(657 S. K. m. 64) (2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20) (418 S. KHK. m. 4)
Davacı, 22 Aralık 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 418 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili bazı kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair 527 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca iki yılda bir kademe ilerlemesi yaptırılması gerekirken, aksine karar veren KKK. lığının 16 Eylül 1604 tarih ve 86-Y-2284 sayılı işleminin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacının dilekçesinde özetle; kalkınmada birinci derecede öncelikli yerler arasında sayılan Erzurum'da Mareşal Çatmak Askeri Hastanesin de görevli hemşire olması nedeniyle hakkında iki yılda bir kademe yükseltilmesi işleminin uygulanması için yaptığı müracaatına KKK. lığı tarafından olumsuz cevap verildiğini belirterek işlemin iptali istemiyle işbu davayı açtığı görülmektedir.
Dosya ve dava ile ilgili AYİM. Birinci Dairesinin 1995/1027 Esas numarasında kayıtlı dosyanın incelenmesinden; davacının konu ile ilgili olarak işlemin iptali istemiyle önce Erzurum idare Mahkemesi'ne müracaat ettiği, burada davacının sivil memur statüsünde Askeri Hastanede hemşire olarak görev yaptığı ve asker kişi sayıldığı gerekçe gösterilerek 29.6.1995 gün ve E. 1994/991, K. 1995/606 sayılı karar ile görevsizlik kararı verildiği, 14.7.1995 tarihinde bu kararı tebliğ eden davacının bu kez AYİM. nezdinde 8.8.1995 tarihli dilekçe ile Erzurum idare Mahkemesi'nin kararının temyizen incelenmesi istemi ile dava açtığı, bu davanın ise AYİM. 1. D.nin 31.11.1995 gün ve E. 1995/1027 K. 1995/1001 sayılı ilamı ile inceleme kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği görülmektedir.
Davaya konu teşkil eden idari işlem: 418 Sayıla KHK. nin 4 ncü maddesi ile 657 Sayılı Kanunun 64 ncü maddesine eklenen kalkınmada birinci derecede öncelikli yerlerde ifa edilen mecburi hizmet zarfında, memurların iki yılda bir kademe ilerlemesi yapmaları şeklindeki hüküm ile ilgilidir.
Bilindiği üzere, AYİM'in görev alanı Anayasanın 157 ve 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddeleri ile belirlenmiştir. Buna göre bir davanın AYİM'nde halli için, iptale konu işlemin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin bir işlem olması gerekmektedir. 1602 Sayılı Kanunun 20. nci maddesinin 2 nci fıkrasında ise; Türk Silahlı Kuvvetlerinde bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş, er ve sivil memurların Kanunun uygulanmasında asker kişi sayılacakları belirtilmiştir.
600 Yataklı Mareşal Çakmak Askeri Hastanesinde hemşire olarak çalışan davacının, 1602 Sayılı Kanunun 20/2 nci madde ve fıkrasında sayılan asker kişilerden olduğuna ilişkin herhangi bir kuşku yoktur. Ancak bu durumda bu şartın yanısıra gerekli işlemlerin askeri hizmete ilişkin olması şartının da mevcut olup olmadığının incelenmesi gereklidir. Bu sorunun çözümünde işlemi tesis eden makamın askeri olup olmamasının önemi yoktur, önemli olan işlemin askeri hizmete ilişkinlik vasfını taşıyıp taşımadığının tespitidir. Bunun içinde ister askeri makamlarca ister askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsun bir işlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığını saptamak için, işlemin özelliğine, bir başka deyişle niteliğine bakmak gereklidir, idare işlem tesis ederken kanunda sayılan bu askeri kişilerden herhangi birini gözönünde tutmuş, bu kişinin askeri yeterlilik ve yeteneklerini, tutum ve davranışlarını, askeri geçmişini, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerini; askerlik hizmetinin amacı, nedeni, görev yerlerinin özellikleri, askeri kural ve geleneklerini gözönünde tutarak değerlendirilmiş ise, bu idari işlemi askeri nitelikli bir işlemdir, idari işlemin yargısal denetimde askerlik mesleğinin gereklerini bilmenin önem taşımadığı hallerde, işlem askeri makamlarca tesis edilmiş olsa bile, dava görevli idare mahkemesinde çözümlenecektir. Bu durumda bir davanın AYİM'de çözümlenip çözümlenemeyeceği meselesinde çözümün, idari işlemi tesis eden makam yönünden ayrıma tabi tutulmayıp, yapılan işlemin niteliğine askeri olma vasfının ağırlıklı olup olmadığına bakılması, görevli mahkemenin tayininde en doğru yol olacaktır.
Yukarıdaki açıklamaların ışığında inceleme konusu davaya baktığımızda; davacı asker kişi sayılmakla beraber, tesis edilen işlemde konu itibariyle askeri hizmete ilişkinlik vasfının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Zira işlem konusunu teşkil eden kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerde mecburi hizmet olarak görev yapan memurlara iki yılda bir kademe ilerlemesi yaptırılması hususu bölgede görevli tüm devlet memurları için yerine getirilecek bir uygulama olmakla askeri hizmeti ilgilendiren teknik detay ve ihtisası gerektiren bir yönü bulunmamaktadır. Bu nedenle Anayasa'nın ve 1602 Sayılı Kanunun zikredilen maddelerinde, bir davaya AYİM'de bakılabilmesinin ikinci şartı olarak belirtilen askeri hizmete ilişkin olma şartının dava konusu işlemde bulunmadığı görülmekle uyuşmazlığın çözümünde Askeri idari Yargının görevli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Netice olarak, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, kalkınmada birinci derecede öncelikli yörede iki yıldan fazla görev yapmasından dolayı bir kademe ilerlemesi yaptırılmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, davacının TSK.'nde görev yapan sivil memur olması nedeniyle askeri şahıs olarak nitelendirilmesi gerekmesine rağmen, uyuşmazlık konusunun askeri hizmete ilişkin bir işlem olmaması karşısında davaya bakma görevi Askeri Yüksek idare Mahkemesine ait olmayıp, genel idari yargı yerine ait olduğundan, Anayasanın 157 ve 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesi uyarınca davanın görev yönünden REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy