(926 S. K. m. 36, 83)
Davacı 19.4.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; bahse geren 6. Kor. As. Mah.nin kararıyla 3 ay 10 gün olarak karara bağlanan mahkumiyetinden o tarihteki infaz yasası uyarınca 1/3 oranında indirim yapılmasına rağmen KKK. lığınca nasıp düzeltilmesine ilişkin kararda bahis konusu infaz süresinin nazarı itibara alınmadığını keza TSK. Personel Kanununun 83 ncü maddesinin atfı ile 36/a maddesi gereğince esas alınması gereken açıkta geçen sürenin maddi hata sebebiyle yanlış bir şekilde hesaplandığını, KKK. lığının emrinin hak ve nesafet ilkeleriyle bağdaşmadığını, oto yandan askerlik borçlanması nedeniyle 30.8.1983 olan nasbinin Haziran 1982 buna binaen Astsb. Kd. Üçvş. luğa nasbinin Haziran 1991 tarihine götürüldüğünü, kıdem indirimi kararnamesinde bu tarihinde esas alınmadığını belirterek bahis konusu işlemin iptaline, açıkta kaldığı süre içerisinde eksik ödenen özlük haklarının telafisi ve tazminine, kademe ve derece ilerlemesine esas alınması gereken sürenin tespitine karar verilmesini dava etmiştir.
Dava dosyası ve ara kararı ile getirtilen davacıya ait kıt'a özlük dosyasının incelenmesi sonucu: 30.8.1983 tarihinde P. Astsb. Ovş. luğa naspedilen davacının bilahare askerlik görevinde geçen 1 yıl 2 ay 10 günlük sürenin kıdeminden sayılarak MSB. nın 21.2.1984 gün ve 84-5 sayılı ONAY emri ile astsubay çavuş nasbinin 20.6.1982 tarihine götürüldüğü, bu nasıp düzeltme işleminden yeni nasbına göre 30.8.1985 tarihinde P. Astsb. Kd. Çvş. luğa, 30.8.1988 tarihinde P. Astsb Üçvş. lığa, 30.8.1B91 tarihinde P. Astsb. Kd. Üçvş. luğa terfi ettirildiği, üste fiilen taarruz suçundan 3 ay 10 gün hapse mahkumiyetinden sonra tutululukta ve açıkta geçirdiği günler nazara alınarak MSB. nın 28.3.1965 tarih (95/3)J58 sayılı ONAY emri ile yeniden nasıp düzeltilmesi işlemi yapılarak Kd. Üçvş. luk nasbinin 30.8.199-1 tarihinden 7.12.1991 tarihine götürüldüğü, son olarak da 30.8.1995 tarihinde P. Bşçvş. luğa terfi ettirildiği belirlenmiştir.
Astsubayların nasıp düzeltmeleri 926 sayılı yasanın 83 ncü maddesinde yer almakta olup yapılacak işlemler hakkında aynı yasanın 36 ncı maddesinin (a), (b), (e) bentlerine atıf yapılmıştır. 36 ncı madde de aynen Kazai ve idari kararlar neticesi nasıp düzeltilmesi aşağıdaki esaslara göre yapılır, a) Kısa hapis cezası, tecil edilen, tedbire veya para cezasına çevrilen cezalar hariç olmak üzere subayların; 1. Şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkumiyetleri halinde, infaz süresinde dikkate alınarak gözaltı, tutukluluk ve hükümlülükte geçen süreleri, 2. Açığı gerektiren bir suçtan mahkumiyet halinde açıkta geçen süreleri, kıdemlerinden düşülür. Bu işlem, firar, izin tecavüzü veya açıkta geçen süreler bakımından hükmün kesinleşmesini, şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalar bakımından, cezanın kısmen veya tamamen infazını müteakip son rütbeye nasıp tarihinin düzeltilmesi suretiyle derhal yapılır... e) Nasıp düzeltilmek suretiyle yapılacak terfiler 33 ncü madde hükmüne tabidir denilmektedir. Benzer düzenleme Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 35 nci maddesinde de bulunmaktadır.
Davacı üste fiilen taarruz suçundan 6. Kor. K. lığı As. Mahkemesinin 7.12.1994 tarih 1994/905-1110 sayılı kararı ile 3 ay 10 gün hapis cezasına mahkum edilmiş olup cezası 13.1.1995 tarihinde kesinleşmiştir. Bu karardan sonra davalı idarece 926 sayılı yasanın 83 ve 36 ncı maddeleri gereğince (MSB. nın 28.3.19-95 gün ve (95-3J-58 sayılı ONAYI ile) davacının Kd. Üçvş. luk nasibi 30.8.1991 tarihinden 7.12.1991 tarihine götürülmüştür. Davacı, mahkum olduğu suçtan dolayı 16.9.1993 - 15.12.1993 tarihleri arasında tutuklu olarak kalmış ve bu arada 18.10.1993 tarihli ONAY emri ile açığa alınmış ve 22.12.1998 tarihinde açığı kaldırılmıştır. Hükmün kesinleşmesini müteakip 6. Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 17.1.1925 tarih 1994/905 evrak, 1995/10 sayılı kararı ile 44 günlük infaz süresi göz önünde tutularak 30.10.1993 tarihinden geçerli olarak şartla salıverme kararı verilmiştir. Bu durumda davacı, 15.12.1993 - 29.10.1993 (Dahil) tarihleri arasında mahkum olduğu suç nedeniyle cezaevinde hapis cezasını infazda geçirmiş olmaktadır. Bu süre (44) gündür. Davacının tutukluluğu 15.12.1993 tarihinde, açığı ise 22.12.1993 tarihinde sona erdiğine göre: 30.10.1993 - 22.12.1993 (Hariç) tarihleri arasında tutuklu açıklı olarak kalmıştır. Bu süre de 53 gün etmektedir. Bu sürelerin toplamı olan (97) günün 926 sayılı yasanın 83 ve 36 ncı maddeleri gereğince davacının kıdeminden düşülmesi gerekmekte olup bu işlem yapıldığında davacının yeni Kd. Üçvş. luk nasbi 6.12.1991 olmaktadır. Davalı idarece, davacının yeni nasbi 7.12.1991 olarak belirlenmişse de, bu bir günlük farkın davacının bir üst rütbeye, yani Başçavuşluğa nasıp tarihini değiştirmediğinden iptal nedeni olarak sayılmamıştır. Nitekim davacı 30.8.1995 tarihinde Piyade Başçavuşluğa terfi ettirilmiştir. Davacı, askerlik borçlanması nedeniyle Astsb. Çvş. luk nasbinin Haziran 1982 tarihine, buna binaen Astsb. Kd. Üçvş. luğa nasibinin Haziran 1991 götürüldüğü belirterek bu tarihin kıdem indirimi kararnamesinde esas alınmadığını ileri sürmüşse de; bu iddia doğru değildir. 926 sayılı yasanın 3/b maddesinde Nasıp: ilk subaylığa, astsubaylığa ve bir rütbeden sonraki rütbeye terfide yeni rütbenin normal bekleme süresinin başlama tarihidir denilmektedir. Dolayısıyla, 1984 yılında astsubay çavuş rütbesinde lehe yapılan nasıp düzeltmesinin etkisini ilk terfi döneminde göstereceği, ondan Sonraki terfilerde ise yeni rütbeye nasıp tarihinin tüm işlemlerde esas alınacağı gözden uzak tutulmamalıdır. Bu itibarla, davacının iddiaları doğru olmadığı gibi, Astsubay Kd. Üçvş. luğa nasbi da Haziran 1991 değil, 30 Ağustos 1991'dir. Yeni yapılan nasıp düzeltilmesinde de bu tarihin esas alınması doğrudur.
Davacının, nasıp düzeltilmesine ilişkin işlemde infaz süresinin na zarı itibara alınmadığı yolundaki iddiası yukarıdaki açıklamalar ışığında doğru değildir. 647 sayılı infaz yasası uyarınca davacının mahkumiyet müddetinden 1/2 oranında indirim yapılmış ve bu durum idari işlemde esas alınmıştır. Keza açıkta göçen süre bakımından da bir yanlış hesap, bahis konusu değildir. Davacıya açıkta geçen süreler bakımından eksik ödeme olmadığı celbedilen ödeme tablosundan anlaşılmıştır. Bu sebeplerle, davacı hakkında tesis edilen işlemde unsurları itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın REDDİNE.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy