(926 S. K. m. 50) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 99, 100)
Davacı vekili 15 Temmuz 1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 30.8.1978 tarihinde piyade subay olarak naspedilip, Haziran 1994 tarihine kadar görevde kalıp, 16 yıl süreyle bu hizmeti veren müvekkilinin bu süre zarfında almış olduğu sicillerin çok olumlu olmasına karşılık sırf son altı ay içerisinde gösterdiği davranışlar gerekçe gösterilip, disiplinsizlik nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğin kesilmesi doğrultusunda tesis olunan işlem hukuka ve mevzuata aykırı bulunduğundan iptaline karar verilmesi dava ve talep edilmiştir.
Dosyadan 41. P. Tug. 3. P. Tb. Hrk. ve Eğt. Sb. olarak görevli bulunduğu sırada, sıralı sicil üstlerince 10.12.1993 tarihinde düzenlenen Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir şeklindeki sicil üzerine hakkında disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemleri başlatılan ve 20.5.1994 tarihli kararname ile sicilin emekliliği onaylanarak 8.6.1994 tarihinde TSK. ile ilişiği kesilen davacı subayın; bu menfi işlemin iptali için 15.7.1994 tarihinde ve süresinde AYİM' de bu davayı açtığı görülmektedir.
Bilindiği üzere, Subayların Silahlı Kuvvetlerden ayırma sebepleri ve haklarında yapılacak işlemler 926 sayılı kanunun 50. maddesinde belirtilmiş olup, kadrosuzluk sebebiyle, yetersizlik sebebiyle ve disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle mahalleri olmak üzere üç grupta düzenlenmiştir. Bu maddenin (c) fıkrasında disiplinsizlik ve ahlaki durumlar sebebiyle silahlı kuvvetlerde kalmaları uygun, görülmeyen subayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ifade edildikten sonra bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkında sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edileceği nerelere gönderileceğinin Subay Sicil Yöneltmeliğinde gösterileceği ve bu gibi subaylardan durumlarının Yüksek Askeri Şura tarafından incelenmesi Gnkur. Bşk. lığınca gerekli görülenlerin silahlı kuvvetlerden ayırma işleminin Yüksek Askeri Şura kararı ile yapılacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Anılan bu hüküm gereğince Subay Sicil Yönetmeliğinin 99. ve 100. maddelerinde belirtilen hususlar düzenlenmiş ve 100. maddenin (b) fıkrasında Kuvvet Personel Başkanlığınca da disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma işleminin anlatılabileceği ve bunun ne şekilde olacağı da gösterilmiştir. Buna, göre sıralı sicil üstlerince haklarında Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir sicili düzenlenmemiş de olsa Kuvvet ve J. Gn. K. lığı Personel Başkanlığı bir Subayın bütün rütbelerdeki safahatını inceleyerek yine aynı yönetmeliğin 99. maddesinde sayılan durumların biri, birkaçı veya tamamı varsa bunları 100. maddenin a/3 fıkrasında belirtilen komisyona sevk edebilirler. Komisyon da inceleme ve değerlendirme sonucunda aldığı kararı bir tutanakla Kuvvet Komutanı veya J. Gn. Komutanının onayına sunar Kuvvet Komutanı veya J. Gn. Komutanının emekli edilmesini uygun görmediği subay hakkında bir işlem yapılması ancak uygun görülenler hakkında Kuvvet Komutanı veya J. Gn. Komutanı tarafından Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir sicili düzenlenerek Genelkurmay Başkanlığına gönderildi. Bunların Yüksek Askeri Şura kararına sunulup sunulmaması Genelkurmay Başkanının yetkisinde olup şuraya sunulmayanlar Kuvvet Komutanlığı ve J. Gn. K. lığına iade edilir ve bunlar hakkında Kuvvet Komutanı veya J. Gn. K. lığının evvelce vermiş olduğu kararı doğrultusunda işlem yapılır. Şuraya sunulanlar hakkında ise şura kararı gereğince işlem tesis edilir, denilmektedir.
Yapılan bu açıklamalardan sonra, davacının durumuna bakıldığında; davacı hakkındaki silahlı kuvvetlerden ayırma işleminin, sıralı sicil üstlerince başlatıldığı ve Kuvvet Komutanlığı tarafından sonuca bağlandığı anlaşılmaktadır.
Gene bilindiği gibi, kamu hizmetlerinin iyi bir şekilde yürütülmesi için bir vasıta olan idarenin bu hizmetin iyi yürümesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu itibarla hizmeti yürütecek olan elemanları alırken bir takım vasıflara sahip olmasını araması tabii olduğu gibi aldıktan sonra da bunları verimli biçimde kullanması, faydalanma imkanı kalmamış ise ya da çok sınırlı ise bunların birikerek idare mekanizmasını felce uğratmasını engellemesi de tabiidir. Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi bunu sağlayabilmesi maksadıyla idareye tanınmış bir yetkidir. Ancak bu yola başvururken çok dikkatli olunması, kriterlerin titizlikle tespit edilmesi ve değerlendirilmesi de gereklidir. Personeli çalışmaya yönelebilmek, kendisine çeki düzen verebilmesini sağlayabilmek için başka vasıtalar var iken örneğin sicil gibi ya da bununla bağlantı olarak terfi etmesine veya kademe ilerlemesi yapmasını engelleme yaptırımları mevcutken, doğrudan doğruya Silahlı Kuvvetlerden ayırma müeyyidesinin uygulanması halinde bu yetkinin yerinde kullanıldığını söylemek mümkün olmaz.
Bu durumda, davacının özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgiler çerçevesinde durumu incelendiğinde; 30.8.1978 Harp Okulu çıkışlı olan ve disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulduğu tarihte binbaşı rütbesinde olup emekliliğe tabi 23 yıl. 8 ay 25 günlük fiili hizmeti bulunan davacı hakkında tesis edilen bu işlemin hukuka uyarlı olup olmadığını belirlemede; disiplin, sicil ve ahlaki durumunun titizlikle ele alınması, sayı açısından söz konusu disiplinsizliğin, tesis edilme ayırma işlemini haklı kılar yoğunlukta olması gerekmektedir.
Burada öncelikle disiplin durumuna bakıldığında; teğmen nasbe dildiği 30.8.1978 tarihinden itibaren 9 yıl süre ile hiç bir disiplin işlemine muhatap olmayan davacının ilk kez 8.6.1987 tarihinde uyarı ile tecziye edildiği, 1987 yılında 2 kez, 1988 yılında 6 kez, 1989 yılında 1 kez, 1991 yılında 3 kez, 1993 yılında da 4 kez olmak üzere 1987-1993 yılları arasında toplam 16 kez disiplin cezası ile tecziye edildiği, bu cezaların sırasıyla niteliğine bakıldığında; 8.6.1987 tarihinde ilgisizlik, 16.12.1988 tarihinde tutum ve davranışlarındaki samimiyetsizlik, 26.9.1991 tarihinde Personeli ile olan münasebetindeki uygunsuzluk nedeniyle yazılı olarak uyarıldığı; 11.6.1987 tarihinde Askeri gazino görevindeki ilgisizlik, 14.10.1993 tarihinde devamlı kendinden geçecek şekilde içki içmek suçundan 1/8 ve 1/4 maaş katı cezası ile tecziye edildiği; 5.10.1988 tarihinde Alay Nöb. A. iken yanan jeep aracını zamanında Alay Komutanına bildirmemek suçundan tevcih cezası verildiği; 19.4.1988 tarihinde Sorumluluk bölgesinin pis olması 26.9.1991 tarihinde Başka bölükten olan bir astsubayla tartışma suçlarından şiddetli tevcih cezası ile tecziye edildiği; 19.4.1988 tarihinde Bölük araçlarının bakımsızlığı 15.6.1988 tarihinde asta hakaret 5.9.1989 tarihinde Garnizonu izinsiz terk etmek 28.3.1991 tarihinde Disiplinsizlik, 8.4.1993 tarihinde istirahat izninden geç dönmek 21.5.1993 tarihinde Askeri garnizonu tertip ve düzenini bozmak, hoşnutsuzluk ve huzursuzluk yaratmak Suçlarından sırasıyla 4 gün, 5 gün, 14 gün, 2 gün, 5 gün ve 2gün göz hapsi cezasıyla tecziye edildiği; 21.10.1988 tarihinde Bölüğe ait jeeple kışla civarında ava çıkmak 14.10.1993 tarihinde Nöbete gelmemek suçlarından sırasıyla 14 gün ve 7 gün oda hapsi cezalarıyla cezalandırıldığı; Ayrıca 9. P. Tüm; K. lığı As. Mah. nin 3.12.1990 tarih ve 1990/834-1081 Esas ve Karar sayılı kararı ile Asta müessir fiil suçundan 7 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, cezanın ağır para cezasına çevrilip ertelendiği, 41. P. Tug. Disiplin Mahkemesinin 26.11.1993 tarihli kararı ile asarı gizlenmeyecek derecede içki içmek suçundan 20 gün göz hapsi yine aynı mahkemenin 6.12.1993 tarihi kararı ile istirahat izninden geç dönmek suçundan 30 gün göz hapsi cezaları ile mahkum edildiği; öte yandan Pınar- hisar Cumhuriyet Başsavcılığının 1.12.1993 tarih ve 19193/115-50 sayılı iddianamesi ile davacı hakkında sıralı tehdit, hakaret ve saldırgan sarhoşluk suçlarından kamu davası açıldığı, Pınar hisar Asliye Ceza Mahkemesinde bakılmakta olan bu davanın halen derdest olduğu görülmektedir.
Ayrıya davacının sicil durumu incelendiğinde ise, disiplin durumunun tam tersi bir tablo ile karşılaşılmaktadır. Davacının 1979 yılından itibaren 15 yıl süresinde aldığı sicillerden hiçbiri sicil tam notunun %75'inin altında olmadığı gibi, bu sicillerden 9 adedi sicil tam notunun % 85'inin üzerinde olup son iki rütbe sicil notu ortalaması da sicil tam notunun % 87'i düzeyindedir. Diğer bir deyimle, davacının sicillerinin büyük çoğunluğu pekiyi mesabesinde takdir edilmiştir. Davacının disiplin safahatı ile sicil safahatı arasındaki bu açık ve bariz mübayenetin başlıca nedeni, sicil üstlerinin Sb. Sicil Yönetmeliği hükümlerini tam bir tarafsızlık ve objektif olarak uygulayamamalarından kaynaklanmıştır. Aksi halde, sicilleri bu kadar üst düzeyde olan bir subay, disiplinsiz değildir; ya da ortada 20'yi geçen disiplin cezası, Askeri Mahkeme ve Disiplin Mahkemesi kararları bulunan davacı, bir subayın not alarak değerlendirmesi demek olan pekiyi düzeyde bir sicili hak etmemiştir. Geçici, özlük dosyasında davacının aldığı bir takım yazılı takdirler de mevcutsa da, kanımızca tüm safahatı itibariyle davacının bu yüksek düzeyde sicile müstahak olmadığı kuşkusuzdur.
Açıklanan disiplin safahatı, davacının 1987 yılından itibaren dozu giderek artan ölçüde disiplinsiz tutum ve davranışlarının varlığını tartışmasız bir biçimde ortaya koymakta olup; sıralı sicil üstlerince yapılan ilim uyarı ve ikazlara, verilen cezalara rağmen davacının bu disiplinsiz tutum ve davranışını devam ettirdiği, özellikle 1993 sicil yılında aşırı derecede alkol düşkünlüğüne bağlı olarak ard arda TSK. nin onur ve haysiyetini de kırıcı davranışlar içine girdiği, dolayısıyla davacı vekilince iddia edildiği gibi ordudan ayırmak için son 6 ayda ard arda fazla miktarda disiplin cezası verilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, emekliliğine 1,5 yıldan az da kalsa ard arda gelen giderek artan bir tempoda devam eden disiplinsizliklere TSK. tarafından tahammül gösterilmesinin kıta disiplini açısından kabul edilemez bir zaaf teşkil edeceği, bu bakımdan salt kişi yararı düşünülerek kamu yararının göz ardı edilemeyeceği, bu nedenle de tesis edilen ayırma işleminin bütün unsurları ile hukuka uyarlı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Gene ayrıca davacı vekili müvekkilinin Tug. Komutanınca bir başka birlikte görevlendirildiği için eski birliğindeki sıralı sicil üstlerince düzenlenen Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir şeklindeki sicilin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekteyse de; özlük dosyası dizi 64. sırada yer alan 41. P. Tug. K. lığının 26.10.1993 tarihli emrinden, davacının 23.5.1993 - 27.10.1993 tarihleri arasında Vize 41. P. Tug. Kh. Hrk. ve Eğt. SIb. PI. Sb. alarak komutanlık tasarrufu ile geçici olarak görevlendirildiği maddi bir vaka olmakla beraber, ayın emirle 27.10.1993 tarihinde asıl birliği olan Pınar hisar 41. P. Tug. 3. P. Tb. Hrk. Eğt. Sb. lığı görevine fiilen yeniden katıldığı ve akabinde de 10.12.1993 tarihinde atamalı olduğu bu birlikteki sıralı sicil üstlerince hakkında ayırma işleminin başlatıldığı açıkça görüldüğünden ortada yetkisiz kişilerce düzenlenen bir sicilden söz etmek mümkün bulunmamakla, bu yönde iki iddianın dayanaksız olduğu tartışmasızdır.
Netice olarak, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, disiplinsizlik nedeniyle ayırma biçiminde davacı hakkında tesis olunan işlem hukuka ve mevzuata uygun bulunduğundan, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy