(5434 S. K. m. 45, 49)
Davacı, 10.4.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 10.12.1990 tarihinde bir görevle askeri araçla Ardahan garnizonundan Damal garnizonuna giderken, yolda aracın kaza yapması sonucu yaralandığını, geçirdiği ameliyat sonrasında toplam 24 ay istirahat verildiğini, akabinde iyileştiği gerekçesiyle sınıfı görevini yapar şeklinde rapor verildiğini, ancak kazadan kaynaklanan şikayetleri nedeniyle yeniden başvurduğu GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin 23.9.1993 tarihli raporu ile sınıfı görevini yapamayacağı yolunda karar verildiğini, Emekli Sandığının 6.6.1994 tarihli yazısı ile adi malûl olduğunun belirtildiği, bilahare tarihinde yemden sınıflandırılarak levazım sınıfına geçirildiğini, aynı kazada yaralanan astsubay Uğur ATLAS'ın davalı sandıkça vazife malûlü sayılmasına rağmen kendisinin adi malûl kabul edilmesi nedeniyle tarihinde bu durumun düzeltilmesi amaciyle verdiği dilekçenin, davalı sandıkça bir yıllık başvuru süresi geçirildiği gerekçesiyle reddedildiğini belirterek; bu nedenlerle sözkonusu işlemin iptalini dava ve talep etmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinde;
Davacı Mu. (Lv.) Kd. Ütğm. Muammer ASLAN'ın, Ardahan 51. P. Tuğ. Mu. İşl. Tk. K. olarak görevli bulunduğu sırada, Tugay Komutanlığınca 10.12.1990 - 11.12.1990 tarihleri arasında Damal ve Çıldır'a gitmek üzere görevlendirildiği, davacı ile birlikte bir astsubay ve iki erin içinde bulunduğu jeep aracın 10.12.1990 tarihinde Damal istikametinde seyir halindeyken, Çıldır - Hanak yol kavşağı yakınında yolun buzlanması nedeniyle kayarak şarampole yuvarlanması sonucu, sol femur kemiğinin kırıldığı, acil olarak kaldırıldığı Ardahan Askeri Hastahanesinde acilen ameliyat edildiği, akabinde aynı hastane sağlık kurulunun 28.12.1990 tarihli raporu ile 3 ay istirahatle taburcu edildiği, akabinde de rahatsızlığının devam etmesi nedeniyle toplam 24 ay istirahat kullandığı, son 4 aylık istirahatinin akabinde sınıfı görevini yapar kararı ile görevine başladığı, ancak sağ kalçasındaki ağrı ve hareket kısıtlılığı şikayetinin devam etmesi üzerine önce İzmir Askeri Hastanesine başvurduğu, bu hastanenin şevki üzerine de GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesince yeniden muayene edildiği ve anılan hastane sağlık kurulunun 23.9.1993 tarih ve 2353 sayılı raporu ile Sol kalça kırık sekeli teşhisiyle B/58 F-2 sınıfı görevini yapamaz. TSK. SYY'nin 2 nolu çizelgesindeki (+) işaretli sınıflarda yeniden sınıflandırılması uygundur. kararı verildiği, bu raporun usulüne uygun şekilde 25.3.1994 tarihinde MSB. Sağ. D. Bşk.lığınca onaylandığı, akabinde aynı raporu inceleyen Emekli Sandığı Sağlık Kurulunun 16.5.1994 tarih ve 1608 sayılı kararı ile, davacının adi malûl olduğuna karar verildiği, onaylanan rapor sonrasında KKK. lığı Sınıflandırma Kurulunca tarihinde yeniden sınıflandırılarak muharebe sınıfından levazım sınıfına geçirildiği, bu sınıfa geçirildikten sonra 17.1.1995 tarihli dilekçesi ile davalı kuruma yazılı olarak başvurarak, hakkındaki adi malûllük kararının kaldırılarak vazife malûlü sayılması isteminde bulunduğu, Emekli Sandığı Gn. Md. lüğünün 24.2.1995 tarihli işlemi ile, davacının 23.9.1993 tarihli kafi rapor tarihinden itibaren 5434 sayılı kanunun 49 ncu maddesinde belirtilen bir yıllık süre içerisinde müracaatta bulunmadığı gerekçesiyle, durumunun vazife malûllüğü yönünden incelenmesine imkan bulunmadığının belirtildiği, davacının sözkonusu menfi işlemin iptali için tarihinde ve süresinde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 49 ncu maddesinin son fıkrasında Haklarında adi malûllük muameleleri uygulananlar, bu tarihten itibaren bir yıl içinde malûllüklerinin vazife malûllüğü olduğunu yazı ile sandığa bildirerek muamelenin düzeltilmesini isteyebilir. denilmektedir. Aynı Kanunun sözkonusu 49 ncu maddesinin birinci fıkrasında ise Vazife malûllükleri, doğdukları tarihlerden itibaren en çok bir yıl için de yazı ile sandığa bildirilir. Bildirilmediği takdirde, bu malûllüklere uğrayanlar hakkında adi malûllük hükümleri uygulanır. hükmü yer almaktadır.
Davalı kurum, davacının malûllüğünün 28.9.1993 tarihli kat'i raporla doğmuş bulunduğunu, dolayısiyle davacının bu tarihten itibaren 5434 sayılı Kanunun 49 ncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir yıl içinde sandığa başvurarak, hakkında vazife malûllüğü hükümlerinin uygulanması talebinde bulunması gerekirken, 17.1.1995 tarihli dilekçesi ile bu süre geçtikten sonra vaki talepte bulunması dolayısiyle, durumunun vazife malûllüğü yönlünden incelenmesine imkan olamadığını ileri sürmektedir. Oysa, mahkememizin yerleşik uygulamasına göre; ilgili hakkındaki sağlık kurulu raporunun kat'i mahiyet alabilmesi için, bunun usulüne uygun şekilde onaylanmış olması gerekli bulunmaktadır. Bu onama işlemi ise, Kuvvet Sağlık ve Vet. D. Bşk.lıkları yada MSB. Sağlık D. Bşk.lığınca yapılmaktadır, işte, bu yetkili birimin onaylama işleminin tarihi, sözkonusu raporun kesinleşme tarihi olarak kabul edilme durumundadır. Çünkü, gerek TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliği, gerekse TSK. Mensuplarının Sağlık Muayeneleri Yönergesi hükümlerine göre; onay makamının bu rapor üzerinde esas inceleme yapma ve hatalı bulursa raporu onaylamayarak hükümsüz kılma yetkisi bulunmaktadır. Hal böyle olunca da, işin doğası gereği de, onama tarihinden çok önce tanzim edilen ilgili sağlık raporunun düzenleme tarihinin Kat'i rapor tarihi olarak kabulüne imkan olmadığı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, davalı kurumca tesis edilen işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı bulunduğu açıktır.
Öte yandan, davacının Tugay Komutanlığınca emredilen bir askeri vazifenin ifası amaciyle askeri araçla karayolunda seyir halindeyken, geçirdiği trafik kazası sonucu sakatlandığı ve sonuçta bu kaza nedeniyle malûl hale geldiği sabit olduğundan; 5434 sayılı Kanunun 45/a maddesi uyarınca vazife malûlü sayılması gerekli bulunmaktadır. Diğer bir deyişle, vazifenin sebep ve tesiriyle meydana gelen bu sakatlanma (maluliyet) nedeniyle davacının adi malûl sayılması mümkün değildir. Davacının geçirdiği kaza sonucu zaman içerisinde maluliyeti gelişmiş ve nihayet MSB. Sağlık Daire Başkanlığının 25.3.1904 tarihli onayı ile, bu tarihte devamlı bir nitelik olarak kesinleşmiştir.
Diğer taraftan, dosyada yer alan belgelerden, davacı ile birlikte aynı araçta bulunan ve davacı gibi malûl kalan astsb. Uğur ATLAS'ın davalı sandıkça Vazife Malûlü sayıldığı anlaşıldığından; işlemin amaç unsuru yönünden de sakat bulunduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde, davalı kurumun, 5434 sayılı Kanunun 49 ncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının bir yıllık süre içerisinde yapmış olduğu başvuruyu dikkate almaması; bu başvuruyu aynı Kanunun 49 ncu maddenin son fıkrası uyarınca verilmiş bir talep mahiyetinde değerlendirmesi mümkün ve buna göre de ilk verilen adi malûllük kararının gözden geçirilmesi olanak dahilinde iken, bu yola da gitmeyerek olumsuz işlem tesis etmesinde hukuka uyarlı davrandığı söylenemez. Davacının vazife malûlü olduğunun kabulü ve bu yolda işlem tesisi gerekli iken; davacının hatalı bir yorumla adi malûl kabul edilmesi sebep ve amaç unsurları bakımından hukuka aykırı bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının vazife malûlü sayılmaması işlemi hukuka aykırı görüldüğünden, işlemin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy