(205 S. K. m. 25, 26)
Davacı 13 Ocak 1994 günü kayda geçen dava dilekçesi ve ekleri ile, GATA Sağlık Kurulunca kendisi hakkında Sol göz afak Öpere+kera-topiasti eski ameliyatsı (Red reaksiyonu + ameliyattan fayda görmez teşhisi konularak 15.2.1993 gün ve 177 sayılı rapor ile TSK. de görev yapamaz kararı verildiğini ve buna bağlı olarak adi malûl sıfatıyla emekli edildiğini, onaylanmış rapor kendisine ulaştıktan sonra, Ordu Yardımlaşma Kurumuna başvurarak maluliyet yardımı yapılmasını talep ettiğini, Kurumun; GATA'dan aldığı 9.11.1993 tarih ve 273 sayılı ek rapordaki hastalığın tedavisinin mümkün olmadığı, bu hastalıktan dolayı bedenen çalışamayacağı ancak fikren çalışabileceği ifadelerinden fikren çalışabileceğine kanaat getirerek 30.11.1993 gün ve Gn. Md. Yrd. Mali. ve İd. İşl. 35800-93 (AKT) sayılı yazısı ile gerek kısmı maluliyet, gerekse tam ve daimi maluliyet yardımlarının yapılmasının mümkün olmadığını bildirdiğini, halbuki OYAK kanununun 26/a maddesinde belirtildiği gibi hastalığın tedavisi imkansız olduğundan ve bir gözünün kör, diğerinin ise büyük bir nispetle görme yeteneğinden yoksun olan bir kişinin bir işle meşgul olmak imkanından kati surette mahrum kaldığının kabul edilmesinin zorunlu olduğunu, bu nedenle istemi reddeden kurumun işleminin iptalini ve mahkeme masraflarının davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafın ise ek sağlık raporundaki fikren çalışabilir kararına gerekçe göstererek davacının durumunun 205 sayılı OYAK Kanununun 26/a Md. kapsamında bulunmaması nedeniyle bu talebi reddettiği, tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davaya konu ihtilaf tam ve daimi malûllük olduğuna göre bu yardımın ne olduğu ve ödeme koşullarının nelerden ibaret olduğu konusunu düzenleyen 205 sayılı kanunun 26. maddesini incelemek gerekmektedir.
Maddenin dava konusunu ilgilendiren hükümleri bend ve fıkra olarak aynen şöyledir: Madde 26 - Maluliyet yardımı aşağıdaki hallerde ödenir; a) Tam ve daimi malûllük, üyelerden herhangi bir ister vazife dahili ister vazife harici olsun, herhangi bir kaza, hastalık ve sakatlık neticesinde, bir işle meşgul olmak imkanından kat'i surette mahrum kaldığı heyet-i sıhhiye raporu ile tebeyyün ettiği takdirde tam ve daimi malul addedilir.
Muvakkat ve kısmi malûllük ile muvakkat hastalıklar tam ve daimi maluliyet mefhumunun haricindedir. Ancak, vücudunun yarısının felçli, iki kol veya iki bacağın, iki elin, iki ayağın ve iki gözün, bir kol ile bir bacağın, bir el ile bir ayağın tamamıyla kaybı, tedavisi gayri kabil daimi hastalıklarla gayri kabili tedavi olduğu heyeti sıhhiye raporu ile tebeyyün edip kurumca da vazifeye devamına imkan olmadığı kabul edilen sair hastalıklar tam ve daimi maluliyet hali olarak kabul edilir.
Hastalık sebebiyle yapılacak tam ve daimi maluliyet yardımı, maluliyet halinin tespitinden bir sene sonra ödenir.
Tam ve daimi maluliyet yardımı 25 nci madde gereğince saptanan ölüm yardımı gibi hesap ve tavsiye olunur, b) Kısmi malullük, üyelerden birisi herhangi bir kaza dolayısıyla daimi ve fakat kısmi bir maluliyete uğradığı takdirde iş bu kanunun ilişik 2 nolu tablodaki nispetler dahilinde kısmi maluliyet yardımına hak kazanır...
Görüldüğü gibi malûllük yardımı tam ve daimi malûllük yardımı ile kısmi malûllük yardımı olarak ikiye ayrılmış ve tam ve daimi malûllük yine iki kategoride değerlendirilmiştir. Kısmi maluliyet yardımının ise maluliyetin bir kaza sonucu meydana gelme şartına bağlandığından (26/b md. si), davacının böyle bir durumu olmadığından söz konusu yardımın ödenemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Kurum üyesinin görevle ilgili olsun veya olmasın herhangi bir kaza, hastalık ve sakatlık sonucu bir işle meşgul olma yeteneğini kesin olarak kaybettiği sağlık kurulu raporuyla saptanmış ise bu üye tam ve daimi malul sayılmaktadır. 26/2-2 fıkrasında ise kanunun amacını dahi ileri boyutlarda gerçekleştirmesi imkanı sağlanmakta ve bu fıkrada belirtilen hallerde malullüğü söz konu üyenin hastalık veya sakatlık durumu belli bir seviye ve vahamette ise ayrıca bir işle meşgul olma imkanından mahrum kalıp kalmadığına bakılmaksızın tam ve daimi maluliyet hali var sayılmaktadır. Fıkrada muvakkat ve kısmi malûllük ile muvakkat hastalıklar tam ve daimi maluliyet mefhumunun haricindedir. Ancak vücudunun yarısının felci, iki kol veya iki bacağın iki elin, iki ayağın ve iki gözün, bir kol ile bir bacağın, bir el ile bir ayağın tamamıyla kaybı, tedavisi gayri kabil hastalıklar, gayri kabili tedavi olduğu heyet-i sıhhiye raporuyla tebeyyün edip kurumca da vazife devamına imkan olmadığı kabul edilen sair hastalıklar tam ve daimi maluliyet hali olarak kabul edilir. Sonuç olarak sayılan organ kayıpları ile tedavisi gayri kabil hastalıkların da tam ve daimi maluliyet hali olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının bir gözünün kör ve diğer gözünün de çok önemli ölçüde görme yeteneğinden yoksun olması ve ek raporda da belirtildiği gibi ameliyattan fayda görmeyecek olması, yukarıda 26/a-2 fıkrasında açıklanan iki gözün tamamen kaybı kavramı içinde değerlendirmek gerekeceğini ortaya koymaktadır. Diğer taraftan bu fıkrada açıklandığı üzere uzuv kaybı tam ve daimi maluliyet yardımı yapılması için yeterli sayılmış ayrıca bir işle meşgul olma şartının aranmayacağı ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle bir gözü kör, diğeri de görme yeteneğini çok önemli ölçüde kaybetmiş olan davacının uzuv kaybı sebebiyle 205 sayılı kanunun 26/a-2 fıkra hükmü kapsamında yer aldığı kanaati hasıl olduğundan, maluliyet yardımını reddine ilişkin OYAK İŞLEMİNİN İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy