(Subay Sicil Yönetmeliği m. 4, 103)
Davacı, 1 Aralık 1995 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; 1992 yılı sicil döneminde 1 nci sicil üstünce hakkında tanzim edilen sicil notu ve kanaatin sübjektif olduğunu, bunun nedeninin yönetim anlayışındaki farklılıklardan kaynaklanan sorunların çözümüne gösterilen yaklaşımların teşkil ettiğini, bu durumu belgelendirememesine karşın, hakkında verilen Astları ile iyi geçinemez kanaatinin de 1 nci sicil üstünce belgelendirilmesinin söz konusu olamayacağını, esasen böyle bir durumun mevcut olmadığını, sicil belgesinin tanzimindeki not hanelerine verilen puanlar ile kanaatin çeliştiğini belirterek, bu sicil notu ve kanaatin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ve davacının kıt'a özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinden; davacının 1976 sicil yılından itibaren almış olduğu (20) sicil yılına ait sicil notu ortalamasının, genellikle %90'nın üzerinde siciller olarak gerçekleşmesine karşın, zaman zaman sicil çizelgesinden sapmalar olduğu ve sicil notu ortalamalarının %80'ler civarında seyrettiği, iptali talep olunan 1992 yılı sicilinin de yine %90'nın hemen altında gerçekleşen bir sicil olduğu, bu sicil yılında 1 nci sicil amiri Tnk. Yb. (A) tarafından da %85'e çok yakın bir sicil notu takdir olunduğu, sicil belgesine herhangi bir kanaat yazılmamış olmasına karşın, 1 nci sicil üstü defterinin kanaat bölümüne menfi kanaat belirtilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Subay Sicil Yönetmeliğinin 4 ncü maddesi gereğince, sicil üstlerinin emri altındakilere sicil düzenlerken, sicil belgesindeki niteliklere, tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmeleri gerekli olup; askerlik müessesesinde her türlü yükselme, taltif, üst görevlere liyakat ve yurtdışı kursa görevlendirme gibi özellik isteyen atamaların temelinde sicil büyük önem taşıdığından, bu yetkinin mutlak surette objektif olarak ve kamu yararına kullanılması şarttır. Aksi halde kişinin geleceği bir tek sicil üstünün sübjektif davranışı ile gölgelenmiş, mesleki kariyeri engellenmiş olur. Bu bakımdan, sicil üstleri ilgili kişi hakkında not takdir ederken çok başarılı çizgisi ve safahatı bulunan bir subayın bu çizgisinden ani sapma gösterdiğini ortaya koyan hususları belgelemek durumundadırlar.
Bu açıklamalardan sonra dava konusuna döndüğümüzde; davacının iptalini istediği 1992 yılı 1 nci sicil amirinin takdir ettiği sicil notu, sicil tam notunun %85'inin hemen altında gerçekleşmiş bir sicil olduğu ve bu sicil notunun da, davacının evvelki ve sonraki sicil safahatındaki bazı sicilleriyle uygunluk arzettiği, hatta bazı sicil yıllarındaki sicillerinin üzerindeki bir sicil olduğu görülmekle, bu sicilin Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine uygun ve objektif bir sicil olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı, 1992 yılında 1 nci sicil amirince takdir olunan sicilin iptali ile birlikte, yine 1 nci sicil amirince sicil belgesine yazıldığını ileri sür düğü Astları ile geçinmekte zorlanır, kendi hukuku kadar başkasını düşünmüyor şeklindeki menfi kanaatin de iptalini talep etmiştir.
Davalı idare savunmasında ise, ... davacının iddia ettiği menfi kanaatin sicil belgesine yazılı bulunmadığını, Subay Sicil Yönetmeliğinin 103 ncü maddesine göre bu menfi kanaatin geçersiz olduğunu, bu nedenle yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiğini... ileri sürmektedir.
Subay Sicil Yönetmeliğinin 103 ncü maddesi; ... sicil defteri ile sicil belgesine yazılan not, kanaatler birbirinden farklı olamaz. Sicil defteri ile sicil belgesindeki not ve kanaatler birbirinden farklı ise, bu takdirde işlemlerde sicil belgesindeki not ve kanaatler geçerli sayılır... hükmünü içermektedir. Bu hüküm karşısında, sicil defterine yazılan ancak sicil bölgesine yazılmamış bulunan menfi kanaatin geçersiz olduğu anlaşılmaktaysa da; sicil üstü defterinin de, yine Subay Sicil Yönetmeliğinin 103 ncü maddesi gereğince tutulmalarının zorunlu bulunduğu ve bu def terlere de 1 nci ve 2 nci sicil amirlerince, sicil belgesinden önce sicil yılına ait not ve kanaatlerin yazılmasının gerekli olması karşısında, bu def tere yazılan not ve kanaatlerin idari işlem olduğu ve bu işlemle ilgilinin menfaati ihlal ediliyorsa yargı denetimine tabi olması gerektiğinden kuşku bulunmamaktadır. Bu nedenle 1 nci sicil üstü defterine yazılan olumsuz kanaat, her zaman davacı lehine sonuçlar doğurması kuvvetli ihtimal dahilinde bulunduğundan, davalı idarenin bu konudaki savunmasına iştirak olunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı hakkında, 1992 yılında 1 nci sicil amirince verilen sicil notunda herhangi bir yönden hukuka aykırılık görülmediğinden, bu sicil notunun iptaline ilişkin yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,
Aynı sicil yılında, davacı hakkında 1 nci sicil amiri tarafından 1 nci sicil üstü defterine yazılan menfi kanaat sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırı olduğundan İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy