(2629 S. K. m. 4) (5434 S. K. m. 37)
Davacı 30 Kasım 1994 tarihinde AYIM. kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; uçucu personel olarak görev yaptığını, görevi süresince uçan bir personel olduğunu ve bunun dava dosyasında mevcut belgelerden anlaşılacağını, yapılan muayene sonucunda uçucu personel olarak görevine devam edebilmesi hususundaki raporun mevcut olduğunu, sayılan nedenlerle kendisinin de 5434 sayılı yasanın 37 nci maddesinde belirtilen itibari hizmet ile tazminatı itibari hizmet müddetinden istifade etmesi gerektiğini, aksi yöndeki idari işlemin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dosyadan anlaşıldığına göre, davacı emekli olmadan önce 1994 genel atamalarında 9. Kor. Hv. Tb. Kh. Bl. Hrk. Tk. Yaklaşma Kontrol Kışını iniş Kontrol Operatörlüğüne atanmış, bu görevi süresine Avionik Teknisyeni olarak Uçak ve Helikopter Telsiz arızalarının giderilmesi görevini yürütmüştür. Aynı görevde telsiz arızalarının giderilip giderilmediğinin kontrolü için tecrübe uçuşları yapmıştır. Bu uçuşlarına karşılık olarak da 2629 sayılı yasanın 9 ncu maddesi uyarınca uçucu personel kapsamı dışında Diğer personele ödenecek tazminat bölümünde gösterilen tazminatları almıştır.
5434 sayılı T. C. Emekli Sandığı Kanununun itibari Hizmet Müddeti başlıklı kısmında yer alan 23.06.1983 tarihli 2852 sayılı yasanın l nci maddesi ile değiştirilen 37 nci maddesinde Pilot olan ve olmayan Türk Silahlı Kuvvetleri (Jandarma Genel Komutanlığı dahil) uçucuları ile Devlet Havayolları Genel Müdürlüğü uçucu personelinin uçucu olarak; deniz altıcı, dalgıç, kurbağa adam ve paraşütçü subay, yedek subay ve astsubayların deniz altıcı, dalgıç, kurbağa adam ve paraşütçü olarak görevlerinde geçirdikleri fiili hizmet müddetlerinin her yılı için 32 nci maddenin (a) fıkrası ile 36 nci maddenin (a), (b) fıkralarında gösterilen fiili ve itibari hizmet müddetleri zamları dışında ayrıca 6 ay itibari hizmet müd deti eklenir hükmü yazılıdır.
2629 sayılı yasanın Ödenecek Tazminat başlıklı ikinci bölümünün Uçuculara Ödenecek Tazminat başlıklı 4 ncü maddesinde jet ile pervaneli pilotu ve adaylarına, silah sistem operatörleri ve adaylarına, uçuş ekibi personeline belirli yüzdelerde ödenecek tazminatlar dört bent halinde sayılmıştır. Ayrıca aynı bölümün Diğer personele ödenecek tazminat başlıklı 9 ncu maddesi ile de uçucu kategorisinde yer almayan personele' ödenecek tazminat konusu düzenlenmiştir. 2629 sayılı yasanın 3 ncü maddesinde mündemiç tanımlardan anlaşılacağı üzere, davacı ................ ne silah sistem operatörü kategorisine ne de uçuş ekibine dahil personel kategorisine girmektedir.
Hava Kuvvetleri Uçucu Niteliği yönergesi (HKY 211)'nin tanımlarla ilgili 7 nci bölümünde uçucu ibaresinin tanımı yapılmış, Hava Kuvvetlerindeki asli görevini, herhangi bir hava aracında uçarak yapan veya iki ve daha fazla kişilik bir hava aracının uçuşu sırasında, o aracın Standart Hareket Usulleri ile belirlenmiş görevleri yapan personeldir denilmiştir. Yani uçucu olarak nitelendirilecek personel, ya asli görev olarak uçmak fiilini gerçekleştirmeli ya da iki veya daha fazla kişilik hava aracının uçuşu sırasında, o aracın Standart Hareket Usulleriyle belirlenmiş görevleri ifa etmelidir. O halde uçucu vasfını haiz personelin, uçağın sevk ve idaresinde, görevin emniyet ve başarı ile tamamlanmasında direkt etkiye sahip olması ve bu etkiyi doğuracak görevleri asıl görev olarak yapması gerekmektedir.
Hava Kuvvetleri Komutanlığı Uçucu Personelin ve Uçucu Adayların Sağlık Muayeneleri Yönergesi (HKY 4352 )'nin tanımlarla ilgili 3 ncü maddesinin Uçucu Personel başlıklı (a) bendinin 3 numaralı alt bendinde Görevli olarak uçan personelin tanımı yapılmış, Uçağın sevk ve idaresinde, görevin emniyet ve başarı ile tamamlanmasında direkt etkisi olmayan ve sadece görevi nedeniyle uçan (Uçuş Tabibi, Arama Kurtarma Personeli, Paraşütçü, Uçuş Ekibi dışında uçan uçak bakım personeli, alçak basınç odası gözlemci Subay ve Astsubay vb.) personeldir denilmiştir. Yine, anılan Yönergenin beşinci bölümünün l nci bendinde uçucu muayene raporunun, uçuş görevlerine engel teşkil edecek, uçuş emniyetini tehlikeye düşürecek, uçuşla bağdaşmayan ve zamanla artacak hastalık ve arızaların mevcut olup olmadığını tespit etmek maksadıyla düzenleneceği belirtilmiştir. Aynı yönergenin 9 ncu bölümünün 3 ncü bendinin (a) alt bendinde pilot, pilot adayı ve yardımcı uçucular (silah sistem operatörü ile uçuş ekibi) için yıllık ve 3 yıllık olmak üzere, (b) alt bendinde görevli olarak uçan personel için 5 yıllık olmak üzere uçucu muayene raporu düzenleneceği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi, uçucu muayene raporu hem asli görevi uçmak olan personel için hem de görevli olarak uçan personel için farklı periyodik zamanlarda düzenlenmektedir. Yani uçucu muayene raporu, sadece asli görevi uçmak olan personel için düzenlenmemektedir. Sayılan nedenlerle, davacının dava dilekçesine eklediği görevli olarak uçabileceği ibaresini haiz uçucu muayene raporu, onun uçucu personel kategorisinde olduğunu göstermez.
Diğer yandan, yukarıda anılan 2629 sayılı yasanın Diğer personele ödenecek tazminatlar başlıklı 9 ncu maddesi ve 5434 sayılı yasanın itibari hizmet müddeti kısmında yer alan 37 nci maddesi ile yasa koyucu her iki grupta bulunan personelin durumlarının farklı olduğunu göz önünde tutarak ayrı düzenleme getirmiştir. Yani yasa koyucu bu hükümleri koyarken farklı kategorilerde bulunan personellerin durumlarının ve görevleri itibari ile hak ettiklerinin farklı olmasını öngörmüştür.
Dosyanın içeriğine göre, davacı görev yaptığı yerde mevcut hava araçlarının muhaberat donanımlarında oluşan arızaların giderilmesi, tespiti ve arızalarının giderilip giderilmediğinin tecrübesi maksadıyla zaman zaman uçuşta görevlendirilmesi faaliyetlerini, asıl görev olarak ifa etmektedir. Yani davacının asıl görevi uçmak, uçuşun başarı ve emniyet ile tamamlanmasında direkt etkiyi doğuracak işlerden değildir. 5434 sayılı yasanın 37 nci maddesinde mündemiç ordu uçucuları ibaresinden maksat, fiilen asli görev olarak uçuculuk vazifesinde bulunanlardır. Davacının ise bu nitelikte bir göreve haiz olmadığı aşikardır.
Avionik teknisyen görevinde bulunan davacının birlik komutanlığı emri ile devamlı ve asli olmamak üzere hava vasıtalarının muhaberat donanımlarının tecrübesi maksadı ile zaman zaman fiilen uçuşlara iştirak ettiği, ancak uçağın sevk ve idaresinde, görevin başarı ve emniyet ile tamamlanmasında direkt değil en direkt etkisinin bulunduğu maddi olgu olarak sabittir. Davacının görevi, uçuşlara katılımı ve uçuş esnasında ifa ettiği görevler nedeniyle kendisinin 5434 sayılı yasanın 37 nci maddesinden yararlandırılmasına ilişkin olarak ileri sürdüğü tüm iddiaları kabule değer bulunmamış ve idarenin davacıyı anılan maddeden yaralandırmaması işlemi hukuk ve mevzuata uygun görülmüştür.
Netice olarak, yukarıda açıklandığı üzere, 2629 sayılı yasanın Diğer personele ödenecek tazminatlar başlıklı 9 ncu maddesinden istifade ettirilen davacının, 5434 sayılı yasanın İtibari Hizmet Müddeti başlıklı kısmında yer alan 37 nci maddesi uyarınca itibari hizmet müddeti ve itibari hizmet zammından yararlandırılmaması işlemi tüm unsurları ile hukuka uygun olduğundan, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy