(926 S. K. m. 41, 50) (1602 S. K. m. 21, 63) (5434 S. K. m. 40)
Davacı vekilinin, 23.10.1995 günü kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinde görevli iken hakkında açılan bir kamu davası sebebiyle disiplin açısından Kuzey Deniz Saha K.lığı emrine atandığını, daha sonra da 30 Ağustos 1995 tarihi itibariyle Yüksek Askeri Şura kararına dayanılarak idare tarafından emsalleriyle birlikte kadrosuzluk sebebiyle emekliye sevk edildiğini, ancak hakkında açılan ceza davasının beraatla sonuçlanması durumun da, buna dayanılarak yapılan atama ve emekliye sevk işleminin hukuki sebepten yoksun kalacağını ve ayrıca Askeri Yüksek idare Mahkemesinde görülmekte olan 1995/215 Esas sayılı dava ile bu davanın birleştirilerek yapılacak yargısal denetim sonucu, idarece tesis edilen emekliye sevk işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava konusu olan idari işlem içice geçmiş birkaç idari işlemden oluş maktadır. Bunlar 926 sayılı TSK. Personel Kanununun ilgili 41/c maddesine göre, Rütbe bekleme süresini tamamlamış olan albaylardan Yüksek Askeri Şura tarafından o yıl için hizmet kadrosu fazlası olduğu tespit edilen miktar kadarı 50 nci maddenin (a) bendine göre kadrosuzluktan emekliye sevk edilirler hükmünü taşımaktadır. Aynı Kanunun 50 nci maddesinin (a) fıkrasında ise, kadrosuzluktan ayırma nedenleri iki bent halinde sıralanmıştır. Dolayısıyla burada emekliye ayırma işlemi Yüksek Askeri Şura kararıyla başlamaktadır, idare hukuku teorisinde zincir işlem olarak da adlandırılan bu işlemler dizisinin en başında bulunan 2.8.1995 gün ve 95/1 sayılı Yüksek Askeri Şura kararına dayanarak davalı idare diğer işlemleri tesis etmiştir,
1932 tarihli T.C. Anayasasının 125 nci maddesinin 2 nci fıkrasında Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şura nın kararları yargı denetimi dışındadır şeklinde mevcut olan hüküm ve 1602 sayılı AYİM Kanununun 21 nci maddesinin son fıkrası uyarınca da ... Yüksek Askeri Şuranın tasarrufları yargı denetimi dışındadır hükmü ile dava konusu olan işlemin dayanağı olan Yüksek Askeri Şura kararının yargısal incelenme kabiliyetinin bulunmadığı açıktır. Şöyle ki, başlangıçta işlemin yargısal bağışıklığına rağmen buna dayanılarak idarece tesis edilen diğer işlemlerin de yasamın öngördüğü koşullara sahip olması gerekmektedir.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun ilgili 41-c ve 50-a maddelerine göre idare tarafından davacı hakkında tesis edilen davaya konu idari işlemin yasadaki biçimsel koşullara uygun olduğu açıktır. 2542 sayılı GATA Kanununun 25 nci maddesi gereğince herhangi bir nedenle öğretim üyeliğinden başka bir göreve atanan Profesör unvanlı kişilerin bu unvanlarını muhafaza edeceği hüküm altına alınmıştır. Fakat bunun dışındaki diğer özlük haklarıyla ilgili bir hüküm mevcut değildir. Öyleyse, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 40 nci maddesinde TSK.'nde görevli Subaylarla ilgili olarak rütbelerin yaş hadlerini gösteren hükmünün uygulanabilirliğinin olmadığı açıktır.
Öte yandan, davacının dilekçesinde iddia ettiği birleştirme talebi ise, birleştirilmesi istenen 1995/215 Esas sayılı dosyanın AYİM. 1. Dairesinin 3.10.1995 gün ve 1995/944 sayılı kararı ile reddedildiğinden, 1602 sayılı AYİM. Kanununun 63 ncü maddesi ile kesin hüküm teşkil etmektedir ve talebin kabulü hukuken mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, davacının iptalini istediği emeklilik işlemi, Anayasa ve yasa hükümleri uyarınca yargı denetimi dışında bulunduğundan, İnceleme Kabiliyeti Bulunmayan Davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy