(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20) (634 S. K. m. 27, 33, 34, 45) (2946 S. K. m. 6) (Kamu Konutları Yönetmeliği m. 14, 35, 36)
Davacı, 1.12.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; oturmakta olduğu Çankaya Lojmanları Ergüder Apartmanı Genel Kurulunun kendi yokluğunda 28.10.1995 tarihinde toplanarak yönetim ve denetim kurulları Seçimini yaptığını ve bu seçimde kendisinin de gıyabında Yön. Krl. Bşk.lığına seçildiğini, ancak 20 dairelik apartmanın genel kurulunun 7 asil ve 3 vekil olmak üzere 10 kişinin iştiraki suretiyle toplandığını, oysa daire sakinlerinin yarısından bir fazlası olan 11 kişinin altında bir iştirakle toplanmanın yasaya aykırı olduğunu, toplantı günü lojman sakini olmadığı iddia edilen Hak. Yb. Saim Öztürk'ün 28.10.1995 tarihinde henüz lojmanı boşaltmadığına ve 13.11.1995 tarihinde kendisine tahsisli lojmanı idareye teslim ettiğine ilişkin belge ibraz ettiğini, bu nedenle yapılan genel kurul toplantısının hukuka aykırı olduğunu belirterek; usulsüz yapılan lojman genel kurulunun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası, AYİM. Genel Sekreterliğinin 5.12.1995 tarihli yazısı ile; dilekçe reddi ve dava reddini gerektiren nedenlerin mevcudiyeti nedeniyle, bu konuda bir karar verilmesi istemiyle dairemize intikal etmiş bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, Anayasanın 157 ve 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddelerine göre, Askeri Yüksek idare Mahkemesi, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin bulunan idari eylem ve işlemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece çözüm yeri olarak yargı denetimini yapmakla yükümlü bulunmaktadır. Diğer bir deyişle, bir davaya AYİM'de bakılabilmesi için;
İdari işlemin bir asker kişi göz önünde tutularak tesis edilmesi veya idari eylemin asker kişiye yönelmiş olması yada uyuşmazlığın askerlik yükümlülüğünden doğmuş bulunması,
Dava konusu idari işlem ve eylemin askeri hizmete ilişkin olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Kuşkusuz, bu iki koşuldan ilki olan ortada bir idari işlem yada eylem bulunması halinin, yargısal incelemede ilk önce ele alınıp incelenmesi gereklidir.
Somut davada, davacının talep ettiği husus; usulsüz olarak yapıldığını öne sürdüğü lojman genel kurulunun iptali yolundaki iradesidir. Davacı, bu genel kurulun toplanmasını, dolayısıyla de aldığı Yönetim ve Denetim Kurulu seçimi faaliyetini bir idari işlem olarak değerlendirmiş; toplantıya iştirak eden kişilerin asker kişi, toplantı sonucu alınan kararların da askeri hizmete ilişkin olduğunu düşündüğünden, davasını AYİM'de açmıştır. Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler kapsamından; davacının gerçekte asıl amacının, gıyabında lojman yönetim kurulu başkanı seçilmesinden duyduğu hoşnutsuzluğu, hukuka aykırı şekilde eksik hesapla toplandığını düşündüğü lojman genel kurula kararını iptal ettirmek suretiyle gidermek ve bu konudaki dava hakkını kullanmaktan ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, TSK. Konut Yönergesinde yer alan ve aşağıda belirtilecek olan hükümleri ve KKK. lığının 20.11.1995 tarihli yazısındaki ... Apartman yönetiminin yaptığı toplantı ve alınan kararlar, ilgi (b) yönergenin ilgili hükümlerine uygun olup, apartman sakinlerince yönetim kurulu başkanlığına seçilen Per. Yb. İzzet ÖZMEN'in herhangi bir ücret talep etmeden bu görevi kabul etmesi gerekmektedir. şeklindeki cevabı değerlendirmiş ve TSK. lojmanlarındaki apartman yönetim toplantısı ve alınan kararları askeri hizmete ilişkin bir işlem olarak telakki ettiğinden; AYİM'ni bu konuda görevli görerek davasını açmıştır.
Gerçekten, TSK. Konut Yönergesinin 6 ncı Bölümünde (m. 36-47) tamamen lojmanların yönetim ve denetimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmiş ve bu meyanda konut yönetim kurullarının kurulması, genel kurulun görevleri, olağan genel kurul toplantısında görüşülecek konular, konut yönetim kurulunun kurulması, konut yönetim kurulu görevleri, denetçiler, konutlar bölgesi genel kurulu ve toplantıları, konutlar bölgesi genel kurulunun görevleri, olağan genel kurul toplantısı, konutlar bölgesi yönetim kurulunun kurulması, konutlar bölgesi yönetim kurulu görevleri, denetçiler gibi ayrıntılı başlıklar altında konuya açıklık getirilmeye çalışılmıştır.
9.11.1983 tarih ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun 6 ncı maddesinde konut blok veya gruplarının müşterek hizmet ve giderleriyle ilgili yönetimi, konut tahsis edilenlerce aralarından seçilecek yöneticiler tarafından yönetmelikte (belirlenecek esaslara göre yürütülür denilmekte; bu kanuna dayanılarak çıkartılan Kamu Konutları Yönetmeliğinin (RG. 23.9.1984, S. 18524) Konutların Yönetimine Dair Esaslar başlıklı 35 nci maddesinin dördüncü fıkrasında Kamu Kurum ve Kuruluşlarının 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa tabi yapılardaki konutların müşterek hizmet ve giderleriyle ilgili işleri, mezkûr Kanun hükümleri ile bu yönetmelikte tespit edilen esaslara göre yürütülür. hükmü yer almakta; aynı yönetmeliğin 36 ncı maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarında da Tamamı ilgili Kamu Kurum ve Kuruluşlarının mülkiye tinde bulunan konut blok veya gruplarında, (a) bendinde belirtilen müşterek hizmet veya ihtiyaçların konut tahsis edilenler tarafından karşılanması esastır. Konut blok veya gruplarının müşterek hizmet ve giderlerinin karşılanması ile ilgili olarak bu yönetmelikte belirtilmeyen hususlarda 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri uygulanır. denilmektedir. Kamu Konutları Yönetmeliğinde, kamu konutlarının idaresi (yönetimi) ile ilgili, TSK Konut Yönergesinde olduğu gibi kapsamlı hiç bir düzenlemeye yer verilmediği ve yapılan atıflar dolayısıyla de bu konunun tamamen 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanuna hükümlerine paralel şekilde düzenlenmesinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. 2946 sayılı Kanun, Kamu Konutlarının yönetimi ile ilgili esasları yönetmeliği bıraktığına ve Kamu Konutları Yönetmeliği de 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa atıf ta bulunduğuna göre; aynı Kanuna tabi TSK. ne tahsisli Kamu Konutları için de, yönetime ilişkin esas alınacak kurallar, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda öngörülen kurallar olmak durumundadır. Çünkü, Kamu Konutları Yönetmeliğinin 14 ncü maddesinin son fıkrası uyarınca, ancak TSK. personelinin konut tahsis talebi ve değerlendirilmesine dair usul ve esasların, Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca ayrıca düzenlenmesine yetki verilmiş ve bu yetki uyarınca çıkartılan TSK. Konut Yönergesinin Konut tahsis talebi ve değerlendirilmesi dışındaki hükümleri, yol gösterici yada yardımcı olucu nitelikleri müstesna, yaptırım gücü olmayan ve norm teşkil etmeyen düzenlemeler masabesinin ötesine gidememiş durumdadır. Hal böyle olunca da, TSK. Konut Yönergesinin 6 ncı Bölümünde öngörülen ve konutların (lojmanların) yönetim ve denetimi ne ilişkin düzenlemelerin, idareyi ve lojman sakinlerini doğrudan bağlayıcı, yaptırım gücü bulunan kurallar olduğu kabul edilemez. Dolayısiyle de, sırf uygulama kolaylığı ve beraberliği sağlama işlevi bulunan bu yönerge hükümlerinin ne askeri hizmete ilişkin bir mahiyeti bulunmakta ne de bu hükümler esas alınarak idari işlem tesisi yada direktif talimat verilmesi mümkün görülmemektedir. Diğer bir deyişle, TSK. ne tahsisli kamu konutlarının yönetim ve denetimine ilişkin esasların yasal da yanağını 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu teşkil etmekte ve bu Kanunun ilgili hükümleri de aynı şekilde TSK. konutlarında uygulanmak durumundadır.
634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun Ana Gayrimenkulün Yönetimi başlıklı Beşinci bölümünde (md. 27-45), dava konusunun çözümünde esas alınacak düzenlemelere yer verilmiş ve bu meyanda 33 ncü maddede, Kat Malikleri Kurulunca (dava konusu kamu konutu için lojman sakinlerinin teşkil edeceği kurul) verilen karara razı olmayan kişinin, hakimin müdahalesini isteyebileceği hüküm altına alınmıştır. Aynı maddeye göre, (bu konuda karar vermeye yetkili olan hakim ise adliye hakimidir. (Sulh hukuk hakimi)
Şu halde, lojman genel kurulunun eksik nisapla toplandığı, dolayısıyla bu şekilde toplanan genel kurul kararının da hukuken geçersiz olduğu yolundaki davacı iddiasının talep yeri AYİM değil, adliye (Sulh hukuk) mahkemesidir. Yani, ortada AYİM'nin görevine giren askeri nitelikli bir idari işlem değil; adli davaya konu bir ihtilaf söz konusudur.
Yeri gelmişken, 634 sayılı Kanunun 34 ncü maddesine göre; ana gayrimenkulün yönetimi için kat maliklerinin kendi aralarından yada dışarıdan bir yönetici seçmeleri zorunluysa da, seçilen kişinin bu görevi kabul etme gibi bir zorunluluğu yada mecburiyeti bulunmamaktadır. Ana gayrimenkulün hiçbir kat maliki, seçildiği halde yöneticilik görevini kabul etmezse veya istifa ederse (ki bu istifa da tok taraflı olup kabule bağlı değildir) bu takdirde yapılacak olan iş; maddede açıkça şu şekilde ifade edilmiştir. Kat malikleri ana gayrimenkulü yönetiminde anlaşamaz veya toplanıp bir yönetici atayamazlarsa, o gayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesince, kat maliklerinden birinin müracaatı üzerine, gayrimenkule bir yönetici atanır. Bu yönetici, aynen kat maliklerince atanan yöneticinin yetkilerine sahip ve kat maliklerine karşı sorumlu olur. Şu halde, yönetici seçilen kişi bu görevi kabul etmeyebileceği ya da kabul ettikten bir süre sonra istifa edebileceği gibi; yapılan seçim işleminin hukuka aykırı olduğu kanısındaysa, (dava konusunda olduğu gibi) alman kararın iptali için adliye (sulh hukuk) mahkemesine dava açma hakkına sahip bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; lojman genel kurulunun iptali istemli bu davanın adli yargının görev alanı içerisinde bulunduğu, ortada askeri hizmete ilişkin ve asker kişiyi ilgilendiren bir idari davanın mevcut olmadığı açıkça anlaşılmakla, davanın görev yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy