(5434 S. K. m. 68, 74, 108)
Davacı 3.7.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 22.8.1995 tarihinde kayda geçen cevap dilekçesinde özetle, seferberlikte askere sevk edilen ve askerlik görevi sırasında iplikhane Hastanesinde nezle müstevliyeden 7.3.1332 tarihinde ölen 1310 doğumlu babası Musa'dan dolayı yetim aylığı bağlanmaması konusundaki başvurusunun muhtaç olmadığı gerekçesiyle davalı idarenin 29.5.1995 tarihli yazısı ile reddedildiğini, muhtaç olup olmadığı konusunda Denizli 11 İdare Kurulunca yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmadığını, tarlasının dağlık taşlık ve kıraç bir yerde bulunduğunu, sulama olanağı bulunmadığını, ürün alınmasının yağış durumuna bağlı olduğunu, çalışamaz durumda olduğu için tarlasını yarıcıya verdiğini, bu yüzden yıllık gelir olarak payına 20 milyon düştüğünü, olağan giderlerinin ve felçli hasta olduğu için sürekli doktor gözetimi ve ilaç tedavisinin yol açtığı masrafların hesaba katılmadığını, saptanan yıllık gelire göre her aya isabet eden gelirin asgari ücret sınırını geçip geçmediğinin açıklanmadığını, çocuklarının kendisine bakmadıklarını, tarlayı satsa bile elde edeceği paranın tedavisine yetmeyeceğimi, kaldı ki çocuklarının tarlayı sattırmadıklarını, bu koşullarda muhtaç kabul edilerek aylık bağlanması gerektiğini ileri sürerek yetim aylığı bağlanmaması işleminin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dosyadaki belgelere göre, davacının gerekli belgeleri ekleyip 29.4.1995 tarihli dilekçesiyle davalı kuruma başvurarak seferberlikte askerde ölen babasından dolayı yetim aylığı bağlanmasını istediği, davalı idarenin savunmada açıklanan nedenlerle yetim aylığı bağlanmasına olanak bulunmadığını, 29.5.1995 tarihli yazı ile davacıya bildirmesi üzerine davacının 3.7.1995 tarihinde yasal süresi içinde işlemin iptali istemiyle dava açtığı anlaşılmıştır.
Davacının babası 1310 doğumlu Musa'nın Piyade Sınıfı ile Er olarak askere sevk edildiği ve askerlik görevi sırasında iplikhane Hastanesinde nezle-i müstevliye hastalığından 7 Mart 1332 tarihinde öldüğü nüfus kayıt örneği ile davacının babasına ait askerlik künye kaydından anlaşılmaktadır.
Kanıtlanan bu olgular ise davacıya, babasının ölüm tarihinde yürürlükte bulunan 11 Ağustos 1325 tarihli Askeri Tekaüt ve istifa Kanununun 39 ncu maddesi gereğince yetim aylığı bağlanmasını gerektirmektedir.
Gerçekten 1325 tarihli Kanunun Eytam ve eramile tahsis olunacak maaşlara dair başlıklı 3 ncü Kısmının 2 ve 3 ncü fasıllarında Erlerin dul ve yetimlerine hangi hallerde aylık bağlanacağı konusu ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup bu düzenlemeleri içeren 35, 36 ve 39 ncu madde hükümlerine göre, askerlik görevi sırasında ölen bir Er'in dul ve yetimlerine aylık bağlanabilmesi için Er'in muharebede veya eşkıya çatışmasında şehit düşmüş olması veya bir görevin ifasından dolayı kendisinin kusuru olmaksızın kazaen ölmüş olması veya yaralanmış olup da tedavi sırasında ölmüş olması veya harekat yerinde ve hizmet esnasında hava ve sefer koşullarının etkisiyle hastalanarak veya barış zamanında askeri bir görevin ifası sırasında hastalanarak ölmüş olması veya silah altındayken muharebe esnasında gaip olması veya veba, kolera, dizanteri, karahumma, lekeli tifo, hummayıracia, sari iltihaba tasana ve benzeri bulaşıcı yada salgın bir hastalıktan ölmüş olması gerekmektedir.
Davacının babası Musa'nın da askerlik görevi sırasında salgın bir hastalıktan (nezle-i müstevliye) ölmemekle beraber; sefer ve hava koşullarının tesiriyle hastalanarak öldüğü sabit olduğuna göre, yetim aylığı bağlanabilmesi için 1325 tarihli kanunun aradığı koşul davacı için gerçekleşmiş olmaktadır.
Ancak davacının 1325 tarihli Kanuna göre yetim aylığına hak kazanmış olması kendisine babasından dolayı yetim aylığı bağlanabilmesi için yeterli değildir. Zira 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 68 ve sonraki maddeleri dul ve yetim aylıkları konusunda ayrıca düzenleme getirmiş olup kanunun 74/7 nci maddesine göre yetim aylığı bağlanacak erkek çocuğun malûl ve muhtaç duruma düşmüş olması da gerekmektedir.
Yasa, malûllük olgusunun çalışmayı engelleyecek derecede olmasını ve Sağlık Kurulunca onaylanacak raporla kanıtlanmasını istemektedir. Geçirilmiş ve sağ sekel hemipleği hastası olduğu için çalışarak hayatını kazanamayacağı Denizli Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun 21.6.1994 tarih ve 3005 sayılı raporuyla saptandığından davacının yasanın aradığı anlamda malûl duruma düştüğü anlaşılmaktadır.
Muhtaçlık olgusunun ise di veya ilçe idare Kurulunca düzenlenecek muhtaçlık belgesiyle kanıtlanması gerekmektedir. (5434 S.K. m. 108/2) Davacı için bu konuda düzenlenen 19.10.1094 tarih ve 2678 sayılı muhtaçlık belgesinden, Denizli İl idare Kurulunca davacının üzerine kayıtlı 90 020 m2 tarlasının bulunduğu ve bundan yıllık 40.125.000 TL. gelir elde ettiği anlaşıldığından 5434 sayılı Kanunun 108 nci maddesi gereğince muhtaç olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İl veya ilçe idare Kurullarının muhtaçlık konusunda tesis ettikleri idari işlemlere karşı ilgili veya sandık tarafından Danıştay'da dava açılabileceği 5434 sayılı yasanın 108/3 maddesinde öngörüldüğünden davacının muhtaç olmadığına ilişkin Denizli 11 idare Kurulunca tesis edilen 19.10.1994 tarihli idari işlemin tek başına dava konusu olduğunda hukuka uygunluğunun genel idari yargı yerinde denetlenmesi gerektiği anlaşılmakla binlikte olayda bu idari işlem dava konusu yetim aylığı bağlan maması işleminin sebebini oluşturmakta ve bu nedenle iki işlem arasında sıkı bir bağlılık bulunmaktadır. Gerçekten yetim aylığının 1325 tarihli yasadaki koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık sadece muhtaçlık olgusuna ilişkindir. Denizli İl İdare Kurulunca davacının muhtaç olmadığına karar verildiği için davacıya yetim aylığı bağlanmamıştır.
Mahkemede dava konusu yetim aylığı bağlanmaması işleminin hukuka uygunluğu denetlenirken işlem sebep unsuru yönünden de denetleneceğine göre dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan 11 idare Kurulunun muhtaçlık olgusuna ilişkin olumsuz işlemi nin hukuka uygunluğunun denetlenmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
Bu açıklamalara göre olayda bir işlemler dizisi söz konusu olup muhtaçlık olgusuna ilişkin olumsuz işlemi Ön işlem niteliğinde; yetim aylığı bağlanmaması işlemi ise asıl işken (amaç yada sonuç işlem) niteliğinde bulunmaktadır. Amaç işlemin oluşumuna kadar aynı yada değişik merci ve organların irade açıklamalarını gerektiren bu tür işlemler kuram ve uygulamada zincir işlemler olarak adlandırılmaktadır.
Olayda da bir zincir işlem söz konusu olup bu zincir işlem; birbirine sıkı biçimde bağlı olan ön işlem ve sonuç işlemle birlikte bir bütün oluşturduğundan işlemler dizisinde amaç yada sonuç işlemi oluşturan yetim aylığı bağlanmaması işleminin denetimi, muhtaçlık olgusuna ilişkin olumsuz işlemin denetimini de zorunlu olarak içermektedir. Bu nedenle, muhtaçlık olgusuna ilişkin olumsuz işlemin hukuka uygunluğu konusunda ortaya çıkan uyuşmazlığın bekletici sorun sayılması yoluna gidilmemiş ve bu konuda da hukuka uygunluk denetimi mahkememizce yapılmıştır.
Bütün bu açıklamalardan sonra yapılan incelemeye göre davacının muhtaç duruma düşmüş kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Gerçekten davacının 90020 m2 büyüklüğündeki tarlasından yıllık 40.125.000 TL. olmak üzere aylık 3.343.750 TL. gelir elde ettiği, başka bir malı ve kazancı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hastalığı nedeniyle çalışamaz durumda olduğu için başka bir kazanç elde etmesine de olanak bulunmamaktadır. Hasta ve yaşlı oluşuna bağlı olarak sık sık ortaya çıkabilecek sağlık harcamaları da göz önüne alınırsa davacının elde ettiği ve yürürlükteki asgari ücretin (net 5.700.000 TL.) de altında kalan 3.343.750 TL. tutarındaki gelirin günümüzün ekonomik koşulları, sürekli artan hayat pahalılığı ve devam eden yüksek enflasyon karşısında davacıya sağlıklı yaşama koşullarını sağlamaya ve asgari ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli olmayacağı açıktır. Bu koşullarda davacıyı muhtaç duruma düşmüş kabul etmek gerekmektedir.
Açıklanan bütün bu nedenlerle, 1325 tarihli yasanın 39 ve 5434 sayılı yasanın 74 ncü maddeleri gereğince yetini aylığı almaya hak kazanmış olduğu anlaşılan davacıya yetim aylığı bağlanmaması işleminin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından İşlemin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy