Davacı 12.9.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; KKK. lığının 27.4.1995 tarihli emriyle Ege Ordu Top. A. K.lığı 3 ncü Top. Tb. K.lığı personel subaylığına atandığını, birlik yönergesi gereğince kıdemli subay olarak 4.8.1995 tarihinden beri Tb. K.lığına vekalet ettiğini, Tb. K.lığı sorumluluğunu taşıdığı için kendisine görev tahsisli lojman verilmesi gerektiğin, bu nedenle 8.8.1995 tarihli dilekçesiyle başvurarak görev tahsisli lojman verilmesini istediğini, ancak bu isteğine Alay K.lığının 1.9.1995 tarihli işlemiyle olumsuz cevap verildiğini ileri sürerek Ege Ordu Top. Alay K.lığının 28.8.1995 tarihli emriyle yapılan lojman tahsis işleminin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dava dosyasındaki belgelerin incelenmesinden; davacının KKK. lığı nın 27.4.1995 tarihli emriyle EGE Ordu Top. A. K. 3 ncü Top. Tb. K.lığı personel subaylığına atandığı, KKY, 164-29 C kategorisi Birlik Yönergesi ikinci bölüm 2/a maddesi gereğince kıdemli subay olarak Tabur Komutanlığına vekalet etmeye başladığı, Tb. K.lığı görevini yaptığı için kendisine görev tahsisli lojman verilmesi gerektiğini belirterek 8.8.1995 tarihli dilekçesiyle başvuruda bulunduğu, bu isteğine Ege Ordu Top. Alay K.lığının 1.9.1995 tarihli işlemiyle olumsuz cevap verilmesi üzerine 12.9.1995 tarihinde yasal süresi içinde dava açtığı anlaşılmıştır.
Konuyla ilgili olarak TSK. Konut Yönergesinin 15/c maddesinde; Görev tahsisli konutlar, Ek-B listede yazılı rütbe ve makam sahiplerine tahsis edilir. hükmü yer almakta ve Tabur Komutanları, EK-B listede görev tahsisli konut tahsis edilecek rütbe ve makam sahipleri arasında gösterilmektedir. Ancak yönergede, görev tahsisli konut tahsisini gerek tiren görevlere vekalet edenlere de görev tahsisli konut tahsis edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
Açıklanan bu yasal düzenlemeye göre, davacıya görev tahsisli konut tahsis edilebilmesi için Tabur Komutanı statüsünde bulunması gerektiği anlaşılmaktadır. Davacının Tabur Komutanı statüsünde bulunması ise Tabur Komutanlığı veya Tabur Komutanı Vekilliği görevine atanmış olmasına bağlı bulunmaktadır. Çünkü idari Hukukunda bir görevin hukuki statüsüne giriş ancak bir atama işlemiyle mümkün olmaktadır. Bu bakımdan davacı ancak bir atama işlemi yapılmışsa Tabur Komutanlığı görevinin hukuki statüsüne girmiş olacak ve kendisine görev tahsisli konut tahsis edilmesi gerekecektir.
Bu açıdan davacının durumu incelendiğinde, Tabur Komutanlığına veya Tabur Komutan Vekilliğine atanmadığı, Tabur Personel Subaylığına atandığı, buna göre Tabur Komutanı statüsünde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak davacının atandığı türden G kategorisi Birliklerin durumunu düzenleyen KKY. 164-29 C Kategorisi Birlik Yönergesinin ikinci Bölüm, Personel Ataması ve Tertip işlemleri başlıklı 2/a maddesinde yer alan: ... C Kategorisi Tb. lara; bir personel subayı, bir ikmal subayı verilir. Kıdemli olan subay aynı zamanda Tb. K.lığına vekalet eder... hükmün den C Kategorisi Tb. lara komutan atanmayacağı, ikmal veya personel subayından kıdemli olanının Tb. K.lığına vekalet edeceği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre, davacının personel subaylığına atanmış olmasına rağmen taburun en kıdemli subayı olması nedeniyle tabur komutanlığı görevini de atanmış gibi sürekli biçimde yürüteceği ve bu görevin sorumluluğunu da sürekli biçimde taşıyacağı göz önüne alındığında davacının, tabur komutanlığına vekalet ederken üstlendiği sorumluluk ve yükümlülükler bakımından TSK. Konut Yönergesi gereğince kendilerine görev tahsisli konut tahsis edilen diğer tabur komutanlarından bir farkı olmadığı, bu bakımdan hakkaniyet ve eşitlik ilkeleri gereğince davacıya da görev tahsisli konut tahsis edilmesi gerektiği düşünülebilir ise de KKY. 164-29 C Kategorisi Birlik Yönergesindeki düzenlemeye göre C Kategorisi taburların kadro ve kuruluş bakımından tam bir tabur niteliğinde olmadıkları, barış zamanında araç, silah ve gereçlerin bakımını ve korunmasını sağlamaktan başka bir görevleri bulunmadığı anlaşıldığından davacının tabur komutanlığına vekalet ederken üstlendiği sorumluluk ve yükümlülükler bakımından diğer tabur komutanları ile aynı konumda bulunmadığı, bu nedenle davacıya görev tahsisli konut tahsis edilmesinin hakkaniyet ve eşitlik ilkelerine de aykırı olmayacağı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacıya görev tahsisli konut tahsis edilmemesi işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından yasal dayanaktan yoksun olan davanın REDDİNE.
KARŞIOY YAZISI
Davacı Tabur Komutanlığına veya Vekilliğine atanmamış ise de KKY. 164-29 C Kategorisi Birlik Yönergesi gereğince C Kategorisi Taburlara Komutan atanmayacağı ve ikmal veya personel subayından kıdemli olanının Tb. K.lığına vekalet edeceği öngörüldüğüne göre olayda kıdemli subay olarak davacının Tb. K.lığına vekalet edeceği ve böylece Tabur Komutanlığı görevini atanmış bir Tabur Komutanı gibi sürekli biçimde yürüteceği ve bu görevin sorumluluğunu da sürekli biçimde taşıyacağı açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının TSK. Konut Yönergesi gereğince kendilerine görev tahsisli konut tahsis edilen Tabur Komutanlarından hukuken bir farkı kalmamaktadır.
Davacının durumu böyle olmasına rağmen, atandığı birliğin tam bir Tabur sayılmaması ve TSK. Konut Yönergesinin Tabur Komutanlarına görev tahsisli konut tahsis edileceğine ilişkin hükmünün uygulanmasında Tabur Komutanları arasında ayırım yapılması düzenleyici işlemin objektiflik, genellik ve eşitlik niteliklerine ve dolayısıyla hakkaniyet ve eşitlik ilkelerine aykırı olacaktır. Çünkü TSK. Konut Yönergesinde görev tahsisli konut tahsis edilecek Birlik Komutanları arasında bir ayırım yapılarak sözgelimi, C Kategorisi Birlik Komutanlarına görev tahsisli konut tahsis edilmez biçiminde bir hüküm getirilmiş değildir. Bu konudaki düzenleme genel bir nitelik taşımakta ve Tabur Komutanlarına görev tahsisli konut tahsis edileceği öngörülmüş bulunmaktadır.
Bu nedenle, davacıya görev tahsisli konut tahsis edilmemesi işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan çoğunluğun davanın reddi yönünde oluşan kararına katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy