(926 S. K. m. 50) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 4, 99)
Davacı 7.2.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; görev yaptığı süre içerisinde OHAL bölgesinde aldığı yazılı savunmalar haricinde hiçbir yazılı ikaz ve savunma almadığını, OHAL bölgesinde görevli iken Tb. K. nın Kantar/Maden bölgesinin emniyete alınması konulu verdiği savunma neticesinde mahkemeye sevk edildiğini, halen yargılamasının devam ettiğini, diğer savunmanın birinci sicil amiri tarafından verilip 7 gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığını, hakkında düşük sicil düzenleyen Bl. K. nı Sermet Tuzcu'nun kendisiyle çok kısa bir süre çalıştığını, ruhi depresyona girerek hava değişimi aldığını, düşük sicil düzenleyen Bl. K. nın ve Tb. K. nın Subay Sicil Yön.'nin 4 ncü maddesine uygun hareket etmediklerini, sürekli devam eden bir disiplinsizliğin söz konusu olmadığını, son bir yıla yaklaşan süre içerisinde hiçbir şekilde disiplin bozucu tavır ve davranışlarının olmadığını, emeklilik işleminde sekilen hata yapıldığını belirterek sicilen re'sen emeklilik kararının iptaline ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait kıt'a özlük ve sicil dosyalarının incelenmesi sonucu: 30.8.1992 nasıplı Dz. P. Tğm. olarak TSK. ne katılan davacının görev süresi içerisinde aldığı ilk sicili olan 1993 yılı sicili çok iyi seviyede takdir olunduktan sonra bölüğü ile birlikte gittiği OHAL bölgesindeki vazifesi sırasında verilen 1994 yılı sicilinin, sicil tam notunun %60'ının altında düzenlendiği, bu olumsuz sicilden bir süre sonra 8.6.1994 tarihinde düzenlenen TSK. de kalması uygun değildir. Sub. Sic. Yön.'nin 99/ab maddesi sicili ile ayırma işlemi başlatıldığı, yasal prosedür tamamlandıktan sonra 5.1.1995 tarih 1994/sb. 47-407 sayılı karar ile TSK.'den ayrılmasına karar verildiği, 30.1.1995 tarihinde ilişiği kesilen davacının süresinde ilişik kesme işleminin ve tanzim edilen olumsuz sicilin iptali istemiyle dava açtığı belirlenmiştir.
Davacı hakkında düzenlenen 1994 yılı sicil belgesinde, gerek birinci sicil üstü gerekse ikinci sicil üstü davacıya sicil tam notunun %60'ının altında not takdir etmişler ve ikinci sicil üstü bazı olumsuz kanaatler belirtmiştir. Bu dönemde Tb. K. nı tarafından verilmiş bir adet 7 gün odahapsi cezası bulunmaktadır. Davacının birinci sicil üstü olan Dz. P. Kd. Yzb. Sermet Tuzcu 25.2.1994-7.4.1994 tarihleri arasında rahatsızlığı nedeniyle istirahatli bulunmaktadır. Ayrıca Deniz Kuvvetleri K.lığı nın 16.3.1994 tarih 6/94 sayılı atama emri ile 1. Amf. Dz. P. Tb. 2. Bl. K.lığından, 1. Amf. Dz. Tb. İk. Sb. Vekilliğine atanmıştır. 2. Bl. K.lığına ise Dz. P. Yzb. S. Serdar Kalak aynı atama emri ile verilmiştir. Dolayısıyla 2.5.1994 tarihi itibariyle davacının birinci sicil üstü Dz. P. Kd. Yzb. Sermet Tuzcu değildir. Oysa bu subay, davacıya birinci sicil üstü olarak sicil düzenlemiştir. Düzenlenen bu sicil, yetki unsuru yönünden sakat bulunmaktadır, öte yandan bu sicil üstünün sicil döneminde psikolojik açıdan rahatsızlığı bulunduğu incelenen şahsi dosyasından anlaşılmıştır. Nitekim GATA'dan verilen 14.4.1994 tarifeli raporda Geçirilmiş postravmatik stres bozukluğu teşhisi konulmuştur. Ayrıca Dz. P. Kd. Yab. Sermet Tuzcu'nun 1994 yılı sicil belgesinde yer alan kanaatlerde, düzenlediği sicilin sağlıklı olmadığını ortaya koymaktadır. Bu sebeplerle; birinci sicil üstünce verilen 1994 yılı sicil notu Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine ve sebep yetki unsurları itibariyle hukuka aykırı bulunmuştur. İkinci sicil üstünce takdir olunan sicil de, birincisinden etkilenmiştir. Davacıya bu denli düşük sicil tanzim edilmesini haklı kılacak belge ve bilgi bulunmamaktadır. Davacı ile ikinci sicil üstü arasında, görevden kaynaklanan bazı sorunların olduğu belirlenmiştir. Bu halde düzenlenen sicilin Subay Sicil Yönetmeliği'nin 4. ncü maddesi hükümlerine uygun olduğu söylenemez. Açıklanan nedenlerle, davacı hakkında düzenlenen 1994 yılı sicilinin hukuka aykırı bulunması üzerine, iptaline karar verilmiştir.
Davacının TSK.'inden ayrılması işlemine gelince: Davacıya 2.5.1994 tarihi itibariyle düzenlenen olumsuz sicilden sonra, işlediği iddia olunan hizmetten savuşmak için yapılan emre itaatsizlikte ısrar suçu da nazara alınarak 8.6.1994 tarihi itibariyle TSK.'de kalması uygun değildir. Sub. Sic. Yön.'nin 99/a-b maddesi sicili verilip ayırma işlemi başlatılmıştır. Bu son sicilde, birinci sicil üstü olarak Dz. P. Kd. Yzb. Sermet Tuzcu imza atmıştır. Oysa bu tarihte, bu subay davacının birinci sicil üstü olmadığı gibi, Amf. Dz. P. Tuğ. K.lığının 4.2.1998 tarihli ara karara cevabına göre 6-16 Haziran 1994 tarihleri arasında izinli bulunmaktadır. Bu yönüyle, ayırma işleminin başlangıcında yetki yönünden sakatlık bulunmaktadır. Davacı, 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 50/c maddesinde yazılı disiplinsizlikten dolayı ayırma işlemine tabi tutulduğu için öncelikle disiplinsizliklerinin neler olduğuna bakılmak gerekir. Davacı görevde bulunduğu yaklaşık 3 senelik süre içerisinde, bir kez disiplin cezasına muhatap olmuştur. Bu da Tb. K. ın tarafından 5.2.1994 tarihinde verilen 7 gün oda hapsi cezasıdır. Bunun dışında hiçbir disiplin cezası, uyarı vs. yoktur. Birde sözü edilen emre itaatsizlikte ısrar suçu bahis konusudur. Bu suçla ilgili olarak yapılan araştırma sonucu; celbedilen Diyarbakır 2 nci Taktik Hv. Kuv. K.lığı Askeri Mahkemesinin 1994/502 esas sayılı dosyasında, davacının 6.3.1996 tarih, Esas No. 1994/ 43, Karar No. 1996/93 sayılı kararla müsnet suçtan beraatına karar verildiği belirlenmiştir. Gerek bu dosyada bulunan tanık beyanlarından gerekse davacı tarafından sunulan tanık beyanlarından, davacının çok başarılı bir subay olduğu, görevini titizlikle yürüttüğü hatta bir terörist baskını sırasında fedakar davranışlar gösterdiği anlaşılmış, son emre itaatsizlikte ısrar olayının ise, verilen şehitlerden dolayı duyduğu üzüntü ve elemin tesirinden kaynaklandığı belirlenmiştir. 926 sayılı yasanın 50/son maddesinin amir hükmü gereği çıkartılan Subay Sicil Yönetmeliği'nin 99 ncu maddesinde aynen Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlaki durumları gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları son rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır, a) Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması, b) Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi... denilmektedir. Sayılan bu hallerin, davacı açısından gerçekleştiği söylenemez. Çünkü, görev safahatı içerisinde bir adet 7 gün oda hapsi cezası ve beraatla sonuçlanan bir suç dolayısıyla uğradığı soruşturma mevcuttur. Bunlar dışında herhangi bir uyarı ikaz vs. olmadığı gibi almış olduğu takdirleri de bulunmaktadır. Nitekim ayırma işlemi sonuçlanmadan önce, 29.12.1994 tarihinde Bl. K. nınca görevindeki tutum ve davranışlarından dolayı takdir yazısı yazılmıştır. Harp okulundaki dönemde de çok başarılı bir öğrenci olduğu, yazıları takdir yazılarından anlaşılmaktadır. Halen mevcut tek bir disiplin cezasının, davacının TSK.'den ayrılmasını haklı kılacak nitelik ve nicelikte olduğu söylenemez. Tüm bu nedenlerle; davacı hakkında tesis edilen ayırma işleminin, yetki ve sebep unsurları yönünden hukuka, aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; yetki ve sebep unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu anlaşılan davacıya ait 1994 yılı sicil not kanaatlerinin ve TSK.'nden ayırma işlemenin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy