(285 S. KHK. m. 3)
Davacı 1.6.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1994 yılı genel atamalarında İzmir NATO LSE Kh. K. lığı emrinden Diyarbakır MSB İç Tedarik Bölge Başkanlığına atandığını, İzmir de oturmakta olduğu lojmanda oturmaya devam etmesi için başvurduğunu, ancak kabul edilmediğini, 2935 sayılı OHAL yasası ve Bakanlar Kurulu Kararının bölgeyi bir bütün olarak düşündüğünü, yönetmeliğin ise buna aykırı bir amaç taşıyacak şekilde düzenlendiğinin kabul edilemeyeceğini, çocuklarının tahsil durumu nedeniyle Diyarbakır'a gitmelerinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle lojmandan çıkarılma işleminin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını iddia ve talep etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesi sonucu: Davacının 1994 yılı genel atamalarında İZMİR NATO LSE K. lığı emrinden Diyarbakır MÖB. İç Tedarik Bölge Bşk. V.'ne atandığı, davacının 10.5.1994 tarihli dilekçesiyle başvuruda bulunarak İzmir de oturmakta olduğu lojmanda oturmaya devam ettirilmesini talep ettiği, isteminin 13.5.1994 tarihli emirle kabul edilmediğinin kendisine bildirildiği, bunun üzerine davacının süresinde açtığı dava ile işlemin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
Kamu personelinin görev mahalleri dışındaki lojmanlardan da yararlanın alarma imkan veren 280 sayılı Olağanüstü Hal Bölge Valiliği ihdası hakkında K.H.K. nın 5 nci maddesinde ...Olağanüstü Hal Bölge Valiliği görev alanına giren illerde görevli kolluk kuvveti personeli ile emre, harekat kontrolüne verilen birliklerin mensuplarına mahallinden veya talepleri halinde diğer illerden lojman tahsis edilir ya da lojman karşılığı kira bedeli gayrimenkulün bulunduğu ildeki ilgili kuruluşun merkez teşkilatı bütçesinden karşılanır denilerek konuya ilişkin düzenleme getirilmiştir. Buna paralel düzenleme TSK. Konut Yönergesi Geçici madde l/c'de yer almıştır. Bu hukuki düzenlemelerden istifade edebilmek için açıkça belirtildiği üzere OHAL Bölgesindeki illerden birinde kolluk kuvveti olarak görevli bulunmak veya Jandarma Asayiş K. lığı emrinde veya harekat kontrolüne verilen birliklerin mensubu olmak gereklidir. Bu hakkın, terör odaklarının eylemlerine birinci derecede engel olan kolluk kuvveti mensupları ile bu nitelikteki personeli hedef almaları nedeniyle bir önlem olarak tanındığı açıktır. Dolayısıyla OHAL bölgesine atanan subay veya astsubaylardan tamamının bu haktan yararlandırılması söz konusu olmayıp kolluk kuvveti mensubu ya da emre veya harekat kontrolüne verilmiş personel olunması zorunludur.
Davacının atanmış olduğu Diyarbakır ilinin, 285 sayılı kararnamenin 3 ncü maddesinde OHAL bölgesi içerisinde bulunduğu açıklandığından bu konuda bir tereddüt yoktur. Ancak davacının atandığı görev yeri olan Diyarbakır MSB İç Tedarik Bölge Bşk. lığının ne kolluk kuvveti olarak kabul edilmesine ne de Jandarma Asayiş K. lığı emrine veya harekat kontrolüne verilmiş bir birlik olarak değerlendirilmesine hukuken imkan bulunmamaktadır.
MSB İç Tedarik Bölge Başkanı olarak atanan davacının terörist gruplarla doğrudan ve fiilen mücadele edecek bir görevde olmadığı anlaşılmış olup yukarıda sözü edilen olanaklardan yararlandırılması hukuken mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy