(1602 S. K. m. 20, 62, 71) (2709 S. K. m. 157) (492 S. K. m. 13) (Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği m. 26)
Davacı 29.12.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; oğlunun yürütülen tedavisi sonucu GATA tarafından dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu hafif derecede mental reterdasyon teşhisi konularak özel bir eğitim kurumunda grup eğitimleri alması uygundur kararı verildiğini, benzer bir kaç raporu daha olduğunu, oğlunu Özel Uğurlu Özel Eğitim Okuluna göndererek eğitim ve tedavisine devam edildiğini, okula her ay 2.225.000.- TL. ödediğini, bunun 1.725.000.- TL.sının servis ücreti olduğunu, Devletin kendisine okul giderinin 2.150.000.- TL.sını rapora istinaden ödediğini, ancak bu ödemelere yol masrafı dahil edilmediğinden yol ücreti ödenmediğini, oysa okula gidiş geliş masraflarının da ödenilmesi gerektiğini, oysa hususun Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı Ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin 26 ncı maddesinde açıklandığını, çocuğunun servisten ücret karşılığı yararlandığını, ilgili mevzuat uyarınca Ocak 1994 tarihinden bugüne kadar yaptığı ve bu tarihten sonra yapacağı mutat taşıt giderlerinin tarafına ödenmesi için 8.11.1994 tarihinde idareye müracaat ettiğini, müracaatının 24.11. 1994 tarihli işlem ile kabul edilmediğini, bunun hukuka aykırı olduğunu, Harcırah Kanununda; yol ücretinin aile fertleri için ikamet edilen yerden tedavi kurumuna gidiş gelişler olduğunun belirtildiğini ifade ederek yol masraflarının ödenmesi için yaptığı başvurunun reddine dair işlemin iptaline ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.
Davacının, yürütmenin durdurulması yolundaki talebi 1602 sayılı yasanın 62 nci maddesindeki yasal unsurları taşımaması nedeniyle reddedildikten sonra, Başsavcılığın düşüncesinde davanın görev yönünden reddedilmesi gerektiği yolunda iddiada bulunduğundan kamu düzeni ile ilgili olan bu hususun öncelikle ele alınması zorunlu bulunmaktadır.
Davacı ile davalı İdare arasındaki ihtilaf, davacının oğlunun özel bir eğitim kurumuna eğitim, tedavi maksadıyla memuriyet mahallinde bir kuruma gidiş gelişlerinde yol masraflarının ödenip ödenmeyeceği konusunda toplanmıştır. Gerek Anayasanın 157 nci gerekse 1602 sayılı AYİM. Kanununun 20 nci maddesinde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir idari davaya bakabilmesi için işlemin Asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Davacının T.S.K.nde astsubay olarak görevli bulunması nedeniyle asker kişi olduğundan şüphe bulunmamaktadır. Askeri hizmete ilişkin bulunmak unsurunun davada mevcut olup olmadığının ayrıca incelenmesi gerekir. Esasen Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin başlıca kuruluş amaçlarından birisi de kendisine özgü ve umumi hukuk kurarları dışında, diğer mesleklerden farklı, hiyerarşin düzene sahip bir kamu hizmeti kolu olan askerlikle ilgili işlem ve eylemlerin yargı denetimini özel ihtisası gerektiren bir kuruma bırakmak olduğuna göre böyle bir belirlemenin ne denli önem arz ettiği açıktır. Bu sorunun çözümünde işlemi tesis eden makamın askeri olup olmamasının önemi yoktur. Önemli olan işlemin askeri hizmete ilişkinlik vasfını taşıyıp taşımadığının tespitidir. Bunun için işlemin özelliğine bir başka deyişle niteliğine bakmak gereklidir. İdari işlemin yargısal denetiminde askerlik mesleğinin gereklerini bilmenin önem taşımadığı hallerde, işlem askeri makamlarca tesis edilmiş olsa bile, dava görevli idare mahkemesinde çözümlenecektir. Bu durumda, bir davanın AYİMde görülüp görülemeyeceği meselesinde çözümün, idari işlemi tesis eden makam yönünden ayırıma tabi tutulmayıp, yapılan işlemin niteliğine, askeri olma vasfının ağırlıklı olup olmadığına bakılması görevli mahkemenin tayininde en doğru yol olacaktır.
Yukarıdaki açıklamaların ışığında, inceleme konusu davayı bakıldığında davacı askeri kişi olmakla birlikte, ihtilafın çözümünde askeri hizmete ilişkinlik unsurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekten, diğer kamu kurumlarında görev yapmakta olan bir başka memurun aynı mahiyette tedavi gören çocuğunun özel eğitim kurumuna gidiş-geliş ücreti nin ödenmesi konusunda ne gibi bir değerlendirme ile işlem tesis ediliyorsa davacı hakkında da aynı türden bir değerlendirme ile işlem tesis edileceğinden bu işlemin askeri açıdan değerlendirilecek bir yönü, dolayısıyla askeri hizmete ilişkinlik unsuru bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlem genel idari yargının görev alanına girdiğinden davanın görev yönünden reddine, 1602 sayılı Yasanın 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, verilen kararın mahiyeti gereği Davacının peşin yatırmış olduğu harçtan 90.800.- TL. (doksan bin sekiz yüz lira) başvurma harcı ve 60,000.- TL. (altmış bin lira) maktu harcın mahsubu ile arta kalan 61.600.- TL. (Altmış bir bin altı yüz lira)nın Haçlar Kanununun 31 nci maddesi gereğince isteği halinde Davacıya iadesine,
KARŞI OY YAZISI
1982 Anayasasının 157 ve 1602 sayılı yasanın 20 nci maddesi Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görev alanını belirlemiş olup bu hükümlere göre; bir yönetsel uyuşmazlığın Askeri yüksek İdare Mahkemesinde görülüp çözüme kavuşturulabilmesi için, işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması öğelerinin birlikte mevcut olması gerekmektedir.
Davanın konusu özel bir eğitim kurumunda tedavi gören oğlu için okula gidiş gelişlerde yol masraflarının ödenmemesi işleminin iptali istemidir. Davacı astsubay olup asker kişi olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır. Uyuşmazlık dava konusunun askeri hizmete ilişkin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliğinin aradığı unsurlara uygun davranmak koşuluyla, davacının tedavi ve yol giderlerinin davalı idare tarafından ödeneceği konusunda kuşku bulunmadığı gibi, bu konuda çıkan uyuşmazlığın AYİM.de çözümleneceği konusunda da kuşku bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla tedavi ve yol giderleri konusunda doğan uyuşmazlık askeri hizmete ilişkin bir uyuşmazlıktır. Hal böyle olduğuna göre özel eğitim gören ve velisi bulunduğu oğlunun okula gidiş ve gelişlerinde yapılan yol masraflarının ödenmesinden doğan uyuşmazlığın askeri hizmete ilişkinlik vasfını taşıdığını da kabul etmek gerekmektedir. Bir başka anlatımla, davacının velisi bulunan oğlu için yaptığı harcama sonuçta Davacının menfaatini ilgilendirmektedir.
O halde, davacının kendisi için yaptığı tedavi gideri ile, oğlu için bu amaçla yaptığı giderin işlem olarak niteliği arasında fark olmamak gerekir. Yani her iki işlemde de askeri hizmete ilişkinlik özelliklerinin var olduğunu kabul etmek gerekir. Yapılan açıklamalar karşısında özel bir eğitim kurumunda tedavi gören oğlu için okula gidiş gelişlerinde yol masraflarının ödenmemesi işleminin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözüm yeri Anayasanın 157 ve 1602 sayılı kanunun 20 nci maddeleri uyarınca AYİM. iken, genel idari yargının görevi olduğundan bahisle davanın görev yönünden reddine karar veren çoğunluğun görüşüne karşıyız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy