun geçici 15 nci maddesine göre 1.1.1950 tarihinden sonraki fiili hizmet zammı süresinin 3 yıl üzerimden hesaplanması gerektiğini, böyle olduğu takdirde fiili hizmet süresinin 10 yılı geçmiş olacağını, bu bakımdan 2665 sayılı kanun hükümleri gereğince yetim aylığı bağlanması gerektiğini, bu konuya ilişkin idare Mahkemesinin kararının bulunduğunu belirterek aylık bağlanmaması işleminin iptaline karar verilmesini dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait tahsis dosyasının incelenmesi sonucu: Davacının ifa olarak 7.8.1092 tarihinde, vekilinin ise 5.1.1904 tarihinde davalı kuruma başvuruda bulunarak, davacının babasının üstçavuş olarak görevli iken 8.6.1950 tarihinde vefat ettiği, 2665 sayılı kanunun aylık bağlama süresini 15 yıldan 10 yıla indirdiği, davacının babasının fiili hizmet süresi 8 yıl 1 ay 3 gün ise de 5434 sayılı kanunun geçici 15 nci maddesine göre fiili hizmet süresi zammının 3 yıl üzerinden hesaplanması gerektiği, bu şekilde davranıldığında fiili hizmet süresinin 10 yılı geçeceği belirtilmek suretiyle aylık bağlanması talebinde bulunulmuş, ancak davalı kurumun 24.1.1094 tarihli olumsuz cevabı üzerine süresinde işlemin iptali istemiyle dava açıldığı belirlenmektedir.
Görüleceği üzere uyuşmazlık; davacının babasının fiili hizmet süresi zammının 5434 sayılı yasanın geçici 15 nci maddesine göre 3 yıla çıkartılıp çıkartılamayacağı noktasında toplanmaktadır. Davacının babası olan ................. T.C. Ordusunda 28.6.1042-8.6.1050 tarihleri arasında Silahçı gedikli çavuş ve üstçavuş olarak 8 yıl l ay 3 gün fiili hizmette bulunduktan sonra 8.6.1950 tarihinde vefat etmiştir. Kendisine 5434 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 1.1.1950 ile 8.6.1950 tarihleri arasındaki görevinden dolayı 5434 sayılı kanunun 32/a maddesi gereğince 1 ay 15 gün fiili hizmet zammı verilmiş ve toplam fiili hizmeti 8 yıl 1 ay 18 gün olarak belirlenmiştir.
Konuya ilişkin 5434 sayılı kanunun Geçici 15 nci maddesi Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; Türkiye Cumhuriyeti ordusunda bulunan muvazzaf ve gedikli subaylarla askeri memurlardan; emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı bağlanacak olanların; 32 nci madde gereğince fiili hizmet müddetlerine eklenen müddetler 3 yıldan az olduğu takdirde 3 yıla çıkarılır hükmünü amir bulunmaktadır. Bu maddeden istifade edecek olanların T. C. Ordusunda kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görevli olan Muvazzaf ve Gedikli Subaylar ile Askeri memurlar olduğu açıkça belirtilmektedir. Nitekim 5434 sayılı kanundan önceki (11.6.1930 tarihinde yayımlanan) 1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüt Yasasının 60 nci maddesinde de Zabitlerle, askeri memurlardan olanlar üç sene zam alır hükmü bulunmakta idi. Bu düzenlemeyle sadece Subayların, Gedikli Subayların ve Askeri Memurların 3 yıl fiili hizmet süresi zammı almaları öngörülmüştür. Dolayısıyla gerek 1683 sayılı yasanın 60 ncı maddesi, gerekse 5434 sayılı yasanın geçici 15 nci maddesi astsubaylarla (gedikli erbaşlar) ilgili hükümleri içermemekte olup sırasıyla 60 ncı maddede zabitler (subaylar)'la askeri memurları geçici 15 nci maddede muvazzaf ve gedikli subaylar, askeri memurlar konu edilmektedir. Geçici 15 nci maddede söz konusu edilen gedikli subaylar ile 32/a madde de sayılan gedikli erbaşlar ayrı statüde olup farklı rütbelerdir. Bunların yetiştirilmeleri, kaynakları, hak ve ödevleri de farklı bir biçimde düzenlenmiştir. Bu statülerin tarih içerisindeki gelişimine bakıldığında: Cumhuriyet döneminden önce, ilk olarak 6 Temmuz 1329 tarihinde Sekeni Hümayunda Gedikli sınıfının sureti teşciliyle usulü terfi ve terakkileri hakkındaki kanunun Bir yıllık uygulamasından sonra 24.2.1330 tarihinde kabul edilen ve 7.3.1331 tarihinde yayınlanan Bahriye efrat ve küçük zabit aniyle gedikli zabıtanı kanunu ile gedikli sınıfı daha sağlam ve rasyonel esaslara bağlanmıştır. Bu kanun hükümlerine göre; deniz askerleri Güverte ve makine adlarıyla iki sınıfa ayrılıp bu sınıfların uzmanlık alanları belirlendikten sonra 5 nci maddesinde rütbeler açıklanmıştır. Bu maddeye göre: 1) Onbaşılar; kıdemli nefer, 2) Çavuş üstçavuş ve gedikli namzetleri; küçük zabit, 3) üçüncü, ikinci, birindi sınıf gediklileri; gedikli zabit unvanlarını haizdirler. Aynı maddeye göre, yalnız birinci sınıf gedikliler mühendisin (asteğmen) üstü, mülazımın (teğmenin) astı olup tamamıma örneğin: telsiz telgraf birinci sınıf gediklisi... efendi suretiyle unvan verilmektedir. Kanunun 10 ncu maddesinde rütbelerin terfi şartlan, 20 nci maddesinde gedikli namzetliklerinden itibaren 17 seneyi ikmal edenlerin istifa suretiyle emeklilik hakkını kazanacakları, 22 nci maddesinde yaş haddi olarak 52 yaş belirtilmektedir. Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonraki dönemde ise; 22.4.1924 tarih ve 508 sayılı kanun ile gedikli zabitlerin aylıkları yeni bir düzene oturtulup 22.4.1925 tarih ve 648 sayılı kanunla da düzenlemelere devam edilmiştir. Bu kanunun birinci maddesinde küçük zabıtan olarak adlandırılan rütbeler şöyledir: Çavuş, Başçavuş muavini, Başçavuş, Kanunun 3 ncü maddesinde ise, bu kişilerin Devlet tarafından iaşe edilecekleri açıklanmıştır. Daha sonra kabul edilen 9 Nisan 1927 tarih ve 1001 sayılı Gedikli küçük zabit membalarına dair kanun da askeri liselerin Harbiye, Askeri Tıbbiye ve Baytariye Okullarına, gedikli küçük zabit ihzari mekteplerinin küçük zabitliğe kaynak teşkil ettikleri belirtildikten sonra 5 nci maddesinde gedikli küçük zabit ihzari mekteplerine kabul şartlan açıklanmıştır. Bu düzenlemelerle gedikli sınıfının kaynağı yasal bir çerçeveye oturtulmuş ve çeşitli kaynaklardan gedikli küçük zabit olabilme imkanı tanınmıştır. Ayrıca bu kanunla, daha önceki kanunlardaki aykırı hükümler mülga edilmiştir. Bu arada kabul edilen 1.6.1929 tarih ve 1492 sayılı Deniz ve Havada Gedikli Küçük Zabit Maaş Kanununda gedikli küçük zabitlerin rütbeleri:
1) Gedikli Çavuş, 2) Gedikli Başçavuş Muavini, 3) Gedikli Başçavuş, 4) Başgedikli olarak sıralanmış, rütbe bekleme süreleri ile azami yaş hadleri belirlenmiştir. Ayrıca, 1330 tarihli Gedikli Zabıtan Kanunu ile düzenlenen 3 ncü, 2 nci, l nci sınıf gerekli zabitlerin (gedikli subayların) ise, bu kanunun geçici maddesine göre; isterlerse almakta oldukları aylıklarla başgedikliliğe geçirilecekleri, istemezlerse tasfiye neticesine kadar Gedikli Zabıtan Kanunu hükümlerine tabi olacakları açıklanmıştır. Böylece 1492 sayılı kanun ile gedikli zabitlerin rütbeleri yukarıda belirtilen şeklini almış, 1330 tarihi kanunda düzenlenen gedikli subay müessesesi kaldırılmış, mevcut gedikli subaylarda emeklilik tarihine kadar isterlerse başgedikli olarak istemezlerse eski rütbeleri ile hizmet etme hakkı tanınmıştır. Daha sonraki tarihlerde daha kapsamlı çalışmalar sürdürülmüş ve 11.6.1934 tarihinde kabul edilen ve 18.6.1034 tarihinde yayımlanan 2405 sayılı Gedikli küçük zabit membalarına dair kanun yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ile; gedikli küçük zabitlerinin gedikli küçük zabit mektebinden yetiştirilecekleri, buralara nerelerden talebe alınacağı, mecburi hizmet müddetlerinin ne miktarda olduğu açıklanmıştır. Bundan sonra kabul edilen 10.6.1585 tarih ve 2771 sayılı Ordu Dahili Hizmet Kanununda bir kısım tanımlamalar yapılmış olup buna göre; onbaşı, çavuş, üstçavuş, başçavuş, başgedikli bu rütbeleri haiz olan askerlerdir. Onbaşı dışında idarine erbaş denir. Bunlardan özel kanunları ile mükellefiyetlerinden fazla hizmet kabul edenlere ise gedikli demir. Bu kanunda rütbeler:
1) Onbaşı, 2) Çavuş, 3) Üstçavuş, 4) Başçavuş, 5) Başgedikli şeklinde sıralanmıştır. 2771 sayılı kanunda değişiklik yapan 16.5.1938 tarih ve 3387 sayılı kanun ile bu rütbelerde bir değişikliğe gidilmemiş, sadece subay rütbeleri yeniden düzenlenmiştir. Bilahare, duyulan ihtiyaç üzerine gedikli erbaşların maaş düzenlemeleri yasal düzeyde ele alınıp iyileştirmeler yapılmıştır. Bunlardan, 18.1.1940 tarihinde kabul edilen 3779 sayılı Gedikli Erbaşların Maaşlarının Tevhit ve Teadülüne dair kanun da; Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun kara, deniz, hava kısımlarıyla gümrük ve orman muhafaza teşekküllerinde görevli bilumum gedikli erbaşların maaş tutarları açıklanırken rütbeleri:
1) Gedikli Çavuş, 2) Gedikli Üstçavuş, 3) Gedikli Başçavuş, 4) Başgedikli olarak belirtilip terfii için bekleme sürelerinin dörder sene, hizmet müddetlerinin her sınıf ve meslekte gedikli erbaş olduktan sonra 12 sene olduğu, hizmet müddetlerinin arzu ve talep üzerine uzatılabileceği, her bir temdittin 4 seneden ibaret olduğu, bütün gedikli erbaşların diğer erat gibi Devlet tarafından iaşe edileceği ve giyimlerinin karşılanacağı, gedikli çavuşluğa nasıpları tarihinden itibaren yirmi yıl hazmet eden gedikli erbaşlardan arzu edenlerin 1883 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüt Kanunu hükümlerine göre emekliye sevk edilecekleri, her rütbemin yaş hadleri açıklandıktan sonra, geçici 2 nci maddede; Deniz ve havada görevli birinci, ikinci, üçüncü sınıf gedikli subaylardan arzu edenlerin hizmet müddetlerine göre başgedikliye nakil onulacakları, arzu etmeyenlerin tasfiye neticesine kadar 24 Şubat 1330 tarihli Gedikli Zabıtan Kanunu ile 508, 587 numaralı kanunlar mucibince muamele görecekleri hüküm altıma alınmıştır. Görüleceği gibi bu kanunda gedikli rütbeleri yeniden düzenlenirken sadece gedikli başçavuş muavini rütbesi gedikli üstçavuş olarak değiştirilmiş, diğer rütbeler aynen muhafaza edilmiştir. Zaman içerisinde 3779 sayılı Kanunum bazı maddelerinin değiştirilmesine dair kanunlar çıkarılmış, ancak gedikli rütbeleri aynen muhafaza edilmiştir. Bu kanunda değişiklik yapan kanunlar; 3779 sayılı kanunun 9 ncu maddesini değiştiren 28 Kanun evvel 1944 tarih ve 4691 sayılı kanun, 3779 sayılı kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve bu kanuna bir madde eklenmesine dair 21.6,1944 tarih ve 4801 sayılı kanun, 21.12.1945 tarih ve 4807 sayılı kanun ve 28.12,1946 tarih ve 4990 sayılı kanunlardır. Geçen zaman içerisinde kapsamlı düzenleme ihtiyacı üzerine bugünkü sistemin esasını teşkil eden 23.3.1950 tarih ve 5619 sayılı gedikli erbaş kanunu yürürlüğe konulmuştur. Bu kanunda öncelikle; gedikli erbaş olmak için aranan şartlar açıklanmış, şartlan taşıyanların gedikli çavuş nasb edilecekleri belirtilmiş ve maaş tutarları açıklanmıştır. Kanunun 9 ncu maddesinde rütbeler şu şekilde sıralanmıştır:
1) Gedikli çavuş, 2) Gedikli üstçavuş, 3) Gedikli Başçavuş, 4) Başgedikli. Ayrıca yükselme ve bekleme süreleri, mecburi hizmet (on beş yıl) ve çekilme halleri, beslenme ve giydirme şekilleri, yollukları, tedavileri ve meslekten çıkarılmaları yeni hukuki düzenlemeye kavuşturulmuştur. Ayrıca bu kanun ile gedikli erbaşlar hakkında daha önce yürürlükte bulunan birçok kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Nihayet duyulan ihtiyaç üzerine, 2.7.1981 tarih ve 5802 sayılı Astsubay Kanunu kabul edilmiştir. Bu kanunda Astsubay tanımı yapıldıktan sonra, bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce gedikli erbaş olarak yetiştirilmiş ve yetiştirilmekte olan askeri şahıslara astsubay deneceği hüküm altıma alınmıştır. Bu kanundaki astsubay rütbeleri
1) Astsubay Çavuş, 2) Astsubay üstçavuş, 3) Astsubay Başçavuş, 4) Astsubay Kıdemli Başçavuş olarak belirlenmiştir. Ayrıca bu kanunla (geçici madde) deniz ve hava sınıflarında görevli bulunan gedikli subaylara hizmet sürelerine göre astsubay sınıfına geçme hakkı tanınmış, istemeyenler hakkında da 1330 tarihli gedikli zabıtan kanununun uygulanmaya devam edileceği ifade edilmiştir. 5802 sayılı astsubay kanununda da zaman içerisinde değişiklik yapıkça gereği duyulmuş ve bu kanunun 8 nci maddesinin değiştirilmesine dair 24.2.1961 gün ve 262 sayılı kanun yürürlüğe konmuştur. Bu kanun ile 5802 sayılı kanundaki rütbeler aynen muhafaza edilerek maaş derecesi ve tutarlarında değişiklik yapılmış, ayrıca astsubay kıdemli başçavuşlukta üç defa uzatıma ve aylık yükseltime hükmü 4'e çıkarılmıştır. En son olarak 926 sayılı T.S.K. Personel Kanununda ise astsubay rütbelerinin:
1) Astsubay Çavuş, 2) Astsubay Kıdemli Çavuş, 3) Astsubay Üstçavuş, 4) Astsubay Kıdemli Üstçavuş, 5) Astsubay Başçavuş, 6) Astsubay Kıdemli Başçavuş olduğu bilinmektedir.
Bu incelemelerden sonra, davacının babasının durumuna gelince: Davacının babası ................. T. C. Ordusunda 28.6.1942 tarihinde Gedikli Çavuş olarak göreve başlamış, bilahare 28.6.1946 tarihimde gedikli üstçavuş rütbesine yükselmiş ve bu rütbede iken 8.6.1950 tarihinde vefat etmiştir. Statüsünün gedikli erbaş olduğunda şüphe bulunmamaktadır. Bu hususlar, davacıya ait tahsis dosyasında bulunan Hv. Kuv. K. lığının bildirim yazısı ile Milli Savunma Bakanlığının askeri safahat cetvelimden belirlenmektedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede; 5434 sayılı kanunun 32. maddesinin her hizmet yılına 3 aylık fiili hizmet süresi zammı verilmesini öngören (a) fıkrasında, muvazzaf, yedek ve gedikli subay, askeri memur ve gedikli erbaşlar sayıldığı halde, aynı kanunun fiili hizmet süresi zammının 3 yıla iblağını öngören geçici 15 udi maddesinde bunlardan sadece muvazzaf ve gedikli subaylarla askeri memurlar sayılmış, yedek subaylarla gedikli erbaşlar madde kapsamına alınmamıştır. Bu farklılığın yukarıda izah edilen ve geçmişten gelen hukuki statü ayırımından kaynaklandığı, esasen 5434 sayılı kanundan önce yürürlükte bulunan 1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüt Kanununda da bu şekilde bir düzenleme yapıldığı kabul edilmek gerekir. Kanunların tadadı olarak saydığı kişilere tanınan bir hakkın yorum yoluyla genişletilmesi, ya da farklı statüdeki kişilerin kanunun öngörmediği bir haktan yararlandırılması mümkün değildir. Bu açılardan davacının babasının 5434 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce Türkiye Cumhuriyeti Ordusunda gedikli üstçavuş olarak görevli 'bulunması ve kanunun yürürlüğe girmesinden sonra vefat ettiği 8.6.1990 tarihine kadar aynı statüsünü devam ettirmesi (davacının babasına 5434 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten vefat ettiği tarihe kadarki 6 aylık süre için 32/a madde gereğince l ay 15 gün fiili hizmet süresi zammı verilmiştir) ve geçici 15 nci madde kapsamında sayılan rütbe ve unvanları taşımaması sebebiyle fiili hizmet süresi zammının 3 yıla iblağı mümkün bulunmamaktadır. 2665 sayılı kanun ile 5434 sayılı kanuna eklenen ek geçici 19 ncu maddeye göre fiili hizmet süresi 10 yılı geçenlerin hak sahibi aile bireylerine aylık bağlanması imkanı bulunmakta ise de; davacının babasının fiili hizmet süresi 8 yıl l ay 18 gün olduğundan bu maddeden davacının yararlandırılması mümkün olmayıp davalı idarece tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy