(Kamu Konutları Yönetmeliği m. 34)
27 Mayıs 1993 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ve cevaba cevap layihalarında davacı ve sonradan vekaletnamesini ibraz eden vekili özetle; Ankara Garnizonuna atanmasından sonra puanının sıra tahsisli olarak lojman tahsisine yeterli olmadığını görünce korumalı statüde değerlendirilmesi için yaptığı başvurusu üzerine geçici ve şartlı olarak tahsis edilen konutu, garnizon koruma komisyonunun korumalı statüde kabulüne gerek olmadığına dair aldığı karar doğrultusunda tahliye etmesi istenmiş ise de kendisine yapılan tahsisten sonraki yapılan öneriler sırasında kendisinden daha az puanlı olan personele dahi tahsis yapılmış olduğunu, korumalı statüde sayılmasa bile mevcut puanı itibariyle sonraki bu tahsislerde kendisinin de sıra tahsisli olarak lojmana girebileceğini, bu itibarla korumaya alınmasına gerek olmadığı kararı nedenine dayalı olarak lojmandan çıkartılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia ve iptalini istemişlerdir.
Davacının iddiaları ve işlemin uygulanması halinde dava kabul edilse bile boşalacak bir konutu bekleme zorunluluğu karşısında giderilmesi olanaksız zararın söz konusu olacağı hususunda her zamanki tavrını ve görevini yerine getiren kurulumuz yürütmeyi durdurma talebini kabul etmiş ve davalı tarafın itirazlarını reddedip davacının tüm yeni iddiaları müteddit ara kararları ile araştırılmış, ancak sonuçta davanın dayanağını oluşturan bu iddiaların gerçeğe uymadığı ortaya çıkmıştır. Bu süreçte, davacı uzunca bir süre konutta oturma imkanı sağlarken kuşkusuz sıra bekleyen personelin lojmandan yararlanma hakkında gecikmeye de yol açmıştır. Şöyle ki; öncelikle davacı taşıdığı puanın, sıra tahsisli kategoride konut tahsisine yeterli olmadığını, ancak çok daha düşük puanla da olsa korumalı personele tahsis, yapıldığını tespit ettikten sonra OHAL bölgesinde görev yaptığını ileri sürerek korumalı personel için uygulanan öncelikli tahsis yönteminden yararlandırılmasını talep etmiş, teminatlı idare esaslarına uygun davranan davalı Bakanlık vaki beyana itibar ederek ve güven duyarak geçici ve şartlı da olsa konut tahsis etmiştir. Ne var ki ilgili normlar ve öngörülen prosedür çerçevesinde davacının korumalı personel kategorisinde sayılma durumu incelenmiş ve bu kategoride kabulüne gerek olmadığı saptanmış ve karar altına alınmış, bu durum karşısında işlem merciince konutu tahliye etmesi istenmiştir. Davacı beyanının doğru olduğu, korumalı personel statüsüne alınmasının gerektiği, aksine alınan kararın doğru olmadığı yolunda hiçbir iddiada bulunmamış ve böyle bir girişimi de olmamışken lojman tahsis edilen bazı personelin kendisinden daha az puanı olduğu iddiasını ısrarla sürdürmüştür.
Bu iddialarının araştırılması her defasında iddialarının aksine bir sonuç vermiştir. Davacıya konut tahsis edilen 8 Ekim 1992 tarihinden sonra iki ayda bir yapılan öneriler döneminde 70 kişiye tahsis yapılmıştır. Bunlardan 17 kişi korumalı 12 kişi görev tahsisli kategoridedir. 3 kişiye şartlı tahsis yapılmıştır. 23 kişiye sıra tahsisli olarak konut tahsis edilmiş ise de tahsis tarihi 1803 tür. Davacı ise bu tarihte tevali eden iddialarının ara kararları ile araştırılması aşamasında yürütmeyi durdurma kararı kaldırılmadığından halen lojmanda oturmaktadır. Davasının sona ermesi ve davacı lehine sonuçlanması ihtimalini dikkate almak ve buna bağlı olarak davacı için bir konutu rezerv tutmak gibi, hukuken olduğu kadar mantıken de bir yükümlülüğü olmayan idarenin tüm işlemlerinde ve bu bağlamda korumalı kategoride sayılamayacağına ilişkin yetkili komisyonun kararı üzerine konuttan çıkması yolunda tesis edilen işlemde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hiçbir hukuki dayanağı bulunmayan DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy