(926 S. K. m. 118)
Davacı, 22 Haziran 1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 16.6.1990 tarihinde atandırılıp, 20.10.1990 tarihinde katıldığı Sahil Güvenlik Komutanlığı Disiplin Subaylığı görevinde bulunduğu sırada, 17.2.1991 tarihinde Mersin Akdeniz Bölge Komutanlığı Disiplin Subaylığı görevine atandırılması yerine önce bu işlemin iptali istemiyle, takibende 15.6.1992 tarihinde İzmir Güney Deniz saha Komutanlığı Yardımcı Askeri Savcılığı görevine atanması işleminin iptali istemiyle AYİM' de dava açtığını, her iki davada önce Yürütmenin durdurulmasına, takibende anılan işlemlerin iptaline karar verildiğini, bu atama, işlemlerinin oluşumunda katkısı bulunan Deniz Kuvvetleri Komutanlığının dava açması nedeniyle kendisini cezalandırmak amacıyla üçüncü Kez ve 1994 genel atamalarında kendisini Çanakkale Boğaz K. lığı Askeri Savcılığına atandığını, sırf cezalandırmak amacına yönelik bulunan bu işlemin amaç yönünden hukuka aykırı olduğunu, zira Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesi içerisinde bulunan Askeri Mahkeme ve Disiplin Subaylarının çok sayılı olması karşısında kısa sürelerde atama görmesinin idarenin genelliği ve eşit davranıma ilkelerine uygun bulunmadığını, kaldı ki Yargıtay 15. Hukuk Dairesinde görev yapan eşinin Ankara 'da kalması gerçeği karşısında Çanakkale'de görev yapmasının ailenin bütünlüğünün korunması gerektiğine ilişkin Anayasa kuralına da aykırı olduğunu, dolayısıyla yasal dayanaktan yoksun işlemin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dosyadan, Ankara Sahil Güvenlik Komutanlığı Disiplin Subayı olarak görevli bulunan davacı Dz. Hak. Yzb. ................, 1994 yılında Çanakkale Boğaz Komutanlığı Askeri Savcılığına atanmasına dair işlemin iptali ve bir milyon Türk lirası manevi tazminat istemiyle ilgili İşbu davayı AYİM' de açmış olduğu görülmektedir.
Gene dava dosyasının incelenmesinden; davacı Dz. Hak. Yzb. ................ 1985 yılında askeri hakim nasbedildiği, 1987 yılında Çanakkale Boğaz Komutanlığı Askeri Savcı Yardımcılığına, 1990 yılında Ankara Sahil Güvenlik Komutanlığı Disiplin Subaylığına atandığı, bir yıl sonra 1991 yılında Mersin Akdeniz Bölge Komutanlığı Disiplin Subaylığına atanması üzerine, haksız atama işleminin İptali istemiyle AYİM' de dava açtığı, idarenin kabulü nedeniyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığı kararı verildiğinden; eski görev yeri olan sahil Güvenlik Komutanlığı Disiplin Subaylığına Yeniden atamasının yapıldığı 1992 yılında bu kez; İzmir Güney Deniz Saha Komutanlığı Yrd. As. Savcı görevine tayin edildiği, davacının hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği bu işlemin iptali için açtığı davanın da, A YİM Birinci Dairesinin 12 Ocak 1993 gün ve Gensek No.: 1992/1047, Esas No.: 1992/747, Karar No.: 1993/30 sayılı kararı ile kabul görerek işlemin iptaline karar verildiği ve eski görev yerine iadesinin sağlandığı, idarenin karar düzeltme işleminin 20.4.1993 tarihinde reddedildiği ve nihayet 1994 yılı atamalarında davacının Çanakkale Boğaz Komutanlığı Askeri Savcılığına atandırıldığı; garnizon hizmet süresi dolmadan ve yönetmelikte belirtilen idari ve zaruri sebepler bulunmadan, eş durumu da gözönüne alınmayarak yapılan atama işleminin iptali ve 1.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istediği açık bir biçimde görülmektedir.
Bilindiği gibi 926 sayılı kanunun 118 nci maddesinde subay ve astsubayların atama ve yer değiştirmelerinin hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak; memleketin ekonomik, sosyal, iklim ve ulaşım durumları ile kültür ve sağlık durumları gözönünde bulundurularak, tesbit edilecek bölge ve garnizonlara; a) Meslek programları, meslek içi eğitim ve kadro ihtiyacı, b) Sağlık durumu, c) idari, asayiş ve zaruri sebepler, d) istekte bulunduğu yerler, nazara alınarak sıra ile yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri Hakkındaki Yönetmeliğin 3 ncü maddesinde de benzer bir hüküm ve yönetmeliğin 12/g maddesinde idari, asayiş ve zaruri sebepler ... bölge ve garnizon hizmet süreleri tamamlanmadan da atama yapılabileceği belirtilmiştir.
Davacı, 1990 yılında Çanakkale Boğaz Komutanlığı Askeri Savcı Yardımcılığından, Ankara Sahil Güvenlik Komutanlığı Disiplin Subaylığına atanmış olup, garnizon hizmet süresini 1995 yılında doldurmuş olacaktır. Dayalı idare, garnizon hizmet süresi dolmadan yapılan atama işleminin sebebi olarak kadro görev ihtiyacı ve idari ve zaruri sebepleri göstermiş bulunmaktadır.
Anılan, 926 sayılı Personel Kanunu ve TSK. Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri Hakkındaki Yönetmeliğin mevcut hükümlerine göre idari, asayiş ve zaruri sebeplerle bulunduğu garnizondaki vazifesinden alınmasında zaruret görülen subay ve astsubayların, bölge ve garnizon hizmet sürelerini tamamlamamış olsalar ve genel atama dönemi olmasa dahi, atamalarının yapılmasında hiçbir hukuki engel bulunmamaktadır. Ancak, idari, asayiş ve zaruri sebeplerin bulunup bulunmadığının saptanması konusu da bir takdir yetkisine sahip bulunan idarenin, bu takdir yerini kamu hizmetlerinin verimliliği, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi ve kamu yararı ile kişi yararı arasındaki dengenin korunması esaslarına göre objektif olarak ve hukuka uygun biçimde kullanması gerekmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa dayanılarak çıkarılan Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri hakkındaki Yönetmeliğin 3 ncü maddesinde Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmelerinin hizmetin aksatılmadan yürütülmesine bağlı olacak biçimde yapılabileceği öngörüldüğü gibi, atamalarda uyulması gereken koşullar 7 bent halinde sayılmış bulunmaktadır. Bunlardan a) bendi meslek programları, meslek içi eğitim esasları ve kadro ihtiyacı, (f) bendi idari, asayiş ve zaruri haller, (g) bendi Atanma istek kartlarında belirttikleri yerler gözönüne alınarak atamaların yapılacağı öngörülmüştür.
Yönetmeliğin 12/g maddesinde subay ve astsubayların idari, asayiş ve zaruri sebepler ile bölge garnizon hizmet süresini tamamlamadan atanabileceklerini hükme bağlamış bulunmaktadır.
Ayrıca anılan yönetmeliğin 60 ncı maddesinde Atanma ve Yer Değiştirmeler hizmetin aksamadan yürütülmesi, kadro yerleri ve personelin ihtisası ile hizmet safahatı esas alınarak bölge ve garnizonlar arasında sıra ile yapılacağını belirtmiş, aynı maddenin 4 ncü fıkrasında bölge ve garnizon hizmet süreleri belirlenmiş son fıkrada ise hizmetin karakteri v.s. zaruri nedenlerle personelin bu garnizonlarda kalma sürelerinin uzatılıp kısaltılabilmesinin olanaklı bulunduğu hüküm altına alınmıştır.
Anılan Yasa ve Yönetmelik hükümlerinden, atama işlemleri Yapılırken dikkate alınması gereken en önemli hususun hizmetin aksatılmadan yürütülmesinin temini olduğu anlaşılmaktadır. Davacının yerine atanan Dz. Hak. Yzb. ................. mesleki safahatı itibariyle disiplin subaylığını yapabileceği durumda olup, anılan hizmetin aksatılmasından söz etmek mümkün değildir.
Atamaya Yetkili makam olan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı alt birimlerinden gelen önerileri ve mevcut durumu değerlendirmek suretiyle atama işlemini tesis etmektedir. Davacının görev yerinde kalmasına ilişkin Sahil Güvenlik Komutanlığından bir önerinin yapıldığından söz etmek mümkün değildir.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Subay Meslek Programları Yönergesinin Askeri hakimlerle ilgili 3 ncü bölüm 15 nci kısım ve aynı yönergenin askeri hakimlerle ilgili EK-1 çizelgesi incelendiğinde bu sınıftaki subayların mesleki gelişim patenleri açık bir biçimde belirtilmiştir. Anılan çizelgede askeri hakim subayların üsteğmenliğin son iki yılından başlamak üzere ve en geç yüzbaşılığın 1 nci yılı sonunda hukuk işleri müdürlükleri, Adli müşavirlikler, hakimlik ve savcılık görevlerine atanacakları öngörülmüştür. Davacı 30 Ağustos 1993 tarihinde yüzbaşılığa Yükselmiş olup, 30 Ağustos 1994 tarihi itibariyle uygun kadro görev yerine atanması gerektiğinden, dava konusu atama işlemi gerçekleştirilmiştir.
Davacı 1 Aralık 1993 tarihinde düzenlediği atama anket formunda Çanakkale bölgesini 3 ncü tercihte olsa belirtmiş olup, atanmasına etki edecek hususlar bölümünde ailevi özel nedenlerden bahsetmemiştir.
Ayrıca davacının daha önce görev yaptığı Çanakkale Boğaz Komutanlığı Askeri Savcılığı görevine atanmasında kamu yararı, hizmetin devamlılığı gözetilmiştir.
Keza davacıya manevi tazminat ödenmesini gerektirecek nitelik ve nicelikte bir manevi zararının varlığından da söz edilemeyeceğinden bu konuya ilişkin ve hukuka aykırı bulunan isteminin reddine;
Netice olarak Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere dava konusu atama işlemi hukuka ve mevzuata uygun bulunduğundan yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, keza 1.000.000 TL. manevi tazminat istemine ilişkin talebi de hukuka uygun bulunmadığından REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy