(1602 S. K. m. 21, 42) (2709 S. K. m. 125) (926 S. K. m. 121)
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin müştereken değerlendirilmesin de; 1969 Harp Okulu çıkışlı olan davacının, KKK. lığının 6.9.1969 tarihli atama emri ile Hrt. Gn. K.lığı emrine atandırıldığı, bu tarihten itibaren Hrt. Gn. K. larının muhtelif atama tasarrufları ile Hrt. Gn. K.lığı bünyesindeki muhtelif görev yerlerinde çalıştıktan sonra, Hrt. Gn. K.lığının 9.8.1993 tarihli görevlendirme emri ile Harita Yüksek Teknik Okulu Komutan Vekilliği görevine getirildiği, davacının 3.10.1995 tarihli dilekçesi ile 926 sayılı Kanunun 121 nci maddesi gereğince, Hrt. Gn. K.lığı kadrolarında mevcut makam ve görev yerlerine sınıf, rütbe ve kıdemine göre KKK. lığınca atandırılması isteminde bulunduğu, bu başvurusunun Hrt. Gn. K.lığının 27.10.1995 tarihli işlemi ile atama yetkisinin komutan tasarrufunda olup, kişilerin irade ve arzusuna göre işlem yapılamayacağı gerekçesiyle uygun bulunmadığı, akabinde de Hrt. Gn. K.lığının 26.10.1995 tarihli işlemi ile Hrt. Yüksek Teknik Okul K. V. liginden alınarak, Denetleme ve Değerlendirme Kurulu Jeodezi üyeliğin de görevlendirildiği, davacının bu işlemin geri alınması yolunda MSB. lığına yaptığı 1.11.1995 tarihli ihtiyari başvurunun, MSB. lığının 16.11.1995 tarihli işlemi ile kabul edilmemesi üzerine, sözkonusu menfi işlemin iptali için 29.11.1995 tarihinde ve süresinde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacı duruşma talep ettiği için mahkememizce 14.5.1996 tarihine duruşma günü verilmiş; bu arada Dairemiz kalemine davacının 6.5.1996 tarihinde açtığı bir başka atama davası ile ilgili yürütmeyi durdurma istemi intikal etmiş ve duruşmada da davacı, KKK. lığının 20-4.1996 tarihli genel atama emri ile Hut. Gn. K.lığı emrinden KK. EDOK Tek. ve Eğt. Ds. Bşk.lığı emrine (simülasyon ve Mlz. Ds. Ş. Md. lüğünde görevlendirilmek üzere) atandırıldığını, bu son atama işleminin iptali için 6.5.1996 tarihinde AYİM'de biri başka dava açmak zorunda kaldığını beyan etmiş; bu beyanın Dairemizin 96/370 Esasına kaydedilen davacının ikinci dava dosyasındaki atama emri ve diğer belgelerle uyumlu olduğu görülmüştür.
Davanın sonuçlanmasından önce davacının bir başka görev yerine KKK. lığınca atandırılması maddi gerçeği karşısında konunun öncelikle ehliyet açısından incelenmesi zorunlu bulunmaktadır:
Bilindiği üzere, iptal davası açısından davacıda bulunması gereken ve iptal davasına özgü olan koşul menfaat koşuludur, iptali istenen işlemin, davacının hukuken korunmaya layık, güncel bir menfaatini ihlal etmiş olması ve işlemin iptalinde davacının yararının bulunması gereklidir.
1602 sayılı Kanunun 21 nci maddesinden de anlaşılacağı üzere, idari kararlara karşı herkes yargı yoluna gidemez. Ancak, bu karardan doğrudan doğruya menfaati haleldar olanlar dava açabilirler. Uygulama ve öğretide, menfaatin davanın açıldığı tarihte mevcut olmasının yeterli olmadığı, bu menfaatin dava süresince devam etmesi gerektiği ve hatta davanın karara bağlandığı anda dahi bu menfaat ilişkisinin devam etmesi koşulumun aranması gerektiği genel kabul görmüştür. Diğer bir deyişle, menfaat ilişkisinin meşru ve kişisel olması yanında güncel olması da şarttır. Bu görüşün temelinde, iptal davası sonunda verilecek yargı kararının sonuç yaratmayacak olması halinde, böyle bir yargı kararının hiç verilmemesinin daha doğru olacağı düşüncesi yatmaktadır. Gerçekten, yargı kararları uygulanmak için verilir ve uygulanmak suretiyle de taraflar arasındaki uyuşmazlığı ortadan kaldırırlar. Uygulanabilme olanağı bulunmayan yargı kararı vermenin hiçbir anlamı olamayacağı şüphesizdir. Çünkü, iptal davalarının konusu artık uygulanmayan işlemler değil; uygulanmakta olan ve hukuki sonuçlar doğurmaya devam eden idari işlemlerdir. Uygulaması bitmiş bir idari işlemin iptal davası çerçevesinde yargı denetimine tabi tutularak davanın reddedilmesinin veya işlemin iptal edilmesinin bir hukuki yarar sağlayacağı söylenemez.
Davacının açtığı davada da dunum budur: Davacının davasını açtığı 29.11.1995 tarihinde davada menfaat ilişkisinin bulunduğunda hatta dava devam ederken KKK. lığınca Hrt. Gn. K.lığı dışındaki bir kadroya atandırıldığı 20.4.1996 tarihine kadar güncel menfaat ilişkisinin devam ettiğinde kuşku yoktur. Ne var ki, KKK. lığının yeni işlemi ile davacı bir başka göreve atandırıldığından; dava konusu Hrt. Gn. K.lığı bünyesindeki Hrt. Gn. K.lığı tasarrufu ile yapılan görevlendirmenin (atamanın), halen yürürlükte bulunan ve hukuki sonuçlarını devam ettiren bir idari işlem olma niteliği ortadan kalkmış bulunmaktadır. Bu nedenle de artık davaya iptal davası olarak devam edilmesi, geçmişte kalan işlemin denetimi değil; ileride tesisi muhtemel işlemin nasıl olması gerektiğine yargı organınca işaret edilmesi anlamına gelecektir ki bunun da anlamı idari işlem niteliğinde yargı kararı vermektir ve gerek Anayasanın 125 nci maddesi gerekse 1602 sayılı Kanunun 21 nci maddesi bu hususu açıkça yasakla maktadır.
Şu halde, idari yargının özelliği ve iptal davasının niteliği açısından; karar tarihinden önce davacının iptali istenen işlemle olan güncel menfaat ilişiklisinin kesilmesi karşısında, artık bu işlemin iptal davasına konu olamayacağını kabul etmek gerekli bulunmaktadır. Dava, iptal davası biçiminde açıldığı için, güncel menfaat ilişkisinin kesilmesi karşısında ehliyet yönünden retle sonuçlanacak olmakla beraber; davacının 1602 sayılı Kanunun 42 nci maddesi gereğince bu konuda bir tam yargı davası açması halinde, hukuki problemin bir yargısal kararla çözümleneceği kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle, davanın ehliyet yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy