(2946 S. K. m. 7, 8) (Kamu Konutları Yönetmeliği m. 14, 34)
Davacı 8 Mart 1995 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; 26.8.1993 tarihinde kamu konutuna girerken vermiş olduğu giriş beyannamesinde Adapazarı Erenler Köyündeki meskenini göstermediği gerekçesi ile konuttan çıkarılması yolunda 21.2.1995 tarihinde tesis edilen konuttan çıkarılma işleminin hukuka aykırı olduğunu ve bunun nedeninin
1. Konuta giriş beyannamesini 26.8.1993 tarihinde doldurduğunu; bu tarihte anılan konutun uhdesinde bulunmadığım, satışının 20.9.1902 tarihinde yapıldığını, bunun kanıtının Sakarya 3 üncü Noterliğinde düzenlenen 8.12.1994 tarihli gayrimenkul satış vaadi ile bunun gerçeğe uygunluğunu gösteren satışa ait ve bunun bedellerinin alındığını gösteren belgeler ile 3.5.1995 tarihinde yine noterde düzenlenen düzenleme şeklindeki beyandan anlaşılacağı, tüm bu belgelerden anlaşılacağı üzere kuru mülkiyetin kendinde gözükse daha; zilyetlik ve tasarruf hak ve yetkisinin başkasında okluğu fiilen satılmış bir meskeni, kendisi gibi hiçbir subayın da kamu konutları giriş beyannamesinde konutum var diye göstermesinin söz konusu edilemeyeceği;
2. Bir an için kamu konutları giriş beyannamesini verdiği tarihte meskenin olduğu farz edilse dahi; 23 Kasım 1993 tarihinde yapılan konut tahsisinde 126 puanın olduğunu, meskenin olması nedeniyle 10 puan düşüldüğünde kalan 116 puanın da konuta girmesi için yeterli olduğunu, zira, bu konutun tahsis sırasında, kendinden daha düşük puanlıların, söz gelişi 111 puanla konuta girenlerin olduğunu, bu sebeple hiç kimsenin hakkını hukukunu çiğnemediğini, kimsesin haksız yere önüne geçmediğini, kimsenin oturacağı yerde haksız olarak oturmadığını; belirterek TSK. Konut Yönergesi maddeleri arasında zorlama şeklinde bağlantı kurularak hakkında haksız ve vicdanları rahatsız edecek surette hukuka aykırı surette tesis edilen konuttan çıkarma işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; J. Gn. K. lığı karargahında görevli olup, 22.7.1993 tarihinde lojmanda beş yıllık oturma süresini doldurduğu ve yapılan ön puanlamada da tekrar aynı konutta oturmaya hak kazanamadığı için konuttan çıkarılarak yeniden sıralamaya alınan ve puanının yeterli olması üzerine 23.11.1993 tarihinde Mataracı 16 numaralı lojmanın tahsisi yapılan davacının 10 Aralık 1993 tarihinde konutu teslim alarak. 20.12.1993 tarihinde taşındığı, davacının oturmaya elverişli konutu olduğu halde, 26.8.1993 tarihinde verdiği Konut Başvuru beyannamesinde bu hususu beyan etmeyerek haksız şekilde fazla puan aldığı şeklinde bir yazılı şikayetin vaki olması üzerine, özlük dosyasında mevcut mal bildirim beyannamesinde Adapazarı Erenler Köyünde eşi ile ortak oldukları bir konutunun bulunduğunu 1990 yılında beyan ettiğinin görülmesi üzerine, J. Gn. K. lığının 21.2.1985 tarihli işlemi ile TSK. Konut Yönergesinin 30. maddesi gereğince, oturduğu konutu 2 ay içinde taliye etmesinin istendiği, davacının bu menfi işleminin iptali için 8.3.1994 tarihinde AYİM' de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacının konuta girmesinden sonra gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edindiğinden, 21.2.1995 tarihli emirle konutu tahliye etmesi istenmiştir. Gerçekten lojman tahsisine esas alınan 26.8.1993 tarihli beyannamede davacının hukuken kendi mülkiyetinde bulunan Adapazarı Erenler Köyündeki konutu göstermediği anlaşılmıştır. Dava konusu işlemin sebebini; bu tespit teşkil etmektedir. Davacı işlemin iptaline ilişkin dilekçesinde iki iddiada bulunmaktadır.
1. Evini, 20 Eylül 1992 yılında vekili vasıtasıyla sattığı ve fiili ziyadecini bu tarihte devrettiği, dolayısıyla beyannamede gerçeğe aykırı bir beyanın söz konusu olmadığı,
2. Mesken, gerçekten satılmamış olsaydı dahi bundan dolayı 10 puan düşürüldüğü takdirde bile kalan 118 puanının kendisine tahsis yapılan dönemde kendisine konut tahsis edilmesi için yeterli olacağı;
Öncelikle birinci iddiayla ilgili olarak dava dosyası incelendiğinde; satışın davacının iddia ettiği şekliyle 20 Eylül 1992 tarihinde yapıldığını gösteren hukuki geçerlik taşıyan bir belgeye rastlanmamıştır. Davacı vekili ile alıcı arasında 8.12.1994 tarihinde noterde yapılmış düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ibraz edilmiş ve bu sözleşmede satış, Zilyetliğin devri ve ilk taksidin ödenme tarihi olarak 20 Eylül 1992 gösterilmişse de bu sözleşme, içinde bulunan (davacı vekilinin ve alıcının) ifadelerin tevsikinden başka bir anlam taşımaz. Başka bir anlatımla satışın 20 Eylül 1992 tarihinde yapıldığı konusunda hukuki delil teşkil etmez. Davacının iddiasının hukuki geçerlik kazanmasa ancak bu iddiasını tapu kaydı ile tevsik etmesiyle mümkündür. Meskenin hukuken geçerli satışı konuta giriş beyannamesi verildikten bir yıl sonra 30.12.1994 tarihinde yapılmıştır.
İkinci iddiaya gelince; TSK Konut Yönergesi 28/ib maddesine göre Bu yönergede tespit edilen esaslara uymadığından konuttan çıkarılan personel aynı garnizonda bulunduğu sürece konutlardan yararlanamaz. Yine aynı yönergenin 30/e maddesine göre Kendisine konut tahsis edilenlerden tahsis yapıldıktan sonra, konutta oturma şartlarına haiz olmadıkları anlaşılanlar, kendilerine yapılan tebligat tarihinden itibaren iki ay içinde konutları boşaltmak ve anahtarlarını yetkili birime vermek zorundadırlar. Bu hükümler ve özellikle TSK. Konut Yönergesinin 17 ve 35 nci maddeleri konut giriş beyannamesini gerçeğe uygun olarak doldurulması yönergenin tespit ettiği hususlardan biridir ve davacı hukuken maliki bulunduğu evi beyannamede belirtmeyerek yönergenin tespit ettiği esasa uymamıştır ve bunun sonucu olarak 28/b hükmüne göre aynı garnizonda bulunduğu sürece konutlardan yararlanma hakkını yitirmiştir. Bu durumda davacının durumu 3/e maddesine uyduğundan, davacı tebligat tarihinden itibaren 2 ay içerisinde konutu boşaltmak mecburiyetindedir. Anılan hükümler karşısında davacının sahibi olduğu varsayılan evden dolayı 10 puan düşünülse daha kalan 116 puanının lojmanda oturması için yeterli olacağı yolundaki iddiası da varit görülmemiştir. Eğer idare davacının belirttiği gibi yanlış veya gerçeğe aykırı beyanları tespit ettiğinde gerçek duruma göre yeniden puanlama yoluna gitse bu yönergenin ruhuna açıkça aykırı olacak ve daha sonra beyanda bulunacak kimselerde ya tutarsa zihniyetiyle hareket etme temayülü oluşturacaktır. Ayrıca taraflar ve Başsavcılığın temas etmedikleri konuya tam bir açıklık ve çözüm getiren normları Kamu Konutları Kanunu ve Yönetmeliğinde bulabildiğimiz gibi TSK. Konut Yönergesinin 35 nci maddesindeki hükmünde bunlara koşut bir düzenleme getirdiğini görmekteyiz.
Kamu Konutları Kanununun 7 ve 8 nci maddeleri çok açık olarak kamu konutlarına girerken verilen beyannamelerde tahsis yapıldıktan sonra gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu anlaşılanlar... in konuttan zorla çıkarılacağı;
Kamu konutları yönetmeliğinin 34 ncü maddesinin de yukarıda belirtilen yasa hükmüne uygun tanzim edilmesi;
Yine aynı yönetmeliğin 14 ncü maddesinde ... Beyannameyi kasden noksan veya yanlış doldurduğu anlaşılanlar hakkında kanuni kovuşturma yapılır ve bunlara konut tahsis edilemez... hükümlerinin konuya net çözüm getiren çok açıklığı karşısında davacının iddialarına katılmak katiyetle mümkün görülmemiştir.
Netice olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunarak yönerge esaslarına aykırı hareket ettiği ve bu nedenle konuttan yararlanma hakkını kaybettiği sabit olan davacı hakkında TSK. Konut Yönergesinin 30/e maddesi uyarınca tesis edilen tahliye işlemi hukuka uygun görüldüğünden yasal mesnetten yoksun bulunan davanın REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy