(657 S. K. m. 120) (3249 S. K. m. 1) (5434 S. K. m. 39) (1602 S. K. m. 40) (3817 S. K. m. 1)
Davacı vekili 12.5.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; genel idare dahil hizmetleri sınıfında sivil memur olan müvekkilinin Kasım 1986 tarihinde 657 sayılı kanunun 120. maddesi gereğince ilişiğinin kesildiğini, 3.1.1986 tarih ve 3249 sayılı kanunun l nci maddesi hükmüne rağmen ilişiğinin kesilmesinin kanunun uygulanmaması ve kötü niyetli davranış olduğunu, iki yıl üst üste olumsuz sicil alınmış olsa bile bunlar affedildikten sonra, buna göre ilişik kesilmesinin müvekkiline yapılmış bir haksızlık olduğunu, idari işlemin keenlemyekün addedilmesi gerektiğini, ayrıca 7.7.1992 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 3817 sayılı kanamla da müvekkilini ilgilendirecek tüm disiplin cezalarının affedildiğini, müvekkili hakkında herhangi bir suçtan yargılama dahi yapılmadığını, müvekkilinin 3817 sayılı kanundan yararlandırılarak memuriyet görevine iade edilmesi gerektiğini belirterek kanunsuz yapılan memuriyetten çıkarılma işleminin keenlemyekün kabul edilmesini ve M.S.B. nin 9.3.1994 tarihli idari işleminin iptal edilerek müvekkilinin görevine iade edilmesini dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesi sonucu: davacının 1984 yılı sicilinin menfi olduğunun ve müteakip yıl sicilinin de menfi olması halinde emeklilik işlemi yapılacağının kendisine bildirilmesine ve tayininin başka bir şubeye yapılmasına rağmen burada da 1985 yılı sicilinin ahlaken menfi olarak tanzim edilmesi nedeniyle 5434 sayılı kanunun 39/f maddesine istinaden çıkarılan Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı ile ilgili Memur ve Hizmetlilerin Sicilleri üzerine Emekliye Şevkleri Hakkında Tüzük ün 14/b maddesi uyarınca inzibat komisyonunun 26.9.1986 gün ve l sayılı kararı ile ahlak noktasından emekliye sevk edildiği, bu işlemin üzerinden yaklaşık 8 yıllık bir süre geçtikten sonra davacının vekili marifetiyle 3249 ve 3817 sayılı kanunlardan yararlandırılmak suretiyle memuriyetten çıkarılma işleminin keenlemyekün kabul edilmesi ve yeniden memuriyete alınmama işleminin iptali yolunda dava açıldığı belirlenmektedir.
Davalı idarece; davacının Devlet memurluğu ile ilişiğinin kesilmesi işleminin üzerinden 8 yıl gibi uzun bir süre geçtiği belirtilerek 1602 sayılı yasanın 40 ncı maddesindeki dava açma süresinin geçirildiği ve ayrıca (60) günlük idari dava açma süresi geçirildikten sonra idareye müracaat üzerine verilen olumsuz cevaba istinaden ağılan davanın süresinde kabul edilemeyeceği ifade edilerek davanın süre asımı yönünden reddedilmesi gerektiği belirtildiğinden öncelikle süre açısından inceleme yapılması zorunlu bulunmaktadır.
Davacının M.S.B. lığı kadrolarındaki Uludere Askerlik Şubesinden 1986 yılında ahlaken olumsuz sicil tanzimi üzerine ilişiğinin kesildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu tarihten davanın açıldığı 12.5.1094 tarihine kadar yaklaşık 8 yıllık bir süre geçmiştir. 1602 sayılı yasanın 40 ncı maddesinde her çeşit idari işlemlere karşı yazılı bildirim tarihinden itibaren 60 gün içerisinde dava açılabileceği belirtilmiştir. Bu sürenin geçirildiği kuşkusuzdur. Ancak davacının takiplerinin iki aşamalı olduğu göz önünde bulundurularak buna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davacının ilk talebi, memuriyetten çıkarılma işleminin keenlemyekün sayılması yolundadır. Bilindiği gibi; yok hükmündeki işlemler çok ağır sakatlıkları bulunan, açıkça yasaya aykırı veya yönetimin açıkça yapamayacağı işlemler olarak ifade edilmekte ve bunlara karşı açılacak davalarda süre aşımının söz konusu edilemeyeceği kabul edilmektedir. Dolayısıyla davacının ilk talebi bu açıdan incelemeye alınmak ve yok hükmünde bir işlem olup olmadığını saptamak zorunluluğu bulunmaktadır. Yapılan incelemede; davacının ahlaken olumsuz sicil alması nedeniyle ilişiğinin kesildiği bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlığın bulunmadığı görülmüştür.
Davacının iddiasına göre; 3249 sayılı yasa ile disiplin cezaları bütün sonuçlarıyla affedilmesine rağmen ilişik kesilmesi işleminin tesisi haksız olup yok hükmünde sayılması gerekmektedir. Oysa 3249 sayılı kanun, Memurlar ile kamu görevlilerinin bazı disiplin cezalarının affı ile ilgili olup, birinci maddesinde disiplin cezalarının bütün sonuçlarıyla affedildiği hüküm altına alınmıştır. Görüleceği gibi bu kamınla sadece disiplin cezaları affedilmiştir. Kanunun yorum yoluyla kapsamının genişletilerek olumsuz sicilleri de kapsadığı söylenemez. Disiplin cezasıyla verilen sicillerin dolaylı bir ilişkisi mevcut olmakla beraber siciller, sadece disiplin cezaları esas alınarak düzenlenmemekte, bundan ayrı olarak memurun sicil içerisindeki çalışması, başarı durumu, ehliyet ve yeteneği gibi bir çok kriter gözetilerek yetkili sicil amirlerince takdir edilmektedir. Dolayısıyla; davacının iddiasının hukuka uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu değerlendirme açısından bakıldığında; idarece tesis edilen ilişik kesme işleminde yok hükmünde sayılması gerektirecek şartların mevcut olmadığı, davacının bu yoldaki talebinin kabule değer bulunmadığı görülmektedir. Davacının talebi, mahiyeti itibariyle süre şartı aranmaksızın incelenmiş ve haklı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sonuç üzerine; davacının memuriyetten çıkarılması işleminin dava açma süresi geçirildiğinden esastan incelenemeyeceği, talebin süreden reddi gerekeceği kanaati hasıl olmuştur.
Davacının, memuriyetten çıkarılana işleminin yok hükmünde sayılmaması halinde 2 nci aşamada takibi 3817 sayılı kanundan yararlandırılarak memuriyet görevine iade edilmesi yolundadır. Davalı idarenin savunmasının alisine bu olumsuz işlemde (yeniden göreve allamama) dava açma süresinin geçirilmediği belirlenmiştir. Çünkü bu olumsuz işlem, ayrı bir işlem olup birimci ile direkt bağlantılı değildir. Davacı 3249 ve 3817 sayılı yasalardan bahisle en yakın görev yerine atanmasının yapılmasını 26.2.1994 tarihli dilekçesiyle talep etmiş ve kendisine idarece 9.3.19194 tarihli yazı ile talebinin kabul edilemeyeceğinin bildirilmesi üzerine işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.
Olumsuz işlem davacıya 15.3.1994 tarihinde tebliğ edildiğine ve dava da 12.5.1984 tarihinde açıldığına göre dava açma süresi geçirilmemiştir.
Yeniden memuriyete alınmama ise ilgili olumsuz işlemin esastan incelenmesinde: Davacı vekili, 3249 sayılı yasa ile ilgili iddialarını tekrarlayarak 7.7.1892 tarihli Resmi Gazete de yayınlanan 3817 sayılı kanunla kamu görevlilerinin tüm disiplin cezalarının affedildiğini, müvekkili hakkında yargılama yapılmadığını belirterek müvekkilinin memuriyet görevine iade edilmesini, davalı idarenin 9.3.1994 tarihli emrinin iptalini istemektedir. 7.7.1992 tarihli Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren 3817 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanunun birinci maddesinde ... memurlar ve kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile affedilmiştir denilmektedir. Görüleceği, gibi bu kanunla, memurlar ve kamu görevlilerinin sadece disiplin cezaları affedilmiş olup sicil affı mahiyetinde kabul edilmez. Davacının disiplin cezasına bağlı olarak görevine son verilmemiştir. 657 sayılı D.K.K. nün 120, 5434 sayılı kanunun 39/f ve ilgili tüzük hükümlerine göre ahlaken olumsuz sicil aldığından ilişiği kesilmiştir. Dolayısıyla olumsuz sicil ve sonuçları halen geçerliliğini korumakta olup davacının yeniden göreve alınmaması yolundaki işlemde unsurları itibariyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle;
1) Memuriyetten çıkarılma işleminin iptaline ilişkin davanın, dava açma süresi geçirildiğinden SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE,
2) Yeniden memuriyete alınmama işleminin hukuka aykırı olmadığı belirlendiğinden yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy