(3713 S. K. m. 20) (657 S. K. m. 59)
Davacı, 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 19.1.1996 ve 19.1.1996 ve 29.2.1996 tarihli dilekçelerinde özetle; 30.8.1988 tarihinde Tuğgeneral rütbesiyle kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayrıldığını ve MSB. lığının emirleriyle 31.8.1988 tarihinden itibaren Bakan askeri Danışmanı olarak göreve başladığını, 31.12.1994 tarihinde 65 yaşını doldurması nedeniyle yine Milli Savunma Bakanının 20.3.1995 tarihli emirleriyle MSB. lığının bir yan kuruluşu olan Aselsan'da uzman olarak yeniden göreve başlatıldığını ve Bakan Askeri Personel Danışmanı olarak aynı görevini sürdürmekte olduğunu, Ağustos 1987 tarihinde MSB. Personel Daire Başkanı olarak göreve başladığında kendisine tahsis edilen konutta, sözleşmeli statüde Bakan Danışmanı olarak göreve devam etmesinden sonra da görev tahsisli olarak oturmaya devam ettiğini, 1984-1986 yılları arasında OHAL bölgesinde bölücü örgüte karşı mücadelede 20. Mknz. Tugay K. ve Sıkıyönetim Asayiş Tali Bölge Komutanı olarak görev yaptığını, bu nedenle de hakkında 18.7.1991 tarihinde idarece (c) kategorisin de koruma kararı verildiğini, 65 yaşını doldurduğu ve görev tahsisli konutta oturma hakkını kaybettiği gerekçesiyle konutu tahliyesi yolunda KKK. lığınca tesis edilen işleme karşı yaptığı ihtiyari başvuruya karşı Gnkur. Bşk.lığınca verilen 1.11.1996 tarihli cevabı yazıda kendisinin özel korumaya tabi general olduğu ve Ankara'da bu amaçla inşa edilecek konutlar tamamlandığında müracaatının değerlendirilmeye alınacağının belirtildiğini, dolayısiyle bir yandan haklı olduğunun kabul edildiğini, diğer yandan da bu hakkının ancak ileride verilebileceğinin ifade edildiğini, tesis edilen işlemin iptal edilmemesi halinde kendisinin adeta korumasız ve her türlü tehlikeye maruz bırakılma tehlikesi ile başbaşa bırakıldığını, günkü konutta korumanın en önemli koruma şekli olduğunu, can güvenliği dışında hiçbir neden ve saikle hareket etmediğini, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 20 nci maddesinin amir hükmü dururken, 22.9.1995 tarihli Koruma Hizmetleri Yönetmeliği ve Korumaya Alınmış emekli Personelden Meskende Korunmaları Mutlak Surette Zorunlu bulunanların Görev Yaptıkları Bakanlıklara Ait Türk Silahlı Kuvvetleri Konutlarından istifadeleri Hakkında Yönergenin bir takını hükümlerinin esas alınması suretiyle hak mahrumiyetine uğratılmasının Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğunu, bu düzenleyici tasarrufların yasaya aykırı olamayacağını, oysa her iki tasarrufun yasanın amir hükmünü aşarak bir takım kısıtlamalar getirdiğini belirterek konuttan çıkarılmasına ilişkin idari işlemin iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Dairemizin 26.12.1995 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile 21.11.1995 tarihli ara kararımız gereğince davalı idarece gönderilen açıklayıcı bilgilerin müştereken incelenmesinden; davacının tuğgeneral rütbesi ile MSB. lığı Personel Daire Başkanlığı görevini sürdürmekte iken 30.8.1988 tarihinde kadrosuzluk nedeniyle emekli olduğu, Bakan onayı ile 1.9.1988 tarihinden itibaren MSB. Personel Danışmanı olarak sözleşmeli statüde göreve başlatıldığı, Gn.kur. Bşk.lığının 12.9.1988 tarihli işlemi ile general statüsündeyken ikamet ettiği Saraçoğlu lojmanlarındaki konutun görev tahsisli olarak kendisine tahsis edildiği ve davacının aynı konutta oturmaya devam ettiği, davacının 1984-1986 tarihleri arasında OHAL bölgesinde 20. Mknz. Tuğ. ve Synt. Asy. Tali Bölge Komutanı olarak görev yapması nedeniyle, Ankara Garnizon Koruma Komisyonunun 18.7.1991 tarihli kararı ile davacının oturduğu konutu boşaltmasının istendiği davacının 19.9.1925 31.12.1994 tarihinde 65 yaşını doldurması nedeniyle sözleşmeli statüsüne son verildiği, 13.2.1995 tarihinde Aselsan'da uzman olarak işe alındığı ve MSB. lığı emriyle Bakan Personel Danışmanlığı görevini sürdürdüğü, davacının 16.2.1995 tarihinde koruma anket formunu düzenleyip Ankara Merkez Komutanlığına gönderdiği, KKK. lığının 12.9.1995 tarihli işlemi ile davacının oturduğu konutu boşaltmasının istendiği davacının 19.9.1985 tarihli dilekçesi ile oturduğu konutta ikametine devam etmesine izin verilmesinin talep edildiği, KKK. lığının 27.9.1995 tarihli işlemi ile davacının halen maaş aldığı kuruluşun Anonim Şirket Statüsünde olduğu, bu nedenle durumunun 657 sayılı Devlet memurları Kanununun 59 ncu maddesin deki hukuki statüye, uymadığı belirtilerek davacının ihtiyari başvurusunun reddedildiği, davacının bu kez 3.10.1995 tarihli dilekçesiyle davalı idareye başvurarak 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa göre korumalı statüde konut tahsisi talebinde bulunduğu, KKK. lığının 30.10.1905 tarihli yazısı ile davacının durumu konusunda Gnkur. Bşk.lığının direktiflerinin sorulduğu, Gnkur. Bşk.lığının 1.11.1995 tarihli işlemi ile korumaya tabi emekli personel için yaptırılan konutlardan halihazır durumda boş daire olmadığı, bu amaçla yaptırılacak diğer konutların inşaatının başlamak üzere olduğu, özel korumaya tabi personel nerede ikamet ederse etsin tüm koruma tedbirlerinin uygulanmakta olduğu, ancak Ankara'da bu amaçla inşa edilecek konutlar tamamlanarak teslim alındığında, davacının müracaatının da değerlendirmeye alınarak, anılan konutlara tahsislerin yapılacağı hususunun bildirildiği, davacının sözkonusu menfi işlemin iptali için 10.11.19S5 tarihinde ve süresinde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3871 sayılı kanunla değişik 20 nci maddesinin 2 nci fıkrasında ... Korumaya alınmış emekli personelden, meskende korunmaları mutlak surette zorunlu bulunanlar; görev yaptıkları Bakanlık veya Kamu Kurum ve Kuruluşlarına ait konutlardan Maliye ve Gümrük Bakanlığınca rayiç kiralar dikkate alınarak tespit olunacak kira bedeli ile kiralama esaslarına göre yararlandırılır... hükmü yer almaktadır. Aynı kanunun 20 nci maddesinin dördüncü fıkrasında ise koruma tedbirleriyle ilgili esas ve usuller Başbakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelik ile belirlenir. denilmektedir.
Yasanın bu hükmü uyarınca önce 16.8.1991 tarih ve 91/2114 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla Teröre Karşı Koruma Tedbirleri Yönetmeliği yürürlüğe koyulmuş; akabinde de 16.9.1995 tarih ve 95/7271 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bu yönetmelik yürürlükten kaldırılmış ve Baş bakanlık makamının 16.9.1995 tarihli oluru ile Koruma Hizmetleri Yönetmeliği yürürlüğe koyulmuştur. Bu yönetmeliğin 26 ncı maddesi, hakkın da özel koruma kararı verilmiş emekli personelden meskende korunma sı mutlak surette zaruri bulunanların en son görev yaptıkları Bakanlık veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait konutlardan Maliye Bakanlığınca veya kurumlarınca rayiç kiralar dikkate alınarak tesbit olunacak kira bedeli ile kiralama esaslarına göre veya kendi Bakanlık, Kurum ya da Kuruluşunca çıkarılacak yönergelerde belirlenen esaslar çerçevesinde bu amaçla yaptırılan, satın alınan veya kiralanan konutlardan yararlandırılacağı hükmünü öngörmektedir. Aynı Yönetmeliğin Geçici 1 nci maddesi ise bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce korumaya alınan ve halen korumaları devam eden kişilerin durumlarının, bu yönetmeliğin ilgili maddelerine uygun şekilde yeniden belirleneceğini amirdir.
Söz konusu yönetmeliğin 26 ncı maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan Korunmaya Alınmış Emekli Personelden Meskende Korunmaları Mutlak Surette Zorunlu Bulunanların Görev Yaptıkları Bakanlıklara Ait Türk Silahlı Kuvvetleri Konutlarından istifadeleri Hakkında Yönerge (MSY 319-8) de, 16.9.1995 tarihli yeni Yönetmeliğinin yürürlüğe girişinden sonra 7.11.1995, Ocak 1996 ve 5.3.1996 tarihlerinde yönetmeliğe uygun değişiklikler yapılmış ve ancak haklarında Özel koruma kararı bulunan emekli personelin, konutta koruma tedbiri olarak ikamet etmek üzere başvuruda bulunabileceği, öngörülen belli prosedür sonunda yapılan incelemeye göre ilgili personelin, meskende korunması mutlak surette zorunlu bulunan kişi kategorisinde olup olmadığının belirleneceği yolunda bir düzenleme getirilmiştir.
Söz konusu düzenlemeler yapılmadan önce yürürlükte bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri Koruma Hizmetleri Yönetmeliği (MYNT 119-2) ve Türk Silahlı Kuvvetleri Koruma Hizmetleri Yönergesinin (MY 119-2 A) ilgili hükümleri uyarınca, (A), (B) ve (C) olmak üzere üç kategoride değerlendirilen koruma tedbirlerinden, davacı hakkında (C) kategorisinde koruma kararı alındığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
16.0.1995 tarihinde Başbakanlıkça yürürlüğe koyulan Koruma Hizmetleri Yönetmeliğinin Geçici 1 nci maddesi uyarınca, davacının koruma statüsünün yeniden belirlenmesi ve ancak hakkında özel koruma kararı alınması ve akabinde (MSY 319-8) yönergesinde belirtilen prosedür sonunda Genelkurmay Başkanlığınca meskende korunması mutlak surette zorunlu kişi olduğuna karar verilmesi halinde, kendisine koruma tedbiri olarak konut tahsisi yapılabilecektir. Oysa dosya kapsamından ve ara kararımıza verilen cevaptan, davacı hakkında henüz bir özel koruma kararının mevcut olmadığı ve belirtilen prosedürün işletilmemiş olduğu görülmektedir. Esasen hakkında özel koruma kararı verilmemesi halinde bu prosedürün hiç başlatılamayacağı da izahtan varestedir.
Bu düzenleyici tasarruflardaki kapsamlı ve detaylı ilke ve esaslar bir yana bırakılarak, doğrudan 3713 sayılı kanunun 20 nci maddesinin tatbiki mümkün olmayıp; davacının bu yöndeki beyanlarına iştirak edilememiştir.
Öte yandan, davacı hakkında yeniden yapılacak değerlendirmede, Koruma Hizmetleri Yönetmeliğinin 13 ncü maddesi uyarınca Merkez Koruma Komisyonunca belirlenecek koruma kategorisini uygun görmemesi halin de bu konudaki kararı (işlemi) ayrı bir iptal davasına konu yapabileceği tabiidir.
Açıklanan nedenlerle; hakkında özel koruma kararı bulunmayan ve eski düzenleyici tasarruf hükümleri uyarınca yalnız (c) kategorisinde koruması olan davacının, meskende korunması mutlak surette zorunlu bulunan emekli personel statüsünde kabulü ile kendisine konut tahsisi mümkün bulunmadığından; davalı idarece tesis edilen işlemde hukuka aykırı herhangi bir yön görülmemekle, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,
KARŞIOY GEREKÇESİ
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 20 nci maddesinin 2 nci fıkrasında, korumaya alınmış emekli personelden meskende korunmaları mutlak surette zorunlu bulunanlara, belirlenecek rayiç kiralar dikkate alınarak, görev yaptıkları Bakanlık veya Kamu Kurum ve Kuruluşlarına ait konutlardan kira bedeli ile yararlandırılacakları hüküm altına alınmaktadır.
Aynı maddenin 4 ncü fıkrasında, koruma tedbirleriyle ilgili esas ve usullerin Başbakanlıkça çıkarılacak bir Yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmış ve bu hüküm gereği 16.8.1991 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla Teröre Karşı Koruma Tedbirleri Yönetmeliğe koyulmuş; ancak bu yönetmelikte meskende korunmaları mutlaka surette zorunlu bulunan emekli personelle ilgili herhangi bir düzenleme yer almamıştır. Bu boşluk ve belirsizlik nedeniyle, davalı Milli Savunma Bakanlığınca 1993 yılın da genel düzenleme yetkisine dayanılarak Korunmaya Alınmış Emekli Personelden Meskende Korunmaları Mutlak Surette Zorunlu Bulunanların Görev Yaptıkları Bakanlıklara Ait Türk Silahlı Kuvvetleri Konutlarından istifadeleri Hakkında yönerge çıkartılmıştır. Ancak Dairemiz, bu konuda açılan davalar münasebetiyle 1993 yılından 1995 yılı Ekim ayına kadar verdiği muhtelif kararlarında; 16.8.1991 tarihli Teröre Karşı Koruma Tedbirleri Yönetmeliği ve yukarıda belirtilen (MSY 319-8) Yönergesi hükümlerinin yürürlükte olmasına rağmen, yalnızca 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 20 nci maddesi hükmünün, davaların çözümünde anahtar norm konumunda olduğuna işaret ederek; her davacının özel durumunu re'sen incelemiş ve meskende korunmaları mutlak surette zorunlu emekli personel konumunda olup olmadıkları mahkememizce değerlendirilip takdir edilmiş ve belirtilen düzenleyici tasarruf hükümlerine göre tesis edilen işlemler bu çerçevede incelenip iptal kararları verilmiştir. Bu kararlarda; Sözkonusu yönergenin (MSY 319-8) mahiyeti itibariyle bir hukuk normu teşkil etmeyip, 3713 sayılı kanunun 20 nci maddesinin üzerinde mütalaa edilemeyeceği, yasada öngörülmemiş bir koşulun düzenleyici tasarruflarla koyulmasının hukuk devleti ve normlar hiyerarşisi ilkelerine aykırı olduğu, yönetmelik ve yönerge hükümleriyle yasayla tanınan bir hakkın geçersiz kılınmasının hukuken mümkün bulunmadığı belirtilmek suretiyle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 20 nci maddesi hukuki denetim açısından başlıca kaynak norm olarak kabul edilerek uygulama yapılmıştır. (AYİM. 1. D. 30.11.1993 tarih ve 1993/711 - 996 Esas ve Karar sayılı kararı; AYİM Dergisi, S. 8., Ankara 1994, S. 504-506; AYİM. 1. D. 29.3.1994 tarih ve E. 1998/503, K. 1994/433 sayılı kararı; AYİM Dergisi, S. 9, Ankara 1995, s. 466-b70) Bu kararlardan sonra 3713 sayılı yasanın 20 nci maddesinde herhangi bir değişiklik yapılmamasına rağmen; salt 16.9.1995 tarihli Koruma Hizmetleri Yönetmeliğinin yürürlüğe girişi ve akabinde de (MSY 319-8) Yönergesinde yapılan değişiklikler gerekçe gösterilerek, sözkonusu yerleşmiş içtihatlardan dönülmesini yerinde bulmuyorum.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen Korunmaya alınmış emekli personelden, meskende korunmaları mutlak surette zorunlu bulunanların kimler olduğu konusunda yasa suskun kalmış; aynı yasanın 20 nci maddesinin 4 ncü fıkrası uyarınca çıkartıldığı anlaşılan gerek halen mülga 16.8.1991 tarihli Teröre Karşı Koruma Tedbirleri Yönetmeliğinde, gerekse 16.9.1995 tarihinde Başbakanlıkça yürürlüğe koyulan Koruma Hizmetleri Yönetmeliğinde aynı kavram meskut geçilerek, herhangi bir tanımlama getirilmemiştir. Şu halde, bu gibi personelin tespitinde asıl olan, düzenleyici tasarruf ya da idarenin genel düzenleme ve takdir yetkisine dayanarak çıkardığı yönerge veya emirlerin öngördüğü kurallar manzumesi sonucu kavrama verilecek anlam ve belirleme şekli değil; yasa koyucunun koyduğu kuralın (yasa hükmünün) egemen olması ve bunun ratiolegis"inin (ruhunun amacının) yargı organınca ortaya koyulup, sonuca gidilmesidir. Bu yorumlama ve değerlendirme faaliyeti ile görevi de, öncelikle bir hakkaniyet ve içtihat mahkemesi olan AYİM'ne ait olup; yasanın öngördüğü meskende korunmaları mutlak surette zorunlu bulunan emekli personel kavramına verilecek anlam ve kapsamı belirlemek de asıl olarak AYİM'nin görevidir. Diğer bir deyişle, yönetmelik ve yönergelerle belirlenen prosedür ve usuller; bu konuda kendilerine doğrudan bir saptama yetkisi tanınmadığından; AYİM'nin yapacağı hukuki denetimde bağlayıcı norm olarak değil, takdir ve düzenleme yetkisinin hukuka uyarlı kullanılıp kullanılmadığı açısından yardımcı bir norm olarak değer ifade edecektir. AYİM, salt bu düzenleyici tasarruflarda özel koruma adı altında bir kategorisinin ihdas edilip, salt bu kategoride olanlara o da bu koşulun yanısıra yönerge ile öngörülen ilave bazı prosedürün gerçekleşmesi halinde emekli personelin meskende korunması mutlak surette zorunlu personel olarak kabul edilmesi gerektiği şeklindeki bir çözüm ve kabulle bağlı olamaz. 3713 sayılı kanunun 20/2 nci maddesi, bu kavramın anlam ve mahiyeti ile uygulama koşulları konusunda idareye bir özel düzenleme yapma yetkisi vermemiştir. Kuşkusuz, idare gücünü Anayasa'dan alan genel düzenleme yetkisi çerçevesinde bu konuda bir takım kurallar koyabilir ve koymuştur da. Ancak, bu kurallar manzumesinin baştan doğru ve sanki yasanın emri imiş gibi kabulü düşüncesine katılmam mümkün değildir.
Bir an için 16.9.1995 tarihli Koruma Hizmetleri Yönetmeliğinin, 3713 sayılı kanunun 20/2 nci maddesinin uygulama şeklini göstermek maksadıyla usulüne uygun şekilde ve yasa hükmünün verdiği yetkiye dayalı olarak çıkartıldığı varsayılsa dahi; bu yönetmeliğin 26 ncı maddesinin konuyu yönergelere bırakmasının hukuken izahı mümkün değildir. Gerçekten, bu madde de, emekli personelden meskende korunması mutlak surette zaruri bulunanlarla ilgili olarak Bakanlık ve diğer kamu kurumlarına yönerge çıkarma yetkisinin verildiği görülmektedir.
Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında, belirtildiği üzere, yasakoyucu belli konularda gerekli kuralları koyma, çerçeveyi çizme ve eğer gerek görürse bunların uygulanması için sınırları belirlenmiş alanlar bırakma yetkisine sahiptir, idare, ancak o alanlar içinde takdir yetkisine dayanmak suretiyle, yasalara aykırı olmamak üzere bir takım kurallar koyarak yasanın uygulanmasını sağlama durumundadır. Diğer bir deyişle, idare, bu düzenleme yetkisini kullanırken koyacağı yeni hükümlerle, kuvvet aldığı kural işlemlerin kapsamı, esprisi ve yönü dışına çıkmamak durumundadır. İdare tarafından getirilecek düzenleyici tasarruf hükümlerinin neler olabileceğinin tesbitinde; idareye düzenleme yetkisinin tanınmasını gerekli kılan hizmetin teknik yönünü ilgilendirme, süratli karar alma ve kamu yararına olma unsurları ile ilgili kanunla düzenlenen konu, amaç ve istikamete yönelik olma koşullarının da dikkate alınması gereklidir. Ancak tüm bu koşulların varlığı halinde idare bir konuda yeni hükümler getirebilir. Yasanın düzenleyici tasarrufa (dava konusunda yönetmeliğe bıraktığı bir konu, düzenleyici tasarruf tarafından idarenin takdir yetkisini bizatihi kullanması demek olan yönergeye bırakılamaz. Bu şekilde bir tavır ve hareket hukuk devleti ilkesine de esaslı bir aykırılık teşkil eder. Bu nedenle, tesis edilen işlemin dayanaklarından birisinin belirtilen yönerge olarak gösterilmesi düşüncesini benimseyemiyorum.
4. Açıkladığım gerekçe ve nedenlerle, davacının korumalı statü sünün, kendisini meskende korunması mutlak surette zorunlu personel kategorisinde kabule yeterli olup olmadığının kurulca bizzat tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken; salt yeni çıkartılan yönetmelik ve yönerge hükümleri uyarınca özel koruma altına alınmamış emekli personele korumalı statüde konut verilemeyeceği ve bu gibi personelin açtığı davalarda özel koruma kararı yoksa o kişinin meskende korunması mutlak surette zorunlu personel statüsünde olup olmadığının tartışılmayacağı yolundaki çoğunluk görüşüne iştirak edemediğinden, karşı oy kullandım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy