(205 S. K. m. 25)
Davacının 13 Eylül 1994 tarihinde kayda alınan dava dilekçesinde özetle; 1972 P7 sicil nolu Levazım Kıdemli Başçavuş olarak görev yaparken GATA psikiyatri kliniğinin 20.4.1990 tarihli TSK.'nde görev yapamaz raporuyla emekli olduğunu, rapora göreve devam etmek istediğinden itiraz edince Malatya As. Hastanesinin de aynı karan verdiğini, ancak tanı bakımından farklılık bulunduğunu, iki rapor arasında tanı yönünden farklılık olduğundan Ankara Mevki Hastanesince rapor düzenlendiğim, anılan hastanece ilk rapor doğrultusunda karar verildiğini ve tanı konulduğunu, OYAKa tam ve daimi maluliyet yardımı alabilmek için başvurduğunda OYAK'ın ek rapor istediğini, önce bedeneni fikren çalışabileceğine ilişkin rapor verildiğini (4.12.1991 tarihli), rapora itiraz ettiğini, Etimesgut Hava Hastanesinin 1.6.1994 tarihli raporuyla fikren ve bedenen bir işle meşgul olamayacağının karara bağlandığını, davalı idarenin tam ve daimi maluliyet yardımını Silahlı Kuvvetlerden ilişiğinin kesildiği 16 Kasım 1991 tarihini esas alarak ödediğini, halbuki ilişiğinin kesilmesinin en son rapor olan 1.6.1994 tarihli Hava Hastanesi raporuna göre olduğunu, o nedenle ödenecek yardımın da bu tarihteki miktar dikkate alarak yapılması gerektiğini, 1991 yılı esas alındığında 11 milyon, 1994 yılı esas alındığında 300 milyon ödeneceğinden aradaki farkın fahiş bu yardım ölen üyenin, hayatta iken kuruma vereceği beyannamedeki mirasçılarına ödenir. şeklindedir.
Görüldüğü üzere, davacıya OYAK tam ve daimi maluliyet aylığı ödenip ödenmeyeceği hususunun belirlenmesi olgusu ve uyuşmazlığı başka, bu yardımın hangi tarih esas alınacağı hususu yine başkadır. Davacı öncelikle birinci husus üzerinde davalı idareyle uyuşmazlığa düşmüş, konu davacı lehine sonuçlanmıştır, ikinci uyuşmazlık konusu ise ki davanın konusudur, ödemede hangi tarihin esas alınacağı hususundadır.
Yasanın emredici açık hükmü yukarıda belirtildiği üzeredir. Nitekim, davalı idare de bu yolda işlem tesis etmiştir.
Diğer taraftan, bir hakkın doğup doğmadığının çözümlenmesi olgusu başkadır, hakkın doğduğu saptandığında bu hakkın ödeneceği tarihte görevde olan emsali subay yahut astsubaylara ödenecek tam ve daimi maluliyet yardımı miktarının ne olduğu hususu yine başkadır. Halen görevde olanlara ve emekli olacaklara ödenecek yardım miktarı az ya da çok olabilir, bu yardım yasayla kaldırılmış da olabilir. Enflasyon nedeniyle ödenecek miktar, yasal faiz uygulanmasına karşın, yine de günün koşullarına ve yeni emekli olanların durumuna ulaşamamış olabilir. Tüm bu hususların davacının 1991 yılında emekli olduğunda almaya hak kazandığı bir halkla doğrudan ilgili bulunmamaktadır. Zira OYAK yasasının 25. maddesi davalıyı bağladığı gibi davacıyı da, mahkememizi de bağlar niteliktedir. Yasa hükmü dışında bir çözüm yolu söz konusu olamayacaktır.
Diğer taraftan, davacıya bir defa ödenen OYAK maluliyet yardımıyla birlikte ayrıca OYAK tam ve daimi maluliyet aylığı da bağlanmasına ilişkin bir yasa hükmü olsa idi, davacı, bu aylığın rapor tarihinden değil, görevden ayrıldığı dört yıl önceki tarihten itibaren ödenmesi gerektiğini, hatta kendisine bu tarihten itibaren yasal faiz ödenmesini de isteyecek ve raporlara itiraz ve sair idari başvurularının uzunca bir zaman (örneğin 4 yıl) sürmesinin kendisinin 4 yıl önce doğan hakkının ödenmesine engel olmayacağını savunacaktı. Ne var ki, dava konusu olayımızda böyle bir aylık bağlama olayı bulunmadığından ve bir defada ödeme yapıldığından, ancak rapor tarihinde ödenecek miktarın fazlalığı nedeniyle işbu davayı ikame ettiği görülmektedir.
Tüm bu hususların ötesinde OYAK Yasasının 25. maddesindeki ... almakta olduğu son aylık tutarının 12 misli... şeklindeki açık hükmün dışına çıkılmasının hem davacı hem de davalı idare yönünden olanaksız olduğu hususunda herhangi bir duraksama bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy