(5434 S. K. m. 72) (2330 S. K. m. 2) (Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik m. 1, 2)
Davacılar vekili 25.10.1994 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğlu Uzm. J. Çvs. .................'in 16.9.1992 tarihinde göreve çıktığında içinde bulunduğu askeri aracın devrilmesi sonucu vefat ettiğini kendilerine nakdi tazminat ödendiğini, müteveffanın eşi ve çocuklarına dul ve yetim aylığı bağlandığını, müvekkillerine ise malûl ve muhtaç olma şartı gerçekleşmediğinden yedim maaşı bağlanmadığını, 5434 sayılı yasanın 72 nci maddesinin 3897 sayılı yasa ile değiştirildiğini .................'in ölüm olayının mezkur kanun değişikliği kapsamına alınması gerektiğini, Emekli Sandığına yaptıkları başvurunun reddedildiğini ölüm olayının göreviyle illiyet bağı içerisinde gerçekleştiğinin açık olduğunu belirterek işlemin iptaline karar verilmesini dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacılara ait tahsis dosyasının incelenmesi sonucu: Davacıların oğlu olan Uzm. J. Çvş. ................., Kozluk İlçe J. K. lığında görevli iken 16.9.1992 tarihinde teröristlerin iki araca yaptıkları saldırı olayının tahkikinde diğer askerlere birlikte görevlendirildiği, olay yerine hareket edildiği görev gereği yerine getirildiği, bilahare Gümüş örgü J. Karakoluna gidilmesi için emir verildiği, dönüş sırasında Geyikli Köyü yakınlarında içinde bulundukları BTR60 Zırhlı aracının devrilmesi sonucu Uzm. J. Çvş. .................'in öldüğü erattan yaralananlar olduğu, bu olayın (.................'in ölüm olayı) görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiği kabul edilerek (davalı kurumun 11.12.1992/103, 2578 sayılı kararıyla) hakkında vazife malûllüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği ve dul eşi ile çocuklarına vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, davacıların ilk olarak 14.1.1968 tarihinde, bilahare 3997 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi üzerine vekilleri marifetiyle 15.7.1994 tarihinde kendilerine de aylık bağlanması talebinde bulundukları, davalı kurumun 9.9.1994 tarihli yazıyla davacılara cevap verdiği ve bu yazıda oğullarının trafik kazasında öldüğünden bahisle aylık bağlanamayacağının bildirildiği, bunun üzerine davacıların olumsuz işlemin iptali istemiyle ve vekilleri marifetiyle süresinde dava açtıktan belirlenmiştir.
Görüleceği üzere; davacılar ile davalı arasında ölüm olayının meydana gelmiş biçimde bir uyuşmazlık bulunmamakta, uyuşmazlık, olayın tavsifinde toplanmaktadır. Davalı idare, yukarıda değinilen 11.12.1992 tarihli kararında, ölüm olayının görevin neden ve etkisiyle meydana geldiğini kabul ederek dul ve yetimlerine vazife malûllüğü aylığı bağlamış iken davacıların müracaatında; olayın trafik kazası olduğundan bahisle istemi reddetmiştir. Bu farklı değerlendirmenin nedeni davalı idareden sorulduğunda; ilgili mevzuat özetlendikten sonra evvelce vazife malullüğü büklümlerinin uygulanmasına karar verilmişse de ölüm olayının 2330 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceği yolunda cevap verilmiştir.
Konuya ilişkin 5434 sayılı Yasanın 72 nci maddesinin son fıkrası Bu Kanunun 64 ncü maddesinin (a, b, c, ç, d ve e) fıkralarında açıklanan durumlardan dolayı veya 3.11.1980 tarih ve 2330 sayılı Kanun ile bu kanuna ek 2586 sayılı Kanun kapsamında mütalâa edilen görevler nedeniyle geride dul ve yetim bırakmadan hayatlarını kaybetmiş bulunan iştirakçilerin muhtaç baba veya analarına ölüm tarihini takip eden ay başından geçerli olarak aylık bağlanır. sakimde iken 13.6.1994 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 3997 sayılı Kanunla değiştirilerek Bu Kanunun 64 ncü maddesinin (a, b, c, ç, d ve e) fıkralarında açıklanan durumlardan dolayı veya 3.11.1980 tarih ve 2330 sayılı kanun ile bu kanuna ek 2566 sayılı kanun kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle hayatlarını kaybetmiş bulunan iştirakçilerin baba veya analarına, ölüm tarihini takip eden aybaşından geçerli olarak aylık bağlanır. Babaya bağlanan aylık, diğer dul ve yetimlerin bulunması halinde dahil ana ve babaya eşit olarak paylaştırılarak ödenir... şeklinde yeniden düzenlenmiştir. İsti madde hükmü bilahare 6.12.İ994 tarihinde yayınlanan 4049 sayılı yasa ile yeniden değiştirilerek yeni bir düzenleme getirilmişse de; davalı idarenin red işlemini tesis ettiği tarihte yürürlükte bulunan hali ile değerlendirmeye alınması zorunludur, idari yangı denetimi, işlemin tesis edildiği tarihteki hukuk kaidelerine göre yapılmak gerekir. Aksi bir halin kabulü, içerisinden çıkılması imkansız sonuçlar doğurur.
Biraz önce özetlenen 5434 sayılı Yasanın 3997 sayılı yasa ile değişik 72 nci maddesinin son fıkrasında, 2330 sayılı kanun kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle hayatlarını kaybetmiş bulunan iştirakçilerin baba ve analarına (muhtaç olup olmadıklarına bakılmaksızın) aylık bağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının oğulları olan J. Uzm. Çvş. .................'in 2330 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde sayılan kamu personelinden olduğundan şüphe bulunmamaktadır, ölüm olayının vuku bulduğu anda, ilgilinin 2330 sayılı kanunun birinci maddesinde yazılı olduğu şekilde görev halinde olup olmadığı sorunun çözümünde önemli bir husustur. 2330 sayılı Kanunun birinci maddesinde kanunun amacı açıklanırken Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığın men takip ve tahkikle görevli olanların bu görevlerinden dolayı... yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ... esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir. denilmiştir. 5434 sayılı yasanın 72 nci maddesinde de görevleri nedeniyle hayatlarını kaybetmiş olanlardan söz edilmektedir. Benzer düzenleme Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin bir ve ikinci maddelerinde de bulunmaktadır, içişleri Balkanlığı Nakdi Tazminat Komisyonu davacının oğullarının 2330 sayılı kanun kapsamında öldüğünü kabul ederek mirasçılarına tazminat ödenmesine 23.12.1902 tarihinde karar vermiştir.
Davacıların oğlu J. Uzm. Çvş, .................'in 15.9.1992 günü 1715 sıralarında KOZLUK ilçesinde meydana gelen PKK terör örgütü mensuplarının gerçekleştirdiği bir saldırının takip ve tahkiki için mensup olduğu tim ile birlikte görevlendirildiği dosyada bulunan görev emrinden açıkça anlaşılmaktadır. Bu görev emri ile göreve çıkan timin görev kapsamındaki işleri yerine getirmek için üzerine düşen işleri yaptığı takip ve tahkikin ertesi gün sabaha kadar devam ettiği, sabahleyin kendilerine Gümüşörgü Jandarma Karakoluna gitmeleri için emir verildiği, bu emrin gereği belirtilen yere gidilirken içinde bulundukları aracın devrilmesi sonucu J. Uzm. Çvş. .................'in öldüğü, mevcut evraklardan açıkça belirlenmektedir. Ölüm olayının vuku bulduğu anda J. Uzun. Çvş. .................'in görevinin devam ettiğini kabul ötmek zorunludur. Çünkü henüz istenilen yere intikal tamamlanmamış ve bir istirahat hali bahis konusu değildir. Hukuki düzenlemelerde mevcut olan görevlerinden dolayı yada görevler nedeniyle hayatını kaybetmiş olmak hali fiilen gerçekleşmiştir, Göreve zırhlı araç ile çıkması emredilen bir görevlinin bu görev henüz sona ermemişken aracın devrilmesiyle ölmesi halinde bu halin varlığı kabul edilmek gerekir. Görev yaya veyahut da araçlı olarak yerine getirilebilir. Araçlı olarak yerine getirilen görev sırasında aracın devrilmesiyle meydana gelen ölümün, görevler nedeniyle olduğu izahtan uzaktır. Kanuni düzenlemelerin aradığı husus, ölüm olayı ile 2330 sayılı kanun kapsamında yerine getirilen görev arasında direk bir ilişkinin olması halidir. Dava konusu olayda, bu direkt ilişkinin varlığı izahtan uzaktır. Kanun koyucunun amacı, güven ve asayişin temini yerine getirilen bazı görevlerde, bunları yerine getiren kamu görevlilerinin bazı riskler altında olduğu, görevin layıkıyla yerine getirilebilmesi için bu görevlilerin bazı endişelerden uzak bulunmaları gerektiği nedeniyle onlara bir takım güvenceler sağlamaktır. Dava konusu olayda olduğu gibi; terörle mücadele için OHAL bölgesinde görevlendirilen davacıların oğlunun, gerek terör örgütü mensuplarının tehdidi gerekse bölgenin tabii özelliği itibariyle görevden kaynaklanan yaşamsal tehdit altında olduğunun kabulü gerekir. Bu sebeplerle; ölüm olayının görev nedeniyle vuku bulduğunun kabulüyle, davacılara izah edildiği şekilde ölen oğullarından dolayı vazife malûllüğü aylığı, 5434 sayılı Yasanın 3997 sayılı yasa ile değişik 72 nci maddesinin son fıkrası uyarınca bağlanması gerektiren, aksine davalı kurumca tesis edilen olumsuz işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırı olduğu anlaşılan vazife malûllüğü aylığı bağlanmamasına ilişkin İŞLEMİN İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy